Ateizm Derneği Kurulmuş(!)

Geçtiğimiz günlerde Ateizm Derneği’nin kurulduğunu öğrendik, yani artık hiçbir inanca tabi olmayanların dini olan ateizm’de dernekleşti, sivil toplumlaştı. İnanmayanlar tabi oldukları dini kurumsallaştırarak kamuoyu önüne çıktılar. Büyük ihtimalle çok mutlu olmuşlardır diye düşünüyorum.

Temel değeri dini inkar olanlar, kendi ateizm dininin propagandasını yapacaklar, ateist olmakla, özgür beyinlerde huzurlu bir dünya kuracaklar…! Öyle diyorlar. Bir dizi de ilke yazmışlar, ilke yazmışlar ya, aslında bütün ideolojilerden derleme toplama, bütün ideolojilerin ortak savunularını ve argümanlarını kendilerine ilke diye benimsemişler. Milyonlarca yıl önceden kalma fosilleşmiş akılların evrim geçirip günümüze gelmiş hali, oysa kendilerinden öncekilerin durumu daha tutarlı ve daha mantıklı.

“Ateizm Derneği, toplumda genel kabul görmüş olan dogmatik ön yargı ve inançlardan arınmış; dinin, felsefi ya da ideolojik görüşlerin, toplumsal bir baskı aracı olarak kullanılmasına karşı kurumsal mücadele veren; Türkiye ateistlerinin kendi görüşlerini yasal zeminde özgürce ifade edebilmesini teşvik eden, bilimsel, felsefi ve teolojik konularda eğitici projeler düzenleyen yasal bir kurumdur.” Diye tarif ediyorlar kendilerini.

Ateist kimdir ki? Yani kişi nasıl olursa yada nasıl düşünürse ateist olur? Emin olun ki, ateist olduğunu söyleyen hiçbir fert bu sorunun cevabını bile net olarak vermez, bilmez, çünkü ateizm bir kaos bir karmaşadır, kişinin kendi fıtratıyla kavgasıdır, kalbinden huzurun kayboluşu, Allah’tan uzaklaştığı kadar, kendine yabancılaşmasıdır. Kalplerindeki korkunun başka türlü ifadesi, sürekli kaçtıkları şeye, sürekli kaçarak yaklaşmasıdır. İnadına kalplerinde var olan inancı, varlığına rağmen inkar yani üstünü örtmedir, kendilerini dürten fıtratı kalplerine kilitlemeleridir.

Sloganlarından biri de şöyle: “Gerçekten yalnız değiliz, belki de en büyük problem yalnız hissetmeniz.”.

Evet, ateistler gerçekten yalnız değiller, yanlarında her an ne yaptıklarını görüp gözeten gözcüler var, ama Yaratanı inkarları onlara her zaman kendilerini yalnız hissettirecektir, dernekleşseler de, kurumsallaşsalar da, planları projeleri olsa da, toplumu küresel şer odakları ile işbirliği yaparak ifsat etme noktasında ortak hareket etseler de, her zaman yalnız olacaklar, kendilerini her zaman yalnız hissedecekler. Yalnızlığı kendileri tercih ettiler, kendi tercihlerinin ceremesini de çekecekler. Sakın ayakları taşa takılıp düşünce, ağızlarından gayri ihtiyari de olsa “Allah” kelamını sarf etmesinler, inkar ettikleri bir Allah’ın kendilerine hiçbir zaman faydası olmayacaktır.

Ateizm, aslında, özgürlüğü tercih ederken, kendi nefsinin kölesi olmaktan öte bir şey değildir. Özgür bir düşüncenin nefsine köleleşmiş fertleri, milyon yıllık fosilleşmiş düşünceleri ile ancak kendileri kandırır, başkalarını değil. Hele ki, kalbinde Allah’a iman olanları ve Allah’tan başka ilah tanımayanları asla kandıramazlar. Sıradan bir beşeri ideolojidir, diğerlerinden farkı yoktur, yani kendilerini değişik bir fikrin mümessilleri gibi lanse etmelerine gerek yok, bu tür düşüncelerin devri geçeli, onlarca yıl oldu, yani geç kalmış bir aktivasyon.

“Gerçekten her şeyimizle buradayız, kimseyi yalnız hissettirmeyeceğiz.” Diyorlar. Sahi her şeyleri olarak neleri var ki, kısır düşüncelerinden, mesnetsiz dayanaklarından, itici fikirlerinden başka, ateizmin neyi olabilir ki? Müslüman mahallesinde salyangoz satmak böyle olsa gerek. Bin yıllık İslam Beldesinde, ithal düşüncelerin ameleliğini yapmak. İnsanın kendisi ile çelişmesidir ateizm, kalbiyle, düşüncesi ile, davranışları ile, ateist olan ateizmle bile çelişir çoğu zaman, izahı olmayan söylemlere sahiplenmek, sahibine nasıl bir yıkım getirir düşünmesi gerekir ateistlerin.

Allah’ı inkarla gelen özgürlüğe kölelik, bütün ideolojilerin genel karakteri değil midir? Ateizm, insanın kendi fıtratı ile ve kendi varlığı ile çelişkiden başka nedir ki?

İnsanoğlu ne kadar garip, her şeyin yaratıcısı, Alemlerin Rabbi olan Allah’a kul köle olmaktan kaçınıp, özgürlük adına kendi nefsine ve ideolojisine köle olmayı tercih ediyor. Kendi ile çelişerek, kendi ile ihtilafa düşerek, sürekli iç huzurundan yoksun, güvenilecek hiçbir şeyleri olmadan nasıl yaşar bir insan? Dinsel inançlardan kurtulmak yalanıyla, başka bir yalana kapılıp, dünya ve ahretini hangi akla itibar ederek heba eder ki?

İlkeler diye başlık atmış ateizm derneği, ne garip ki, ilke denen bir şıkka rastlamak mümkün değil, ne yapacaklarını anlatıyorlar. Ateizmin nasıl bir ilkesi olabilir, inkar etmekten başka? Tek ilkeleri var oda İslam ile irtibatlarını kesip inkar etmek.

Yapacaklarının arasında bir şıkta şöyle diyorlar: “İmam olamayacakları halde aileleri tarafından imam-hatip meslek lisesine gönderilen kız çocuklarına yönelik sosyal sorumluluk projeleri düzenlemek.” Yani amaçlarının İslam dini ile mücadele etmek olduğunu çok net olarak ifade ediyorlar. Zaten bütün beşeri ideolojilerin var oluş gayesi bu değil mi? İlahı beşer olan herhangi bir din söyleyin ki, derdi İslam olmasın?

Yani şunu demek istiyorum ateizm derneği yetkililerine, sizden önce de ama sizden daha çok çetinlerini gördü İslam Alemi, nesli tükenmiş fikirlerle sadece dünya emperyalistlerinin oyuncağı olursunuz. Şunu unutmayın ki, hiçbir düşünce, güç, sermaye, fikir, ekol, ideoloji Allah(c.c.) ile girdiği savaşı kazanamaz.

Ateizm aslında ciddiye alınıp itibar edilecek bir düşünce, akım, fikir de değildir, onun varlığını çürütmek için her hangi karşı teze de gerek yoktur, çünkü ateizme kendi tabileri bile itibar etmezler, sadece özgürlük adına bir de dünyalık çıkarları için itibar etmiş gibi görünürler. İnanmadıklarını söylerler, başları sıkıştı mı, gizliden gizliye Allah’a yalvarırlar. Başka kapı yok ki gidilecek.

Sorsak bu ateizm derneği kurucularına, “Laikmisiniz” diye, “Evet” derler, “Kemalistmisiniz” desek, “Evet”, “Demokratmısınız”, “Evet” derler. Sonrada “Ateist” olduğunu söyle. Birçok beşeri dine iman et, ilahi olandan yüz çevir. Bu olsa olsa kendi kendilerine kurdukları bir kumpastır.

Fatih Altaylının programında geçen diyalogda bunun göstergesi değil midir?

Fatih Altaylı, soruyor dernek yetkilisine:"Kimi insanlar var ki, dini ritüelleri hayat boyu yerine getirmeyip, ömrünün sonunda 'ya acaba öbür tarafta da bir şey varsa, orada da bir problem çıkmasın' diyerek ömrünün sonunda biraz inancı artıyor. Bu korkunun sizlerde tezahür etmeyeceğini söyleyebilir misiniz ileri dönemlerde? Veya edenler olabilir mi? Derneğinizden istifa edenler olabilir mi ileri yıllarda"

Dernek yetkilisinin cevabı:, “Zaten büyük konuşmamak lazım. Herkesin fikri değişebilir ama bende olacağını düşünmüyorum açıkçası." yanıtını veriyor.

Doğru söylüyor, büyük konuşmamak lazım. Herkesin fikri de inancı da değişebilir, ateist olarak ölme hele ki bir inkarcı olarak hayatını sürdürüp bitirmek her insanın göze alabileceği bir yaşam tarzı değildir. Bu cevabı veren içinde bu böyle, büyük konuşmaması gerek, kendisi için düşünmemesi de, aslında kendisinin de ateizmi net olarak benimsemediğinin, bazı göreceli çıkarların peşinden koştuğunun ifadesidir.

İnançsız, imansız bir hayat ne kadar sürebilir, bazı kalpleri mühürlenmişler dışında? On milyarlarca insanın yaşayıp göçtüğü bir dünyada kaç ateist yaşadı göçtü ki? Günümüzde, yedi milyar insanın yaşadığı söyleniyor, kaç milyarı ateizmin kucağına oturmuştur?

Ateizm Derneği kurucularına acizane tavsiyemiz, kurumsallaşarak insanları inançsız bir toplum olmaya dönüştürme çabaları, en başta kendi şikayet ettiklerine muhalefet etmektir. Ateist olduklarından dolayı baskı gördüklerini (ki böyle bir durum söz konusu değil) belirtirken, kendi dışındaki insanları ateist olmaya zorlamak için uluslar arası kurumlarla insanlara bilimi din olarak dayatmak, temiz fıtratları kirletmek, bu uğurda çaba sarf etmek kendi dinlerini başkalarına dayatma değil de nedir?

Faaliyetlerinde dini öncelikli kriterleri kabul eden kişi ve kurumlara karşı bütün demokratik ve hukuki zeminlerde mücadele edeceklerini ilan etmişler. Özgürlük adına baskıyı seçmiş demode fikrin sahipleri. Ne kadar sıradanlar, ne kadar basit hedefler peşinde Müslüman coğrafyanın ateistleri. Tek düşmanları var, tek mücadele sahaları, oda İslam.

Elhamdülillah, ne yüce bir dinin sahibiyiz, yeryüzünün gerek binlerce yıllık ideolojileri, gerek yeni yetme dinleri, hepsi bir olmuş, İslam’la mücadele içindeler. Ne yapacaklarını şaşırmışlar, ne yapsalar olmuyor, laiklik diyorlar, demokrasi diyorlar, kemalizm diyorlar, liberalizm diyorlar, seküler dünya görüşü diyorlar, lakin bir türlü yediremiyorlar.

Ne kadar çok hasmımız var, nerde bir delik görseler topyekun hücum ediyorlar, sonra da deliğe sığmıyor, sıkışıp kalıyorlar.

Küfür tek millettir, adı, yolu, yöntemi ne olursa olsun. Küfrün dayanacağı hiçbir dayanakları yok, suyun üstünde köpük gibiler. Biz Müslümanlar Allah’a şeriksiz iman etmişiz ve onlar istemese de Allah dinini yeryüzüne hakim kılacaktır. Yeter ki biz Müslümanlar olarak gereği gibi mücadelemizi sürdürelim.

Yine bu yazı vesile ile bu ateistleri İslam’a davet edelim, “Gelin Müslüman olun, kafanızdaki bütün örümcek bağlamış düşünceleri süpürün, İslam’a girin, kurutulun, yoksa dünyanız da ahretinizde harap olacak.” diyelim.

Biz Müslümanlara bu yakışır.

Yakup DÖĞER
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt