• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Aşkın Ömrü Üç Yıldır

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 29
  • Görüntüleme 4K

Okunuyor :
Aşkın Ömrü Üç Yıldır

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Frederic Beigbeder | Aşkın Ömrü Üç Yıldır

Sivrisineklerin ömrü bir gündür, güllerinki üç gün. Kedilerin ömrü on üç yıldır, aşkın ki üç yıl.böyle işte. İlk yıl tutku, sonraki bir yıl şefkat ve nihayet bir yıl can sıkıntısı...
İlk yıl Beni terk edersen kendimi öldürürüm denir.
İkinci yıl Beni terk edersen , acı çekerim ama kendimi toplarım denir.
Üçüncü yıl Beni terk edersen şampanya patlatacağım denir.

İlk yıl eşyalar satın alınır.
İkinci yıl eşyaların yerleri değiştirilir.
Üçüncü yıl eşyalar paylaşılır.

ZAMANLA SEVGİ BİTER

Aşk daha başlamadan kaybedilmiş bir savaştır. Başlangıçta her şey güzeldir; siz bile güzelsinizdir.
Nasıl olup da bu kadar aşık olduğunuza akıl, sır erdiremezsiniz.
Her yeni gün, mucizelerden oluşan hafif yükünü de beraberinde getirir.
Şimdiye kadar kimse bu kadar büyük bir mutluluk yaşamamıştır.
Mutluluk vardır ve basit bir şeydir; bir yüz. Kainat gülümsemektedir.
Bir yıl boyunca , hayatı bir güneşli sabahlar silsilesi olarak yaşarsınız; öğleden sonra kar yağdığında bile...
Bu mevzu üzerine kitaplar yazarsınız. Olabildiğince çabuk evlenirsiniz.
İnsan mutluysa düşünmeye ne gerek var?
Düşünmek insanı üzer; son sözü söylemesi gereken hayattır.

İkinci yıl işler değişmeye başlar. Müşfikleşmişsinizdir. Karınızla aranızda kurulan suç ortaklığıyla iftihar edersiniz.
Karınız leb demeden leblebiyi anlarsınız; yekvücut olmanın verdiği haz gibisi yoktur.
Sokakta karşılaştığınız insanlar karınızı kızkardeşiniz sanırlar; bu hoşunuza gider, ama biraz dokunur da.
Giderek daha seyrek sevişir ve bunun o kadar da önemli olmadığını düşünürsünüz.
Geçen her günün aşkınızı daha da sağlamlaştırdığına inanırsınız, oysa dünyanın sonu yaklaşmaktadır.
Artık sizi tanımakta güçlük çeken bekar arkadaşlarınızın yanında evliliği savunursunuz.
Peki ya siz, sokakları aydınlatan çıtır kızlara bakmamak için kendinizi tutarak
dersinizi ezberden tekrarlarken , kendinizi tanıdığınızı söyleyebilir misiniz ?

Üçüncü yıl sokakları aydınlatan çıtır kızlara bakmamak için kendinizi tutmazsınız artık.
Karınızla hiç konuşmazsınız. Lokantada karşı karşıya oturup saatlerce yan masadakilerin konuşmalarını dinlersiniz.
Giderek daha sık dışarı çıkarsınız; böylece artık sevişmemek için mazeret bulmuş olursunuz.
Çok geçmeden, karınıza bir saniye daha katlanamayacağınız o an gelir; çünkü bir başkasına aşık olmuşsunuzdur.
Yanılmadığınız tek bir nokta vardır; gerçekten de son söz hayatındır.
Üçüncü yıl bir iyi bir de kötü haberle sona erer.
İyi haber : Canına tak eden karınız sizi terkeder.
Kötü haber: Yeni bir kitaba başlarsınız...
 

diojen

Tecrübeli
Üye
bu üç yıllık algılanan aşk,eğer 0.95 c hızıyla giden bir uzay gemisinde olsaydı,bunlar x gezegenine varıp aynı hızla gelselerdi acaba yaklaşık 0.937 yıl olarak mı algılayacaklardı bunu?
dünyada 3 yıl geçmiş olacaktı ama onlar için 0,9... yıl aşklarının ömrü nedir bu durumda?
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Herr.Franz Kafka'nin efsane aski fr. Milena Jesenka;
Prag da:Tribuna gazetesinde 1930 yayımlanmış
http://www.supermeydan.net/forum/forum306/thread65865.html isimli makalesinde
Konuyla ilgili soyle bir soru soruyor:

... Zira, işin esası, budur! İki varlık... iki küçük insan larvası...
Yalnız, umutsuzluklarla karşı karşıya bırakılmış, kaçışı olmayan bir varoluşun mateminde...
Ürkütürcesine kocaman ve korkunç dünyamızda iki ufacık insan, sabahın dokuz buçuğunda bir apartman dairesinde kapalı...
aynı soyadı, aynı beklenti ve aynı yazgı içinde kapalı iki zavallı...
Ve, bunların sade ve sade ikisi oldukları için mutlu olmalarını mı beklersiniz?
 

Guney

Kıdemli
Üye
Muhteşemsiniz söyleyecek söz bulamıyorum....

İki zavallı ve aşk denilen kandırmacada buyrun oynayın denilen iki minicik varlık..

Kimden öğrendiler bu oyunu?
Usta öğretici kimdi?

Yanlış ezberlerimi seviyorum....
 

carloss

Kıdemli
Üye
''Oysa ne mutluyduk'', ''birbirimize deli gibi aşık olarak evlendik'', ''o çok değişti'' vb söylemler, yoğun bir ve güçlü bir aşk ile olan evlilikler bittiğinde bu cümleler kuruluyor. Aşkın verdiği o heyacanı istiyor insanlar, sürekli ömürleri boyunca. Olmayınca, olan oluyor. Çok şey beklemeyin aşktan, çok şey yüklemeyin aşka. Aşk ve hayat birbirine zıt iki kutuptur.
 

orkuorkun

Kıdemli
Üye
Eşime devamlı aşıkım ama devamlı ayrılırız ve tekrar kavuşuruz. çok ender kavga ederiz. artık etmiyoruz bile. Mesafeler ayrılıklar insanların sevgsini arttırır. Güven önemlidir..
Çevre baskı yapar seni yine yalnız bıraktı gitti kimbilir ne yapıyordur diye. o çevre aslında kendi eşinden bıkmış başkasıyla uğraşmak mutsuzluğunu umutsuzluğunu yaymak ister.
Çevrelere çok uysak katliam bile çıkar aşktan kıskançlıktan.Çevre eşinden bıkmış insanlar kaynar ama konuşamazlar.sadece mutsuzluklarını paylaşmak isterler. Kuşku yaratırlar.

Tohumunuzu güven üstüne birleştirin.

Çok yakınsanız hergün birbirinizi görürsünüz keşfedersiniz bıkarsınız. Keşfedilmemiş ama keşfedilecek daha çok şey vardır sevgi ve aşk için.
Çocuk bile her gün oynadığı oyuncaktan bıkar. Bıktırmamak için keşfedileyen olmalı ama partnerinize keşfedilmeye yakın olun. Küçük özlemler sevgiyi besler.
o zaman kıymetiniz ölene dek bilinir.

Keşfedilirseniz herşeyinizi bütün hünerinizi 3 saatte de gösterip bıktırabilirsiniz. ömür boyu da sürdürebilirsiniz. herşey bir zamanlama senkronize olayıdır.

saatin 60 dakika günün 24 saat ve senenin 365 gün olduğunu beyniniz söylemez maya takvimi söyler. kısaca
Beyindeki aşk kavramı , zamandaki aşktan daha uzun sürebilir size bağlı
herşey düşüncede ve niyette saklı.
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Herr.Franz Kafka'nin efsane aski fr. Milena Jesenka;
Prag da:Tribuna gazetesinde 1930 yayımlanmış
http://www.supermeydan.net/forum/forum306/thread65865.html isimli makalesinde
Konuyla ilgili soyle bir soru soruyor:

... Zira, işin esası, budur! İki varlık... iki küçük insan larvası...
Yalnız, umutsuzluklarla karşı karşıya bırakılmış, kaçışı olmayan bir varoluşun mateminde...
Ürkütürcesine kocaman ve korkunç dünyamızda iki ufacık insan, sabahın dokuz buçuğunda bir apartman dairesinde kapalı...
aynı soyadı, aynı beklenti ve aynı yazgı içinde kapalı iki zavallı...
Ve, bunların sade ve sade ikisi oldukları için mutlu olmalarını mı beklersiniz?
Merhaba!

fr. Milena Jesenka sorgulamaya devam ediyor.
...Neden insanlar, evlenme gecesinin ertesinde ve ondan sonraki sabahlarda sabun ve su kokuları içinde ve
doğru-dürüst giyinmiş olarak kahvaltıya ineceklerine dair söz vermezler?
Neden insanlar, kızgınlıklarını böylesine aşağı-pis-iğrenç davranışlarla göstereceklerine, kızgınlıklarını açık ve
hatta darbelerle dahi olsa daha seviyeli bir şekilde gösterecekleri vaadinde bulunmazlar?
Neden insanlar, diğerine ve onun çıkarlarına kendilerinin sanat tarihi, futbol veya
kelebek avına verdiklerinden fazla önem verecekleri vaadinde bulunmazlar?
Neden insanlar, karşılıklı olarak, birbirlerinin susma özgürlüğüne, yalnız kalma özgürlüğüne,
herkesin kendine ait bir odası olma özgürlüğüne saygı gösterecekleri vaadinde bulunmazlar?
Neden insanlar mutluluk gibi gerçekleşemeyecek laflar peşinde koşacaklarına, yukarıda sözünü ettiğim
o hiçbir zaman yerine getirilmeyen, ancak çok önemli olup yerine getirilmesi mümkün olan
"ufak-tefek şeyler"in vaadinde bulunmazlar?...
 
Üst Alt