Artvin Borçka'dan yayla manzaraları..

Arkadaşlar yaz geldi serinlemek ve bol oksijen depolamak için yaylalara gidin...Görmediğiniz yeni yerler görün..Memnun kalmazsanız yanıma gelin..
 
Gerçekten çok güzel resimler.Paylaşım için çok teşekkür ederim.Devamını da bekliyoruz.İşlerin yoğunluğundan gitme fırsatımız olmayacak ama bari böyle görelim olmaz mı?
 
Furkan Berke KAYIKÇI beyaz giysili, henüz orada olmayan Şevval Duru KAYIKÇI, Selma KAYIKÇI'yı öpüyor ve onları çok seviyorum..securıty57'den tekrar sevgiler.
 
Benim de Borçka'dan yolum geçti. İzlenimlerimi yazmıştım sizinle de paylaşmak isterim.

Artvin-Borçka karayolu, Paris! Tüneller, viyadükler, köprüler... Çoruh üzerindeki viyadük görülmeye değer. Burada insan, tabiatın hırçınlığına boyun eğmemiş. Tüneller ve viyadüklerle otobana dönmüş bir yol. Borçka, Artvin'e 32 km, Gürcistan sınırına ise 36 km mesafede yer alıyor. Nüfusu yaklaşık 28.000. Çay ve fındık ilçe için son derece önemli. Bir de ormancılık faaliyetleri.

Artvin'den hareketimizin üzerinden çok geçmemişti ki Borçka girişindeki baraj bizi selamlıyor. Baraj tekrar nehre dönüştüğünde Borçka'dayız. Borçka garajı, sanki Artvin garajından biraz daha büyük. Otobüsün etrafındaki kalabalık ve gençler, sanırım arkadaşlarını askere uğurluyorlar.

Büfelere bakıyorum, bir içecek almak için. Küçük paketler içinde çam sakızları görüyorum. Satıcı önündeki torbadan seçerek paketleme yaptığı halde anlatıyor. "Çam ağaçlarından toplanır. Sağlığa çok faydası vardır. Şunlara, şunlara iyi gelir. Paketi 20TL'dir." Maden suyu var mı? "1TL".

Öğretmenevi garajın hemen karşısında. Küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuk. Lokalde iki beyamca futbol maçı izlemekteler, wide screen ekrandan. Çantamı onlara emanet edip çıkıyorum. İlçe merkezi hemen kenardaki köprünün diğer kıyısı. Öte yakanın değişik bir havası var. Sanki çok şaşalı geçen günlerinden sonra artık kırgın, yorgun, bir köşede inzivada. Etrafta bol sayıda kiralık daire ve dükkan, terkedilmişlik hissi veren. Tarkovski filmlerinin bir parçası gibi. Arada hayat belirtileri de görmüyor değilim.

Yerleşim alanı kısıtlı. Sokaklar dar. Yapılar çok katlı. En uzaktakiler sırtlarını yamaca vermişler, ama ne vermek. Sonra bir alttaki cadde, Çoruh'un kıyısı. Yeniden hayattayım. Borçka'da Çoruh üzerinde bir sürü köprü var. En eğlencelisi de demir ve tahtadan yapılmış, sadece yaya geçişine uygun asma köprü. Üzerinde epey bir oyalanıyorum.

Öğretmenevindeyim. Beyamcalarla sohbete koyuluyorum. Başlangıçta birinin pek sesi çıkmadı. Diğeri de bir gözü televizyonda. Sonra girdiler muhabbete. Sonra daha çok açıldı iştahları. Daha sonra da cümleler üst üste. Kimdeydi sıra. Ama lütfen sırayla konuşalım, birbirimizin sözünü kesmeyelim!

Önce sordum ki... Maçahel'e nasıl gidebilirim? "Olmaz, gidemezsin... Kar var, yollar kapalı. Ancak acil durumlarda paletli araçlar gidebilir. Bazen onlar bile tehlikeli, çığ tehlikesi var. Bazen özel bir izin çıkarılır ve Gürcistan üzerinden gidilir. Dağın öte yakasından ulaşılır. Orada kar ve yol durumu daha uygun. Ama öte yakayı kullanmak çok sık olmaz. Çünkü orada kendi okulları, hasteneleri, şu kadar doktorları var. Sen haziranda gel. Her vakit araç bulursun. Turlar var. Ayrıca burdan düzenli seferler var."

Sonra hararetli bir şekilde memurluk üzerine konuştuk. Artık neredeyse maçı bıraktılar. Memurluk, kadrolar, kadroları nasıl belirlerim, nasıl atanırlar, kpss vs..

Kendilerine muhabbet için teşekkür ettikten sonra, akşam olmadan çıkmak istiyorum. Çantamı alıp kapıya yöneldiğimde karşıdan kalabalık bir grup gelmekte. Çoğu kız, gençlerden oluşan bir grup. Kızlar tornadan çıkmışçasına mavi gözlü sarı saçlı güzel mi güzeller. Biraz tebessüm biraz şaşkınlıkla garajdayım.

Görüşmek üzere...
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt