Açıkça tehdit aedildik

AÇIKÇA TEHDİT AEDİLDİK
Mehmet Necati GÜNGÖR

Türkiye ve ABD Başkanları arasında merakla beklenen telefon görüşmesinin içeriği taraflarca açıklandı.

Türkiye Başkanı Erdoğan, Trumpa baştan beri tekrarladığı tezini geri adım atmadan bir kere daha açıkça anlattı ve dedi ki: YPG unsurlarını desteklemekten vaz geç. Oraya gönderdiğin silahlarını topla, geri al. Yaptığın iş dostluğa, müttefikliğe sığmız.

Başkan Trump buna ne cevap verdi?

Yaparız, ederiz falan yok. Açıkça tehdit etti ve dedi ki:

Afrinde yaptıklarınıza karışmayız. Sınırlarınızı koruma hakkınız vardır. Ancak, Menbiçe girmeye kalkışırsanız orada ABD askerleriyle karşılaşırsınız.

Yani, açıkça demek istedi ki:

Oraya girerseniz benimle savaşırsınız.

ABDyi Turmpun kendi aklıyla yönetmediğini bütün dünya biliyor.

Zaten koltuğu sallantıda.

Ona söyleten gizli bir güç var.

O güce yaslanmak zorunda.

O güç, üç generalin oluşturduğu askeri cunta.

Kuzey Iraktaki politikaları da, Suriyedeki politikaları da onlar belirliyor.

Ortadoğuya onlar şekil vermeye çalışıyorlar.

Çünkü, o bölgede petrol var, su var.

Amerika, bu iki kaynağı kimsenin eline bırakmak istemiyor.

Mengiçteki ısrarı, Menbiç için gözünü karartması bu yüzden.

Bu üç asker, 1 Mart tezkeresinde uğradıkları hayal kırıklığının öcünü Türkiyeden almak istiyorlar.

Türkiye ve ülkemizi yönetenler onların hedefinde.

Peki, Türkiye Menbiçe girmekten vaz geçir mi?

Bize kalırsa geçmeyecek.

Ne mi olacak?

Orada ABD askerleriyle çarpışmamız kuvvetle muhtemel.

Böyle bir yola girmeden önce, Türkiyenin yapabileceği tek şey, Suriye ile açıkça masaya oturup anlaşmasıdır.

Suriyenin toprak bütünlüğüne saygı duyduğuna, partnerlerini inandırmasıdır.

İran diyorlar ya;

İranın bir de şii damarı var.

Bir de Kürt damarı.

Parlamentosundaki Kürt milletvekilleri Erdoğan aleyhinde bildiri yayınlamışlar.

İranda tüm medya kuruluşları Türkiyenin Suriyede sivil halkı öldürdüğü yolunda yalan yanlış bilgiler yayıyorlar.

Türkiye ne Rusyaya, ne İrana güvenebilir.

Kendi gücüne, kendi diplomatik zekâsına dayanarak doğru olanı yapmalıdır.

Biraz da dost çevrelerin sözünü dinlemelidir.

Tabii, kendi içindeki dost çevrelerin.

Evet, ister ABD, ister Rusya, İstar İran..

Kimse Türkiyenin askeriyle aşık atmaya kalkışmasın.

Bedeli ağır olur.

Tarih, bunu gösteriyor.

1950lerde Kore harbini hatırlamaları yeter.

Oraya Türk askeri gitmeseydi, halleri haraptı.
 
Evet, ister ABD, ister Rusya, İstar İran..

Kimse Türkiye’nin askeriyle aşık atmaya kalkışmasın.

Bedeli ağır olur.

Tarih, bunu gösteriyor.

1950’lerde Kore harbini hatırlamaları yeter.

Oraya Türk askeri gitmeseydi, halleri haraptı.

Vatandaşın biri de şöyle düşünmüş:

RUSYA'YI EZERİZ,AMERİKA'YI DÜZERİZ,İSRAİL'İ DÜDÜKLERİZ NAMELERİYLE SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI YAPAN CAHİL CÜHELA MİLLİYETÇİ ARKADAŞLARIMA İTHAFEN ;

26815033_10156085292329310_122698506530127681_n.jpg


Bu gördüğünüz tesis Rusların Proton Nükleer Füze Üretim Merkezi...Her 4 füze bir uydu fırlatıcısına bağlanarak uzay boşluğuna gönderiliyor ve orada sabitleniyor...Kuzey kutubundaki denemelerde her nükleer füzenin düştüğü bölgedeki 100 kilometrekarelik alana yaklaşık 3.000 derecelik bir ısı yaydığı görüldü...

Bu Nükleer Proton Füzelerinden sadece Rusya'da yok,Amerika,İngiltere,İsrail,Çin ve Japonya'nın da var,Hindistan ve Kuzey Kore'de göndermek üzere...Örneğin İsrail'in S-10 Füzeleri koordinatlar verilip Türkiye'nin başkentine gönderildiğinde önce atmosfere girmesi bekleniyor, sonra arkasındaki itiş gücünü sağlayan ateşleyici aparat ayrılıyor ve elektrikli motoruyla hedefine gidiyor.Bu sayede ısıya duyarlı havada imha eden anti-füze hava savunma sistemleri nükleer füzeyi görmüyor,yalıtkan alaşımlı dış kaplaması sayesinde ise radarda tespit edilemiyor...

Bu füzelerden 4 tanesi Türkiye'yi haritadan silmek için yeterli !..

Bakın sadece şu gördüğünüz alanda bile bu Nükleer Proton Füzelerinden 10 tane var...Yeni dünya savaşı artık yüz sene öncesinde olduğu gibi topla,tankla,tüfekle yada askerle olmayacak, Çanakkale'de olduğu gibi iman gücü de bir işe yaramayacak !..

Bakın bir buçuk milyar nüfuslu islam ülkelerinin tam ortasında yer alan ve her gün müslüman katliamı yapan 4 milyonluk İsrail'e neden dokunamadığımızı anlıyor musunuz şimdi?...Çünkü o küçücük İsrail farklı kategorilerde tam 51 defa Nobel Bilim Ödülü almıştır,peki ya islam ülkeleri? sıfır !..

Hadi dobra dobra konuşalım,Bizde Tubitak'ın Bilim Dalındaki Birincilik Ödülünü İmam Hatiplilerin hazırladığı ''Kapağı açılınca içinde ışık yanan ekmek sepeti projesi'' kazandı,şimdi biz bu kafayla bu adamlara kafa tutabilir miyiz arkadaşlar?..

İŞTE YENİ BİR DÜNYA SAVAŞINDA SİZ TEKBİR GETİRENE KADAR, NEREDEN GELDİĞİNİ GÖREMEDİĞİNİZ BU FÜZELERİ KAFANIZA YİYOR OLACAKSINIZ...VE BU SAVAŞLARI DİNSEL EĞİTİM ALAN ÜLKELER DEĞİL,BİLİMSEL EĞİTİM ALAN ÜLKELER KAZANACAK,BUNDAN HİÇ ŞÜPHENİZ OLMASIN !...

Barış BALCI
 
Birilerine yaranmak için oluşturulmuş kemikleşmiş politikaların sonucu...Coğrafyada ismi neresi olursa olsun, özellikle burnumuzun dibindeki ülkelerle kavga etmede oldukça başarılıyız.Oysa ki " oturup konuşabilir " olsak, fizandan gelenin burada yeri olmaz...

Ancak bunun için şartlar belli...:
*Ekonomik açıdan,
*Eğitim açısından,
*Politik açıdan,
*Bilimsel açıdan,
*Askeri açıdan,
( Ki hepsi birbirine bir şekilde bağlı)

Üst düzey olmak gerek.Yoksa " höt zöt " le yürümüyor bu işler.
 
Üst Alt