Anne, evladını ateşe atar mı?

nefisetülilm

2.imza yarışma birincisi
Allahü teâlânın rahmeti sonsuz, merhameti boldur.
Dünyada da, ahirette de bol bol vericidir.
Allahü teâlânın merhameti, ihsanı, nimetleri, o kadar çoktur ki, sonsuzdur.
Kullarına çok acıdığı için, onların dünyada rahat, huzur içinde, kardeşçe yaşamaları, ahirette de, sonsuz saadete, bitmez, tükenmez nimetlere kavuşmaları için, yapılması lazım olan iyilikleri ve sakınılması lazım olan kötülükleri, Peygamberlerine, melek vasıtası ile bildirmiş, bunları bildiren birçok kitap da göndermiştir.
Dinli olsun, dinsiz olsun, inansın inanmasın, herhangi bir kimse, bilerek veya bilmeyerek, Kur’an-ı kerimdeki emir ve yasaklara uyduğu kadar, dünyada rahat ve huzur içinde yaşar. Bu hal, faydalı bir ilacı kullanan herkesin, dertten, sıkıntıdan kurtulması gibidir.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
“Bütün mahluklara her nimeti, iyilikleri veren yalnız Allahü teâlâdır. Her şeyi var eden, var olmak nimetini veren Odur. Her an, varlıkta durduran da Odur. Kamil, iyi sıfatlar, insanlara, Onun rahmeti ile, acıması ile verildi. Hayat, ilim, semi’, basar, kudret ve kelam sıfatlarımız hep Ondandır. Sayılamayan nimetleri hep O vermektedir. İnsanları sıkıntıdan kurtaran, duaları kabul eden, belalardan kurtaran hep Odur. Öyle bir Razzaktır ki, kullarının rızıklarını, günahlarından dolayı kesmiyor. Affı ve merhameti o kadar boldur ki, günah işleyenlerin yüz karalarını meydana çıkarmıyor. Hilmi o kadar çoktur ki, kullarının cezalarını vermekte acele etmiyor.

Öyle bir ihsan sahibidir ki, kerem ve ihsanlarını dost ve düşman, herkese saçıyor. Bütün nimetlerinin en şereflisi, en kıymetlisi, en üstünü olarak da, kullarına Müslümanlığı açıkça bildiriyor ve beğendiği yolu gösteriyor. Mahlukların en iyisine uyarak saadet-i ebediyyeye kavuşmayı emir buyuruyor. İşte, Onun nimetleri, ihsanları Güneş’ten daha açık ve Ay’dan daha aşikârdır. Başkalarından gelen nimetleri de gönderen Odur. Başkalarının ihsan etmesi, bir emanetçinin, birisine emanet vermesi gibidir. Başkasından bir şey istemek, fakirden bir şey beklemektir. Cahil de, bunu alim gibi bilir. Kalın kafalı da, zeki kimse gibi anlar.”


***Vaktiyle bir mübarek zatın iki talebesi, oturmuşlar kendi aralarında konuşuyorlarmış. Onlardan birisi diğerine;

- Bizim ahiretteki halimiz acaba nasıl olacaktır, orada nasıl hesap vereceğiz, çok korkuyorum deyince, arkadaşı;

- Sana bir şey soracağım ama doğru söyleyeceksin. Ahirette senin hesabını, annenin mi, babanın mı, yoksa Allahü teâlânın mı görmesini istersin, diye sormuş. O da;

- Ne kadar yaramaz da olsam annem beni ateşe atmaz, atamaz. Babam zaten hiç kıyamaz demiş. Bunun üzerine arkadaşı;

- Ama bunların hepsinin sana olan merhameti, şefkati, Cenâb-ı Hakkın merhamet ve şefkat deryasının bir parçasıdır. Annenin, babanın şefkati, Allahü teâlânın şefkatinden bir zerredir cevabını vermiştir. Peygamber efendimiz, bir muharebeden sonra dinleniyorlarmış. Esirlerin arasında bir kadıncağız, bir oraya bir buraya koşuyor, Peygamber efendimiz ve Eshab-ı kiram da, o kadının ne yapmak istediğine bakıyorlarmış. Sonunda kadın, kundaktaki bebeğini aramış bulmuş ve bir çalının arkasına geçip emzirmeye başlamış. Peygamber efendimiz bu hali görünce; (Ne diyorsunuz? Bu anne ölümü, esareti unuttu sadece çocuğunu düşünüyor. Bu anne, bu evladını ateşe atar mı? Vallahi Allah da böyle ateşe atmaz) buyururlar.

Netice olarak, Allahü teâlânın kullarına olan merhameti, iyiliği, bir ananın, yavrusuna olan merhametinden daha çoktur.
Böyle olduğu hadis-i şerifte bildirilmiştir. Lutfü, merhameti o kadar çoktur ki, dünyayı ve dünyada olan her şeyi en iyi şekilde yaratmıştır.
Bundan daha iyisi mümkün değildir.
Rahmetinden, lutfünden hiçbir mahluku mahrum bırakmamıştır. Bu merhamete kavuşabilmek için, iman etmek, emirleri yapıp yasaklardan sakınmak ve ümitli olmak lazımdır.
Hadis-i kudside buyurulduğu gibi:
(Benim rahmetim gadabımı aşmıştır.)
osman-unlu.com
 
K

Kadim

Ziyaretci
Bir annenin değil bir babanın evladını ateşe attığını gördüm :(
 
Üst Alt