BDP'li Ayna: 'Artık talep etmiyoruz yapıyoruz'

  • Konbuyu başlatanbursali68
  • Başlangıç tarihi
B

bursali68

Ziyaretci
BDP'li Ayna: 'Artık talep etmiyoruz yapıyoruz'

BDP'li Emine Ayna Demokratik özerklik'in anlamını açıkladı: 'Ben artık senden talep etmiyorum. ben yapıyorum. Sana düşen beni tanımaktır'

Emine Ayna ilan ettikleri ‘Demokratik Özerklik’ tanımı içerisinde siyasal statünün bulunmadığını, siyasal bir tanımdan söz ettiklerini belirtirken, "Kültürel haklar vs. bunlar tartışılabilir belki. Siyasal talep; siyasal bir statüdür. Ben o yüzden ‘Çıta dememek lazım’ diyorum. Bağımsızlığınızı ilan edersiniz de çıta oradadır. O gelir federasyonu, özerkliği tartışırsınız. Bunun gerisinde bir siyasi statü yok. Yapılan şey, kabul edilebilir, eşit değil; eşite en yakın; Türkiye sınırları içerisinde özgür ve gönüllü birlikteliğin temelidir. Eşit, özgür, gönüllü birliktelik. Bu müzakere masasına da gelebilir, konuşulabilir, konuşulmalıdır da. Bu noktadan sonra konuşulabilecek şey, demokratik özerklik nasıl işleyecek" dedi.


Emine Ayna, DTP’ye geçen milletvekillerinin TBMM’yi boykotu ve ‘Demokratik Özerklik’ ilanının birleşmesi üzerine kafa karışıklıklarının derinleştiğini, ‘Acaba Ankara bitti mi?’ denildiğini anlatırken şöyle konuştu:

"DEMOKRATİK ÖZERKLİK KOPUŞ DEĞİL"

"Demokratik Özerklik’ projesini ilk tartışmaya başladığımızda 2007’de bunu dosya haline getirip, yazıya döktük, tüm aydınlarla belli olgunluşma dönemine getirdik, ardından DTP tüzüğüne taşıdık. Demokratik Özerklik alt başlıkları ile örnek model olarak yer verdik. Ankara’dan bağımsız düşünüyor olsaydık, bunu Ankara’da tartışmazdık. Demokratik özerklik bir kopuş, ipleri koparma, yol ayrımı değil. Eşite en yakın özgür ve gönüllü birlikteliktir. Yaptığımız budur. Hem demokratik kolektifleri hayata geçirebileceğimiz, hem de diğer halklarla aynı ülke içinde birlikte yaşam olanağı yaratmaktır. Bu Türkiye’nin ciddi bir demokratikleşme hareketidir de. Ankara’dan kopuş değil, Ankara’nın yükünü hafifletmeyi hedefleyen bir şeydir. Meclis’i protesto etmemizle hiçbir ilgisi yoktur. Bizim Meclis’e ilişkin yaklaşımımız sadece Hatip Dicle veya diğer 5 tutuklu arkadaşımızla da ilgili değildir. Belediye başkanları, il genel meclisi, belediye meclisi üyeleri dahil tutuklu 3 binin üzerinde arkadaşımız var. Biz demokratik anlamda siyaset yapmayı hedefliyoruz. Terörle Mücadele Yasası, Türk Ceza Yasası’ndaki maddeleri önümüze koyarak demokratik politika yapmamızı engelliyorsunuz. Bu Meclis’in artık bu iradeyi göstermesi gerek. Anayasayı bırak önce bunu değiştir. Dicle’ye milletvekilliği verilir mi verilmez mi bu bağımsız bir konu. Hele önce bunları değiştir. Bunları değiştirmezsen Ankara’ya gelsek de rolümüzü milletvekili olarak oynayamayacağız, düşüncelerimizi ifade edemeyecek, örgütlenemeyeceğiz demektir."

Kaynak : BDP'li Ayna: 'Artık talep etmiyoruz yapıyoruz' - Milliyet.com.tr
 
''Talep etmeyin yapın...''

Bu ülke çıkar çatışmalarının kesiştiği, hesapların şaştığı bir coğrafya...Bugün sizi şımartanlar yarın -arkaya geçip iki puan alırlar-

Yazmak istediğim kelimeyi yazamadığım için tu tabiri kullandım, mazur görün...
 

tunakan

Uzaklaştırıldı
Emine Ayna, siz sadece "tarih tekerrürden ibarettir" sözünü doğruluyorsunuz. Kurtuluş Savaşı öncesinde ve sırasında olanları konu alan filmde, rol alan figüranlardan biri sizin atanızdı. Ve ondan başka esas aktörler vardı, kimler mi; sevr'i imzalayan Damat Ferit Paşa Hükümeti, sömürgecilerle kucak kucağa yaşayan Padişah, onlara şak şakcılık yapan gazeteciler Ali Kemal ve diğerleri, Yunanlılar ve emperyalizmle savaşanları, kafir ilan edip Allah indinde yerleri yoktur diyen Şeyhülislam ve avenesindeki tekke, zaviye imamları vb.

İlk filmden ders almadığınız şeyler var. Örneğin; filmin sonunu HAYALLERİNİZE göre yorumlayıp öyle biteceğini sanıyorsunuz. Çünkü size rol veren senarist rol paylaşımında size böyle söylüyor. Unutmayın, senarist sadece senaryoyu yazar ve filmin bazı yerlerine müdahale edebilir. Ama filmin YÖNETMENİ her şeye karar verendir. Kurtuluş savaşında olduğu gibi. O zaman YÖNETMEN TÜRK ULUSU olmuş ve adı İHANET olan filmi, yazılan senaryoya bağlı kalmayan sonla bitirmişti.

Yani; ne senarist ve emperyalistlerin, ne padişahın, ne Damat Ferit'in, ne Şeyhülislamın, ne Ali Kemaller ve nede atanızın, beklediği SONLA bitmemişti film. Şimdi de aynı senaristlerin yazdığı senaryo ile ama farklı aktörlerle aynı filme başlandı. Bu film, ilk filmin yeni versiyonu. Ve siz atanızın yaptığı gibi yine filmin başına göre HAYALLERE DALIP, sonun sizin istediğiniz şekilde biteceğini umuyorsunuz. Ama YÖNETMEN henüz filmin sonu ile ilgili herhangi bir söz söylemedi. Ama biliniz ki, bu filmin SONUDA ilk filmin sonundan FARKLI OLMAYACAKTIR...
 
Son düzenleme:
Üst Alt