Antik gözlemciler

  • Konbuyu başlatanbursali68
  • Başlangıç tarihi
B

bursali68

Ziyaretci

ANTİK GÖZLEMCİLER

Bu ustaca yöntem, antik Mısır'da kullanılan yönteme çok benzemektedir ve bu da, kültürel bir bağlantı bulunduğu olasılığını güçlendirmektedir.

Yeryüzünü Gözlemlemek

Şehir planlama ve mimarideki geçmişime karşın, İngiliz Adaları'ndaki antik insanların Marlborough Downs'da belli olduğu gibi yeryüzünü nasıl gözlemleyebildiklerini anlamakta çok zorlandım. Bugün gözlem işi, lazer teknolojisi ve uydu iletişim sistemlerini kullanan çok karmaşık bir iştir. Global Positioning System (GPS) (Küresel Konumlandırma Sistemi; uydu aracılığıyla Dünya üzerindeki herhangi bir nesnenin bulunduğu konumu en fazla bir metrelik sapma payıyla tespit etmek için kullanılır. Ç.N.), Amerikan askeri teşkilatı tarafından uzay teknolojisi kullanılarak geliştirilmiştir. Bir GPS kaynağını elinizde tutarak, gezegen üzerinde nerede bulunduğunuzu tam olarak söyleyebilirsiniz. Bir sistem olarak denizciler için vazgeçilmezdir, ancak harita hazırlama tekniklerinde de yoğun bir şekilde kullanılır. Genel olarak, gözlem üç önemli temel işlemi gerektirir:

¾ Açıları ölçme ve ayarlama;
¾ Uzaklıkları ölçme;
¾ Pozisyonları önceden belirlenmiş planlara uyarlamak.

GPS'den önce, gözlemler yüksek hassasiyetli teodolitler kullanılarak yapılıyordu. Bu araçlar, işaret noktaları arasındaki açıların tam tutarlı bir şekilde ölçülmesi için kullanılırdı. Triangulation kullanılarak, belirlenen bir referans noktasından birim uzaklıkta, bu şekilde istenen her yer gözlemlenebiliyordu.

Örneğin; yeryüzünde bir kenarı 100 metre olan bir eşkenar üçgen çizmek istiyorsam, önce üçgenin bir kenarını doğru olarak ölçmem gerekir. Zamanda geriye doğru yolculuk yaparken, araçların tutarlılığı azalır ama yöntem aynı kalır. Roma gözlem araçları karmaşık değildi ama yol bağlantılarını sağlamalarında önemli rol oynamıştır.

Ne var ki, 9.6 kilometrelik bir yarıçap belirlemek de küçük bir iş değildir. Bu, en azından GPS'ler icat edilene kadar, en modern gözlemcileri bile zorlayacak bir işti. Toprak üzerindeki bu dairelerin sunduğu kanıta karşın, Neolitik dönemde herhangi bir araç icat etmiş olabileceklerini sanmıyorum. Şimdiki adımım, bu işin nasıl başarıldığını bulmaktı.

Hatlar oluşturmak, basit araçlarla sınırlanmış bir uygarlık için mantıklıdır. Birkaç düz sopadan başka bir şey gerektirmez. Ancak açı hesaplamaları, ilk düşündüğümde, oldukça zor görünüyordu. Marlborough Downs'daki daireler söz konusu olduğunda ise, antik gözlemcilerin bunu büyük bir tutarlılıkla yapmaları gerekiyordu.

Modern teodolit, oldukça karmaşık bir araçtır. Hele dairesel bir halkanın ortasında bulunan basit bir metal gözlem çubuğundan oluşan Roma versiyonunda, neredeyse olanaksızdır. Neolitik çağlara ait kazıların hiçbirinde böyle bir alete raslanmadı. O halde, başka bir çözüm bulmuş olmalıydılar. Bu gizemi açığa kavuşturmak için, öncelikle bir dizi yapıdaki açı bağlantılarını incelemeliydim. Matematiksel açıdan zor olmamakla birlikte, bir bilgisayar yardımı olmadan bu işi yapmak inanılmaz derecede zor bir iştir. 1991 sonbaharında bir tane satın aldım. Bu yeni makine, üzerinde çalıştığım proje doğrultusunda gerçekten büyük yardımcı oldu. Ama bu dönemde yaptığım araştırmalar beni Marlborough Downs'dan uzaklaştırarak, çalışmalarımın başlarında bulunduğum bölgeye, Cotswold'a ve özellikle de Bredon Hill'deki yapının yakınlarına götürdü.

Bredon Hili ve Çevresi

İnceleme altındaki bölge, doğu-batı yönünde 17.7 kilometre ve kuzey-güney yönünde 14.5 kilometredir. Bu bölge, yarı Cotswold, yarı Vale ot'Evesham ve yarı Severn Valley'dir. Kuzey ve batı yönleri, İngiltere'nin en muhteşem nehirlerinden biri olan Avon tarafından çevrelenir ve Evesham, Pershoe ve Tewkesbury'ye bağlanır. Doğusu ve güneyinde ise, Cotswold yer alır. Ortada, uyuyan bir kaplumbağanın sırtı gibi Bredon Hill yükselir.

Yaklaşık 300 metre yüksekliğindeki zirvesi, hemen her açıdan muhteşem görüntüler sunar. Bredon Hill ve Cotswold yakınlarından sağlanan kireçtaşı, bölgenin büyük bölümünü kaplayan özgün mimari yapısı için malzeme sunar. Avon kıyısı boyunca uzanan binalar, geleneksel tuğla ve kereste kullanımını yansıtır.

Burası Marlborough Downs'la karşılaştırıldığında arkeolojik kalıntılar açısından önemli bir yer değildir. Neolitik çağlara ait en erken görülen tarihler, M.Ö. 2600 civarıdır ama Cotswold yakınlarında bulunan long-barrowlar, M.Ö. 3200'lerde bölgede yaşam olduğunu göstermektedir. Bredon Hill'de Demir Çağı'na ait bir tepecik bulunmuş ve burada yapılan kazılarda elli ceset çıkarılmıştır. Erkek cesetlerin pozisyonlarına bakılırsa, köylerini korumaya çalışırken ölmüş gibidirler. Güneydeki Woolstone Hill'de de benzerlerine raslanmıştır ama birkaç işaret veya dikili taş dışında bunlarda antik esintiler yoktur.

Onyedinci yüzyılın ortalarında bölgeye Hıristiyanlık hakim olmuştur ve kısa süre sonra Worcester yakınlarında bir piskoposluk kurulmuştur. Ünlü Evesham Manastırı, 701'de kurulmuştur. Efsaneye göre, Eoves adındaki çoban domuzlarını otlatırken içlerinden bir dişi yakındaki ormana doğru koşar. Doğum yapacağını düşünerek peşinden gittiğinde, ormanda ilahi söyleyen Meryem Ana ve iki melekle karşılaşır.

Bu deneyimini Worcester Piskoposu Egwin'e anlatır ve o da aynı yere gelir. Kendisine orada manastırı inşa etmesi söylenir. Piskopos bunu yapar ve iyiyürekli çobanın anısına Eoves adını veıir. Ülkedeki en güçlü manastırlardan biri haline gelir ve bütün Avrupa'dan hacılar gelmeye başlar.

1265'de, Parlamento'nıın Babası olarak bilinen Simon de Montfort, Eveslıam'da kanlı bir yenilgiye uğramıştır. Tarihçilerin bildirdiğine göre "o öldüğünde, gökyüzü karardı ve gökgürültüleri, dev şimşekler eşliğinde dünyayı salladı". Kilise, onun cesedine saygı göstererek yüksek sunağın altına gömmüştür. Birçok derde şifa olduğu söylenmesi, manastırın İngiltere'deki değerini yükseltmiştir. Manastır, VIII. Henry'nin manastırları kapatma kararı doğrultusunda yok olmuştur. Bu kararın nedeni, Roma'daki Papa'nın yerine kralı güçlendirmektir ve bugüne ulaşan tek kalıntı, çan kulesidir.

Pershore Manastırı, biraz daha iyi bir yazgı izlemiştir. İlk Hıristiyan yerleşim merkezlerinin sakinleri, sürekli olarak çapulcu Danimarkalılar'ın akını altındaydı ve bu dönemde birçok manastır saldırıya uğrayarak yok edilmiştir. Bugüne dek genel olarak pek kilise kalmamıştır. Manastır 983 yılında yeniden inşa edilirken, bir şefin torunu olan Odda, saygıdeğer Azize Eadburga'nın kemiklerini getirterek manastıra gömdürmüştür. Eadburga, Büyük Alfred'in torunuydu. Winchester'da bir manastıra kapanmış ve 960'da orada ölmüştür. Evesham'da olduğu gibi, onun da mabeti hakkında türlü efsaneler türemiştir. Bu yüzden, burası da hacılar için küçük bir merkez haline gelmiştir. Ama muhteşem manastırdan günümüze kalan tek şey, korosu, kulesi ve kilisenin doğu transeptidir. Manastır, Azize Eadburga ve Azize Maryem'e ithaf edilmiştir.

Tewkesbury Manastır Kilisesi, yerel halk tarafından 453 £ ödenip satın alınarak Cromwell'in adamlarından korunmuş ve günümüze kadar ayakta kalmıştır. Şu anda İngiltere'deki en büyük mahalle kiliselerinden biridir. Dev Norman kolonları, Avrupa'dakilerin en büyükleridir. Onyedinci yüzyılda daha sonra orada bir hücre yaptıran Theoc adlı bir rahip tarafından yaptırılmıştır. Benedictler burada 715 yılında bir manastır inşa etmiş ama daha sonra Danimarkalılar tarafından yıkılmıştır. Bugünkü manastır Norman zamanlarından kalmadır ve Evesham ve Pershore gibi, Kutsal Bakire Meryem'e ithaf edilmiştir.
Kaynak :misirgizemleri.blogspot.com
 
B

bursali68

Ziyaretci
Tarihleri onbirinci ve onikinci yüzyıllara dayanan kiliselerin büyük bölümü kadınlara ithaf edilmiştir. Diğer kiliseler ise, Sedgeberrow ve Aston Somerville de dahil olmak üzere, Azize Meryem'e ithaf edilmiştir. Overbury'deki kilise, Azize Faith'e, Ashtonunder-Hill'deki Azize Barbara'ya, Netherton Şapeli ve Azize Catherine Çeşmesi de Azize Catherine'e -başka kim olabilir?- ithaf edilmiştir. Erkeklerde ise, Cropthorne, Stanton ve Gt. Comberton Aziz Michael'a, Fladbury ve Beckford Baptist John'a ithaf edilmiştir. Diğer kiliseler, St. Peter's (Dumbleton), St. Nicholas (Teddington), Holy Trinity (Eckington) ve St. Giles (Bredon's Norton)'dır.

İnceleme bölgesinde bulunan bütün kiliseler bunlar değildir. Bunların arasındaki en görkemli istisnalar, Little Comberton, Bricklehampton, Elmley Şatosu, Hinton on the Green, Bredon, Kemerton ve Aldeton'dır. Bunlar bilgisayar araştırmalarımın dışında tutulmuştur, çünkü orijinal çalışma bölgeme dahil değildirler. Ayrıca, Bredon Hill'i de dışarıda bıraktım. Herhangi bir kalıba uymadığı için değil, aslında uyuyor. Ama burası çok geniş olduğu için, dahilinde dizi hat bulunmaktadır ve yine de teorilerimize uygundur.

Şekil Ortaya Çıkıyor

Watkins, The Old Straight Track'de şöyle söylemektedir:

İşaret noktaları üzerinde çalışmayı kural haline getirin ve hunu bir yol ya da hat kanıtı bulmak için vapmavın... Eğer üç ya da dört noktayla destekleniyorsa, güçlü bir kanıt haline gelir. Üç nokta kendi haslarımı bir hattın varlığını kanıtlamazlar: dört nokta ise asgaridir.

Watkins hatları, genellikle 32 kilometreye kadar çıkan uzunluklarıyla düşünülür. Bu kriteri Bredon Hill etrafındaki yapılara uyguladığımda, sonuç pek ümit verici değildi. Stanton, Sedgeberrow, Netherton Chapel ve Pershore arasında dört noktadan geçen bir hat vardı ama hepsi buydu. Tewkesbury, Overbury ve Evesham, Oxenton, Dumbleton, Aston Somerville gibi yerlerde üç noktalı bir dizi hat vardı. Yine de, tam bir hattı oluşturmak için pek yeterli değillerdi. Ancak aralarındaki açısal bağlantıları incelemeye başladığımda, önemli bir şekil ortaya çıktı.

İşlem basitti. Farklı yapıların isimlerini ve koordinatlarını anahtar olarak bilgisayarıma girdim ve basit bir matematik programının yardımıyla, aralarında uzanan çizgilerin birbirleriyle açılarını hesapladım. Bilgisayar, bunu yüksek ondalıklarla hesaplayabiliyordu ama bunu sadeleştirmek pek gerekli gelmedi. Açı değişimi yüzünden ortaya çıkan kilometre başına bir derecelik sapına sadece 17.455 metreydi.

Bu yüzden, bu kadar küçük bir bölgede azami hata payı, bir derece için sadece yaklaşık 300 metre olacaktı. İşleri kolaylaştırmak için, her hesaplama sonucunu en yakın olduğu şekilde yukarı ya da aşağı yuvarlamaya karar verdim. Teorik olarak, rastgele bir yapı eklenmesi geniş bir açı bağlantısı sunar. Önceden belirlenmiş bir plan varsa, 60 ve 90 derece gibi belirgin açıların bulunması gerektiğini düşündüm.

On yapıyı incelediğimde, 800'ün üzerinde farklı açı ortaya çıktı. Daha sonra devam edecek ve bölgedeki kiliseler arasındaki açısal bağlantıları inceleyecektim; 50'den fazla vardı. Çalışına sırasındaki her hesaplama, 2800'ün üzerinde açı ortaya çıkardı.

60 ve 90 derecelik açılara çok sayıda örnek bulunmasına karşın, ilk gözlemimde bir kilise diğerlerinin dışında kalıyordu. Tablo 3, Dumbleton Kilisesi ve diğer dokuzu arasındaki açısal bağlantıları göstermektedir. Bu bölgedeki geometriyi ortaya çıkarabilmemi sağlayan ipucunu bana veren, bu kiliseydi. Tabloyu incelerken, soldaki kolonda bulunan yapılara bakın ve tepedeki açıklamalar boyunca okuyun. Örneğin; Tewkesbury, Dumbleton ve Pershore arasındaki açı 70 derecedir; Gt. Counberton, Dumbleton ve Overbury arasındaki açı ise 30 derecedir.

Bu tabloda verilen tüm açıların 10 derecenin katları olması, sıradışı bir durumdur, 10 derece, l 'den 180'e uzanan seride 18 kere bulunur. Dokuz yapı arasında 36 olası açı vardır; dolayısıyla, rastgele bir dizilişte sadece yüzde 10'unun arasında 10'un katı olacak şekilde bir açısal bağlantı bulunmasını bekleyebiliriz. Halbuki, elimizdeki 36'sı da 10'a bölünebilmektedir; şans eseri oluşmasını beklediğimizden tam 9 kat fazla.

Bu büyüklükte rastgele dizilmiş bir şekilde bunun olması ihtimali, onbirmilyonda birdir. Ama bu yapılar geri kalanından ayrılmış olduklarından, tamamen rasgele değildir. Bununla birlikte, hâlâ etkileyici bir düzenleri vardır:

10° x 2 30° x 2 40° x 3 50° x 3
60° x 4 70" x 1 80° x 2 90° x 5
110°x 1 120°x3 10° x 2 150° x 4

Eğer planlı bir konumlandırma söz konusu ise, 60 ve 90 derecelik açılar beklenecektir. Sadece birkaç çıta ve biraz ip sayesinde bir dikaçılı üçgen yaratmanın kolay olabileceğini düşünerek, bunun bir şekilde saf geometriyedayandığını kabul ettim. Aynı yöntemi kullanıp açıyı yarıya bölerek, 45 derecelik, 22.5 derecelik vb. açılar elde edilebilir. Aynı şekilde, aynı uzunlukta üç ip gerektirecek şekilde 60 derecelik açılar oluşturmak da mümkündür. Ancak geometrik yöntemlerle kolayca oluşturulamayacağından, 50 ve 40 derecelik açıları sağlamak başka bir sorun ortaya çıkarmaktadır.

Nihayet Çözüm

40 ve 50 derecelik açıları bulunan dik açılı üçgenleri inceleri incelerken, çözüm karşıma çıktı. Bu açılara sahip diküçgenlerin taban ve dik kenar oranlarının tam olarak beş ve altı oranlarını taşıdığını gördüm. Diğer bir deyişle, dik kenar ve taban arasında bir tam sayı orantısı (5:6) vardır. Başlangıçta, bunun şanslı bir tesadüf olduğunu düşündüm.

Bu oran seçilmişti, çünkü 40, 50 ve 90 derecelik açıları olan bir üçgen kriterine uyuyordu. Ancak, çok basit sayısal oranlarla bir dizi açı oluşturulabileceğini farkettim. İki oran ayarlanarak zemin üzerinde bir diküçgen oluşturulduğunda, diğer açılar da kolayca ayarlanabilir. Şimdi bütün yapmam gereken, farklı açılar veren oranları bulmaktı.

Bu, antik Mısırlılar'ın piramitleri yaparken eğim açısını hesaplamak için kullandıkları ve açının "seked"ini anlatırken görmüş olduğumuz sistemin aynısıydı. Tek fark, Mısırlılar eğim açısını oluşturmak için bu oranları kullanırken, İngilizler bunu yatay bir zemin üzerinde açı hesaplamak için kullanmışlardı. Hangi oranların kullanılacağını bilerek, karmaşık geometriye ya da araçlara gerek kalmadan bir dizi açı listesi oluşturulabilirdi. Bu tür açılar ise, basit ve genel malzemeler kullanılarak kolayca yaratılabilirdi.

Zeminde bir açı oluşturmak için bütün gereken, ince bir ip, birkaç çıta ve oranları oturtmak için bir ölçüm aracı. Genişliği bir-iki metre olan düz bir tahta parçası, bu iş için yeterli olacaktı. İşin püf noktası, istenen açıları yakalamak için gereken oranları bilmekti. Bundan sonra açı yer üzerinde kolayca işaretlenebilirdi.

Sistemin kendisi zaten basittir. Tek istenen, gereken açılar için hangi oranların kullanılacağını bilmektir. Örneğin; açıklanan üçgende olduğu gibi, bütün antik gözlemciler 6:5 oranını hatırlamak zorundadır. Bu oranın üreteceği açılar tam olarak 39.81 derece ve 50.19 derecedir; ki, bunlar da 40 ve 50 derecelik açılara çok yakındır.

Bu yöntemi ve belli oranları kullanırken, hata payı kilometre başına 3.5 metreden az olacaktır. Bazı oranların ise daha yüksek bir doğrulukları vardır. 19:2 oranıyla oluşturulan 6 derecelik açının doğruluk payı, 4000'de l'dir. Bu doğruluk payı, Londra'dan New York'a giderken yolunuzda bir millik bir sapma yapmak demektir.

Bunun benzeri olan bir sistem, bugün açı hesaplamalarını yapmak için belli oranlar belirleyen trigonometride kullanılmaktadır. Bunlar, sinüs, secant, tanjant olarak, karşılıkları ise kosinüs, cosecant ve kotanjant olarak bilinmektedir. Sinüs ve kosinüs, hipotenüsün bilindiği durumlarda açı hesaplamaları için kullanılabilir; tanjant ise bir diküçgenin tabanı ile dik kenarı arasındaki bağlantıyla ilgilidir. Bilgisayarlar veya hesap makineleri bu figürleri saniyenin bilmemkaçta biri kadar bir sürede hesaplarlar ama ben okuldayken, bunları hesaplayabilmek için bir tabloya bakardık.
Kaynak : misirgizemleri.blogspot.com
 
B

bursali68

Ziyaretci

Bredon Hill'deki Şekil

Açı yaratmada bu basit sistem sayesinde, basit ama doğru bir biçimde yeryüzünde şekiller yaratmak mümkündür. Bredon Hills bölgesinde en çok kullanıldığını gördüğüm oranlar şöyledir:

40° ve 50° = 6:5 ratio
35° ve 55° = 7:10 ratio
70° ve 20°= 11:4 ratio

O sıralarda, 30, 60, 45 ve 90 derecelik açıların geometrik yapılanma gerektirdiğini sanıyordum ama daha sonra da göreceğimiz gibi, bu görüşümü yenilemek zorundaydım.

Bu bölgedeki yapıları bağlayan başka bir geometrik şekil olduğundan şüpheleniyordum. Bulduğum 30, 60 ve 90 derecelik açıların bilinçli bir planlamayı gösterdiği konusunda emindim. Marlborough Downs'dakiler gibi bir şekil daha keşfetmek üzere olduğumu kesinlikle hissediyordum. Bu, şekillerin bilinçli bir fenomen olduğu savını güçlendirecekti. Önce daire aradım ama bulamadım. Ancak, baktığım her yerde, önemli oranları yansıtan üçgenler buluyordum.

İlk araştırmalarım, tasarımın bir yerinde eşkenar üçgen olması gerektiğini gösteriyordu ve bunu bulmaya kararlıydım. Bulduğumda, önde gelen kilise yapılarının üçgen matriksini belirleyen bir merkez olduğunu gördüm.

Bredon Bill Yapılarının Geometrisi

İlk üçgen, Dumbleton Kilisesi, Woolstone Hill ve Overbury Kilisesi arasında oluşuyordu. Woolstone Hill, bölgenin büyük bölümünü gören hakim bir yerdir; Dumbleton Kilisesi ise, Alderton Hill'in yamacında Overbury Kilisesi ve Woolstone Hill'in görüntüsünü engelleyecek şekilde konumlanmıştır. Overbury Kilisesi, Bredon Hill'in güney yamacında yer alır ve Woolstone'a bakışı evler tarafından engellenmektedir ama geçmiş zamanlarda açık bir görüş olması muhtemeldir; herhangi bir ağaç varsa temizlenmesi gereği dışında. Bu üç yapı arasındaki uzaklık 6,250 metredir.

İlk üçgeni oluşturduktan sonra, atılacak diğer mantıklı adım Gt.Comberton Kilisesi'nin yerinin sekile nasıl uyduğunu görmekti. Bilgisayar analizlerim, bu kilisenin yerinin Woolstone Hill ve Dumbleton Kilisesi arasında uzanan doğruya 90 derecelik açı yaptığını gösterdi. Woolstone Hill'den Gt. Comberton Kilisesi'ne uzanan bir çizgiyle üçgeni kapadığımda, Woolstone Hill'de 55 ve Gt. Comberton Kilisesi'nde 35 derecelik iki açı oluştu.

7:10 oranı, antik Mısırlılar tarafından arazi bölgelerinin hesaplamalarında kullanılırdı. Bu oranı kullanarak herhangi bir alan için karelerini aldığımızda şöyle bir sonuç ortaya çıkar: Buradaki ifade için semboller gerekiyor. Gt. Comberton Kilisesi'nin yeri belirlendikten sonra, diğer bir dikaçılı üçgen yaratarak Tewkesbury Manastırı'nm yerini belirlemek mümkün olacaktı. DT'yi (Gt. Comberton ve Stanton) birleştirip, D noktasından, Tewkesbury Manastırı'nm yerini gösteren E noktasına bir dik açı koyduğumuzda, BS çizgisini kesip orijinal eşkenar üçgenin tepesine uzanan bir çizgi ortaya çıkmaktadır. Üçgen içinde üçgen şekilleri, Tewkesbury Manastırı-Stanton çizgisi önemli bir diğer üçgenin kensarını oluştururken devam etmektedir. Eğer Tewkesbury'de, Woolstone Hill-Gt. Comberton çizgisinin birleştiği yerde 60 derecelik bir açı oluşturulursa, Pershore Manastırı'nın yeri belirlenmektedir.

Dumbleton Kilisesi'nde Dumbleton-Overbury Kilisesi çizgisinin birleştiği yere bir dik açı yerleştirilip, Tewkesbury-Overbury çizgisine değene dek uzatılırsa, kesiştiği noktada Evesham Manastırı'nın yeri ortaya çıkmaktadır. Sedgeberrow Kilisesi'nin yeri, Dumbleton-Evesham çizgisi ile Stanton-Pershore çizgisinin kesiştiği noktadadır. Bu yapıların yerleri belirlendikten sonra, geri

Antik Gözlemcilerin Anahtarları

Bredon Hill bölgesinde yaptığım araştırmaların sonucu, temel sayısal oranlar kullanılarak belli üçgenlerin yeryüzünde yaratılabileceğini anlamak oldu. Böyle bir üçgenleme sistemi, basit araçlar kullanıp bunları bilgileriyle birleştiren antik gözlemcilerin imkanları dahilinde olması muhtemeldir. Bu ustaca yöntem, antik Mısır'da kullanılan yönteme çok benzemektedir ve bu da, kültürel bir bağlantı bulunduğu olasılığını güçlendirmektedir.

Ancak, Neolitik zamanlardan kalan yapıların yerleşiminde bilinçli bir plan olduğunu göstermek için Bredon Hill bölgesi üzerinde araştırma yaparken, kullandığım yapıların büyük çoğunluğunun orta çağdan kalma yapılar olması ayrı bir konudur. Birkaç belirgin istisna dışında, orta çağ kiliselerinin büyük bölümünü ünlü pagan kutsal yapılarına bağlayan sadece anekdot bir kanıt vardır. Watkins'e karşı arkeologlardan gelen en yoğun eleştirilerden biri, kullanımın devamlılığıydı.

Ama Bredon Hill bölgesinde yaptığım araştırma, bir şeye ulaşmıştı. Bölgede yer alan yapılar belli bir sisteme göre yerleştirilmişti. Ama bu sistemi Neolitik çağlardan güncelleştirmek için, M.Ö. 3, bin yıldan kaldığı kesin olan yapıların bulunduğu bir yerde çalışmak zorundaydım. Dikkatli bir araştırmadan sonra, gözlerimi güneybatıya, kuzey Cornwall'da 7.5 kilometrelik yarıçap içinde 15 taş dairesinin bulunduğu Bodmin Moor'a çevirdim.

Kaynak : misirgizemleri.blogspot.com
 
Üst Alt