• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Alice in Wonderland

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 5
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Alice in Wonderland

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!
Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

Lewis Carrollın sevilen Alis Harikalar Diyarında adlı eserinden uyarlanan Tim Burton'ın son filmi,
çarpıcı, yenilikçi görsellerle ve edebi tarihin en karizmatik karakterleriyle
Disney Dijital 3D formatında beyazperdeye geliyor.

Yönetmen :Tim Burton
Oyuncular : Johnny Depp, Helena Bonham Carter , Mia Wasikowska, Anne Hathaway, Crispin Glover, Matt Lucas
Tür : Macera
Yapım : ABD, 2010

Alis, gerçek kaderini bulmak için fantastik bir yolculuğa çıkar ve Kupa Kraliçesinin korku krallığına son vermek için çaba gösterir. Küçük Alis, Harikalar Diyarı'na yaptığı yolculuk sırasında olağanüstü arkadaşlarla tanışır, Beyaz Tavşan, Tweedledee ve Tweedledum, Fare, Tırtıl, Cheshire Kedisi ve elbette Çılgın Şapkacı.
 

sis_labirenti

Tecrübeli
Üye
Film gösterime girdi. Ve ben daha izleyemedim. Muhtemelen bu haftaiçi gideceğim. Tim Burton ve Johny Deep ikilisinden kötü bir şey çıkacağını hiç sanmıyorum. Oyunculukta Deep'in yaratıcılığı, kameradaysa Burton'ın deliliği bir ilaç gibidir kanımca.
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Tim Burton's Alice in Wonderland HD Trailer
[YOUTUBE]_TfanDv5iRk[/YOUTUBE]
 

nulun

Acemi
Üye
izleyen var mı hiç aranızda. ben de gitmek istiyorum ama film hakkında hiç fikir almadım...
 

suhran

Tecrübeli
Üye
izleyen var mı hiç aranızda. ben de gitmek istiyorum ama film hakkında hiç fikir almadım...
Dün gece izledim. 3 boyutlu olmasının dışında bana göre yeni bir şey yoktu. Bu yenilik için vasatın ilki sanırım... Oyunculuklar gayet iyiydi, karakterler net ve dolgundu, sorun sanırım senaryoda, olayların işlenişi kısırdı belki de. Özellikle 'muhteşem gün' ve finali, ihtişamdan pek pay alamamıştı...
 

mopsy

Emektar
Üye
Kritik
Merhaba!

Tim Burtonın 90ların ortasından sonraki filmografisi genelleme yaptığımızda iki çeşit tepki almakta. Bir kısım, Burtonın öykülerini ve yarattığı dünyaları hala büyük bir heyecanla karşılarken; bu yazının yazarının da içinde bulunduğu, bir başka grup, yönetmenin bu döneminde yeni bir soluk bulamadığı gibi gelişmemiş senaryoların daha önceki evrenlerin çok da değişmemiş varyasyonlarında vuku bulduğunu düşünüyor. Alis Harikalar Diyarında (Alice in Wonderland, 2010) için bu her iki grubun da fikrinin değişmeyeceği ise aşikar.

Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde çoğunlukla uyarlama veya yeniden yapımları kendi renkleriyle boyayan Tim Burton için Lewis Carrollın yarattığı harikalar diyarı yeni bir oyun alanı açıyor şüphesiz. Yönetmenin imzası haline gelen karanlık, gotik ve herşeyiyle farklı tasarımları da bu yeraltı mekanında hayat buluyor. Ancak şunu baştan söylemek gerekiyor ki, ürkütücü, kanlı ve yetişkinlere özgü yaratımlarına rağmen Carrollın evreni burada çok da farklı bir biçim almıyor. Bunda filmin Walt Disney için yapılmış olmasının payı nedir bilemeyiz elbette, ancak bu durum olası yabancılaşma etkilerini de neredeyse sıfırlıyor. Sonuçta tanıdık sularda yüzmeye devam ediyoruz.

Öykü, malzemeyi zenginleştiremiyor.

Disneyin en önemli klasiklerinden Güzel ve Çirkin (Beauty and the Beast, 1991) ve Aslan Kral (The Lion King, 1994) gibi senaryolarıyla tanınan Linda Woolvertonın senaryolaştırdığı bu sadık ama serbest uyarlama, Alis Harikalar Diyarında (Alices Adventures in Wonderland) ve Camın İçinden (Through the Looking-Glass) romanlarını takip ediyor ve yıllar sonra Alicei tekrar eski dostlarıyla buluşturuyor. Bu sefer bir evlilik teklifinin arefesindeki genç kızımız - elbette çevresindeki topluma aykırı bir yapıya sahip - farklılığının altında yatan sebepleri tam olarak bilmiyor. Eski maceralarına tanık olan seyirci Alicein bilinçaltından gelen bu aykırılık duygusunu, tabii ki gayet iyi yorumlayabiliyor, Zaten film de seyircinin halihazırda bildiği cevapları, Alicein kendi içinde tekrar su yüzüne çıkarmasını sağlıyor ve karakterinin büyüme yolunda yeni bir aşamayı atlamasını öyküsünün ana amacı olarak kuruyor.

Woolvertonın öyküye olan yaklaşımı, çoğunlukla nostaljik duygularımızı kullanarak filmin sürükleyici olmasını da sağlıyor. Ancak ne zenginlik açısından orijinal referanslarına yetişebiliyor, ne de yukarıda bahsettiğimiz daha önceki filmlerindeki rafineriliği sağlayabilir. Şüphesiz senaryonun en önemli aksaklıkları; bir büyüme hikayesindeki geri ödeme ve çözüm gibi vurguları çabucak ve ezbere hallediyor oluşundan kaynaklanıyor. Yine de Alis geçmişteki gücünü de kullanarak seyirci de yer etmeyi becerebiliyor.

Eski dostları ziyaret

Harikalar diyarının nev-i şahsına münhasır kişiliklerinin sayıca kesintiye uğramış olmaları en başta hayal kırıklığı yaratabilir, ancak bu seçim nicelik yerine niteliğin artmasını sağlıyor ve karakterlere bir bakıştan daha fazlasını atabiliyoruz. Filmin artılarından birisi de zaten Alis dışında da karakterleri geliştirebilmiş olması şüphesiz. Filmi izleyecek olanların en büyük arzu nesnesi olacak Johnny Depp, Mad Hatterla tam da beklediğimiz gibi bir portre sunuyor. Bunun yanında özellikle Cheshire kedisi ile Tweedledum ve Tweedledeeye özellikle dikkat çekmek gerekiyor. Ama hepsinden öte filmin yıldızının da aslen Helena Bonham Carter olduğunu belirtmek gerek. Bilgisayarda iyice deforme edilmiş yapısına aldırmayın, zira Carter Kupa Kraliçesi ile Kırmızı Kraliçenin kırması olan bu karakterde harika bir performans çıkarmayı başarıyor ve içinde bulunduğu her sahnede dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.

Görsel açıdan sorunsuz

3 Boyut çılgınlığının son eserlerinden olan filmin aslen bu yapı tasarlanmadan çekildiğini ve sonradan 3Dye aktarıldığını da hatırlatmakta fayda var. Ancak bu tercih sürekli yüzünüze fırlatılan cisimler yerine daha olgun bir görsellik sağlıyor ve daha çok atmosferi zenginleştirmeye yarıyor. Yine de 3D olsun olmasın, Alis görkemli sanat yönetmenliği ve amacına hizmet eden sorunsuz sinematografisiyle teknik açıdan gayet tatmin edici.

İşin Tim Burton cephesine geri dönersek, karşımızda Burtonesk tercihler görsek de aslen konvansiyonel bir Disney yapısıyla karşı karşıya kalmak cesaretimizi bir nebze de olsun kırıyor. Ancak son dönem Burton filmlerine yüz vermeyen kitle için şunu söylemek gerekir, yönetmenin son dönemde gerçekleştirdiği en sorunsuz ilerleyen film de yine Alis oluyor.

Tim Burton, eski şaşkınlık verici buluşlarına yeni birşey katmıyor olsa da, ve senaryo başka karakterlere önem verirken, arada Alisi unutsa da Alis Harikalar Diyarında gayet düzgün işleyen, eğlenceyi ihmal etmeyen hoş bir seyirlik. Filmin bitiminde size çok birşey kalmamasına rağmen iyi vakit geçirmenizi sağlayacağı kesin.
sinema.com
 
Üst Alt