• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Başbuğ Arena da

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Başbuğ Arena da

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

Başbuğ, Star Tv Haber Grup Başkanı Uğur Dündarın sorularını cevapladı.
Son dönemde Türkiyenin gündemine oturan mevzide çömelme polemiğine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ son noktayı koydu: Başbakanla Gediktepeye gittik. Keskin nişancıların atış menzilindeydik. Sayın Kılıçdaroğluyla Sarıyapraka ve Gürvile gittik. Keskin nişancı tehdidi yoktu. Burası Gediktepeyle kıyaslanamaz. Bu tartışmaya son verilsin artık yeter

ANKARA- Başbakan Erdoğanın Gediktepedeki siperde çömelmesiyle başlayan ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlunun siper ziyarıtleriyle devam eden çömelme tartışmaları Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğu da isyan ettirdi. Başbuğ dün Star televizyonunda yayınlanan Uuğur Dündarın sunduğu Arena programında net bir mesaj verdi: Artık bu tartışmaya son verilsin, lütfen yeter!

Mevzide fotoğraf tartışması

Uğur Dündarın, Başbakan Erdoğan ile CHP lideri Kılıçdaroğlunun mevzi ziyaretleri ve buralarda çekilen fotoğraflarına ilişkin sorusu üzerine Orgeneral Başbuğ şunları söyledi: 20 Haziranda biz bölgeye gitmenin yararlı olacağını düşündük. Sayın Başbakan ile görüştük, o da uygun olacağını ifade etti. Bölgedeki komutanlarla görüştüm önceden, ama bizde bir usul vardır: Bu da terörle mücadelenin önemli noktalarından biridir. Bazen gideceğimiz yeri uçakta söyleriz, helikoptere bineceğimiz zaman söyleriz. Çünkü bir noktada güvenlik önemli. Cesaret elbette cesaret. Cesaret gösterir herkes, ama güvenlik tedbiri almanız gereken yerde tedbiri almamak cesaret değil hatadır. Biz o günkü programda Vanda şehitlerin cenaze törenine katıldık. Sonra Gediktepedeki birliğin bağlı olduğu karargaha gittik. Bu ana kadar Sayın Başbakanın da Gediktepeye gidileceği yönünde bir bilgisi yoktu. Ben Sayın Başbakana orada söyledim. Çok iyi olur, memnun olurum dedi. Gediktepeye helikopterle gittik. Başka bakanlar var, ben vardım, sayın Başbakan var, Kara Kuvveleri Komutanı vardı...

Gediktepe sıfır noktasında

Gediktepe neresi? Üs bölgesi sıfır sınır hattında... Aradan bir dere akıyor. Hemen akabinde sırtlar var, Irak ve bizim bulunduğumuz yerle karşı sırtlar arasındaki yüksekliğe baktığınızda karşı sırtlar hakim. Mesafe keskin nişancıların menzilinde. Bir, keskin nişancı tehdidi var. İki, Gediktepe 2 senedir birlik bulundurduğumuz bir yer. Sayın Başbakan aslında keşke diğer parti başkanlarımız da bölgeye gitse diye kendileri söyledi. Sonra bir vesileyle Sayın Kılıçdaroğlu ile karşılaştık, arzu ederlerse kendilerini de bölgeye götürebileceğimizi söyledik. Kendileri çok memnun olurum dedi. Doğrudur, Sayın Kılıçdaroğluna nereye gideceğini havaalanında söyledik. Sayın Kılıçdaroğlu özellikle Sarıyaprakta bulunduğumuz sürede Türk ordusunun bu mücadeleyi nasıl yürüttüğüne gözleriyle tanık oluyor. Oradan Gürvil noktasına gittik. Gürvilde keskin nişancı tehdidi Gediktepe ile mukayese edilmez. Gürvilde de askeri gereklilik öyle davranmayı icap ettirseydi elbette biz onu da teklif ederdik. Sayın Kılıçdaroğlunun da farklı düşüneceğini zannetmiyorum. Güvenlik önemli. Bir mesaj vermem gerekirse artık bu tartışmaya son verilsin, lütfen yeter.

PKK bazı dönemler taşeronluk yaptı

Uğur Dündarın, Başbakanın açıklamaları çerçevesinde PKKnın taşeronluğu konusunda ne düşündüğünü sorması üzerine Başbuğ, şunları söyledi: Başbakanın bu sözlerine doğrudan yorum yapmam doğru değil. Şunu sorarsanız eğer, PKK bazı dönemlerde taşeronluk yapmış mıdır? Evet. Mesela 93lere gidilmesini, araştırılmasını öneririm. 93 Nisanında Bingölde 33 erimizin şehit edilmesi olayı var. Bu olayla ilgili bazı araştırmalarım oldu. O yıllarda coğrafya olarak, Erzurum, Erzincan, Bingöl olarak konuşuyorum. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı söz konusu. Şimdi boru hattının geçtiği güzergahın emniyetsiz olduğunu gösterirseniz, bir noktada boru hattını realize edilmesini... Dolayısıyla örneğin 93te bu olayla terörü tekrar... Bu arada biliyorsunuz 92-93 arasında yine bir eylemsizlik süreci var, eylemlerin düştüğü süreç var. Burada bir taşeronluk söz konusu olabilir mi? Olabilir. İncelenmeye değer bir konu olarak görüyorum.

50 subay PKKyı ele geçirdi iddiası

Başbuğ TSKdan ayrılan 50 subayın PKKnın yönetim kadrosunu ele geçirdiği, açılım süreci başladıktan sonra kaos için eylemlere hız verdikleri yönündeki iddia sizde nasıl bir etki yaratıyor? Bazı eylemlerden sonra sanki o bölgedeki komutanların duyarsız kaldıkları veya eylemin gerçekleşmesi için görevlerini savsakladıkları, bir anlamda PKK ile organik bağlantı içinde oldukları imaları dile getiriliyor. Bunlar TSKde nasıl etki yapıyor? şeklindeki sorusuna da şu yanıtı verdi: Böyle bir iddiayı ciddiye alınacak bir iddia olarak görmüyorum. Bunu çok çirkin buluyorum. Benzetmeler de çirkin. Kusura bakmayın bu tabiri kullanacağım: Öyle şeyleri düşünenlerin ben Türk kanı taşıdığını düşünmüyorum. Türk askerine böyle yakıştırmalar, böyle değerlendirmeler yapmak... Türk kanı taşıyanların böyle şeyler ortaya atması... Konuşmak bile istemiyorum. Böyle bir şey söz konusu olamaz.

Busenin ölümüne yüreğim yandı

İstanbuldaki saldırıda uzman çavuş Ünal Sarıyağın kızı Busenin hayatını kaybetmesinin kendisini yüreğinden yaktığını dile getiren Başbuğ Bir de İstanbuldaki olayda bir personelimizi kaybettik. Eşi Elif... Kardelen Elif. Elif, öğretmen. Türkçe ve sosyoloji hocası. Bana geçenlerde bir isteğini iletti. Elif ne olmak istiyor biliyor musunuz? Askeri okullarda öğretmen olmak istiyor. Benden tek talebi, diyor ki Bana bir askeri okulda öğretmenlik görevi verin. Benim acımı bu dindirir. Elifin elbette bu isteğini karşılayacağız.

Haksız suçlamalar rahatsız ediyor

Başbuğ şöyle devam etti: Beni en çok üzen olayların başında şu geliyor, terörle mücadelede görev yapmış, canını feda etmekten kaçınmamış, her türlü fedakarlıkta bulunmuş subayın, generalin, astsubayın, tabii yargı süreci elbette, haksız yere suçlanmaları beni çok rahatsız etti. Bir terör örgütüne üye olmakla suçlanıyorlar. Yargı süreçleri tamam devam ediyor vesaire ama bu beni çok rahatsız ediyor. Albay Cemal Temizöz buna bir örnek. Kazılar yapıldı. Kazıları da televizyonlar eşliğinde yapıyoruz. Saatlerce televizyonlar veriyor, çiziliyor. O da işin ayrı boyutu. Peki bugüne kadar... Bir-iki tanesi hala duruyor da Adli Tıptan gelen sonuçları biliyorum hiçbir şey çıkmadı o kazılardan. Galiba bir tanesinin sonucu bekleniyor.

PKKyı 26 yılda 5 kere bitirdik

Başbuğ, Niçin Türkiye, 26 yıldır terör örgütünü yok edemedi sorusunu şöyle yanıtladı: Eğer soru samimi bir amaçla soruluyorsa doğru bir soru. Gerçekten buna cevap verilmesi lazım. Ama bazen kasıtlı olarak da bazıları tarafından soruluyor. TSK 26 yıllık süreçte, bölücü terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadelede başarısız mı anlamını vermek... Sizin sorunuzun samimi olduğuna canı yürekten inanıyorum. Bazen o anlamda da soranlar var. Bunu sorduğunuz için teşekkür ederim dedi. Başbuğ şöyle devam etti: Güvenlik alanında, 1984ten 2010a kadar 26 yıl geçti. Terörle mücadeleyi rakamsal, istatistiki değerlendirmelerle yapmak pek doğru değil. Buna katılıyorum. Bazen rakamlara da ihtiyacımız var. 40 bine yakın terörist etkisiz hale getirildi dediniz, doğrudur. Rakamları biz verdik. 30 bini etkisiz hale getirildi. Biz öldürüldü deyimini bile pek kullanmıyoruz. Etkisiz hale getirildi diyoruz. Biz, olaya insan odaklı bakıyoruz. Bu öldürülenlerin bir kısmı bizim vatandaşımız. Şimdi 26 yılda, 30 bin teröristi etkisiz hale getiriyorsunuz, 10 bin de yaralı, teslim olan var. Toplam 40 bin. Örgütün dağ kadrosu yıllara göre değişiyor, ortalama 6 bin diyoruz, en fazla 10 bine çıktı. Şu anda 4 binler civarında. Ortalama 6 bin dersek, 30 bini 6ya bölerseniz, 5 bin çıkıyor. Matematiksel olarak baktığımızda 26 yılda, güvenlik kuvvetleri 5 defa bu PKK terör örgütünü bitirmiş. Bu bir tespittir.

PKK şanslı bir örgüt

O zaman niçin günümüze kadar devam ediyor sorusu var. 1984ten bugüne kadar yaşanan olaylara bir bakalım. 1. ve 2. Irak savaşları, Halepçe... PKK şanslı bir örgüt. Tam çökme noktasınageliyor, fakat maalesef konjonktürel durumlar lehine cereyan ediyor. Birinci önemli nokta bu. İkinci önemli tespit şu; Türkiyede ne zaman terör olayları azaldı veya hiç olmadı... Biz bunu yanlış algılıyoruz. Sanki terör örgütü bitti, dağıldı... Aslında terör örgütünün dağ kadrosu duruyordu, eylem sayısı düşmüştü. Örnek mi? 1999dan tekrar başladığı 2004 yılına kadar... Eylem yok, ama örgüt bitmedi. Dağ kadrosu duruyordu. Burada belki algılama yanlışlığımız oldu. Doğru algılasaydık o dönemde daha sağlıklı tedbirleri labilecektik. Bu da önemli bir nokta.

ABD ile ilişkiler olumsuz etkilenir

Orgeneral Başbuğ, terör örgütünün insan kaynağına, finans kaynağına ve güvenli sahaya hayati derecede ihtiyaç duyduğuna işaret ederek, Bu üç şeyi çözemezseniz, bu süreç maalesef uzuyor dedi. Irakın kuzeyindeki PKK varlığının Türkiye için en büyük tehdit olduğunu belirterek, ABD askerlerinin çekilmesinin ardından, Irakın kuzeyindeki PKK varlığının ileride Irakın bütünlüğü için tehdit olabileceğinin altını çizen Başbuğ, Irakın kuzeyindeki PKK varlığı, önümüzdeki süreçte Türkiye-Irak ilişkilerini de olumsuz etkiler. Bir bakıma Türkiye-ABD ilişkilerini de etkiler olumsuz olarak dedi.

Hatayda talihsiz bir olay yaşadık

Orgeneral Başbuğ, Türkiyenin, haklı olduğu konularda sonuç alıncaya kadar ısrarlı olmasının, kararlılık göstermesinin önemli olduğunu vurgulayarak, şu görüşleri dile getirdi: Biz, her mücadelemizi kanun çerçevesinde götürmek mecburiyetindeyiz, aksi teröre yardım eder. Ama bir noktada, karşımızdakini suçlu olabilir şeyiyle bakıyoruz, düşman olarak göremeyiz. Bu mücadelede en çok dikkat ettiğimiz hususlardan bir tanesi ki hayatidir, bunu kesinlikle affedemeyiz, masum halka zarar vermemeliyiz, dikkatli olmalıyız. Bu vesileyle geçenlerde Hatayda Amanos dağlarında talihsiz bir olay yaşadık. Gerçekten talihsiz bir olay. Çok üzüldük. Hayatını kaybedenlere tekrar başsağlığı diliyorum. Ailelerinin acılarını paylaşıyorum. En tecrübelilerimiz, ustadır. Karşıdan bir grubu görüyor, şüpheleniyor, Dur diye bağırıyor, gerekli ikazı yapıyor, ama maalesef kaçma durumu oluyor. Orada üzüntü verici talihsiz bir olay oluyor.

PKK Gediktepede ağır zayiat aldı

GEDİKTEPE olayıyla ilgili operasyonda 15 kahraman Türk askerinin şehit olduğunu, ancak çatışmada karşı tarafa verilen zayiatın çok ağır olduğunu belirten Başbuğ, Siirt-Doğanköy-Sarıyaprak bölgesinde, PKKnın geçen hafta gerçekleştirdiği eylemin, bugüne kadar saldırıp, en büyük darbeyi aldığı eylem olduğuna işaret ederek şunları söyledi: Bizim bizzat arazide tespit ettiğimiz 12 teröristin öldürülmüş olduğudur. O akşam o harekatı biz de buradan takip ettik. Örgüt gerçekten büyük telaş ve kaos içindeydi. Son dönemlerde en büyük darbeyi, bizim Sarıyaprak-Doğanköydeki kahraman subay, astsubay, uzman, erbaş ve erlerimiz verdirdi. Sarıyapraka gittiğimizde operasyona bizzat iştirak eden Yüzbaşı Hakandan olayın nasıl cereyan ettiğini dinledik. Gerçekten hem çok mutlu olduk, gurur duyduk hem de önemli anlar yaşadık. Yüzbaşı Hakanın şu söylediği sözleri unutamıyorum: Komutanım burada Mustafa üsteğmeni kaybettik. Yüzbaşı Hakan, Mustafa Üsteğmenle 3 yıl aynı kaderi paylaşmış. Mustafa Üsteğmenin bilin ki, şehit olmasından en büyük acıyı Yüzbaşı Hakan duydu. Anne, baba, eş elbette onların acılarını hiçbirimiz anlayamayız, bu gerçek. Onlardan sonra en büyük acıyı duyan Yüzbaşı Hakan... Sonra sıralı komutanlar, bana kadar geliyor. Yüzbaşı Hakan, şunu söyledi: Komutanım Mustafalar ölür Hakanlar gelir, Hakanlar da ölür. Bize güvenin komutanım. Benim subayım, astsubayım, uzmanım bu. Bizim gücümüz bu. Bunu dünyanın hiçbir ordusunda göremezsiniz. Gediktepedeki asker... 4 gün askerliğimiz kalmış, seni başka yere alalım askerliğini orada tamamla dedik, Hayır dedi. Benim arkadaşım burada şehit oldu. Ben de askerliğimi burada tamamlayacağım, gerekirse taş olurum dedi..

Başbuğ, Önümüzdeki süreç, terör eylemleri açısından hassas bir süreç. Herkes dikkatli olmak zorundadı. Aynı hassasiyeti batı bölgelerinde de göstermemiz lazım. Batı bölgelerimiz de hassastır. Önemli olan terör eylemlerinin arttığı süreci, Türkiye olarak hepberaber, tek yumruk halinde, en az zararla atlatmak durumundayız dedi.

Deniyor ki dönemimde darbe olacak

İFTİRA!..
UĞUR Dündarın Sizin Genelkurmay Başkanlığı döneminiz sürekli darbe iddialarının Ergenekon iddianameleriyle gündemde tutulduğu, pek çok TSK mensubunun tutuklandığı, bazı emekli askerlerin, generallerin tutuklandığı bir süreç olarak gelişti. Sizin döneminiz bir darbe dönemi olarak mı planlandı sorusuna Başbuğ Bu, bir kere bana büyük bir iftira. Bu ne biçim iştir. Deniliyor ki, ben genelkurmay başkanı oluyorum, olacağım veya 2009un ikinci döneminden itibaren planlar benim üzerimeymiş ve benim dönemimde darbe olacak. İftira. Bunu kesinliklikle reddediyorum yanıtını verdi.

İki hareket tarzı var

Başbuğ, sözlerini şöyle sürdürdü: 1.5 yıl sonra ne olacak diye yazan, tahmin eden bir yazı üzerine biraz düşünürsek bence iki şık veya iki hareket tarzı var. Birincisi hakikaten birilerinin elinde, bilmiyorum kim, kimseyi de itham etmiyorum, 2009un ikinci döneminden itibaren darbe, darbeye hazırlık yönünde bazı faaliyetler olacağına yönelik bilgiler var. Ne zaman? 2008 Ocak. Olabilir mi? Bu, faraziye durumu, varsayımı kabul edelim ki evet, o zaman herhalde bir ciddi devlette yapılması gereken nedir? Bu bilgilerin TSKnın komuta kademesi, tabii dönemin Genelkurmay Başkanı ile paylaşılması lazım. Efendim, bizde bakın, böyle böyle bilgiler var, buyurun hep beraber hukuku da çalıştıralım, sistemi de çalıştıralım elbette böyle yanlış, sapık düşüncelerde olanlar varsa onlara gerekli işlemi yapalım denilmesi lazım. Peki ikincisi ne olabilir? İkinci şıkta insanın aklına şu geliyor; birilerinin elinde, kimseyi itham etmiyorum tekrar, TSKya karşı bizim tabirimizle asimetrik psikolojik harekat anlamında kullanılabilecek bazı bilgiler var. Alınmış, bir şeyler yapılmış, çizilmiş vesaire. Bu bilgileri herhalde onlar 2009un ilk çeyreğinden sonra uygulamayı, kamuoyuna duyurmayı veya hukuki süreçlerde kullanmayı düşünüyorlardı. Yani ben başka bir şey düşünemiyorum bu olayın içinde. Gülüp geçebilirsiniz, bu söylediklerime komplo teorisi de diyebilirsiniz. Hepsine saygı gösteririm. İlk görevi aldığım günden bugüne kadar ne söylediysem, ne yaptıysam arkasındayım kelimesi, virgülü...

Planı gazeteye polis servis etti

Başbuğ, İrtica İle Eylem Planına ilişkin haberi anımsatarak, şunları kaydetti: 12 Haziran 2009da ne oldu? Bir gazetede, malum gazetede, bu irtica ile eylem planı çıktı. Orada da tabii ilginç bir nokta var. Bu planın gazeteye polis tarafından servis edildiği açık, soruşturma açılıyor çünkü. Soruşturmanın da ne olduğunu merakla bekliyorum. Ondan sonra bir süreç geçti işte, onlara geri dönmek istemiyorum. 2009a geldik bir ihbar mektubu çıktı. Bir subay yazmış. Olabilir, bizden de yanlış adamlar çıkabilir. TSK büyük bir kurum, 700 bin kişi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin içinden hiç yanlış yapan adam çıkmaz. Hayır efendim bizden de çıkabilir. Önemli olan çıkanı bulup gereğini yerine getirmek.
haber3.com
 
Üst Alt