Analar ağlamasın da!

Yine şehit, yine baskın...
Yer; Hakkâri'nin Şemdinli ilçesi...
PKK'lılar, ilçedeki bir düğüne davetli gibi sızıyor ve uzun namlulu
silahlarla Emniyet ve Jandarma'ya ait binalara ateş açıyor, roketli
saldırıda bulunuyor. Sonuç; 1 asker, 1 polis şehit olur, 6 asker, 6
vatandaş yaralanır, 1'i çocuk olmak üzere 3 vatandaş hayatını
kaybederken, 2 PKK'lı da ölü olarak ele geçiriliyor. Bilanço bu...
Yine analar ağlıyor...
Maalesef analar ağlıyor da, en azından bu saldırıda insanın aklına da
şu soru gelmiyor mu? PKK'lılar ellerinde uzun namlulu silahlarla
davetli gibi halkın arasına nasıl sızıyor, sızabiliyor, vatandaşça hiç
mi fark edilmiyor? Bu mümkün mü sizce! Düşünün, en az 10 tane 20 tane
adam ve ellerinde koca koca silahlar... Halkın arasından bunları hiç mi
fark eden olmadı, "yahu bunlar kim" diyen hiç mi olmadı acaba! Bence
artık "manidar" bile değil bu durum, son derece açık ve net!!!
Anlamanız gereken o ki; PKK sadece dağda değil, köylerde, ilçelerde,
şehirlerde, hatta büyük şehirlerde, Doğu'da, Batı'da, halk denilen bu
kitle ile iç içe...
Düşünün, adam dağdan, K.Irak'tan telsizle "gençler, T.C.'nin
Batıdaki, özellikle Ege ve Akdeniz'deki ormanlarını yaksın" talimatını
veriyor, hemen ertesi gün 5-6 farklı yerde ve aynı saatlerde orman
yangınları çıkıyor, hektarlarca orman kül oluyor. Peki, kim yakıyor?
Dağdaki eli silahlı PKK'lı olamaz her halde! Peki kim!!! Bu da
"manidar" değil artık!
Evet, analar ağlamasın...
Bu sloganı sürekli, adeta ağzında sakız gibi tüketen kim, hangi
taraf? Kürtçü çevreler, yani bugünkü BDP'li çevreler...
Bu sihirli slogan her tekrarlandığında, her nedense ve her seferinde
aklıma hep "Yavuz Hırsız" geliyor. Neden mi?
Bakın, hiç kimse, hiç bilmediği, hiç görmediği bir alana, ki buralar
son derece tehlikeli alanlar, elini kolunu sallayarak gidemez, gitse
de; "ben örgüte katılmaya karar verdim ve kendiliğimden dağa çıktım"
diyerek örgüte katılamaz.
Peki nasıl katılırlar?
Bugüne kadar, örgütten kaçarak Devlet'e teslim olmuş PKK'lıların
neredeyse tamamı, vermiş oldukları ifadelerde; bugünkü BDP gibi bu
Kürtçü siyasi partilerde görev alan ve gençlik yapılanması içerisinde
yer alan şahısların telkin ve propagandaları ile örgüte katılmaya
karar verdiklerini ve bu şahısların yol göstermeleri ile, kurdukları
çeşitli irtibatlar ile örgüte katılmak üzere dağa çıktıklarını, hatta
çoğunun adeta ellerinden bizzat tutularak örgüte teslim edildiklerini
itiraf ettiler.
Yani ne demek oluyor bu? Sen önce propaganda yapıp telkin edeceksin,
sonra o zavallıyı elinden tutup, hatta taaa Avrupa'dan bile elinden
tutup, ölmek ve öldürmek üzere taaa Kandil'e götüreceksin ve er veya
geç kaçınılmaz o malum sonuçta da "analar ağlamasın" diyeceksin. Sizce
de "yavuz hırsızlık" değil mi bu!!!

Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com
 
B

bursali68

Ziyaretci
Merhaba,

Genellikle " Analar ağlamasın " diyenlere dikkat...!!! Milletin anasını ağlatanlar da zaten ta kendileri oluyorlar...

Sağlıcakla kalınız...
 
Analar daha çok ağlar. Çünkü ölenlerin anası onlar. Ve ölülerin insan hakkı yoktur ülkemizde.
Peki kimlerin insan hakkı vardır ?
Polise taş atanların, molotof atanların, dükkanları, arabaları kundaklayanların, sonra sempatizan konumundan militan konumuna geçenlerin de.... İşte bunların insan hakkı vardır ülkemizde. Bunların anaları hiç ağlamaz.

Bir avuç pisliği adam edecez diye bütün temizleri kirletiriz, ağlatırız biz...
 
Üst Alt