Allah kimleri sever

Bakara Suresi
195. Allah yolunda (mallarınızı) harcayın da, kendi elleriniz(le kendiniz)i tehlikeye atmayın; iyilik edin. Şüphesiz ki Allah, iyilik edenleri sever.
 
Âl-i İmrân 76
Hayır! (Gerçek onların dediği değil.) Her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever.

:004:
 
Âl-i İmrân 134

O takva sahipleri ki,

bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar;

öfkelerini yutarlar

ve insanları affederler.

Allah da güzel davranışta bulunanları sever.


:004:
 
Âl-i İmrân 159

O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever. *

:004:
 
selam ederim;

ulu Allah özetle doğru iş yapanı ve aklını doğru yolda düşünmeye kullananı sever. doğruluk dediğimiz şey ise zaman ve şartlara göre değişiklik gösterir. çünkü zaman ileriye gitmektir. dün doğru zannedilen bir olay bugünün akıl ve iradesine mantığına ters düşebilir. uymayabilir. yada yetersiz kalabilir. dün öksüz yetimi doyurmak ile başlayan İYİLİK dediğiniz şey aslında bugünün akıl ve muhakemesine göre İNSAN olmanın gereğidir. doğru olan işdir. bu doğruyu sevap olduğu için yerine getirmek ile düşünerek insanın görevi budur diye yerine getirmek arasında çok büyük fark vardır. insan olmanın gereği olarak hayvanları doğayı çevresini insanları incitmeyen insan, sevap diye bunu yerine getiren insandan bir adım öndedir. çünkü muhakeme etmiş ve en kutsal olan şey akıl ile idrak etmiş insan kolay kolay yanlışa bulaşmaz. sevap o anlık istek ve dilek ile ulu Allah'ın rızasını kazanmak için yerine getirilen manevi bir duygudur ve elbet küçümsenemez. fakat doğruyu idrak eden kişi hangi dine yada inanca sahip olursa olsun insanlığı icraatları ile heran aklı ve gücü yettigince sergiler ve sevap günah ilişkisine göre daha evrensel ve akıl çağına yaraşır bir durumdur. bu bir duruş ve her an duygu ve düşüncelerinize hakim olan İNSAN OLMA ilmidir. ulu Allah ı bilip iman etmenin yada etmemenin doğru iş sergilemek ile ilgisi yok iken, sevap ve günah ilişkisinde ulu Allah'ı bilme iman etme zorunluluğu vardır. kişinin biz insanları ilgilendiren kısmı insanın doğru olması ise ulu Allah ile arasındaki manevi düşünce diğer insanları ilgilendirmez.

günah sevap ilişkisi günümüz zamanında bir zorunluluk değildir, fakat geçmişte toplum baskısı ile zorunluluk idi. günümüzde ise öne çıkan düşünce yine hangi dine mensup olursa olsun doğru işi sergilemedir. birlik ve beraberlik içersinde. işde bu yol birleşecek ulu Allah'ın izni ile. insan sevabı sevgi kazanmak için değil insan olmanın gereğinden yerine getirmesi gerektiğini öğrendiğinde ortada DİN dediğiniz kavramın kalmadığını tüm dinlerin arasındaki sınırların kalktığını göreceksiniz. umarım bunu görmeye ömrümüz yeter.

saygılar.
 
Nice peygamber var ki, çok sayıda taraftarı kendisi ile birlikte savaştı. Bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşemediler, yılmadılar ve boyun eğmediler. Allah sabırlıları sever.(Ali İmran, 146)


:004:
 
Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver. İster onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirse aralarında adaletle hükümet. Allah Adaletten ayrılmayanı sever.(Maide, 5/42

:004:
 
‘’Allah kendi yolunda, yan yana, kurşunla kenetlenip kurulmuş bir duvar gibi saf tutarak savaşanları sever.(Saf, 4) :004:
 
Mümtehine 8
(Medenî 91) Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever. *

:004:
 
Bakara 195
(Medenî 87) Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Her türlü hareketinizde dürüst davranın. Çünkü Allah dürüstleri sever. *:004:
 
Üst Alt