• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

AMİN ne demek? Neden Kuran'da Yok?

Okunuyor :
AMİN ne demek? Neden Kuran'da Yok?

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Arkadaşlar Kuran'da geçmeyen bu Amin kelimesi hakkında bildiklerinizi yazabilir misiniz? Neden kullanıyoruz? MSN'de birisine bir şeyler yazarken yazacaklarımızı yazıp yazacaklarımız bitince ENTER tuşuna basıyoruz göndermek için. Onun gibi bir şey mi? :) Eğer öyle değilse anlamı nedir? Nereden gelmiştir. Biraz araştırınca Tevrat kaynaklı olduğunu ve aslen ibranice olduğunu öğrendiğim Tevratta defalarca geçen bu kelimenin Mısır Firavunu Amon tarafından Tevrata sokulduğuna dair bir şeyler de okudum. Yahudiler ise bu kelimenin süryanilikten geldiğini söylüyorlarmış. Kuranda bizim edebileceğimiz örnek dualar vardır. Onların sonuna neden konmamıştır bu Amin?

Duaların sonunda ne söyleyeceğiz diye soruyorsanız bu da Kuranda yazıyor:

Yunus 10. Onların oradaki duası: "Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!" (sözleridir). Orada birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri ise "selam" dır. Onların dualarının sonu da şudur: Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

Konu ile ilgili bir makaleyi paylaşmak istiyorum.
____________________________________________________________________

Cuma gunu Cuma namazina giden muslumanlarin cogu "Amin" kelimesinin geleneksel muslumanlar icin ne kadar onemli oldugunu bilir.. Amin kelimesinin Geleneksel muslumanlar icin ne onemli oldugunu bilmeyenler icin , geleneksel muslumanlarin Her Fatiha okunusundan sonra ve namazin sonunda yapilan Duadan sonra amin denmelidir. Cuma namzindna sonra Imam Fatiha okudukdan sonra " Cemmat sesli yada sessiz (Mezhebe gore degisir) amin derler. Bu makalenin amaci Bu " Amin" kelimesi nerden geliyor ve kokeni nedir.
Muslumanlar neden AMiN DER
Once bu kelimenin Kur'anin hic bir yerinde gecmedigi gercegini belirterek soze baslamaliyiz. Peki geleneksel muslumnlar neden Kuranda olmayan bir kelimeye bu kadar onem vermekdedirler. Eger nerden geldigini tahmin ettiyseniz , Tahminiz dogrudur. Bu kelime Kurandan degil hadisden gelmekdedir. Salihi Buharide 6 Kitap 2 Kisim da gecen Ebu Hureyre Hadisi basda gelir. Ebu Hureyreden diger bir inci diyebilirz.
6209 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "İnsanlar amin demeyi terkettiler. Halbuki Resulullah aleyhissalatu vesselam, namazda "gayri'l mağdubu aleyhim ve la'd-dallin" deyince amin derdi, bunu ön saftakiler işitirdi, sonra mescid amin sesiyle dalgalanırdı."
6210 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın "Ve la'd-dallin" deyince amin dediğini işittim."
6211 - Hz. Aişe radıyallahu anha'nın anlattığına göre: "Resulullah aleyhissalatu vesselam:
"Yahudiler, sizi, selamınız ve amin deyişiniz sebebiyle kıskandıkları kadar bir başka şey için kıskanmamışlardır" buyurmuşlardır."
Bu hadislerden Aminin zamanlamasinin onemi vurgulanirken, icerigi ile ilgili bir sey yokdur.
Peki hz Muhammed neden Kuranda olmayan bu kelimeyi Kuranin en cok okunan suresinin arkasindan okunmasini istesin. Peki hz Muhammed ozellikle meleklere eslik ederek Aminn demenin zamanlamasi gunahlar af edilir demekle ne tur bir mesaj vermekdedir. Eger Hz Muhamed boyle bir sey uydurduysa Araf Suresi 188 ayetine gore basina gelecekleri bilmiyormuydu.
Araf 188 Kul la emlikü li nefsi nef'av ve la darran illa ma şaellah ve lev küntü a'lemül ğaybe lesteksertü minel hayr ve ma messeniyes suü in ene illa neziruv ve beşirul li kavmiy yü'minun
Araf 188 De ki: «Ben, Allah'ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.»
Simdi Allah Peygamberinin kendinden hic birsey soylemesi konusunda uyariyor. Ona gorevinin Kurani ulastirmak oldugunu soyluyor.
(HÂKKA suresi 43-47 ayet) Tenziylun min rabbil'alemiyne. Velev tekavvele 'aleyna ba'dal'ekaviyli. Leehazna minhu bilyemiyni. Summe lekata'na minhulvetiyne.
(HÂKKA suresi 43-47 ayet) O, alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.O Bizim adımıza bazı laflar uydurmaya kalkışsaydı. Elbette onu kıskıvrak yakalardık.Sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna mâni de olamazdınız.
Bu ayetlere gore Peygamber efendimiz bu Amin kelimesini bu ayetlere gore Kurana eklememistir, ekleyemezde. Peki nerden geldi dige bir cok uydurma hadis gibi, yalan bir hadisden baska bir sey degildir.
Aminin Kokeni
Amin kelimesi geleneksel islama Hiristiyan yada yahudi kaynaklarindan hz Muhammedin olumunden 200-300 sene sonra hadis kitaplari ile birlikde girmistir. Aslinda isin asli amin kelimesi Hiristiyanliga Yahudilikden gecmistir.Bu konu hakkinda detayli bilgiyi Katolik Ansiklopedisi Birinci Cilt Sayfa 1907 bulabilirsiniz. (Catholic Encyclopedia Vol. 1 1907 )
" Amin kelimesi hic degismeden Ibraniceden Kilise litaraturune gelmis kelimelerden birisidir. Bu kelime o kadar SIKLIKLA bizim kurtaricimizin agzinda tekrarlanmistir ki, Trent Konsuli, Kutsal Ruh bunun Tanrinin Kilisesi tarafindan kullanilmasina memnun olmustur...."
Isin ilginc tarafi bu ansiklopediye gore Kutsal RUH, bunu Hz isadan duydukdan sonra, soylenmesini istiyor.
Oxford Ingilizce sozlugu Amin kelimesnin anlamini soyle aciklamakdadir. Unlem olarak yada isim olarak anlami “ Olsun” ve Duanin sonuda soylene bir kelimedir. Kelimenin kok harfleri olan AMN harfleri Ibranicede su anlamlara gelmekdedir.; Egitmek, ogretmek, gercek, guvenilir, onaylamak, guven, SADIK olma ve anlasmadir. Bu kelime kokeni arapca kokeni olan Elif-Min-Nun ile aynidir. Bu kelimeye Qurandaki kok haflerine gore bakarsak (Lughat-ul-Quran (Quran Lexicon) by G. A. Parwez 4th Edition 1998) , Kuranda hic bir sekilde “Amin” kelimesi gecmemekdedir.
PUTPERESTLIKLE Olan Baglantilari
Geleneksel muslumanlar genelde soyle derler. Amin kelimesi Kuranda gecmeyebilir ama Hz Muhammed bize soyleyin dediyse elbetde soyleyecegiz. Ayrica yanlis bir anlami olmadiginda soylenmesiden neden sakinca olsun derler. Bununla birlikde Amin kelimesnin koklerini arastirdigimizda bu kelimenin Puta tapicilik Paganismden geldigini goruyoruz. Colombia Ansiplopedisi 6.ci Baskisi 2001 soyle denilmekdedir.
Amon yada Amin Thebesin bas tanrilarinin adi idi. Kendisi karisi MUT ve ogullari Khensu Kutsal Theban ...sayilirlardi.Amon yada Aminin Misirda onemi gittikce arti ve Amin sonunda Misirin bas Tanrisi oldu. Sonunda isminde Amin Ra yada Amon Ra olarak degisti. Hatta Yunalilarin tanrisi Zeus ile es konusluyordu. Aminin en onemli tapinagi Libya collundeki Siwa dadir. Sivanin tep noktasi sonralari Delphi ve Dodana olarak bilinirdi. Amin SIK SIK KOC yada insan basli koc olarak temsil ediliridi.
Misirin Seyathet ve Antika El Kitabi AMIN isminin anlamini soyle aciklamakdadir.
Eski Misirda Aminin ozelikleri hakkinda bilinmeyen bir cok ozellik olmasian ragmen, isminin anlamini "SIR" olarak kabul edebiliriz. "Isminin "SIR " anl***** gelmesi kendinin tanri olarak Dunyayi yaratan gucle olan iliskisine dayanmasindandir. Amin kelimesnin anlami gercekden " SAKLI OLAN" "GORULMEYEN" "GORULEMEYEN" dir. Bu gercek o devirden kalan bir cok kaynakda belirtilmekdedir. SIK SIK Amin kelimesini " COCUKLARINDAN SAKLANAN", TANRILARA VE INSANOGLUNA GORULMEYEN" yada Aksam Batan Saklana Gunes icinde kullanilmakdadir. Bunlar fiziksel anlamlari olsa bile asil anlami gun batiminda Tanri Aminin Insanlain gozunden kaybolmasidir. Sadece Tanri Aminin gozden kaybolmasi degil ayni zamanda isminin ve yapisininda Gozden kaybolmadir. Bu buyuk Tanrinin kaybolmasi aksam gunesin ufukda kaybolmasina benzetilmistir. Yani Olumlu olan insanin gozleri Bu Amin tanrisini gormeez anlamidan kullanilmistir. Hem insan hemde diger Tanrilar artik oni goremez anlaminda kullanilmistir.
Aslinda bu GORUNMEZ TANRININ bugun bile Muslumanlari, Yahudileri ve Hiristiyanlari aldatan Seytan oldugunu soyleyebiliirz.
Amin ile ilgili makaleye daha dikkatli baktigimizda "Amin" yada "Amin-RA" adli tanriya tapmanin sirf Misirlilar arasinda degil, ayni zamanda o zamanin Misirinda yasayan yabancilar arasinda da yaygin oldugunu goruyoruz.
"Amin-RA tanrisina tapmak Thebesin hem guneyine hemde kuzeyine yayildigini goruyoruz. Onunla ilguili tapinaklari inceledigimizde Amin Tarsina tapmain Misirin somurgeleriden olan Suriye, Nubia , Oasese bile sicradigi goruyoruz. Yukari Misirin Merkezleri Thebes, Herakeopolis Magna, Asagi Misirdada Memphis, Sais, Xois, Metelis, Heliopolis, Babylon, Mendes, Thmuis, Diospolis, Butus, ve Kemmis Adasi; Libya colundede Kenemet Oases, Aminin Jupiteri; Nubiada ise Sabua Vadisi, Ebu Simberl, Napata ve Meroe; Ve Suriyedede bir cok yer Diaspolis diye cagriliyordu.
Amin, karisi Mut ve ogullari Khensu Theban kabilesinin kutsal insanlariydi. Isadan once 1550-1070 yillarinda Thebesin Misirin baskenti oldugu zamanlarda Amin Misirda TANRILARIN KIRALI olarak biliniyordu. Unutmayalim bu Yahudilerin o bolgede KOLE olarak yasadigi donemdir. Bellki 400 kolelikden sonra Yahudiler Tek Tanri inancini kaybedip , Paganismim Putculuga yonelmislerdir. Eger 40 yillik surgunde Altin Buzagi yapip ona tapiyorlarsa, Amin kelimesinin yahudilerin diline girmesini kabul etmek pek sacma olmayacakdir. Yahudilerin dillerin giren bu kelime daha sonra hiristiyanlar ve Muslumnlarin diline girmistir.
Supheli goz ile olaya bakanlar Misirin Tanrisi "Amin" ile gunmuzdeki "Amin" kelimesinin farkli oldugunu ileri surebilirler. Simdi Katolik Asiklopesi Birinci Cilt 1907 deki makaleye bakarsak, bu iksi arasindaki baglantiyi bilerek yada bilmeyerek guzel aciklamakdadir.
" Sonuc olarak sunu soyleyebiliriz ki, "Amin" kelimesi ilk Hiristiyan kaynaklarinda pek SIK gorulmesede SIK SIK anathemas ve Gnostic hecelemelerde kullanilmistr. Daha detayina bakarsak
Amin kelimesini olusturan Yunanca kelimedeki harflerin temsil ettikleri sayisal anlamlara bakarsak toplamlari 99 esitdir. (alpha=1, mu=40, epsilon=8, nu=50), bu rakam Misir kokenli yazitlarda gorulmekdedir. Ve genelde bir cesit mucize ile anilmakdadir. Sunu belirtmeliyiz ki Amin kelimesi hem Yahudiler hemde Muslumnlar tarafindan kullanilmakdadir.
SONUCLAR
Bu makaleden bir cok sonuc cikarabiliriz.
1. Kuranda ”Amin” keliemesi hic bir sekilde gecmez ve islama Hadisler ile girmistir. Ikincisi Geleneksel Muslumanlar Kuranda olan bu kelimenin Incil ve Tevrata olabileceginden dolayi Hiristiyanlarin ve yahudilerin bu kelimeyi kullandiklarini sanabilirler.
2. Ayrica gunumuzdeki anlamiyla “amin” kelimesinin kullanilmasinin ne sakincasi var diyebilirler. Ama gercek bir musluman simdi “amin” kelimesnin gercek anlamini ve Puta tapicilikdan , paganismden geldigini bildikden sonra bundan sonra gonul rahatligi ile “ AMiN” diyebilirmi ? Allaha olan bagliligimiz baska bir kelime ile ifade edemezmiyiz.
3. Bu makaleden cikaracagimzi digger bir sonuc ise sudur. Muslumanlarin Kurandan sonra ikinci kaynak olarak kabul ettikleri Hadisleri sorgulamamizdir. Kuranin hic bir yerinde bu tur ” BUYULEYICI ” Kelimler kullanmaiz gerektigini belirten ayet yokdur. Muslumnlar Kurani tek kaynak olarak kabul etmelidirler.
Son olarak, Orta yolu secen ve SAHiH hadisleri Kabul edelim diyen muslumnalar olacakdir. Bu makaleyi okudukdan kaymagi suttten ayirmak mumkun mu? aynen sahih ve sahte hadisleri ayirmak gibi. Muslumnlarin en onemli gorevlerinden biriside kendine gelen bilgiyi sorgulmasidir.
Isra 36 Ve la takfü ma leyse leke bihi ilm innes sem'a vel besara vel füade küllü ülaike kane anhü mes'ula
Isra 36 Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur
Umariz okuyucularimiz butun ikinci derece kaynaklari red edip, Kurani ve yanlizca Kurani kaynak olarak Kabul ederler.
Enam 106 Sen, Rabbin cânibinden sana vahyolunana tâbi ol, O'ndan başka ilâh yoktur. Ve müşriklerden yüz çevir.

The History of "Amen" and its Links to Egyptian Paganism
Copyright Azfar Samin (e-mail: god1quran1@yahoo.com)
http://www.free-minds.org/amen
 

hakan_k

Amatör
Üye
amin amen gibi dua arkasından söylenen kelimelerin mısır tanrısı amondan geldiğini duymuştum dini simgebilime göre ve akla çok yatkın
 

Ammar

Kıdemli
Üye
"O, kendiliğinden konuşmamaktadır. O'nun konuşması ancak indirilen bir vahiy iledir" (Necm: 3, 4).


Şimdi konu HADİS ve SÜNNETİ reddeden bir görüş sahibi tarafından yazıldığından dolayı konunun anahattı şöyle gelişiyor...

"KUR'AN da olmayan birşeyi Peygamber S.A.S de söylemiş olamaz, bu uydurma hadis rivayetleridir."

Ama bilmezlerki bu HADİS ve SÜNNET inkarcıları.. RESULUN EMİRLERİ de KUR'AN ayetleri hükmündedir, bağlayıcıdır....

Ebu Hureyre gibi SAHABELERİ yalan söylemekle itham ederken, szlerinin kaynağı hep KUR'AN dır, HADİS ler onlar için hiçbir bağlaycı hüküm içermezler... Oysa Okuyup durdukları KUR'AN onları hep ALLAH C.C ve RESULUNE S.A.S itaate davet ederde bunu görmez, göremez, okurda anlamaz, anlayamazlar...

Yukarda verilen HADİS Lerde konu açıklığa kavuşmuştur daha fazla detaylandırmayalım biz HADİS ve SÜNNET üzerinde duralım..


6209 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "İnsanlar amin demeyi terkettiler. Halbuki Resulullah aleyhissalatu vesselam, namazda "gayri'l mağdubu aleyhim ve la'd-dallin" deyince amin derdi, bunu ön saftakiler işitirdi, sonra mescid amin sesiyle dalgalanırdı."
6210 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın "Ve la'd-dallin" deyince amin dediğini işittim."
6211 - Hz. Aişe radıyallahu anha'nın anlattığına göre: "Resulullah aleyhissalatu vesselam:
"Yahudiler, sizi, selamınız ve amin deyişiniz sebebiyle kıskandıkları kadar bir başka şey için kıskanmamışlardır" buyurmuşlardır."


İşte bu hadislere istinaden Müslümanlar AMİN diyorlar...

Buhârî'de yer alan bir hadîse göre Ebû Hureyre, "Yâ Rasûlallah, kıyâmet günü şefâatine nâil olacak en mutlu insan kimdir?" diye sorar.

Hz. Peygamber şöyle cevap verir: "Senin "hadîse" karşı olan iştiyakını bildiğim için, bu hadis hakkında herkesten önce senin soru soracağını tahmin etmiştim. Kıyâmet günü şefâatime nâil olacak en mutlu insan, "Lâ ilâhe illâllah" diyen kimsedir." ( Buhârî, İlim: 33 )

Ebu Hureyre R.A hakkında bu küçük bilgiden sonra fazla detaya girmeden ayet ve HADİSLER ile RESULULLAH S.A.S in SÜNNETİNİN MÜSLÜMANLAR HAKKINDA BAĞLAYICILIĞINI DELİLLERİ İLE GÖRELİM.


Vahiy Yönünden Sünnet:

Şunu iyice belirtmek isterizki, sünnet hiç şüphesiz vahy mahsuludur. Hiç mümkün müdür ki, Kur’an-ı Kerim vahy olsun da, hükümlerinin beyanı ve buna göre uygulama şekli beşeri bir keyfiyete bırakılmış olsun. Böyle bir eyleme müsade edilseydi, vaz edilen hükümlerin vahy olmaktan çıkması için yeterli bir sebep olurdu ki, buda uygulama şekliyle beraber Allah’ın (c.c.) dini olmazdı. Halbuki sünnetin vahyiliğini ispatlayan bir çok deliller mevcuttur. Bunları sırasıyla görelim.

1. Kur’an-ı Kerimdeki deliller:

a) Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde: “Ey Peygamber hanımları, evinizde okunan ayetleri ve hikmeti hatırlayınız” (Ahzab 34) buyurmaktadır.

Ayet-i Kerime’den anlaşıldığına göre hikmet, ayetlerden ayrı birşeydir ve okunmaktadır. Buradaki hikmetin sünnetten başka birşey olması düşünülemez.

b) “Biz sana kitabı ve hikmeti indirdik ve bilmediklerinide öğrettik”. (Nisa 113)
İkinci ayet-i Kerimede ise, hikmet Kur”an gibi indirilmektedir. Öyleyse sünnetin karşılığı olan bu hikmet anlaşıldığı üzere vahyedilmektedir.

c) “Ey Peygamber (s.a.v.) acele etmek için dilini hareket ettirme, onun (Kur’an) toplanması ve okunması bize aittir”. Biz sana onu okuduğumuz zaman onun kıraatına tabi ol, ondan sonra onun açıklanması yine bize aittir” (Kıyyame 17 - 19)

Burada çok açık bir ifade ile Cenab-ı Hak, vahy yoluyla Kur’an-ı Hz. Peygamber’e ilka ettirdikten sonra, yine o Kur’anın açıklanmasını Peygamber vasıtasıyla ona ait olduğunu vurgulamıştıe. Böylelikle Kur’an’ın beyanı olan sünnetinde vahy yolla geldiği anlaşılmaktadır.

d) “Biz sana, insanlar arasında Allah’ın gösterdiği şekilde hükmedesin diye Kitabı indirdik” (Nisa 105).

Yine bu ayeti Kerime’de Allah (c.c.), indirmiş olduğu kitabı, Peygamber (s.a.v.)’e gösterdiği şekilde hükmede bilsin diye gönderildiğini bildirirken Kur’anı Kerim’e izafeten hüküm verme şekli Allah tarafından gösterilmesi, yine sünnetin vahyi mahsülü oluşunu gösterir.

e) “Eğer bir şeyde çekişirseniz, onu Allah’a ve Rasulu’ne havale ediniz” (Nisa 59)

demesiyle, ihtilaf ve çekişmenin bu iki vahyin dışında olduğunu ve bunun ancak vahyi mahsülü olan kaynaklarla çözüleceğini bildiriyor. Eğer sünnet vahyi olmayıp Kur’an’ın beşeri bir yorumu olsaydı, beşerin ihtilafinı çözmek için ona havale etmezdi. Bilakis Kur’an’ın vahyile yetinirdi.


"Âllah'a itaat edin, Rasûle itaat edin ve kötülüklerden sakının" (Mâide: 92).
"Kim Rasûle itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur" (Nisâ': 80).
"Peygamber size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir" (Haşr: 7).

"De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âli İmrân: 31).




"Hayır, Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar." (Nisâ: 65).


"Allah ve Rasûlu bir işte hüküm verdiği zaman, artık mü'min bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasûlune karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur" (Ahzâb: 36).

“Bu yüzden onun (Allah Rasûlunün) emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok acı bir ozap isabet etmesinden sakınsınlar" (Nûr: 63).


2) Sünnetten deliller:


“Size Allah (c.c.)’ın kitabı ve onun elçisinin sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmeyeceksiniz" (el-Hakim, Mustedrek; Malik, Muvatta)

“Haberiniz olsun, bana Kur’an ve onunla birlikte misli verildi” ( Ebu Davud, Sünen, no 4604)

Hasan b. Atiyye’den şöyle dediğini nakleder: “Vahy, Rasulullah’a (s.a.v.) inerdi. Onu tefsir eden sünneti de ona Cebrail getirirdi” (Darimi)

Cebrail Rasulullah’a (s.a.v.), aynen Kur’an-ı indirdiği gibi sünnetide indirdi ve ona Kur’an-ı öğrettiği gibi onu da öğretirdi” (es-Suyuti, Miftahu’l-Cenne)



"Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helâl biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz." diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Rasûlullah (s.a.v.)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir."

(Ebu Dâvud, Sünne, 6, (4604); Tirmizî, İlm 60, (2666); İbnu Mace, Mukaddime 2, (12))
 

celik_suat

Amatör
Üye
2) Sünnetten deliller: [/B]

“Size Allah (c.c.)’ın kitabı ve onun elçisinin sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmeyeceksiniz" (el-Hakim, Mustedrek; Malik, Muvatta)
“Haberiniz olsun, bana Kur’an ve onunla birlikte misli verildi” ( Ebu Davud, Sünen, no 4604)
Hasan b. Atiyye’den şöyle dediğini nakleder: “Vahy, Rasulullah’a (s.a.v.) inerdi. Onu tefsir eden sünneti de ona Cebrail getirirdi” (Darimi)
Cebrail Rasulullah’a (s.a.v.), aynen Kur’an-ı indirdiği gibi sünnetide indirdi ve ona Kur’an-ı öğrettiği gibi onu da öğretirdi” (es-Suyuti, Miftahu’l-Cenne)
"Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helâl biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz." diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Rasûlullah (s.a.v.)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir."
(Ebu Dâvud, Sünne, 6, (4604); Tirmizî, İlm 60, (2666); İbnu Mace, Mukaddime 2, (12))
[/QUOTE]

syn Ammar;
Sünnetten deliller demişsiniz, bu delilleri okurken düşündünüzmü hiç?
1-Size Allah (c.c.)’ın kitabı ve onun elçisinin sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmeyeceksiniz"[/B][/COLOR] (el-Hakim, Mustedrek; Malik, Muvatta)
1-Düşünce: Yani sadede Kuran-ı Kerim yeterli değil.Allah heyşeyi anlatmamış.Hz.Muhammed Allah'ın eksik kaldığı konularımı tamamlamış!!!(Töbe haşa)
2-“Haberiniz olsun, bana Kur’an ve onunla birlikte misli verildi” ( Ebu Davud, Sünen, no 4604)
2-Düşünce:Böyle bir Hadis olsa bile, onunla birlikte misli verildi kelimesinden SÜNNET olduğunu kim çıkarır?Sünnetten başka yüzlerce şey olabilir.
3-Cebrail Rasulullah’a (s.a.v.), aynen Kur’an-ı indirdiği gibi sünnetide indirdi ve ona Kur’an-ı öğrettiği gibi onu da öğretirdi” (es-Suyuti, Miftahu’l-Cenne)
3-Düşünce: Cebrail A.S Vahy indiriken kendinden birşeylermi eklemiş, yorummu yapmış?
Allah cc. ne gönderdiyse onu söylemiş hz.Muhammed'e.Başka birşe söyleyemez zaten.Cebrail a.s'ı aşar o olay.Yetkisi yoktur.Peki bunları (sünnetleri) Cebrail a.s getirdi diyelim değiştrimeden (değiştiremez zaten) ozaman bunlar da Kuran-ı Kerim gibi ayet olmazmı?Bunlarda Kuran-ı Kerime dahil olup ayet ve sureler olurdu.
Yada şöylemi yapmıştır Allah c.c; İlk gönderilenler Kuran-ı Kerim'dir, ama orada herşeyi anlatamadım birde sünnet göndereyim (2.cilt)
Böyle bir saçmalık düşünülebilir mi?

4-"Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helâl biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz." diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Rasûlullah (s.a.v.)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir."
4-Düşünce: Rasûlullah'ın helal veya haram etme yetkisi var mıdır?Allah'ın helal dediğine haram diyebilirmi?yada haram dediğine helal diyebilir mi? Hz.Muhammed elçidir.(aracı)Allah kullarına iletmek istediği mesajları temiz kıldığı kullar, seçtiği kullar vasıtası ile gönderir.Sadece benim emirlerimi anlat der.kendin birşey katma.Ama dini bütün dediğimiz kimseler Allah'a daha çabuk ulaşmak için değişik yollar arıyor.Ben Allah'ın dedğini yapayım, ama yetmez peygamberin yaptığınıda yapayım garanti olsun düşüncesi.
Eee!! sen peygambermisin ki peygamberle aşık atıyorsun.O peygamber, onun görevi tüm vaktinde ibadet etmektir.Kullar için ibadet vakitleri özellikle belirtilmiştir zaten.
sen evlisin çoluk çocuğun var, bütün gün ibadet et, rızkını Allah verir.Olurmu öyle şey!
Allah sana rızık vermek için vesile verir.Sen o vesileyi itip yok ben bütün vaktimi ibadete ayıracağım peygamberde böyle yapıyormuş dersen, geçmiş olsun.
Yoksa bizde melekler gibi sadece ibadet için yaratılırdık, dünyada sınav olmanın ne manası var?

Dost'ça kalın...
 

Ammar

Kıdemli
Üye
Sünnetten deliller demişsiniz, bu delilleri okurken düşündünüzmü hiç?
Şu yazdıklarınızı okurken gerçekten yazdıklarımı okumamış, yada anlamak istediğin gibi okumuş olduğunu görüyorum üzülerek...Yazdıklarımı dikkatle ve tekrar okursan aşağıda deiklerin ile alakası olmadığını anlarsın..

1-Düşünce: Yani sadede Kuran-ı Kerim yeterli değil.Allah heyşeyi anlatmamış.Hz.Muhammed Allah'ın eksik kaldığı konularımı tamamlamış!!!(Töbe haşa)
1- HAŞA ki ne HAŞA BÜYÜK PUNTOLAR İLE ALTINI ÇİZEREK DETAYLANDIRAYIM YOKSA ANLAMA SIKINTISI YAŞIYORSUNUZ...

ALLAH HER ŞEYİ AÇIKCA ANLATMIŞTIR, KİTAP İLE EMİR, YASAKLARI VE İBADETLERİ BEYAN ETMİŞ ELÇİSİ HAZ MUHAMMED S.A.S ARACILII İLE DE BU İBADET METODLARININ UYGULAMASINI GÖSTERMİSTİR.. Yukarda yazılanlarda anlatılmak istenen ana tema budur....

Örnek:

“Namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır.”(Nisa 103)

ibnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Cibril (aleyhisselâm) bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı.
Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldı.
Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldı.
Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldı.
Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldı.
Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldı.
ikinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldı.
Sonra ikindiyi, her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldı.
Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldı.
Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldı.
Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldı.

Sonra Cibrîl (aleyhisselam) bana yönelip: "Ey Muhammed! Bunlar senden önceki peygamberlerin (aleyhimüssalatu vesselâm) vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!" dedi. "

507 Tirmizî(149) Ebu Dâvud(393) Sahihu Süneni Nesai(488) el İrva(250)



2--Düşünce:Böyle bir Hadis olsa bile, onunla birlikte misli verildi kelimesinden SÜNNET olduğunu kim çıkarır?Sünnetten başka yüzlerce şey olabilir.
Hadis buna açıkca ifade ediyor zaten..

SÜNNET NEDİR bi ilk başka bilginiz dahilinde bu kelimeyi ve ihtiva ettği anlamı bir açıklarmısınız.. ben anlatmıştım belli ki SÜNNET İNKARI nedeni ile sizde de bunu görmeme veya görmek istememe gibi bir sorun var...

Yukarda ki örneklediğim duruma benzer bir diğer örnek..

ÖRNEK 2

Abdullah b. Ömer'in, babası Hz. Ömer'den naklettiği bu hadis şöyledir:

"Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)'in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru peygamber (s.a.s.)'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve:

"Ya Muhammed! Bana İslâm'ın ne olduğunu söyle" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): "İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hac etmendir" buyurdu. O zat: "Doğru söyledin" dedi. Babam dedi ki: "Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu."

"Bana imandan haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah a, Allah'ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır" buyurdu. O zât yine:

"Doğru söyledin" dedi. Bu sefer:

"Bana ihsandan haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.):

" Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni muhakkak görür" buyurdu. O zat:

"Bana kıyametten haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) "Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir" buyurdular.

"O halde bana alâmetlerinden haber ver" dedi. Peygamber (s.a.s.):

"Câriyenin kendi sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir" buyurdu. Babam dedi ki:

Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Rasûlü bana: "Ya Ömer! O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?"dedi. "Allah ve Rasûlü bilir" dedim.

"O Cibrîl'di. Size dininizi öğretmeye gelmişti" buyurdular. (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1).


3-Düşünce: Cebrail A.S Vahy indiriken kendinden birşeylermi eklemiş, yorummu yapmış?
Bu kelimeler o kadar vahim ki daha ALLAH C.C u layıkıyla tanıyamadığınız alene gözler önünde....

Daha ALLAH C.C dan habersiz ve izinsiz hiç bir varlığın bunun atını çizelim... HİÇBİR VARLIĞIN hiç bir eylem gerçekleştiremeyeceğinden bi habersiniz...

29) Ama, alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.

TEKVİR SURESİ


3- Bilinmeyen nice hazineler ve görünmeyen gayb aleminin anahtarları O’nun yanındadır. Onları Kendisinden başkası bilemez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun haberi olmadan bir tek yaprak bile düşmez. Yer altı tabakalarının karanlıkları içindeki tek bir tane, hasılı yaş ve kuru hiç bir şey yoktur ki açık, net bir kitapta bulunmasın. (Enam 59)

Sanırım bu açıklamalar ve detaylar sorularınıza kafi derecede açıklayıcı olmuştur...

4-Düşünce: Rasûlullah'ın helal veya haram etme yetkisi var mıdır?Allah'ın helal dediğine haram diyebilirmi?yada haram dediğine helal diyebilir mi? Hz.Muhammed elçidir.(aracı)Allah kullarına iletmek istediği mesajları temiz kıldığı kullar, seçtiği kullar vasıtası ile gönderir.Sadece benim emirlerimi anlat der.kendin birşey katma.Ama dini bütün dediğimiz kimseler Allah'a daha çabuk ulaşmak için değişik yollar arıyor.Ben Allah'ın dedğini yapayım, ama yetmez peygamberin yaptığınıda yapayım garanti olsun düşüncesi.
Eee!! sen peygambermisin ki peygamberle aşık atıyorsun.O peygamber, onun görevi tüm vaktinde ibadet etmektir.Kullar için ibadet vakitleri özellikle belirtilmiştir zaten.
sen evlisin çoluk çocuğun var, bütün gün ibadet et, rızkını Allah verir.Olurmu öyle şey!
Allah sana rızık vermek için vesile verir.Sen o vesileyi itip yok ben bütün vaktimi ibadete ayıracağım peygamberde böyle yapıyormuş dersen, geçmiş olsun.
Yoksa bizde melekler gibi sadece ibadet için yaratılırdık, dünyada sınav olmanın ne manası var?
Bu soruda bir o kadar vahim .....Sadce şu ayetleri düşünerek okuyun diyorum yorum eklemiyorum ..... Ve sizinde yorum ve yazı şekliniz her neden ise bana bursalı68 ismindeki üyeye çağrışım yaptı... Sakın ikinci bir nickiniz olmasın...?

"O, kendiliğinden konuşmamaktadır. O'nun konuşması ancak indirilen bir vahiy iledir" (Necm: 3, 4).
"Âllah'a itaat edin, Rasûle itaat edin ve kötülüklerden sakının" (Mâide: 92).
"Kim Rasûle itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur" (Nisâ': 80).
"Peygamber size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir" (Haşr: 7).

"De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âli İmrân: 31).

"Hayır, Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar." (Nisâ: 65).

"Allah ve Rasûlu bir işte hüküm verdiği zaman, artık mü'min bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasûlune karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur" (Ahzâb: 36).

“Bu yüzden onun (Allah Rasûlunün) emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok acı bir ozap isabet etmesinden sakınsınlar" (Nûr: 63).



Umarım bu ayetler açık ve net olrak sorunuzun yanıtına cevap olur...

ALLAH C.C un deiğinden bir eksik yada bir fazla söz amel, ibadet, eylem haraket, tavır, davranış sergilediğini düşünebiliyorsanız RESULULLAH S.A.S in CİDDİ ANLAMDA İSLAM HAKKINDA sıkıntılı bir anlayış ve yanlış İTİKAD sahibisiniz....
 
Son düzenleme:
B

bursali68

Ziyaretci
Şu yazdıklarınızı okurken gerçekten yazdıklarımı okumamış, yada anlamak istediğin gibi okumuş olduğunu görüyorum üzülerek...Yazdıklarımı dikkatle ve tekrar okursan aşağıda deiklerin ile alakası olmadığını anlarsın..



1- HAŞA ki ne HAŞA BÜYÜK PUNTOLAR İLE ALTINI ÇİZEREK DETAYLANDIRAYIM YOKSA ANLAMA SIKINTISI YAŞIYORSUNUZ...

ALLAH HER ŞEYİ AÇIKCA ANLATMIŞTIR, KİTAP İLE EMİR, YASAKLARI VE İBADETLERİ BEYAN ETMİŞ ELÇİSİ HAZ MUHAMMED S.A.S ARACILII İLE DE BU İBADET METODLARININ UYGULAMASINI GÖSTERMİSTİR.. Yukarda yazılanlarda anlatılmak istenen ana tema budur....

Örnek:

“Namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır.”(Nisa 103)

ibnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Cibril (aleyhisselâm) bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı.
Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldı.
Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldı.
Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldı.
Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldı.
Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldı.
ikinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldı.
Sonra ikindiyi, her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldı.
Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldı.
Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldı.
Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldı.

Sonra Cibrîl (aleyhisselam) bana yönelip: "Ey Muhammed! Bunlar senden önceki peygamberlerin (aleyhimüssalatu vesselâm) vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!" dedi. "

507 Tirmizî(149) Ebu Dâvud(393) Sahihu Süneni Nesai(488) el İrva(250)





Hadis buna açıkca ifade ediyor zaten..

SÜNNET NEDİR bi ilk başka bilginiz dahilinde bu kelimeyi ve ihtiva ettği anlamı bir açıklarmısınız.. ben anlatmıştım belli ki SÜNNET İNKARI nedeni ile sizde de bunu görmeme veya görmek istememe gibi bir sorun var...

Yukarda ki örneklediğim duruma benzer bir diğer örnek..

ÖRNEK 2

Abdullah b. Ömer'in, babası Hz. Ömer'den naklettiği bu hadis şöyledir:

"Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)'in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru peygamber (s.a.s.)'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve:

"Ya Muhammed! Bana İslâm'ın ne olduğunu söyle" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): "İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hac etmendir" buyurdu. O zat: "Doğru söyledin" dedi. Babam dedi ki: "Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu."

"Bana imandan haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah a, Allah'ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır" buyurdu. O zât yine:

"Doğru söyledin" dedi. Bu sefer:

"Bana ihsandan haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.):

" Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni muhakkak görür" buyurdu. O zat:

"Bana kıyametten haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) "Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir" buyurdular.

"O halde bana alâmetlerinden haber ver" dedi. Peygamber (s.a.s.):

"Câriyenin kendi sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir" buyurdu. Babam dedi ki:

Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Rasûlü bana: "Ya Ömer! O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?"dedi. "Allah ve Rasûlü bilir" dedim.

"O Cibrîl'di. Size dininizi öğretmeye gelmişti" buyurdular. (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1).




Bu kelimeler o kadar vahim ki daha ALLAH C.C u layıkıyla tanıyamadığınız alene gözler önünde....

Daha ALLAH C.C dan habersiz ve izinsiz hiç bir varlığın bunun atını çizelim... HİÇBİR VARLIĞIN hiç bir eylem gerçekleştiremeyeceğinden bi habersiniz...

29) Ama, alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.

TEKVİR SURESİ


3- Bilinmeyen nice hazineler ve görünmeyen gayb aleminin anahtarları O’nun yanındadır. Onları Kendisinden başkası bilemez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun haberi olmadan bir tek yaprak bile düşmez. Yer altı tabakalarının karanlıkları içindeki tek bir tane, hasılı yaş ve kuru hiç bir şey yoktur ki açık, net bir kitapta bulunmasın. (Enam 59)

Sanırım bu açıklamalar ve detaylar sorularınıza kafi derecede açıklayıcı olmuştur...



Bu soruda bir o kadar vahim .....Sadce şu ayetleri düşünerek okuyun diyorum yorum eklemiyorum ..... Ve sizinde yorum ve yazı şekliniz her neden ise bana bursalı68 ismindeki üyeye çağrışım yaptı... Sakın ikinci bir nickiniz olmasın...?

"O, kendiliğinden konuşmamaktadır. O'nun konuşması ancak indirilen bir vahiy iledir" (Necm: 3, 4).
"Âllah'a itaat edin, Rasûle itaat edin ve kötülüklerden sakının" (Mâide: 92).
"Kim Rasûle itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur" (Nisâ': 80).
"Peygamber size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir" (Haşr: 7).

"De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âli İmrân: 31).

"Hayır, Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar." (Nisâ: 65).

"Allah ve Rasûlu bir işte hüküm verdiği zaman, artık mü'min bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasûlune karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur" (Ahzâb: 36).

“Bu yüzden onun (Allah Rasûlunün) emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok acı bir ozap isabet etmesinden sakınsınlar" (Nûr: 63).



Umarım bu ayetler açık ve net olrak sorunuzun yanıtına cevap olur...

ALLAH C.C un deiğinden bir eksik yada bir fazla söz amel, ibadet, eylem haraket, tavır, davranış sergilediğini düşünebiliyorsanız RESULULLAH S.A.S in CİDDİ ANLAMDA İSLAM HAKKINDA sıkıntılı bir anlayış ve yanlış İTİKAD sahibisiniz....

Merhaba,

Sn.Ammar....Sn.İSPATÇI Ammar,Sn.Her Kendi Dediğini Doğru Bilen Ammar...

" Ve sizinde yorum ve yazı şekliniz her neden ise bana bursalı68 ismindeki üyeye çağrışım yaptı... Sakın ikinci bir nickiniz olmasın...?..."

Seni ispata davet ediyorum....Yok edemezsen TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAYACAKSIN....Yalamazsan adın bundan böyle benim nazarımda İFTİRACI Ammar olacaktır...

Herkes senin gibi mi düşünecek...Bizlerle aynı düşüncelere sahip olanlar olamaz mı...Bu insanların düşüncelerini beyinlerine sen mi yerleştirdin...Ekmek mi veriyorsun,su mu veriyorsun,hayat mı veriyorsun insanlara ki SENİN GİBİ düşünecekler.....

Bilmeden savrulma oradan oraya...Nereye çarpacağın belli olmaz...

Asıl ben bir benzetme yapayım....:

Senin " TEKKECİ ŞEYÇİKLERDEN " ne farkın var....bakalım ;

TEKKECİ Şeyçikler ; Genellikle Ehl-i Sünnet İtikadındalar
SEN de yine : Sünnetçisin (Sünneti Muhammediye )

TEKKECİ Şeyçikler ; Hadis / Rivayetleri kabul ederler...( Hem de bol miktarda)
SEN de yine : Hadis / Rivayetleri kabul ediyorsun...(Hem de bol miktarda)


TEKKECİ Şeyçikler ; Yol bizim yolumuzdur,doğru bizim doğrumuzdur,biz doğruyu söylüyoruz derler...
SEN de yine ; Yol benim yolumdur,doğru benim doğrumdur,ben doğruyu söylüyorum diyorsun...

TEKKECİ Şeyçikler ; İnsanları farklı düşüncelerinden/inanmalarından dolayı " dinsiz,kafir,bölücü..." diye iftira atmaktan çekinmezler...
SEN de yine ; İnsanları farklı düşüncelerinden/inanmalarından dolayı " dinsiz,kafir,bölücü..." diye iftira atmaktan çekinmiyorsun...

ASIL DÖN KENDİNE BAK....Anlaşılıyor ki aynalarla aran iyi değil...

Evet FARKLI NİKLE yazdığımı,yani " Sn.celik_suat " ile aynı KİŞİ olduğumu İSPAT ET !!!! Edemezsen YALANCI ve İFTİRACISIN...!!!


Sağlıcakla kalınız...
 

hakan_k

Amatör
Üye
Merhaba,

Sn.Ammar....Sn.İSPATÇI Ammar,Sn.Her Kendi Dediğini Doğru Bilen Ammar...

" Ve sizinde yorum ve yazı şekliniz her neden ise bana bursalı68 ismindeki üyeye çağrışım yaptı... Sakın ikinci bir nickiniz olmasın...?..."

Seni ispata davet ediyorum....Yok edemezsen TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAYACAKSIN....Yalamazsan adın bundan böyle benim nazarımda İFTİRACI Ammar olacaktır...

Herkes senin gibi mi düşünecek...Bizlerle aynı düşüncelere sahip olanlar olamaz mı...Bu insanların düşüncelerini beyinlerine sen mi yerleştirdin...Ekmek mi veriyorsun,su mu veriyorsun,hayat mı veriyorsun insanlara ki SENİN GİBİ düşünecekler.....

Bilmeden savrulma oradan oraya...Nereye çarpacağın belli olmaz...

Asıl ben bir benzetme yapayım....:

Senin " TEKKECİ ŞEYÇİKLERDEN " ne farkın var....bakalım ;

TEKKECİ Şeyçikler ; Genellikle Ehl-i Sünnet İtikadındalar
SEN de yine : Sünnetçisin (Sünneti Muhammediye )

TEKKECİ Şeyçikler ; Hadis / Rivayetleri kabul ederler...( Hem de bol miktarda)
SEN de yine : Hadis / Rivayetleri kabul ediyorsun...(Hem de bol miktarda)


TEKKECİ Şeyçikler ; Yol bizim yolumuzdur,doğru bizim doğrumuzdur,biz doğruyu söylüyoruz derler...
SEN de yine ; Yol benim yolumdur,doğru benim doğrumdur,ben doğruyu söylüyorum diyorsun...

TEKKECİ Şeyçikler ; İnsanları farklı düşüncelerinden/inanmalarından dolayı " dinsiz,kafir,bölücü..." diye iftira atmaktan çekinmezler...
SEN de yine ; İnsanları farklı düşüncelerinden/inanmalarından dolayı " dinsiz,kafir,bölücü..." diye iftira atmaktan çekinmiyorsun...

ASIL DÖN KENDİNE BAK....Anlaşılıyor ki aynalarla aran iyi değil...

Evet FARKLI NİKLE yazdığımı,yani " Sn.celik_suat " ile aynı KİŞİ olduğumu İSPAT ET !!!! Edemezsen YALANCI ve İFTİRACISIN...!!!


Sağlıcakla kalınız...
burda bulunma nedeniniz herkesle polemiğe girmek mi yoksa bilgi alışverişi mi???
 
B

bursali68

Ziyaretci
burda bulunma nedeniniz herkesle polemiğe girmek mi yoksa bilgi alışverişi mi???
Arkadaşım ne konuşuyorsun sen....Dön bir Sn.Ammar'ın yazdıklarına bak....Bir de ben konuya yazmışmıyım O NA BAK...!!!!!!! CEVAP HAKKI diye bir şey duymadın mı sen hiç !!!!

O zaman şimdi duy,yorum yazmadığım bir konuda adım geçiyor,yani bana bir CEVAP HAKKI doğuyor....İnşaallah bunu anlayabilecek KAPASİTEDESİNDİR....!!!!

Ayrıca Sn.UYARICI ben bu konuyla ilgili başka bir başlık altında yaklaşık 1 hafta 10 gün önce görüşlerimi yazmışımmmm....OKUMAMIŞSIN....!!!


Sağlıcakla kal...
 

celik_suat

Amatör
Üye
syn.ammar;

Bu soruda bir o kadar vahim .....Sadce şu ayetleri düşünerek okuyun diyorum yorum eklemiyorum ..... Ve sizinde yorum ve yazı şekliniz her neden ise bana bursalı68 ismindeki üyeye çağrışım yaptı... Sakın ikinci bir nickiniz olmasın...?

demişsiniz!!!

bu ne demek şimdi anlamadım.benim gibi veya syn.bursali68 gibi düşünen binlerce hatta milyonlarca insan var.ve bunların birkaçı bir platformda denk geldi diye hepsinin aynı kişi olduğu paranoyasını nasıl söylüyorsunuz.

lütfen insanlara sahtekar veya ajan muamelesi yapmayınız.önce düşüncelerinizden ve ithamlarınızdan dolayı sizi kınıyorum.Benim başka bir nick ile başka kişilermiş gibi girdiğim iftirasını kabul etmiyorum.

Ayrıca konu için yazacağım şeyler şunlar;

verdiğiniz 90 tane örneğin 88 tanesi hadis, rivayet.Kuran-ı Kerim'den pek konuşmuyorsunuz.verdiğiniz hadis ve rivayetlerde birbiri ile çelişkili.
Efendim Kuran-ı Kerim gibi ülvi (Allah kelamı) kitabımız var, siz ise ibni bilmem ne şunu demiş; ibni bilmem ne bunu demiş diyorsunuz.Bırakın efendim.Kuran-ı Kerim'e dönün yüzünüzü.

Allah'ın kelamının üzerine kelam olmaz.İbni bilmem ne dini değil bu....Bu peygamberin getirdiği bir dinde değil.Allah'ın dini.Allah'a ve kitabına uyun...

tartışırken lütfen PARANOYA lardan uzak durunuz.

Dost'ça kalın....
 

Ammar

Kıdemli
Üye
Yazım şekliniz aynı
alıntılama üslubunuz aynı
şehir aynı
Cümle sonlarına eklediğiniz

Dost'ça kalın....
terimi aynı

Cümle kurma metodunuz aynı,
Düşünce yapınız aynı

Bu kadar çok AYNI olan iki üye arasında bir bağ vardır....

işte bu 7 nedenden dolayı böyle bir ihtimali düşünüyorum...

verdiğiniz 90 tane örneğin 88 tanesi hadis, rivayet.Kuran-ı Kerim'den pek konuşmuyorsunuz.verdiğiniz hadis ve rivayetlerde birbiri ile çelişkili
Şu cümleye bakan zaten sizin nasıl bir hastalığa müptela olduğunuzu alenen görür... Bişey yazmaya gerek yok..Gözünüzün önünde KUR' AN ayetlerini görmüyorsan sana ne diyim kaç tane ayet var yukarda....

Hangisi çelişkili çelişkiyi göster...


bazı, İTİKADI BOZUK, Dinden ve İSLAM dan bihaber, aklına göre KUR'AN yorumlayıp görmek istediği şekle sokmaya gayret edip, HADİS inkarı ile de RESULLULLAH S.A.S sevgisi ve itibarını gözler önüne seren zihniyet ile tartışmaya hiç niyetim yok....

Selametle.....
 
Üst Alt