• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

ATATÜRK"ün çocuğu neden yok?

carpediemcan

Tecrübeli
Üye
evet sizce ulu önder Atatürk bilirek mi evlat sahibi olmadı strateji benimsedi?yoksa olamadımı?bu sorunun cevabını kaynaklarıyla beraber bilen varmıdır aramızda?
 

sheytan

Tecrübeli
Üye
ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLARI


Mutsuz bir evlilik... Bu da yetmezmiş gibi çocuk sahibi olamamak... Oysa o çocukları o kadar çok seviyordu ki!...

"-Bir çocuğum olsa idi, büyük sevinç duyacaktım. Milletime, benden sonra benim soyumdan, bana benzer bir çocuk bırakmayı çok isterdim. Profesör, bunun çıkar yolu yok mudur?"

Prof. Dr. Neşet Ömer'in (İrdelp) Atatürk'ün bu sorusuna verecek bir yanıtı yoktu. (84)

Bir çocuk sahibi olamamak hep bir sızıydı yüreğinde. Bu acısını hiç gizlenmeyecekti de. Bir baloda Asaf İlbay, on altı yaşındaki kızını Atatürk'le tanıştırdığında yine nasıl da açığa vurmuştu bu acısını:
"-Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz. Belki aynı yaştayız da. Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım, on altı yaşında bir çocuğum olacaktı!..."

Gözleri yaşarmıştı.

Ama Asaf İlbay'in eşi atılacaktı hemen:

"-Paşam, bütün millet sizin çocuklarınızdır."

"-Doğru, işte ben de bununla avunuyorum..."

Yaşamının bir gerçeği de bu olacaktı hep: Başkalarının çocuklarını sevmek, okşamak, kendi çocuğuymuşçasına bağrına basmak... Böylece avutacaktı kendini.

"-Belki benim çocuğum olmadığında bir gizli neden vardır. Çok sevdiğim bir tayımın ölümünden o kadar duygulanmıştım ki, günlerce acısını unutamadım, yemek yiyemedim. Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım, ne olurdum bilemem..." (85)

Kendi çocuğu olmaması karşısında, olsaydı ama onu kaybetseydim bu acıya dayanamazdım, iyi ki olmadı, diyecek kadar çocuk sevgisi ile dopdoluydu.

Bu duygular içinde, gittiği her yerde gördüğü, karşılaştığı çocukları sevecek, kollayıp gözetecek, olanakları bulunmayanları alıp okutacak, çevresinden, evinden çocukları hiç eksik etmeyecekti.

"-Öpeyim mi?"

Atatürk, bu soruyu bir düğünden ayrılırken gördüğü yedi sekiz yaşındaki bir kız çocuğunun anne ve babasına soruyor, kızı öpebilmek için onlardan izin istiyordu.

Çocuğu iki eliyle kaldıracak, öpecek ve usulca yere bırakacaktı. Ama çocuk karşılıksız bırakmak istemeyecekti bu sevgiyi:

"-Ben de öpeyim, ne olursunuz Atatürk, ben de sizi öpeyim!"

Çocuğu yeniden kucaklayan Atatürk'ün gözleri nemli... (86)

Bir akşam da İstanbul'da Park Otel'de müşteriler arasında bulunan bir subayın dokuz on yaşlarında oğlu gözlerini dikmiş hep Atatürk'e bakıyor. Atatürk'ün dikkatini çekecek bu dirençli bakışlar. Çağıracak çocuğu yanına:

"-Büyüyünce ne olacaksın?"

"-Atatürk olacağım!"

Bu sözün ödülü, Atatürk'ün yelek cebinden çıkarıp verdiği platin saat...

"-Büyüyünce kullanırsın." (87)

Bu, 15 Mayıs 1922'de, düşmanın yaptığı zulmü dile getiren şiiri okuyan altı yaşındaki Gültekin'e cebinden çıkarıp verdiği altın saatten (88) bu yana çocuklara armağan ettiği kaçıncı saat acaba?

Ama onun çocuklara asıl armağanı, onları alıp okutmak olacak. Bursa'nın Demirtaş köyünden İbrahim bunlardan biri. Atatürk, 4 Ocak 1931'de Bursa'ya geldiğinde İbrahim kalabalığı yarmaya çalışarak bağıracak:

"-Gazi Baba, dur!..."

Seslenen, üstü başı nerdeyse çullar içinde, yoksul bir köylü çocuğu...

"-... dur, sana diyeceğim var!..."

Atatürk bu. Bir çocuk ona seslenir de dinlemez olur mu?

"-Beni burada bırakma. Memlekette mektep yok. Nereye başvurdumsa almadılar. Sen benim babamsın. Sana evlât olayım."

İbrahim artık Gazi Babası'nın korumasında ve okullu... (89)

Mustafa ise Yalova'nın bir köyünden. Atatürk, Baltacı Çiftliği'nin oralarda atla gezintiye çıktığı bir gün rastlayacaktı ona. Sığırtmaçlık yapıyordu. Beti benzi sapsarı, sıska ve sıtmadan karnı şiş.

Atatürk, duracak ve Mustafa'ya yol soracak, bu arada biraz da konuşacak, durumunu soruşturacak. 10 lira verecek Mustafa'ya, ama o almayacak. Büyük para. Ama bu parayı hak edecek bir şey yapmış değildi ki... Atatürk üsteleyince parayı bu kere alacak ama karşılığında kuşağının içinden çıkardığı birkaç cevizi verecek.

Mustafa da artık Atatürk'ün koruması altında. Ama önce hastahaneye yatırılması gerekiyor. Çünkü adamakıllı hasta.

Mustafa hastahanede yattığı sırada Atatürk ziyaret edecek onu.

Mustafa, Kuleli Askerî Lisesi öğrencisi, arkasından Harp Okulu, Türk ordusunda subay (90)

Mustafa, 1938 yılının Kasım'ında Dolmabahçe Sarayı'nda Atatürk'ün katafalka konulmuş naşı önünde sırtında üniforması ile selâm duracak.

Sabiha da Atatürk'ün alıp okutacağı, büyüteceği çocuklardan biriydi. Soyadı yasası çıktığında ona "Gökçen" soyadını veren de o olacaktı.

Sabiha Gökçen: Türkiye'nin ilk kadın pilotu, ilk kadın askeri!...

Sabiha'nın annesi de, babası da ölmüştü. Kimi zaman ağabeyisinin, kimi zaman ablasının yanında kalıyor, ama onlara yük olduğu düşüncesiyle kıvranıyordu. Ah bir yatılı okula kapağı atabilse! Ama nasıl? Ablasına, ağabeyisine, onları kırarım korkusuyla bu isteğini açamıyordu. Kendisi de yol yordam bilmiyordu ki? Olsa olsa onu Gazi Paşa kurtarabilirdi!... Ve 10 yıllık yaşamında ilk kez talih kendisine gülecekti: 1925 yılının o ilkbahannda Gazi Mustafa Kemal Paşa, Bursa'daydı ve şu işe bakın ki kaldıkları evin hemen yanıbaşındaki köşkte konaklayacaktı!...

Ah ona bir ulaşabilse, derdini anlatabilse!...

Kendisi anlatsın bize Gazi Paşa'yı ilk kez nasıl gördüğünü, onun "manevî evlâdı" olmak yolunda ilk adımını nasıl attığını:
"İşte yine bahçede dolaşıyor, çiçekleri seviyor, onları kokluyor, onlarla konuşuyor... Çiçek seven, doğayı seven insanlar çok ince ruhlu olurlarmış... Kuşku yok ki Gazi Paşa da ince ruhlu, soylu bir insan. O halde niçin ağabeyimin beni köşke götürmesini bekleyelim? Bundan daha iyi fırsat olur mu? Bizim evle Gazi Paşa'nın konakladığı köşk arasında küçücük bir tabii çitten başka bir şey yoktu.. Bütün mesele cesaretimi toplayarak o çiti aşabilmekti. Bunu yapmalıydım... Çocukken de cesur bir kızdım. Öyle olur olmaz şeylerden korkmaz, öyle olur olmaz şeylerden kaçmazdım.

Göz açıp kapayıncaya kadar merdivenlerden inip dışarıya çıkarak çiti aşıverdim. Bunu yaparken yüreğimin yerinden fırlayacakmışçasına çarptığını hissediyorum... Ama artık olan olmuş, ok yaydan fırlamıştı. Dönüşü yoktu bu yolun. Birden etrafımı üç muhafız çeviriverdi. Daha fazla ileri gitmeme engel oldular...."

Ne ki Sabiha vaz geçecek bir çocuk değildi. Muhafızlara direnecek, Gazi Paşa'yı görmek için ısrar edecekti:
"-İki yıldır yolunu gözlüyorum Gazi Paşa'nın... Şimdi elini öpeceğim, başka zaman istemem... Geri dönmeyeceğim..."

Muhafızlarla aralarındaki bu konuşma sürerken Sabiha'nın sesi de perde perde yükseliyordu.

"-...Geri dönmeyeceğim!"

"Bunu söylerken gözlerim Gazi Paşa'yı aramıştı. Dediğim gibi o da bize bakıyordu. Savaş kartalının yüzü bir peygamber yüzü kadar yumuşak ve cana yakındı. Eliyle muhafızlarına beni bırakmalarını işaret etti. İşte önümdeki setler, engeller yıkılmıştı nihayet... Şimdi ne yapacaktım? Dizlerimin bağı çözülüyordu... Heyecandan bütün vücudumun titrediğini hissediyordum. Gazi Paşa beni bekliyordu çiçeklerin arasında.

Durumu hissetmiş olacak ki, yumuşacık, kadife gibi, son derece içtenlikli bir sesle:

'Gel bakalım çocuğum! Diye seslendi. 'Madem beni görmek istiyordun, niçin orada duruyorsun?" (91)

Dünyanın ilk kadın savaş pilotunun öyküsü o gün işte böyle başlayacaktı.

Gazi, tüm yaşamı boyunca kimsesiz, çaresiz çocuklara kol kanat germiş bir insan:
"Yolda 12 yaşında Ömer adlı bir öksüz çocuk gördüm. Bunu yanıma aldım. Bu görülünce daha 3 tane daha böyle anası babası ölmüş yetimler getirdiler; onlara da para vermekte iktifa ettim."

Bu satırlar onun hatıra defterinden. Daha 16 Kasım 1916'da Bitlis'e giderken yazmış. 2 Aralık 1916'da yine defterine düştüğü nottan bu kere İhsan adında bir çocuğu da koruması altına aldığını anlıyoruz. (92)

Atatürk, Cumhurbaşkanı olduktan sonra daha birçok çocuğu okutacak, bunlardan kimileri Çankaya Köşkü'nün konukları da olacak.

Çocukları korumasına almak, manevî evlâdları olarak görmek, yetiştirmek bir "tutku"ydu onda. (93)

Ama bu çocuklar arasında biri vardı ki, Atatürk'ün Öz çocuğundan farksızdı. Atatürk, onunla çocuk özlemini giderecek, çocuk sahibi olma duygusunu tadacaktı. Onu kendi yanında tutacaktı hep, gezilerinde birlikte olacaklardı. Hastalandığında,

"-Ne yaparsanız yapın kurtarın bu çocuğu, eğer ölecek olursa yaşayamam ben!..." (94) diyecek kadar sevecek, bağlanacaktı ona.

"Ülkü" idi çocuğun adı.

O, Atatürk'ün ülküsüydü.

ALINTIDIR:1001 Kitap   |   etin Yetkin, "fakat nihayet," dedi Gazi; Ben de bir insanm kutsi bir kuvvetim yoktur ki!   |
 

sheytan

Tecrübeli
Üye
sanırım istemis ama olmamıs olsunn biz hepimiz onun çocuklarıyızz
 

carpediemcan

Tecrübeli
Üye
teşekürler.ama bi yandan şunu düşünüyorum.çocuğu olsaydı ve onun karakterinde olmasaydı ne olurdu acaba?yada soyundan ona ters insanlr çıkmasının adını lekeleyebileceklerini düşünmüşmüydü?tabi olamaması başka..
 

sheytan

Tecrübeli
Üye
bence sadece istedi yanii olmasını cok istedi fakat biseyler engel oldu belki baslarda eşi istemedi sonrasında mutsuz giden beraberliğini bi cocuk olursa devam ettirip cocugununda mutsuz olcagını düsünmüs olabilir ama bence cocugunun onun istemedigi gibi kisilikte olabilceği düsüncesi yoktu aklında tabii bence bunların hepsii
 

figi

Acemi
Üye
bence eğer bir çocuğu olsaydı eminim Atatürk'ün asil soyunu devam ettirirdi....çünkü onun gibi yüce gönüllü bir insanı örnek almak isterdi....sürekli onun yanında,sohbet ediyor,vatanı hakkındaki,insanlar,dünya hakkındaki o güzel düşüncelerini öğreniyor...örnek almamak mümkün mü?baksanıza çocuğu yokken bile yaptığı babalığına...
 

dmldml06

Acemi
Üye
aslında bu konuda söylentiler de yok değil.Abdurrahim Tuncak'ın Atatürk'ün kendi çocuğu olduğu bazı çevreler tarafından iddia ediliyor.Atatürk Abdurrahim'i 6 yaşında bu benim evlatlığım diyerek eve getirnmiş,tabi o zamanlar böyle birşey (yani gerçek çocuğu olduğu) kimsenin aklına gelmemiş ama yılla geçtikten sonra Abdurrahim'in Atatürk' e olan inanılmaz benzerliği ister istemez bu konuyu gündeme getirmiş.Tabi bi akrabasının çocuğu da olabilir ama sanırım konuyu kesinliğe kavuşturacak bir belge ya da kanıt yok,sonsuza giden bir sır anlayacağınız..
 

fadilgenc

Amatör
Üye
belki çocuğu olsaydı, halkımız tarafından bu kadar sevilen bir kişinin çocuğu olarak oda türkiyenin başına geçebilirdi ve türkiye' de demokrasinin yerleşmesini engelleyebilirdi. çünkü türk milleti saltanat rejiminden yeni çıkmıştı ve zaten bu rejimde de hükümdarlı babadan çocuğa geçiyordu.
(biliyorum düşük bir ihtimal ama belki böyle bişey düşünmüştür) ama yinede bilmiyorum niye acaba..
 
G

güney

Ziyaretci
belki çocuğu olsaydı, halkımız tarafından bu kadar sevilen bir kişinin çocuğu olarak oda türkiyenin başına geçebilirdi ve türkiye' de demokrasinin yerleşmesini engelleyebilirdi. çünkü türk milleti saltanat rejiminden yeni çıkmıştı ve zaten bu rejimde de hükümdarlı babadan çocuğa geçiyordu.
(biliyorum düşük bir ihtimal ama belki böyle bişey düşünmüştür) ama yinede bilmiyorum niye acaba..
Sevgili arkadaş;kesinlikle düşük bir ihtimal olmaktan öte imkansız bir şey olur bu.Zira "ATATÜRK"devrimleri ni incelediğinizde çok açık görürsünüz.Ben naçizane onun çocugununda tıpkı bizler gibi devrimci ve de cumhuriyetçi olacagına inanıyorum.
 

serseriGececi

Acemi
Üye
Yav Arkadaşlar Ölmüş Adamı bu kadar Kurcalamayalım günahtır yok çocugu niye olmamıs yok şu yok bu Belki Adam Kısırdı kimene.
 

carpediemcan

Tecrübeli
Üye
ne demek kimene ya nasıl sahip çıkıyorsun ATA na?ne büyük terbiyesizliktir bu?????
 

pandura

Tecrübeli
Üye
Atamız tabi çocuğunun olmasını istemiştir.
ama doğacak çocuğunu nasıl bir ülkede büyütmenin hesabını yaparak bunu hep ertelemiş
çocuklara güzel bir toprak,ülke verebilmek için canla başla savaşmıştır
ama atatürk'ün manevi çocukları ona herzaman mutluluk vermiş oda çocuk özlemini azda olda dinidrmiştir

BİZ HEPİMİZ ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLARI DEĞİLMİYİZ?
 
Son düzenleme:

carpediemcan

Tecrübeli
Üye
Atatürk engellemiş olsaydı diğer çocuklarında doğmasını istemezdi.bukadar bencil bir insan değil.ama bu zamanda ATAmıza sahip çıkalım arkadaşlar..
 

pandura

Tecrübeli
Üye
ben atatürk bencil bir insan demedim sadece orada ertelemiş yerine engellemiş kelimesini kullanmışım ve bu yanlışımı hemen düzettim
zaten atamız bu kadar mücadele etmeseydi bizde şuan burda olmazdık
atamıza sonsuz saygııı
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Yav Arkadaşlar Ölmüş Adamı bu kadar Kurcalamayalım günahtır yok çocugu niye olmamıs yok şu yok bu Belki Adam Kısırdı kimene.
Şuanda yaşadığın ülkeda rahat rahat yaşıyorsan,geziyorsan bu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN eseridir.Atatürk'ün yaşadığı zamanla bizim yaşadığımız zamanı kıyaslayamazsın bile.Kendini bu ülkeye feda etmiş bir ULU ÖNDER hakkında kısırdı falan diyede yorum yapamazsın.O kadar savaşın,düşmanın ortasında birde çocuk yapmayı düşünemezdi dimi.
Bu yüzden kesin artık Atatürkün çocuğu neden olmuyor yorumunu.Ben şuanda 2 çocuğumla bilgisayarımın başında rahat rahat oturuyorsam ATATÜRK'ÜN sayesindedir.sizinde.Tartışıcak,konuşucak başka konu bulamadınızmı .
 

pandura

Tecrübeli
Üye
ATAMIZA BİRAZ SAYGI LÜTFEN
BİZ ŞUAN ONUN HAKKINDA YORUM YAPACAĞIMIZA BİR DAKİKA SAYGI DURUŞUNDA DURMAMIZ GEREKİR
VE HERKESİ SAYGI DURUŞUNA DAVET EDİYORUM VE BU KONUYA BİR NOKTA KOYUYORUM
 

Karakarizma

Kıdemli
Üye
Yaaa yorumları okudum da zaten kimse Atatürk'e birşey dememiş ki. Sadece neden çocuk sahibi olmadığına dair bazı öngörüler yazılmış...
Ama sonlara doğru yine bir konu dikkatimi çekti. Önce belirtryim amacım Atatürk'ü eleştirmek değil ve olamaz zaten.
Yıllarca Atatürk diyerek büyüdüm ve Atatürk sevgisini ve ona olan sonsuz saygım ile... ve hala öyledir Atatürk sevgisi kalbimin bir yerinde yerini kaybetmeden korur.
Ama demek istediğim olay şudur. Bir insanı bizler buradan katı kurallar ile korumaya çalışır isek bence o insana zarar vermekten ileri gitmiş olamayız.

Atam sen rahat uyu. Çocuğun olsa da olmasada...
 

benzer konular


Üst Alt