altılı...

Doğru böyle bir şey

Hakikatte öyle

Bir harman yalanı yakan bir dane-i hakikattir

Zor gelen tersine çekilen küreklerin mehtapsızlığı

Ay ışığının kendini aşıkından gizlediği gecelerdir

Doğru böyle bir şeydir

Hayalin haddini bilip

Hülyanın üzerine bir çizgi çekip

Kırk cüz’ünden bir cüz’ünün binden bir gölgesine vasıl rüyaları hayra yorup yoluna devam etmektir

Doğru böyle bir şeydir

Kabullenmektir savaşmasız gerçeği

Ve geçmektir faslın envaından

Güfteye yazılmaktır

Bestesi intizar…

Doğru böyle bir şeydir

Her şey tasını tarağını toplar bir gasilhanede

Çeker gider katipleriyle beraber..

Doğru böyle bir şeydir

Adı bile kalmaz dillerde

Umuma mal olmamışsa bakiyesi ile hem hal…..

Muallakta bir taş var

Uruca merdiven

Bir perdedir cezb-i celbin emrine muhtemel

Kalpten mana ,halden hale haledir

Şu varlığımın hacer’ül muallakı o olsa

Üzerine bastığım hal sana ayan

Çıksam bende mi’racıma onun üzerinde inleyerek

Gayrden heykellerini bir bir çiğneyerek…

Ben kenara çekildim

Sen beride kaldın

O geriden geldi

O hep vardı

Görmeyen görmedi

O hep oradaydı
..
Ben artık oynamıyorum

Sen de oynama

O da oynamasın

Biz oynamayalım

Sizde oynamayın

Onlarda oynamasınlar

Ben şimdi kör ebeyim

Sen kördüğüm

O kuyuya düşmüş ayın gölgesi

Umud yetmiş bin yapraklı bir gül goncası…


Dükkân kapandı

Tezgâhı topladım

Derin uykulu bir karanlıklı

Yorgunca uyandım

Elimin kesesi boş

Fikrimin kesesinde hile

Müflis bir renk ile boyandım

Al beni eskici, eskimezliğinle

Sat beni birkaç kuruşa

Bütün değmezliğimle

Ya da bırak bir makberin avlusuna

Anam toprak sarsın

Anam toprak ağlasın


Saçak altında bir kaçak

Yağmurdan yüzünü saklayan bir adam

Eğilip kulağımı göğsüne yaslıyorum

Kalbi atmayan bir yoklukla yaşıyor…

Mendili vedaya açık, teşbihin el salladığı yerde

Kaldı mı o güllerden deme o günlere inat..

Bir çatlak kol

Bir kırık kanat

Çırpıyor kendini semaya doğru bakarak

MURAT SAFİTÜRK
Eser sahibinin izni ile yayınlanmıştır.
 
Saçak altında bir kaçak

Yağmurdan yüzünü saklayan bir adam

Eğilip kulağımı göğsüne yaslıyorum

Kalbi atmayan bir yoklukla yaşıyor…

Mendili vedaya açık, teşbihin el salladığı yerde

Kaldı mı o güllerden deme o günlere inat..

BİR ÇATLAK KOL

BİR KIRIK KANAT


Çırpıyor kendini semaya doğru bakarak

Bir şiir görünüşe çıkardıkları kadar şiirdir,güzel imgeler... teşekkürler SEBLA
 
Üst Alt