Ateşle oynamak

ATEŞLE OYNAMAK
Mehmet Necati GÜNGÖR

Türkün ateşle imtihanı Mondros mütarekesiyle başladı.

Önce Çanakkalegeçilmez dendi, sonra Sevr antlaşması yırtılarak çöp sepetine atıldı.

Cebren ve hile ile bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmişti.

Bir ses yükseldi milletin eşsiz kahramanından:

Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunduğun vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!

Yazıdaki takdim tehirleri dikkate almayalım lütfen.

Neyin, ne zaman söylendiğinden ziyade, niçin söylendiğine bakın.

Türk bayrağı mahzundur.

Düşman harimi ismetimize girmiştir.

Kahramanmaraşta işgalci Fransız askerleri eşlilğinde halkı taciz eden Ermeniler, hamamdan çıkan bir grup kadınımızın başındaki örtüyü çekip almıştı.

İşte, kıyamet bu yüzden kopacak, Kahramanmaraşın kurtuluşuna giden yolun kapıları bu olayla açılacaktı.

Cuma günü, gönderden bayrağımızı indirip yerine Fransız bayrağını diktiler.

Halk, namaz kılmak üzere camiyi doldurduğunda İmam, işgal altında bir vatanda Cuma namazı kılınmaz diye fetva verip cemaati dağıttı.

Bu olay tarihimize Sütçü İmam vakası olarak geçti.

Cemaat galeyana gelmiş, kaledeki bayrağı kaldırıp yerine Türkün bayrağını asmak ve selamlamak için ayaklanmıştı.

Fransız ve Ermeni çeteleri halkın ayaklanması ile birlikte Maraştan sökülüp atıldılar.

Mustafa Kemal eski, kırık dökük bir vapurla Samsuna çıkarak vatanı kurtarma teşebbüsüne girişti.

Padişah, Rumları taciz eden Türk çetelerini Ona temizletmek istiyordu.

O ise başta Rumlar olmak üzere, bütün düşman unsurlarını vatandan kovmok için yola çıkmıştı.

Türkün ateşle imtihanı o gün başladı.

Tarih, 25 Ağustos.

Başkomutan Mustafa Kemal, o gece rüyasında Malazgirt fatihi Alpaslanı gördü.

Alpaslan, rüyasında Mustafa Kemale yarın harekete geç, bizler yanında olacağız demişti.

Mustafa Kemal, komutanlarını topladı ve ilk emrini o sabah, 26 Ağustosta ilk hedefiniz Akdenizdir ileri! komutuyla verdi.

14 gün sonra Türk askeri İzmirde düşmanı denize dökmüştü.

İzmirin dağlarında çiçekler açıyordu.

Türkün bütün kalelerinde namusumuz olan şanlı Bayrağımız dalgalanıyordu.

Ve Büyük Akif, kaleminesarıldı:

Korkma! Sönmez, bu şafaklarda yüzen al sancak...

Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli....

Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl.

İstiklâl Marşımız o gün Mecliste milletvekillerinin bir daha....bir daha... nidalarıyla tekrar tekrar okundu ve ayakta dinlendi.

O soğuk kış gününde paltosu bile olmayan Büyük Akif taktir edilen ödülü reddetti ve Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın niye niyazda bulundu.

O marş bizim harimi ismetimizin örtüsüdür.

Dekonunan eli yanar, vesselâm!
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt