• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Atatürk'ün Siyasi Görüşü Neydi

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
ATATÜRK'ÜN SİYASİ GÖRÜŞÜ NEYDİ?

Sosyalizme adanmış bir ömür… Geçen hafta hayatını kaybeden Rasih Nuri İleri, 94 yıllık yaşamının 75 yılını sosyalist olarak yaşadı. Kemalist Devrimi ve Jöntürk devrimciliğini sahiplenen İleri, “Atatürk ve Komünizm” kitabında Atatürk’ün siyasal görüşünü ele aldı. Atatürk’ün, politik görüşü neydi? Atatürk komünist miydi? Önce komünist olmuş sonra mı vazgeçmişti?

“Atatürk ve Komünizm”

Rasih Nuri İleri bu eserinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün siyasal görüşünü ele aldı.

Rasih Nuri İleri bir komünistti.

Peki ya Atatürk?

Kitabından özetleyerek aktaracağım…

Osmanlı Sosyalist Partisi ve Osmanlı’daki sol hareketlerinin tarihi; Atatürk’ün gençlik yıllarına kadar uzanmaktadır.

Bu hareketlerin bir kökü; Avrupa’ya kaçan Jöntürkler’in liderlerinden Dr. Refik Nevzat’ın başta Fransa olmak üzere Avrupa’daki sosyalist ilişkilerine bağlanır.

Diğer kökü ise Osmanlı Devleti’ndeki Türk olmayan gruplara dayanır.

Örneğin…

Engels “Komünist Beyannamesi”ne 1890’da yazdığı önsözde, bu eserin Ermenice çevirisinin 1887 yılında İstanbul’da yayımlandığını belirtmektedir.

Bulgar, Yunan, Ermeni, Yahudi Osmanlı vatandaşları arasında, hatta 1877 Meclisi Mebusan’ında “sosyalist” kişilere rastlanmaktadır.

Mustafa Kemal Paşa bu akımlarla-kişilerle ilişki kurmamıştır. Osmanlı Devleti’nin bulunduğu çıkmaz karşısında daha çok pratik çıkış yolları aramaktadır.

“BOLŞEVİK’Tİ”

1917 Bolşevik Devrimi rüzgarından herkes gibi Mustafa Kemal de etkilendi.

Kazım Karabekir, İstanbul’da iken kendisinin ve Mustafa Kemal’in “Bolşevik olma yolunda bulundukları”nı yazdı. Keza…

Teşkilat-ı Mahsusa ve MM Grubu Başkanı Albay Hüsamettin Ertürk’ten naklen yazılan hatıratta; Mustafa Kemal’in Samsun’a varışından sonra Havza’da geçirdiği 22 günlük dönemi Bolşeviklerle temas olayına bağlar. Havza’ya gelip Mustafa Kemal ile görüşen Sovyet heyetinin başında bir süvari albayı bulunmaktaydı. Ertürk’e göre aralarında şöyle bir konuşma geçti:

- Paşa Hazretleri, Anadolu’da kurulacak hükümet için nasıl bir rejim düşünüyorsunuz?

– Sovyetler’in şuaralar cumhuriyetine benzer bir hükümet tarzı.

- Yani Bolşevikliğin prensipleri üzerine kurulmuş bir cumhuriyet, değil mi generalim?

- Öyle olacak, devlet sosyalizmi dersek daha doğru söylemiş oluruz.

KOMİNTERN’E ÜYELİK

Rasih Nuri İleri’ye göre Atatürk komünist yönlü bazı yazılar yazdı; demeçler verdi; hatta yakın arkadaşlarına komünist isimli bir parti kurdurdu ve daha ileriye giderek III. Komünist Enternasyonal’e, yani Komintern’e üye olunması için müracaatta bulundu.

Fakat sosyalist-komünist olmadı.

Mustafa Kemal sadece dünyadaki güçler dengesi bakımından kurtuluşumuza yardımcı olabilecek, ortak düşmanla savaşan tek güç olarak Sovyet Rusya’sını gördü ve bu yüzden ona yaklaştı.

İleri’ye göre, İnönü veya Sakarya’da ordularımız yenilseydi Mustafa Kemal’in bu yolu seçmesi zorunlu olacaktı.

Sabahattin Selek’in “Anadolu İhtilali” kitabında yaptığı tespite göre, komünist sistemin tatbikatta başarılı olabileceği hakkında Mustafa Kemal Paşa’ya tam bir güven gelmemişti. Türkiye’nin sınıfsal yapısı ve dönem şartları buna uygun değildi.

MARX’IN SÖZÜ

Rasih Nuri İleri, Mustafa Kemal’in, bir Bolşevik rejimi kurmayı hesapladığı ancak bazı rastlantılar sonucunda bunun tehlikeli olacağını gördüğü tespitinde bulunuyor.

İleri’ye göre, Atatürk gücünün sınırlarını çok iyi biliyordu; büyük bir gerçekçiydi. Her attığı adımda ne yapabileceğini, nereye kadar gidebileceğini gayet iyi hesaplayan bir kurmaydı.

O, hayatı boyunca Marksizmin ünlü formülünü doğal olarak uyguladı: “Özgürlük zorunlulukların bilinmesinden ibarettir!”

Politikada en beklenilmedik hamleleri yaptığı, herkesi şaşırttığı zamanlarda bile Atatürk için ölçü; zorunlulukların, olanakların, sınırların gayet iyi hesaplanmasıydı.

SOVYET ÖVGÜSÜ

Rasih Nuri İleri, bir diğer tespitinde, “Atatürk zorunda kalsaydı bir sosyalist rejimi kurardı; ancak kendisi kurardı” diyor: Lenin’in öngördüğü proletarya devrimini hiçbir zaman kabul edemezdi. Devrim olacaksa, onu kendi kadrosu ile gerçekleştirirdi.

İleri, bir önemli konunun da altını çiziyor: Atatürk sosyalist değildi ama karşısında da değildi.

“Din, iman düşmanı Bolşevik”, “geleneksel düşman Moskof” gibi demagojileri bir tarafa attı.

Atatürk’ün döneminde Sovyetler Birliği aleyhinde yayında bulunmak yasaktı.

İlişkiler çok iyiydi. Örneğin, Atatürk sipariş ettiği “Ankara Anadolu’nun Kalbidir” filmini bile bir Sovyet rejisörüne, Sergei Yutkeviç’e çektirdi. Filmde bol bol orak-çekiç amblemleri görüntüsü vardı. İstiklal Marşı’nın yanı sıra Enternasyonal çalıyordu. Hatta bu filmin yapılmasından sonra Atatürk, (Rasih Nuri İleri’nin dayısı) Abidin Dino’yu 1934’te sinemacılık tahsili yapmak üzere Rusya’ya gönderdi.

Peki sonra ne oldu?

LENiN’iN KiTAPLARI SERBEST

Atatürk döneminde genellikle sol yayınlar ve sosyalist partiler serbest idi.

İngilizlerin Musul’u bize vermemek için kışkırttıkları Şeyh Sait ayaklanmasından sonra rejim sertleşince diğer bütün akımlar, örgütler ve yayınlarla birlikte sol da yasaklandı.

1925’ten Atatürk’ün ölümüne kadar, (pek kısa “Serbest Fırka” sondajı dışında) her türlü parti ve örgüt kurmak yasaktı. Mason derneklerinden Türk Ocakları’na, işçi derneklerinden tekkelere kadar CHP kontrolü dışındaki her türlü politik ve hatta kültürel teşekküle izin verilmedi.

Ancak…

Atatürk’ün ölümüne kadar yine de, genel anlamda sol yayınlar ve çeviriler serbestti. 1932-1936 arasında her kitap çevrilebiliyordu; her türlü kitap yazılabiliyordu. Örneğin, Rasih Nuri İleri’nin babası Suphi Nuri ileri’nin çevirip özetlediği Marx’ın “Kapital”i basıldı; Lenin’in “Devlet ve İhtilal” gibi kitapları yayımlandı. (Suphi Nuri’nin 1936’da yazdığı bir diğer kitabı “İspanya’da Sınıf Savaşı” idi.)

Bir önemli detay ise Nazım Hikmet’in ders kitaplarına girmesiydi!

Rasih Nuri İleri bir ilginç tespitte bulunuyor:

Yasak olan sol örgütlere verilen cezalar Atatürk yaşarken şaşılacak kadar azdı.

Biliyoruz ki Atatürk döneminde -kimi Atatürk’ün yakın arkadaşı da olan- eski İttihatçılardan asılanlar oldu. Keza…

Dinciler asıldı.

Bölücüler asıldı.

Ancak idam edilen ya da aşırı ağır cezaya çarptırılan sol eğilimli tek bir kişi yoktu.

1920-1921 yıllarında bulanık “su komünistlerinden” Türk Mebusu Nazım Bey ve arkadaşlarından, İstiklal Mahkemesi’ne verilenler hüküm giydikten dört ay sonra affa uğradı.

1925 tevkifatında hüküm giyen Aydınlık dergisi grubundan Dr. Şefik Hüsnü gıyaben 15 yıla mahkum oldu; ancak ceza maddesi kalkınca cezası bir yıla

indi.

1927’de TKP’nin başında olan ve yurda gizlice dönen Dr. Şefik Hüsnü’yü ve bütün teşkilatı, Vedat Nedim Tör parti evrakı ile birlikte ele verdi. Davanın sonucunda Dr. Şefik Hüsnü 1925 cezası dahil edilmek üzere bir buçuk yıl hüküm giydi. Cezası tamamlanınca da isteği üzerine kendisine 1929’da pasaport verildi. Vedat Nedim ile Şevket Süreyya Aydemir ise genel müdürlüklere atandılar. 1932 yılında Kadro dergisini çıkardılar.

1929-1932 yılları arasında komünistlikten hüküm giyenler en fazla 4’er yıl ceza giydi. Cumhuriyet’in 10. yılı için çıkarılan afla serbest bırakıldılar.

1933-1936 yılları arasında hüküm giyenler; 1936’da TCK’nın 141/142. maddeleri kabul edilip eski yasa iptal edildiğinde hapisten çıktı.

Atatürk hayatta iken en büyük cezalar Harp Okulu ve Bahriye ile ilgili, Nazım Hikmet, Dr. Hikmet Kıvılcımlı’yı içine alan davada verildi. Atatürk ölüm döşeğindeydi. Kaldı ki bu davada hüküm giyen Nazım Hikmet ile Dr. Hikmet Kıvılcımlı bile ağır hapis cezalarına rağmen derhal şartlı olarak tahliye edildi. Atatürk’ün ölümünden sonra tekrar tutuklandılar.

Sosyalistlere, komünistlere düşmanlık Soğuk Savaş döneminde arttı.

KAYNAK VE KONUNUN DETAYI: Soner Yalçın: Atatürk'ün siyasi görüşü neydi
 
Üst Alt