• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

asıl acıyı üç gün önce yaşadı

Okunuyor :
asıl acıyı üç gün önce yaşadı

aslnyrkli

Tecrübeli
Üye
DTP eski Genel Başkanı Ahmet Türk'e dün çirkin bir saldırı gerçekleşti.
Türk'e yapılan saldırı İçişleri Bakanı ve Vali'nin açıkladığı gibi "münferit bir vaka" olarak geçiştirilebilir mi?
İsterseniz şöyle anlatalım...
Kürt meselesinde son dönemde tansiyon kuşkusuz Kürt Açılımı süreciyle yükseldi.
Açılımın Kürtler'e ne kazandırdığı bilinmiyor.
Kaybettirdikleri ise somut olarak gösterilebilir.
Nasıl mı?
Bu süreçte DTP kapatıldı. Belediye Başkanları tutuklandı. Hazırlanan anayasa taslağında seçim barajının düşürülmesi gündeme bile gelmiyor.
Bu döküm uzatılabilir...
Ancak açıkça söylenebilecek bir şey var ki Kürt Açılımı süreci Kürtler'e de "çok şey" kaybettirdi.
İsterseniz son olaydan yola çıkarak söyle bağlayalım...
Hükümetin duyurduğu Kürt Açılımı resmen nerede başladı?
Polis Akademisi'nde...
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, düzenlenen çalıştayda hükümete yakın Cengiz Çandar, Mithat Sancar, Mümtaz'er Türköne gibi isimlerle açılımı konuştu. 1 Ağustos 2009'da gerçekleşen toplantıda Kürt meselesini gerçekten konuşabileceği muhataplar yoktu. Bu durum hükümetin niyeti konusunda kuşku uyandırdı.
Ardından gelişen olaylara bakalım...
22 Kasım 2009 tarihinde Ahmet Türk, İzmir ziyaretini gerçekleştirirken parti konvoyu dakikalarca taş yağmuruna tutuldu. Polis yaşananları seyretmekle yetindi. Oysa Ahmet Türk, kısa süre önce İzmir'de olaysız bir miting gerçekleştirmişti.
Birileri sanki Türk'e "Açılımı fırsat bilip kafanı çıkarma" dedi.
Sadece bu kadar değil.
8 Aralık 2009 tarihinde DTP Genel Merkez Binası'na bir başka saldırı daha oldu. Partinin genel merkezinin camları alınan güvenlik önlemine rağmen indirildi.
5 Şubat 2010 tarihinde DTP Genel Merkezi'ne pompalı tüfekle ateş açıldı. Olay yine 3 kişinin yaptığı münferit bir olay olarak açıklandı.
Çok dikkat çeken iki saldırıyı daha vererek tamamlayalım.
Basının atladığı bir ayrıntı...
Ahmet Türk'ün yeğeninin oğlu Cahit Sincar sadece üç gün önce, 9 Nisan gecesi, İzmir Konak'ta markete giderken silahlı saldırıya uğradı. Sincar saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
Bir başkası daha...
Açılım sürecinde kendini anlatmak isteyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal önceki hafta Van'a gittiğinde taşlı yumurtalı saldırıya uğradı. Saldırı önce BDP'ye yıkıldı. Ancak daha sonra saldırganların AKP yöneticisi olduğu görüntülerle kanıtlandı. Üstelik yaşananları emniyet kuvvetleri yine seyretmekle yetindi.
Nihayet dün Ahmet Türk'e "geliyorum" diyen bir saldırı gerçekleşti. Türk'ün burnu kırıldı.
Tüm yaşananları alt alta koyduğumuzda sanki birileri Kürt Açılımı yaparken, CHP ve BDP gibi partilerin kendilerine politika alanı açmasını engellemeye çalışıyor. Kürt Açılımı'nın politikada yaratacağı imkanların önünü kapatıyor.
Buna "havuç ve sopa" diyorlar.
Ahmet Türk'ün burnunu bu Kürt Açılımı sopası kırmış olamaz mı?

Barış Terkoğlu
Odatv.com
 

Masterlord

Kıdemli
Üye
ihanet edenler ne zmn kazanmışki bugün kazanabilsin

daha çok sey kaybedecekler
bunlar başlangıç

her türlü hakka sahipken ayrıcalık diye tutturuyorlar ve bunada açılım diyorlar

polise gerekli yetkiyi vereceksin elinde molotof olan tüm çocukların kafasına sıkacak
ozmn bidaha miting oluyomu bakalım

çok fazla iyi niyet iyi değil
kardeslikmiş
hainlerden kardes falan olmaz

lafım tüm kürtlere değil... vatanseverler buyazdıklarımın dışındalar

bi ülkenin ekmeğini yiyosan
yaşıyosan
yedigin kaba etmiceksin
hayvanlar bile pkk lılardan daha onurludur

apo denen azılı hain
devlet bursuyla okumuş
yazıklar olsun hepsine
halı bombardımanı yapacaksın uçaklarla bunlara
gerçi o bile az gelir
 

Guney

Kıdemli
Üye
Dun yumurta bugün yumruk ertesi gün ne olacak sizce??

Her yerde kıyamet kopuyor...

Yapılan saldırıyı şiddetle KINIYORUM....
Bu kime olursa olsun...
Ve bu cesaretin arkasında kimlerin olduğunu açıkçası çok ta merak etmiyorum zira görünen köy kılavuz istemiyor....

Yazık cidden çok yazık...
 

tntcool

Kıdemli
Üye
Bir gün Türk'e saldırılır, bir gün Kürt'e. Saldırana değil saldırtana bakmak lazım. Türk'ü Kürde, Kürt'ü Türk'e düşman etmeye çalışanlara bakmak lazım. Biz yıllarca barış içinde yaşamış iki toplum birbirimize düşerek acaba kimlere hizmet ediyoruz...?
 
Sırrı Sakık'ın hareketlerine dikkat ederek izlemenizi tavsiye ediyorum.Onun hareketleri neden hiç sözkonusu edilmiyor ? Sarfettiği kelimeler neden gündeme gelmiyor ?
 

Guney

Kıdemli
Üye
Durup dururken küfredene ne derler?

Bence siz sözlerinize dikkat edin onların etmemesi ise kimi bağlar bilemem..:))
 

Masterlord

Kıdemli
Üye
Bir gün Türk'e saldırılır, bir gün Kürt'e. Saldırana değil saldırtana bakmak lazım. Türk'ü Kürde, Kürt'ü Türk'e düşman etmeye çalışanlara bakmak lazım. Biz yıllarca barış içinde yaşamış iki toplum birbirimize düşerek acaba kimlere hizmet ediyoruz...?

bahsettiğin kişi normal sıradan bi vatandaş değil
eski dtp başkanı
yani pkk uşağı

ona saldırmıcaklarda kime saldırcaklar

ergenekonda orduya
açılımda ülkeye saldırdılar

yıllarca barış içinde yaşadığımız kürtler mi
kimmiş onlar
devlet biraz güçten düşünce ihanet edenlerden mi bahsediyosun
bi kısmı vatansever ve bu vatanı düşünüyordur ama
diğerleri diyarbakırda apo posterleriyle slogan atıyo
kardeslikten kasıt ihanetse bazıları onu süper başarıyo

dtp kürtlerin hakkını savunuyomuş
sanki onların hakkını gasp eden var
ben tc vatandası olarak hangi hakka sahipsem elazığdaki tc vatandasıda o hakka sahip
yok TÜRKiye de yaşamak zorlarına gidiyosa
kuzey ırak orda yolları açık olsun onları tutan yok
ülkeye yük olmaktan fazlası değiller

bedava elektirik su kullansınlar
yol köprü gibi her türlü hizmet ayaklarına kadar bedava gelsin
devlet her türlü kolaylığı sağlasın
ülkenin bütün yükünü batı çeksin... batıda adam 200 tl elektirik parası ödesin
sonra çıkıp doğudaki sözde kürtler hak hukuk desin
nankörlüktür bu

Dun yumurta bugün yumruk ertesi gün ne olacak sizce??

Her yerde kıyamet kopuyor...

Yapılan saldırıyı şiddetle KINIYORUM....
Bu kime olursa olsun...
Ve bu cesaretin arkasında kimlerin olduğunu açıkçası çok ta merak etmiyorum zira görünen köy kılavuz istemiyor....

Yazık cidden çok yazık...
en sonunda Türklerin canına tak edecek
gelecek milliyetçi bi komutan başa
orduyla birlikte taş üstüne taş bırakmıcak
ozmn çok güzel olcak
kürt meselesi diye bi msele kalmıcak

ihanetin bukadar büyüğü tarihte az rastlanır cinsten

hem bu ülkenin ekmeğini yicekler
hem bu ülke yetistircek onları
hem diğer herkesle aynı hakka sahip olcan
güvenip seçme seçilme hakkıda verecen

sonra
cee eeeeeee
hainler mecliste
ülkeyi bölmeye çalışan terör örgütüne her türlü destek

bizde kınıyoruz
insan olan böylesine bi ihanet içinde olmamalı


artık hakkaten yeter
vatansever kürtlere lafım yok
onları ayırı geri kalan yığını yoketmeleri bu vatanın iyiliği için gerekli

insanımız yine bile iyi niyetli....

aynı ihaneti ingilizlere yapsalar
çoktan hepsi katledilirlerdi
kurunun yanında yaş yanmasın diye bekliyo koca ülke....
 
Son düzenleme:

aslnyrkli

Tecrübeli
Üye
Oktay Kaynarca'ya apaçık mektup

Yazıya başlamadan belirmeliyim ki; Oktay Kaynarca ne bir siyasetçi, ne bir kurumun sorumlusu, ne de benzer bir şeydir. "O halde neden kendisinin söylediklerini mektup dahi yazacak kadar ciddiye alıyorsun" diye sorulabilir ancak Kaynarca gibi düşünen insan sayısı maalesef henüz umut ettiğimiz kadar azalmadığından ve kendisinin, düşüncelerini kitlelerin önünde, medya yoluyla dile getirmesi gibi nedenler, bu makalenin yazılma nedenlerinden sayılabilir.

***

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sinema sanatçılarıyla geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği toplantıdan arda kalan, aslında önemli bir 'ayrıntı' vardı.

Türk sinema oyuncuları Lale Mansur ile Oktay Kaynarca'nın yaşadığı tartışma, Kürtler için hayli bayağı olsa da, bazıları için hala 'sıradışı'ydı bile.

Öyle ki, tartışma yayın organlarının manşetlerine kadar taşınmıştı...

Önce iki oyuncu arasındaki kısa süreli tartışmayı hatırlayalım: Oktay Kaynarca, hafta sonu Dolmabahçe'deki toplantıda “başarılı olmasına rağmen sadece Kürt olduğu için istediği yere gelemeyen birini gördünüz mü hiç?” diye bir soru yöneltti.

Lale Mansur haklı olarak araya girdi ve "evet, çok gördüm" karşılığını verdi.

Kaynarca ise, Mansur’a “nerede gördün? Olayı provoke etme” diye tepki gösterdi ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’e de dönerek, “Sayın bakanım siz de Kürt kökenlisiniz. Hiç Kürt olduğunuzu söylemekten utandığınız ya da sıkıntı çektiğiniz oldu mu?” diye sordu bu kez.

Çelik de, toplantının neden düzenlendiğini unutarak, gayet rahat bir şekilde "hayır" diyerek, tartışmaya son noktayı koydu!

AKP'li Çelik bunu dillendirebiliyorsa, gerek toplantının amacı, gerekse de AKP'nin nereye "açıldığı" daha iyi anlaşılıyor böylece.

Oktay Kaynarca da bir alem; hem soru yöneltiyor hem de birisi çıkıp yanıt verdiğinde, durumu "provoke" olarak niteliyor.

Şu halde Kaynarca'nın psikolojisi üzerine kısaca; kendisinin soru yöneltmekten ziyade, düşüncesini onaylatmaya çabaladığını söyleyebiliriz.

Hatta bu psikolojiyi iyice bir incelemeye kalksak, Kaynarca'nın ilköğretim çağında öğretilen münakaşa yöntemini, aradan on yıllar geçse de hala öğrenemediğini de, savunabiliriz.

Ya da Kaynarca münakaşayı bildiğini iddia ediyorsa, o halde kendi mütalaasının dışında kalan bütün 'yanıtları' tanımadığını ve böylece bu kişinin zihninde faşist spesiyaliteler barındığını hem de gayet bilimsel çözümleme ile, ortaya koyabiliriz.

Ancak konumuz pek tabii ki Kaynarca'nın psikolojisi değil.

Lakin Kaynarca böyle düşünmekte tek başına olmadığından, konu üstüne birkaç söz söylemek de, gereksiz değil.

***

Kürt halkının talepleri sayısız kez ve yıllarca dillendirildiği halde, birileri ya bu talepleri gerçekten duyamıyor, ya da art niyetli oldukları için kulaklarını tıkıyorlar.

"Kürtler, Kürt oldukları için hiçbir zaman ezilmediler" yargısında bulunmak ve bu yargıyı güçlendirmek adına üst düzey bir Kürt yöneticiyi örnek göstermek, belki söz konusu 'yargıç' için kurnazca olabilir, ama bu, Kürtler için hiç de yenilebilecek cinsten bir kurnazlık değil.

Kürtlerin yine defalarca yanıtladığı bir sorudur bu ve Kürtlerin yanıtı şudur: "Biz, Türkleşerek veya ulusal değerlerimizden, taleplerimizden vazgeçerek üst düzey bir yerlere gelmeyi istemiyoruz. Kürt kimliğimizle ve bu kimliğimizin sorunlarını, dertlerini unutmadan bir yerlerde bulunmak istiyoruz."

Sayın Kaynarca, sözünü ettiğiniz AKP'li bakan veya AKP'li onlarca Kürt milletvekilleri, on yıla yakındır hükümetlik yaptıkları halde, kaç kez kendi uluslarının ulusal sorunlarından söz etmişlerdir...

Bir kez dahi gündeme taşımadıkları gibi, gündeme taşıyan DTP-BDP'lilere de her fırsatta saldırmışlardır.

Çok sıkıcı bir şekilde sanat dünyası söz konusu olduğunda İbrahim Tatlıses'i örnek gösterip durursunuz hep...

Oysa Tatlıses, televizyon programlarında "Türk oğlu Türküm" diyen, devlete her fırsatta övgüler dizen birisi.

Peki, Ahmet Kaya'yı neden örnek gösteremiyorsunuz?

Tatlıses, kendi halkının değerlerinin dışında yaşamak istedi; çıktığı mağaradan söz etse de, o mağarada yaşamak zorunda kalanlara sırtını döndü.

Kendisi sizin için başarılıdır, Kürtler içinse pek bir kıymeti harbiyesi yoktur böylesine başarıların...

Örneğin Ahmet Kaya, Kürt kimliğinin bilinciyle, gelinecekse Kürt olarak bir yere gelebilmeyi tercih etti. Ancak bedeli sürgün oldu...

Siz, Kürt Ahmet'i başarısız kılabilirken, Kürtler onun adına kurumlar kurdu, adını hiç unutturmadı...

Şivan Perwer'in Türkiye'ye gelip gelmeyeceği tartışmaları sürerken, Türk kamuoyu zaman kaybetmeden Şivan Perwer'in PKK hakkında düşündüklerini incelemeye kalktı.

Eğer Perwer Kürt özgürlük mücadelesini olumluyorsa, saldırılacaktı; aksi olursa da, 'kullanılacaktı'.

İşte, sizlerin beklediği Kürt, rotasını sizlerin çizmeye kalkıştığı Kürttür!

***

Sayın Kaynarca, Kürt sorununun konuşulduğu herhangi bir platformda zorlanınca, PKK'ye 'sığınıyorsunuz.'

NTV'de katıldığınız programda da bunu yaptınız.

Sorunun "terör sorunu" olduğu savıyla, karşınızdakini mağlup edeceğinizi ve Türk kamuoyunun önünde yaftalayabileceğinizi sinsice akıl ediyorsunuz.

Belki bu sinsiliğinizle beklentiniz yerine gelebilir ancak soruna hiçbir katkı sunmayan bir sinsilik olduğunu, on yıllardır denenen taktik olması nedeniyle hala anlayamadınız mı?

Tartışmayı tıkanmış hale getiriyorsunuz bu taktikle.

Oysa yine defalarca söylendi; PKK sorunu değil, sorun PKK'yi yaratmıştır...

Ve işte bu yüzden de Kürtler, PKK muhatap alınmadan atılacak adımlara güven duymuyorlar.

Çünkü Kürtler için PKK'nin devre dışı kalması mümkün değil; PKK, Kürtler için en etkili korunaktır da aynı zamanda...

Bunu hiç de yadırgamayın.

Çünkü PKK uzaydan inmemiştir, Kürtlerin içinden çıkmıştır.

Çünkü her taraftan üzerlerine bomba yağarken Kürtlerin, tek umudu PKK olmuştur.

Çünkü et ve tırnak benzetmesinin en hakiki tezahürüdür artık bu gerçeklik.

Sayın Kaynarca, Kürtler cepleri kabarık bir toplum olmayabilir ama toplumsal bilinçleri ve örgütlülük halleri algılayamayacağınız düzeyde kabarıktır.

Kürt coğrafyasında (Canan Arıtman'a özür dileklerimle...) yaşadığınızı, bölgeyi çok iyi tanıdığınızı söylüyorsunuz.

Üşenmedim ve bölgeye gittiğinizde ne yapıp ettiğinizi araştırdım.

Üzgünüm; birkaç işadamı dostunuzla lüks restaurantlarda yemek ısmarlamak dışında pek bir aktivitenize rastlayamadım.

Aslında... Diyarbakır cezaevinde birkaç dakika (yazım hatası yok, kafidir dakikalar) geçirseydiniz, veya sizi korumakla görevlendirildikleri söylenen kişiler karşınızda babanızı tokatlasaydı, tam da sizin önünüzde annenize ve sevdiğinize küfredilseydi, açlığınız bok yedirilerek giderilmeye çalışılsaydı, gece yarısı yıldızları keserek dinlemekten haz aldığınız müzisyenlerin kasetlerini samanlıkta saklamak zorunda kalsaydınız, ya da ne bileyim, olmaz değil ya, Allah etmesin (!) yanlışlıkla ağzınızdan Kürtçe ıslık çıkıverseydi de bir de bu yüzden yargılansaydınız; kim bilir, belki daha insaflı olabilirdiniz.

Ve belki o zaman, bilye denilince bile aklınıza oyun oynamak yerine; bu uğradıklarınızın hesabını sormak n***** onu sapana yerleştirmek fikri daha ağır basardı...

Öyle ya, 'misket bombası'yla tanışan çocuklar, bilyenin bir oyun cismi olduğunu nereden bilsinler...

Fakat siz kahkahalar eşliğinde yemek yemeyi tercih ettiniz, afiyet olsun...
***

Kürtler Kürt olduklarından ayrımcılığa uğramıyorlarsa, henüz mürekkebi kurumamış şu haberi nasıl yorumlayabiliriz Sayın Kaynarca: "Batman’da BDP’li İl Genel Meclis Başkanı Salih Aktan, 2007 seçimlerinde Kürtçe ‘Çawayî Başî’ dediği için 3 bin TL cezaya çarptırıldı."

Sayın Kaynarca, 'asker intiharları'nın ne hikmetse genelde Kürt gençlerde vuku bulması da, sizce rastlantı mıdır?

Fatalist dahi olsanız, bu durumda "ben böyle kaderin..." diye başlamanız gerekmez mi cümlelerinize...

Alanım sosyoloji ama ben sizin başınızı pek ağrıtmayacağım, adli tıp raporlarını işaret edeceğim.

Bu raporlar, intihar ettiği iddia edilen askerlerden önemli bölümünün intihar sonucu ölmediğinde karar kılıyor.

Raporlar, ölen askerlerin bir çoğunun "sırtından kurşun aldığını ve başlarının ezildiğini" ortaya koyuyor.

İstatistiklerse, "intihar"la ölen çoğu askerin, Kürt olduğunu gösteriyor.

Siz, 'Kürtler zoru severler, o yüzden kafaya sıkmak yerine sırtından intihar etmiş olabilirler' bile diyebilirsiniz, neler demiyorsunuz ki zaten...

Peki, Kürtçe yayın yapan Azadiya Welat gazetesinin cezaevlerine sokulmamasını, Kürtçe yayın yapması dışında hangi başka nedenlerle açıklayabiliriz?

Ya da boşverin cezaevine sokulmamasını, bu satırları yazarken bir haber aldım, onu bilin bari: "Türkiye’de günlük yayın yapan tek Kürtçe gazete olan Azadiya Welat 1 ay yayın durdurma cezası verildi."

Görüyor musunuz, tarihe inmeye hiç gerek de yok Sayın Kaynarca, günlük haberlere göz atsanız, Kürtlerin Kürt oldukları için dışlanıp dışlanmadığına karar verebilirsiniz. Yine bugünkü, bir başka haberdeki gibi: "Yeni doğan çocuğunun ismini "Wildan“ koymak isteyen Abdullah Balta’ya nüfus memuru, "Git kendi devletini kur orada bu ismi verirsin“ dedi."

CHP Milletvekili Canan Arıtman'ın geçtiğimiz günlerde BDP'li Sabahat Tuncel'in bir konuşmasında "Kürt coğrafyası" ifadesini kullanmasına tahammül edemeyerek, "Türkiye’de böyle bir coğrafya yoktur, sonsuza değin de olmayacaktır" diye gevezelemesi "Kürdün adının dahi yasak olduğunu" iddia eden bizleri, gerçeklemez mi şimdi?

Yoksa, Canan Arıtman da bir münferit midir...

O halde, Ermeni işçileri ülkeden kovmakla tehdit eden bu ülkenin Başbakanının söylediklerini de, aynı oranda münferit bulabiliriz, değil mi?..

Sevgili Lale Mansur birlikte katıldığınız bir televizyon programında size Ceylan Önkol'u tanıyıp tanımadığınızı sordu...

Siz, yine "provoke" dediniz ve bu gibi ölümlerin "münferit" olduğunu öne sürdünüz. (Tabii Ceylan'ı tanımıyordunuz, gelişmeden yine Sevgili Lale Mansur bahsetti. Tanımadığınız halde bir çocuğun ölümüne bu denli peşin hükümlü yaklaşmak, hiç mi vicdanınızı sızlatmadı?)

Münferit sözcüğünün Türk Dil Kurumu'ndaki karşılığı "tek, ayrı, kendi başına olan" tanımlamasıyla karşılık buluyor Sayın Kaynarca.

Bilmelisiniz ki, bu konu münferitlikten çıkalı çok oldu...

Ancak pek tabii henüz 12 yaşındayken sırtından 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz da, sizin duygu dünyanızda münferit olabilir.

Biliyor musunuz, size güvenlik (!) güçlerinin panzerle ezdiği 15 yaşındaki Yahya Menekşe'den söz etmeye korkuyorum Sayın Kaynarca; "panzerin altında ne arıyormuş" diye sorarsınız, veya onsuz bir eksik olmamızı "ama o teröristti" diye karşılayıp da, yüreği asla hissedemeyeceğiniz şiddetle sarsılmış olan annesinin canını bir kez daha yakarsınız diye... Şimdi hangi devletin kaç yüz bin askeri, hangi askeri gücün bilmem ne donanımı; Uğur'un, Ceylan'ın, Yahya'nın annelerini "herkesin eşit olduğu"na inandırabilir?
Türk güvenlik güçleri 1988 ile 2009 yılları arasında tam 403 Kürt çocuğunu katletti Sayın Kaynarca.

Sahi, Kürt çocukların öldürülmesinin münferit kabul edilmemesi için, rekor sayı kaçtır size göre?

Siz en pahalısından masalar donatırken, Türk devleti rekoru çoktan kırdı oysa!

Yine de siz katledilen Kürt çocuklardan pek bahsetmeyin Sayın Kaynarca! Ben bahsettim ve "suçu ve suçluyu övmek", "halkı askerlikten soğutmak", "halkı kin ve nefrete teşvik etmek"ten yargılanmaya başlandım. 27 Mayıs'ta cezam (!) belli olacak, eğer cezaevine girersem size mektup yazmak için daha fazla zamanım olacaktır!

Not: Çeşitli etkinliklerde ya da evinin önünde oynarken güvenlik güçlerinin hedefi olan çocuklardan 31'inin isimleri bile kayıtlara geçmezken, kayıtları tutulabilen çocukların yaşları ve öldürülme tarihlerini Fırat Haber Ajansı (ANF) listeledi. Sayın Kaynarca, eminim siz listeyi uzun bulup değerli zamanınızı ayırmayacaksınızdır ancak ben yine de gazetecilik görevimi yerine getirip haber alma özgürlüğünüze katkı sunayım.

Haber kaynağı şöyle: gundem-online.net
 

Masterlord

Kıdemli
Üye
yazının kaynak linkindeki yazıya bakarsan
devlet canavar gibi gösterilmiş

sanki devlet haksız
ona isyan eden sözde hak hukuk arayan kürtler haklı ....

403 kürt çocuğu öldürülmüş bugüne kadar
peki o kürt çocukları dağa çıkıp kaç askerimizi sehit etti
onlar hiç söylenmez

sorsan özgürlük mücadelesi diyorlar
neyin özgürlüğü
tc vatandaşı olarak benimle aynı hakka sahipmisin evet
bitti ozmn
nedir bu isyanın sebebi
kansızlık

ahmet kaya ismi geçmiş
konuda
oda yediği kaba edenlerden
sonra silindi gitti tabiki(vatanseverim diyenler için konuşuyorum tabiki)
silmedik diyenlerde çıkabiliyo...

yukardaki yazıya baktımda çok güldüm
anca kopyala yapıştır

Ve işte bu yüzden de Kürtler, PKK muhatap alınmadan atılacak adımlara güven duymuyorlar.

Çünkü Kürtler için PKK'nin devre dışı kalması mümkün değil; PKK, Kürtler için en etkili korunaktır da aynı zamanda...

Bunu hiç de yadırgamayın.

Çünkü PKK uzaydan inmemiştir, Kürtlerin içinden çıkmıştır.

Çünkü her taraftan üzerlerine bomba yağarken Kürtlerin, tek umudu PKK olmuştur
kürtlerin içinden çıkmıştır pkk
işte tam olarak ihanetin bu derecesinden bahsediyorum

yazıda ne güzel söylenmiş
pkk muhatap alıncakmış
bu lay lay lom devri uzun sürmez
hükümet ya gider ya indirilir farketmez.. sonunda kazanacak olan taraf hep bellidir
ozmn pkk yı içinden çıkarıp ülkeyi böleye çalışan kürtler zırlamaya başlıcaklar
kimyasal silah ve saddam olayında olduğu gibi

pkk kürtler için korunaksa
pkk bitirilince nolcak

kardeslik deniyordu noldu
nerde kardeslik
ülkeye ihanet etmekmidir kardeslik

yazık ya
sonra kürtçe konuşmak niye yasak niye suç oluyor deniyor

nedeni açık
ihanet yüzünden
 

gordionum

Tecrübeli
Üye
günlerdir bakıyorum bu başlığa; samsun'da 2 polisin cinayeti için ne yazılacak diye!!

heyhat tek satır yok. demirtaş, sakık ve küfürbaz (ama ne hikmetse tek laf yok) diyarbakır belediye başkanı'nın söylemleri ve intikam için suçsuz 2 kişinin katledilmesi!

ne oldu? hani insan hakkı? ve sosyalist kardeşler, vatan hainleri ile birlik olup (tikko) suçsuz iki polisin ahmet Türk'e atılan yumruk için şehit edilmesine yardım ederlerken ohhhhhhhh mu çekiyorlardı?

fotoğraf bu olayla ortada.. hain yalnız değil, hainlikte birleşenler var!
 
Üst Alt