• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Balık Sudan Karaya Nasıl Çıktı

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Soru: Balık sudan karaya nasıl çıkmış,
çıkmadan önce bu donanıma nasıl sahip olmuş?

Cevap : Evrim Ağacı

"Çıkmadan önce", "çıkmadan sonra" diye bir durum yok. Evrim anlık bir olay değil, öyle var oluş efsanelerinde olduğu gibi türler "puf" diye ortaya çıkıvermiyorlar. :) Evrim bir süreç, dolayısıyla her evrimsel değişimi süreç dahilinde, kademeli olarak incelemek gerekiyor.

Şuradan, geçişe dair tanıdığımız türleri görebilirsiniz: Evrimsel Süreç - 6: Büyük Ara Türler Atlası (Cilt 2) - Evrim Ağacı

Buradan da okuyabileceğiniz gibi, lop yüzgeçli balıkların kıyılara yakın, su tabanlarında yaşayan popülasyonları (ki bulunan fosillerin çıktığı bölgelerin paleobiyolojik geçmişleri bunu doğrulamaktadır), bildiğimiz kadarıyla daralan denizel habitatlar ve yoğun avcı baskısından ötürü bu bölgelere hapsolmuş biçimde binlerce yıl boyunca yaşamak zorunda kaldılar. Bu süreçte, sığ sularda yaşamanın getirdiği bazı değişimler oldu, çünkü bu balıklar yüzmekten çok su tabanlarında yaşıyorlardı ve burada hareket ediyorlardı. Milyonlarca yıl içerisinde meydana gelen değişimler, yüzgeçlerin tabanda hareket etmeyi kolaylaştıracak ve hızlandıracak şekilde ayak benzeri yapılara evrimleşmesi (ki fosillerden bu durumu ve anatomik değişimi net bir biçimde görebilirsiniz), fazla yükseklik değişiminin olmamasından ötürü derinlik ayarını sağlayan hava keselerinin körelmesi ve bu süreçte, avcı baskısı altında su dışında geçici olarak kalabilmelerini sağlayan akciğer-benzeri bir yapıya evrimleşmesi (ki çamur zıpzıpları olarak bilinen modern balıklarda da buna benzer bir adaptasyon keşfedilmiş ve evrimsel öngörünün mümkünatı ispatlanmıştır), anatomik yapının değişerek su tabanlarında yürüme benzeri davranışların gerçekleşmesi (ki doğrudan aynı olmasa da, elbalığı isimli taban balıklarında bunun avantajı bugün de görülebilmektedir), vb. olmuştur.

Dolayısıyla, günümüzde halen var olan devasa bir sınıf olan amfibiler (çift yaşamlılar: hem suda, hem karada yaşayabilen ara basamak), bu lop yüzgeçli balıklardan evrimleşmiştir. Karalara geçiş, çok ciddi avantajlar ve dezavantajlar sağlamıştır. Çünkü karalarda, denizlerin aksine yüksek radyasyon bulunmaktadır (gerçi son birkaç milyon yıldır zaten sığ sularda yaşayan bu balıklar, radyasyona adapte olmuşlardır). Ayrıca suyun kaldırma kuvvetinin bulunmayışı, karalarda yaşamayı sıradışı kılmaktadır (işte bunu çözen de, zaten su diplerinde yaşayan lop yüzgeçli bu geçiş basamaklarının su diplerinde yürüme benzeri davranışlar sergilemeye adapte olmuş olmalarıdır). Ancak avantajlar çok daha baskındır: karalar, milyonlarca yıl önce çoktan böcekler ve bitkiler tarafından işgal edilmişti: dolayısıyla sınırsız bir besin kaynağı oluşmuştu. Öte yandan, karada bu amfibi-benzeri geçiş türlerini avlayabilecek hiçbir avcı bulunmuyordu (suların aksine). Bunlar, karalara hızlı bir adaptasyon sürecini başlattı. Bu süreçte, suya yakın bölgelerde doğurmaya muhtaç amfibiler, tam bir geçiş niteliği taşıyorlardı. Sürüngenler, amniyotik yapıda yumurtalar evrimleştirerek su bağımlılığını kesmeyi başardılar. Bu süreçte, giderek soğuk-kanlıdan sıcak kanlıya geçiş de başlamıştı (dinozorlar süpersınıfının sürüngenlerden olmasına rağmen sıcakkanlı olduğu düşünülmektedir, henüz kesin olmamakla birlikte). Boşaltım sistemi ve diğer sistemler kara yaşantısına on milyonlarca yılda adapte olabildi. Bu süreçte, memeliler de yavaş yavaş evrimleşmeye başlıyordu. Tüm bu geçişlere dair sayısız fosil örneğimiz halihazırda bulunuyor ve genetik analizler de bunu tamamen doğrulamakta.

Böyle kısa bir özet yapılabilir. Daha uzununu da yazacağız makale olarak. :)

Sevgilerle.
ÇMB
evrimagaci.org
 

ümmi

Kıdemli
Üye
"sudan çıkmış balığa dönmek" deyimi ordan mı kalmış yoksa efenim:Winlk_Tongue:
bide" balık kavağa çıkınca" die bişi vardı.

"Sular yükselince, balıklar karıncaları yer... Sular çekilince de karıncalar balıkları yer.."diede bişi vardı balık mı karıncadan çıktı,karınca mı balıktan yoksa yumurta mı tavuktan ?

neyse efenim bilim amcaları onada uydurur bişiler.:prv:
 

meridyen2

Tecrübeli
Uzaklaştırıldı
Evrimin Sudan Karaya Geçiş Masalı

Evrimciler Kambriyen Devri'nde ortaya çıkan omurgasız deniz canlılarının, on milyonlarca yıllık bir zaman dilimi içinde balıklara dönüştüğünü iddia ederler. Ancak Kambriyen Devri omurgasızlarının hiçbir atası olmadığı gibi, bu omurgasızlar ile balıklar arasında bir evrim olduğunu gösterebilecek hiçbir ara geçiş formu da yoktur. Oysa iskeletleri olmayan ve sert kısımları vücutlarının dış kısmında yer alan omurgasızların, sert kısımları vücutlarının ortasında yer alan kemikli balıklara evrimleşmesi çok büyük bir dönüşümdür ve çok sayıda ara form izi bırakmış olması gerekir.



Solda, 410 milyon yıllık Cœlecanth fosili. Evrimciler bu canlının fosiline dayanarak, bunun sudan karaya geçişteki ara geçiş formu olduğunu söylüyorlardı.Ancak ilki 1938 yılında olmak üzere bu balığın canlı örneklerinin defalarca yakalanması,coelacanth, balıkçılar evrimcilerin spekülasyonlarda ne kadar ileri gidebileceklerini gösterdi.


coelacanth, fosil


Evrimciler bu hayali formları aramak için 140 yıldır fosil tabakalarını alt-üst etmektedirler. Milyonlarca omurgasız fosili vardır, milyonlarca balık fosili vardır, ama hiç kimse tek bir tane bile ara form fosili bulamamıştır.

Evrimci paleontolog Gerald T. Todd, "Kemikli Balıkların Evrimi" başlıklı bir makalesinde bu gerçek karşısında şu çaresiz soruları sıralar:


Kemikli balıkların her üç sınıfı da, fosil tabakalarında aynı anda ve aniden ortaya çıkarlar... Peki ama bunların kökenleri nedir? Bu denli farklı ve kompleks yaratıkların ortaya çıkmasını ne sağlamıştır? Ve neden kendilerine evrimsel bir ata oluşturabilecek canlıların izlerinden eser yoktur? 39


Evrimci senaryo, balıkların da, bir süre sonra bir şekilde sudan çıkıp kara canlılarına dönüştüklerini iddia eder. Oysa bu geçişi imkansız kılan pek çok fizyolojik ve anatomik faktör vardır. Dahası, sudan karaya geçiş masalını destekleyebilecek hiçbir fosil delili yoktur.


Evrimin Geçersizliğine Bir Örnek Kaplumbağalar,


kaplumbağa fosili

Evrim teorisi, balıklar, sürüngenler gibi temel canlı gruplarını açıklayamadığı gibi, bu gruplar içindeki türlerin kökenini de açıklayamaz. Örneğin bir sürüngen sınıfı olan kaplumbağalar, fosil kayıtlarında kendilerine özgü kabuklarıyla birlikte bir anda belirirler. Evrimci yayınların ifadesiyle "kaplumbağalar diğer omurgalılardan çok daha fazla ve iyi korunmuş fosiller bırakmalarına rağmen, bu canlılar ile kendisinden evrimleştikleri varsayılan diğer sürüngenler arasında hiçbir geçiş formu bulunmamaktadır". (Encyclopedia Britannica, 1992, c. 26, ss. 704-705)(Resimde görülen 120 milyon yıllık kaplumbağa fosilinin, günümüzde yaşayanlardan bir farkı yoktur.)


Evrimcilerin bu konudaki senaryosuna göre, balıklar önce amfibiyenlere evrimleşmişlerdir. Ama tahmin edilebileceği gibi bu senaryonun da hiçbir delili yoktur. Yarı balık-yarı amfibiyen bir canlının yaşadığını gösteren tek bir fosil bile bulunamamıştır. Omurgalı Paleontolojisi ve Evrim kitabının yazarı olan evrimci Robert L. Carroll, bu gerçeği "erken amfibiyenlerle balıklar arasında ara form fosillerine sahip değiliz" diyerek istemeden de olsa ifade etmektedir.40 Evrimci paleontologlar Colbert ve Morales ise, amfibiyenlerin üç sınıfı olan kurbağalar, semenderler ve sesilyenler hakkında şu yorumu yaparlar:


Palezoik devir amfibiyenlerinin ortak bir ataya sahip olduklarını gösterebilecek tek bir kanıt yoktur. Bilinen en eski kurbağalar, semenderler ve sesilyenler şu an yaşamakta olan örneklerine son derece benzerdirler.41


Ama bundan 50 yıl öncesine kadar balık-amfibiyen arası bir fosilin var olduğu sanılıyordu. Yaşı 410 milyon yıl olarak hesaplanan ve Cœlacanth adı verilen bir balık fosili, birçok evrimci kaynakta çok kesin bir ara geçiş formu olarak tanıtılıyordu. Evrimciler Cœlacanth'ın ilkel bir akciğere, gelişmiş bir beyne, karadan çıkmaya hazır bir dolaşım ve sindirim sistemine, hatta ilkel bir yürüme şekline sahip bir ara-geçiş formu olduğunu iddia ediyorlardı. Bu yorumlar 1930'ların sonuna kadar bütün bilim çevrelerinde tartışmasız kabul edildi.

Ancak 22 Aralık 1938'de Hint Okyanusu'nda çok ilginç bir keşif yapıldı. Yetmiş milyon yıl önce soyu tükenmiş bir ara geçiş formu olarak tanıtılan Cœlacanth ailesinin canlı bir üyesi okyanusun açıklarında ele geçti!Cœlacanth'ın "kanlı-canlı" bir örneğinin bulunması, evrimciler açısından büyük bir şoktu kuşkusuz. Evrimci paleontolog J. L. B. Smith, "yolda dinozora rastlasaydım, daha çok şaşırmazdım" 42 demişti. İlerleyen yıllarda başka bölgelerde de 200'den fazla Cœlacanth yakalandı.

Bu balıkların yakalanmasıyla beraber evrimcilerin hayali yorumlar yapmakta ne kadar ileri gidebilecekleri de anlaşılmış oldu. Cœlacanth iddiaların aksine ne ilkel bir akciğere, ne de büyük bir beyne sahipti. Evrimci araştırmacıların ilkel akciğer olduğunu düşündükleri yapı, balığın vücudunda bulunan bir yağ kesesinden başka bir şey değildi.43 Dahası, "sudan çıkmaya hazırlanan bir sürüngen adayı" olarak tanıtılan Coelacanth'ın, gerçekte okyanusun en derin sularında yaşayan ve 180 m. derinliğin üzerine hemen hiç çıkmayan bir dip balığı olduğu anlaşıldı.44


SUDAN KARAYA GEÇİŞ NEDEN MÜMKÜN DEĞİL?


Evrimciler suda yaşayan canlıların günün birinde, her nasılsa, karaya çıkarak kara canlılarına dönüştüklerini iddia ederler.

Oysa bu tür bir geçiş imkansız kılan sayısız anatomik ve fizyolojik faktör vardır. Bunların en belirgin olanlarını şöyle sıralayabiliriz:

1. Ağırlığın taşınması:

Denizlerde yaşayan canlılar kendi ağırlıklarını taşımak gibi bir sorunla karşılaşmazlar.

Oysa karada yaşayanların büyük bir kısmı enerjilerinin % 40'ını vücutlarını taşımak için kullanırlar. Kara yaşamına geçecek bir su canlısının bu enerji ihtiyacını karşılayabilecek yeni kas ve iskelet yapıları geliştirmesi(!) kaçınılmazdır, fakat bu kompleks yapıların rastgele mutasyonlarla oluşması da mümkün değildir.

2. Sıcaklığın korunması:

Karada ısı çok çabuk ve çok büyük farklarla değişir. Bir kara canlısının, bu yüksek ısı farklılıklarına uyum sağlayacak bir metabolizması vardır. Oysa denizlerde ısı çok ağır değişir ve bu değişim karadaki kadar büyük farklar arasında olmaz. Denizlerdeki sabit sıcaklığa göre bir vücut sistemine sahip olan bir canlı, karada yaşayabilmek için, karadaki sıcaklık değişimine uyum sağlayacak korunma sistemini kazanmak zorundadır. Kuşkusuz balıkların karaya çıkar çıkmaz rastlantısal mutasyonlar sonucunda böyle bir sisteme kavuştuklarını öne sürmek son derece saçmadır.

3. Suyun kullanımı:

Canlılar için kaçınılmaz bir ihtiyaç olan su, kara ortamında az bulunur. Bu nedenle suyun, hatta nemin ölçülü kullanılması zorunludur. Örneğin deri, su kaybetmeyi ve buharlaşmayı önleyecek şekilde olmalıdır. Canlı susama duygusuna sahip olmalıdır. Oysa suda yaşayan canlıların susama duygusu bulunmaz ve derileri de susuz ortama uygun değildir.

4. Böbrekler:

Su canlıları, başta amonyak olmak üzere vücutlarında biriken artık maddeleri, bulundukları ortamda su bol olduğundan hemen süzerek atabilirler. Karada ise suyun minimum düzeyde kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle bu canlılar bir böbrek sistemine sahiptirler. Böbrekler sayesinde amonyak, üreye çevrilerek depolanır ve atımında minimum düzeyde su kullanılır. Ayrıca böbreğin çalışmasını mümkün kılan yeni sistemlere ihtiyaç vardır. Kısacası, sudan karaya geçişin gerçekleşmesi için böbreği olmayan canlıların bir anda gelişmiş bir böbrek sistemi edinmesi gerekir.

5. Solunum sistemi:

Balıklar suda erimiş halde bulunan oksijeni solungaçlarıyla alırlar. Suyun dışında ise birkaç dakikadan fazla yaşayamazlar. Karada yaşamaları için, bir anda kusursuz bir akciğer sistemi edinmeleri gerekir.

Tüm bu fizyolojik değişikliklerin aynı canlıda tesadüfler sonucu ve aynı anda meydana gelmesi ise elbette imkansızdır.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
'Yürümeyi 370 milyon yıllık balıktan öğrendik'



Bilim insanları, 370 milyon yıl önce yaşamış bir balığın olağandışı fosilini inceleyerek, insanlar dahil birçok canlının neden iki kol veya bacağa sahip olduğuna dair önemli bilgiler elde etti. Antik balık, sudan karaya çıkan canlıların yürüme yeteneğini nasıl kazandığına dairi ipuçları sundu.

Yüz milyonlarca yıl önce yaşamış, modern balıklardan çok farklı olan bir balık türü, neden iki kol ve bacağa sahip olduğumuz konusunda bilim dünyasına yeni bilgiler kazandırabilir.
evrimteorisi.org
 
Üst Alt