Arsıza soysuza kalan dünya!

Biri ırz düşmanı, diğeri don hırsızı.
Önce ırz düşmanından başlayalım:
Evli barklı sekreterini ayarttı, onunla bir süre beraberlik yaşadıktan sonra kocasından ayırtıp imam nikâhıyla yanına aldı. Evinde resmi nikâhlı bir de eşi var.
Zavallı kadın, ağladı, sızladı, çareler aradı, belki derdine merhem olur diye patronunun eşine derdini anlatmaya karar verdi.
Eşi de kocasına anlattı.
Patronu çağırıp“ne iş?” diye sordu, o da “gönlüme söz geçiremiyorum” dedi.
Bu söz karşısında söyleyecek sözü yoktu patronun.
Zina, “gönül meselesi” olarak anlayış gördü katlarında.
Nasıl olsa hükümetimiz zinayı da suç olmaktan çıkarmıştı.
Sonuçta bir evlilik yıkılmış, genç ve talihsiz bir kocanın felaketi üstüne böyle ahlâksızca bir beraberlik inşa edilmişti.
Adam utanmaz. Lekeli alnıyla iki de bir ortaya çıkıp her konuda ahkâm kesiyor.
Ekranlar kızarıyor da, onun yüzü kızarmıyor.
Arsız!
***
Öteki, “don” hırsızı. Don diyoruz da, sadece donla kalsa iyi; boyutları daha yüksek rakamlarda.
Eski para ile trilyonlarla ifade ediliyor.
Kendisine bir kasa teslim edilmiş, o da soyup soğana çevirmiş.
Donunu, gömleğini bile kasadan karşılamış.
Şirket, ar belasından, “bizim için adli bir vak’adır” deyip, olayı gizli tutmuş.
Mahkeme, don hırsızı aleyhine yüklü miktarda tazminata hükmetmiş.
İtiraz edilmiş, Yargıtay aşamasında.
Bu gün, yarın karar onanırsa, hırsızlığın kokusu iyice ortaya çıkar.
Tanıyanların “soysuz” lakabını taktığı uyanık, hem kendisine ikbal aramak, hem bu davadan sıyırmak için malum kapıya bağlanmış.
Hem yalanıyor, hem kavuk sallıyor.
İkisi de kirli.
P’AKMATİK’le aklanmak istiyorlar.
Oysa, deterjanın bileşenlerinde sorun var.
Deterjan kendine çare olamıyor ki, onları temizlesin!

Mehmet Necati GÜNGÖR
 
Üst Alt