+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3

Kemalizm Yanlış Mıydı?

KEMALİZM YANLIŞ MIYDI? Atatürkçülük yani Kemalizm diye nitelenen kavram krallıkların, imparatorlukların, padişahlıkların akabinde gelişmiş bir bağımsızlık hareketi, emperyalizm işgaline karşı bir direniş ve bana göre muhteşem bir aydınlanmanın ‘’öncüsü’’ olmuştur. Elbette ki bu süreçte sıkıntılı dönemler yaşanmış, isyanlar baş göstermiş, faklı anlayışlara mensup gurupların farklı talepleri olmuş, bu sebeple de bir takım baskılar meydana gelmiştir. Yalnız şunu belirtmeliyim ki hangi

  1. #1
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.873
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    68000

    Kemalizm Yanlış Mıydı?

    KEMALİZM YANLIŞ MIYDI?

    Atatürkçülük yani Kemalizm diye nitelenen kavram krallıkların, imparatorlukların, padişahlıkların akabinde gelişmiş bir bağımsızlık hareketi, emperyalizm işgaline karşı bir direniş ve bana göre muhteşem bir aydınlanmanın ‘’öncüsü’’ olmuştur.

    Elbette ki bu süreçte sıkıntılı dönemler yaşanmış, isyanlar baş göstermiş, faklı anlayışlara mensup gurupların farklı talepleri olmuş, bu sebeple de bir takım baskılar meydana gelmiştir. Yalnız şunu belirtmeliyim ki hangi anlayış çerçevesinde olursa olsun bir devrim gerçekleşirken mutlaka sancılı dönemler yaşanmıştır. Hele bir ülkenin inşası söz konusuysa…

    Sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel anlamda o dönemler Türkiye için bundan farklı bir beklenti içinde olmak ne derece doğru olurdu bilemiyorum. Çünkü eleştiriler şöyle:

    Kimileri, neden Sosyalist bir düzen kurmadı?
    Kimileri, neden Osmanlı’nın yaşam düzenini devam ettirmedi?
    Kimileri, neden Kürtlere özerklik vermedi?
    Kimileri, neden Şeriat düzeni kurmadı?

    Diye eleştirmekte hatta bu yüzden Atatürk’ü düşman olarak görmekte, heykellerine saldırmakta, anlaşılmaz bir şekilde küfür ve hakaret edrek değersizleştirilmeye çalışılmaktadır.

    Dolayısıyla Türkiye’nin o günkü durumunu ele aldığımızda ülkenin yaşam düzenini yukarıda sözünü ettiğimiz guruplardan ‘’hangisinin anlayışına göre kurgulamak gerekirdi’’ sorusu öne çıkmaktadır.

    Bana göre bunun cevabı ise o dönemler ‘’tüm farklılıkları aynı çatı altında tutmanın’’ en doğru yöntemi olan demokrasi temelinde Laiklik ve Karma Ekonomi yapısıyla öne çıkan Kemalizm’dir. Yeterli midir? Gerçek demokrasinin koşullarını göz önünde bulundurduğumuzda asla yeterli değildir elbette.

    Şimdi Kemalizm karşıtlarına 1920 ve 1930 lara giderek bir değerlendirme yapmak ve seslenmek istiyorum.

    SOSYALİSTLERE: O zamanki koşullarda gerçekleşecek sosyalist bir devrim zamansız doğuma benzerdi. SSCB veya diğer sosyalist ülkelerde olduğu gibi, zamansız bir dönemde yaşama geçeceğinden dolayı başarıya ulaşamayıp, yok olup gidecekti. O nedenle, tepeden inme bir Sosyalizm asla doğru bir temele oturmamış olacaktı.

    Hem Marx’ın şöyle bir tespitini hatırlıyorum: ‘’Sosyalizm, gelişmiş kapitalizmin iflasıyla yaşama geçecektir.’’ Yani kapitalist sistemin kendi kendisini bitirmesiyle sosyalist yaşam başlayacaktır.
    Bu tespiti de dikkate aldığımız da, yüz yıl önce tepeden inme bir sosyalist anlayışın doğru olmayacağı kanısındayım.

    OSMANLICILARA: Bildiğimiz gibi Osmanlının devlet politikası tek kişinin hükmüne dayanan, padişahlığın babadan oğula geçtiği, halifelik makamı bulunan, şeriatı esas alan ve mutlak monarşi ile yönetilen, zamanın koşullarına göre çağ dışı bir yaşam biçimine sahipti. Ayrıca padişahların veya padişah adaylarının rekabeti ise aile içi katliama dönüşmüş, insanlık dışı tam bir felaketti.

    Bu anlayışın başarısız ve çağ dışı olduğu, modern dünya anlayışıyla bağdaşmadığı, artık çağın gereksinimlerine ayak uyduramadığı gerçeğini; koca bir imparatorluğun nasıl dağıldığından, parçalandığından, hiçbir konuda gelişme gösteremediğinden, sonuç itibariyle bitme noktasına gelerek emperyalizme teslimiyetinin kaçınılmaz olduğundan anlayabiliriz.

    Eğitim, bilim, sanat, teknoloji ve sanayi konusunda ne kadar geri kaldığı ise bir gerçektir. Ayrıca evrensel değerler olan demokrasi, özgürlük, laiklik, eşitlik gibi kavramlara uymaması ise asla böyle bir anlayışın, ülkenin geleceğine yön vermesi egemen kılınamazdı. Bu nedenlerle devleti, Osmanlının devamı olarak şekillendirmek; ülkenin geleceğine, ülke halkına ve farklılıklara ihanetten başka bir işe yaramayacaktı.

    KÜRTLERE: Biliyoruz ki Kürtlerin Atatürk'e yani Kemalizm’e karşı oluşunun ve antipatiyle bakmasının nedeni, Kürtlere verilen özerklik veya bağımsız bir Kürt Devletine ilişkin sözlerdir. Sonrasında ise Kürtlerin asimile edilmeye çalışılmasıdır.

    İşgal altında bulunan ülkenin durumu da dikkate alındığında, Emperyalizme karşı direnişte ülke birliğinin gücünü korumak ve bu anlamda bir güç oluşturma girişimini sağlamak için, böyle yöntemlere başvurulmuş olunabilir. Doğru kabul edilmeyebilir ama bir ülkenin kurulması ve güç birliği oluşturmak adına bu tür siyasi fakat hayati önem taşıyan söylemler siyasal yaşamın her alanında mevcuttur. Hele bir ülkenin bağımsızlığı, özgürlüğü, işgali, kurtuluşu söz konusuysa…

    Yukarıda da belirttiğim gibi bir birliktelik oluşturmak ve tüm farklılıkları aynı çatı altında tutmak için, o dönemler belki de yapılması gereken buydu. Fakat bu girişim, süreç içinde elbette Kürtleri tanımama, baskı uygulama, asimile etme girişimine dönüşmemeliydi. Türkçenin T’sini bilmeyen bir topluma Türkçe eğitim, Türk gibi düşünme, yaşama veya konuşma dayatmaları olmamalıydı elbette.

    Kürtlere şunu söylemek isterim: Türkler ve Kürtler uzun bir geçmişin ortak yaşamını paylaşan iki kardeş gibidir. Yapmanız gereken, aynı çatı altında yaşamak ve haklarınız adına demokratik mücadelenizi sürdürmektir.

    Şunu da belirtmek isterim ki o dönem ayrı bir Kürt devleti kurulmuş olsaydı bile PKK örneğinde olduğu gibi, emperyalistlerden bağımsız kalamayacağı gerçeğidir. Bu gerçek ise sizi Türk kardeşlerinize düşman edecek, bir Kürt-Türk savaşına götürecekti. O nedenle sizler için ihanet olarak algılanan Atatürk’ün düşünceleri belki de sözünü ettiğimiz Türk- Kürt savaşının önlenmesini sağlamıştır. Bence bu tespit üzerinde siz de düşünmelisiniz.

    ŞERİATÇILARA: Biliriz ki şeriat yönetimi artık çağımıza ayak uyduramamakta, laik ve seküler yaşamı özümseyenlerin esaretine, güdümüne mahkûm olmaktadır.

    Zaten o dönemler Atatürk de bunu görmüş ve anlamış olmalı ki, kesinlikle şeriat yönetimini ülkemizin idaresi için uygun bulmamıştır. Bu düşüncenin ne derece doğru olduğunu ise Ortadoğu’da yaşanan acılar ve geri kalmışlık göstermiştir. Ayrıca şeriata dayalı yönetimlerin farklılıkları yok saydığı gerçeği ise tartışılmazdır. Bu nedenle insanı insan olarak değerlendirmek yerine ‘’Müslüman mıdır, değil midir?’’ ölçeğinde insana bakılacağından dolayı bu anlayışla bir ülkede asla barışın sağlanamayacağı da aşikârdır.

    Bunun dışında ise eğitimde, bilimde, sanatta, sanayi ve teknolojinin gelişmesinde; insan hakları, çağdaşlık ve özgürlükler konusunda şeriat yönetiminin tutumunu da biliyoruz. İşte bu nedenlerden dolayı şeriat yönetimine dayanan bir ülke düzeni asla ülkemiz için uygun değildir. Hatta hiçbir ülke için uygun değildir. Çünkü bu anlayış, çağımızın çok ama çok gerisinde kalmıştır. Ayrıca 1400 yıl önceki Arap kültürüyle yoğrulmuş bir yapılanmayı, kültürel farklılıkları olan bir ülke halkına egemen kılmak doğru değildir. Bunu dayatırsanız, ülke içinde asla birliği, beraberliği ve dolayısıyla barışı sağlayamazsınız.

    Bence Atatürk bu konuda da en doğru şeyi yapmış, 1.400 yıl önceki ilkel bir yaşam düzenini ülkemize egemen kılmamıştır.

    ***

    Öte yandan Kemalizm elbette tabu değildir. Ülkemiz için başlatılan bu aydınlanma hareketi elbette daha ileri taşınmalıdır. Kemalist devrim elbette öncüsü olduğu aydınlanma hareketi ve emeğin egemenliği çerçevesinde ülkemizde sosyalizme evrilerek bağımsızlık hareketinde olduğu gibi bilimsel sosyalizm bağlamında da dünyaya öncülük etmelidir.

    Sonuç itibariyle ‘’zamanına göre’’ yapılması gereken en doğru işler yapılmış fakat gerici hükümetlerin gericiliğe ve emperyalizme teslimiyeti bağlamında Kemalist hareket sekteye uğratılarak ileri değil, geriye doğru evrilmiştir. Bu nedenle diğer uluslara da örnek teşkil eden, aydınlanmanın ve devrimlerin öncüsü olan Kemalizm, ülke halkının ve insanlığın geleceği yönünde mutlaka çağı yakalamalı hatta çağın ilerisine taşınmalıdır.

    ***

    Kısa da olsa yukarıda Kemalizm’in tabu olmadığından ve emeğin egemenliği gereği Sosyalizme evrilmesi gerektiğinden söz ettim.

    Zamanın koşulları gereği sosyalizme karşı bir tavır sergilenmiş olsa da aslında Atatürk’ün sosyalizm hakkında olumlu ifadelerini de görmekteyiz. Şöyle ki:

    *Mustafa Kemal Atatürk'ün Devlet Sosyalizmi'ni uygulamak istediğine 1919'da Samsun'a çıkışının ardından Havza'da, Sovyet Heyeti'nin başında bulunan bir Albay'la yaptığı görüşmede tanık olunmuştur.

    Atatürk, Sovyet Albayı'nın yönelttiği, yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin biçimi konusunda, 'Yani Bolşevikliğin prensipleri üzerine kurulmuş bir cumhuriyet değil mi, Generalim?' sorusuna karşılık, 'Öyle olacak, devlet sosyalizmi dersek, daha doğru söylemiş oluruz' yanıtını vermiştir.

    *İkincisini de Prof. Dr. Reşat Kaynar kaydetmektedir.
    Atatürk 1932 yılında bir sohbet sırasında, 'Kemalizm diyorsunuz, ne demek Kemalizm?' sorusunu sormakta ve Kemalizm, Socialisme d'Etat (Devlet sosyalizmi) demektir' diye yanıtlamaktadır.

    *Atatürk daha genç bir zabitken 2 numaralı not defterine 1904 yılında aynen şunları yazmıştır;
    "Evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı" Bu not defteri şu an Anıtkabir arşivinde.

    Ayrıca Atatürk’ün kendilerini Kurtuluş Savaşı’na hazırlayan düşüncelerin yer aldığı, başyazılarının birçoğunun kendisine ait olduğu, kendi denetiminden geçtikten sonra yayımladığı ve kendisinin çıkardığı Hâkimiyeti Milliye Gazetesinin derlendiği ‘’Kurtuluş Savaşı’nın İdeolojisi-Hâkimiyeti Milliye Yazıları’’ adlı kitaptan kendi yaptığım alıntıları da değerlendirmenize sunmak isterim.

    ‘’İnsanlık bir gün ihtimal ki, bencillikten ileri gelen aşırı hislerle, milliyet çevrelerinden taşıp bütün insanlığı saracak bir yenilik vücuda getirecektir.’’

    ‘’En büyük düşman, düşmanların düşmanı ne falan ne de filan millettir; bilakis bu, adeta dünyaya hakim olan kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizmdir.’’

    ‘’ İstiyoruz ki, yeryüzünde zulüm kalmasın. Milletler arasında düşmanlıklar ortadan kalksın. Dünyaya hakim olan kapitalizm illeti bir daha kalkmamak üzere uyusun.’’

    ‘’Kapitalizm sade falan ve filan milletin düşmanı değildir. Bilakis bütün dünyanın, bütün milletlerin müşterek düşmanıdır.’’

    ‘’Anadolu’da Rusya’daki tarzda haşin ve kanlı bir proletarya diktatörlüğü tesisine lüzum kalmaksızın Komünizm gerçekleşecek ve Anadolu komünizmi daha verimli, daha faydalı neticelere doğru gidecektir.’’


    Dip not olarak dikkate sunmak isterim ki, 1920 ve 1930’lu yıllarda Atatürk ne kadar ilerici bir anlayışa sahipse, çevresinde ve karşısında binlerce, yüz binlerce gerici anlayışa sahip bir güç bulunmaktaydı. Ve bu konuda Atatürk’ün, düşüncelerinde yalnız olduğunu da hatırlatmakta yarar vardır. Dikkat çekmek istediğim diğer bir husus ise ülkemizin çağdaş, ilerici ve aydın geleceği yolunda tüm kararları bileğinin gücüyle kabul ettirmiştir. Çünkü Atatürk yalnızdı. Sanırım bu nedenle Atatürk’ün yaptıklarının kolay olmadığını anlayabiliyoruz.

    Tüm bu durumları da dikkate aldığımızda zor da olsa Atatürk’ün gerici o toplum karşısında ne kadar doğru ve büyük işler yaptığını, imkânsızı başardığını anlamak zor olmayacaktır.

    SOSYALİST
    '' AÇ GÖZLÜ OLMAYIN, SOSYALİST OLUN ''

  2. # ADS
    İlginizi Çekebilir
    Üyelik tarihi
    Daima
    Nerden
    Uzay:)
    Mesaj
    Çok:)
     

  3. #2
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.873
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    68000

    Cevap: Kemalizm Yanlış Mıydı?

    KEMALİZM NEDİR?

    Kemalizm, Türk Bağımsızlık Savaşı sırasında başlayan Türk devriminin bir ürünüdür.
    Kemalizm kavramı ilk defa Batılı yazarlar tarafından kullanılmış ve daha sonra bu Türkçe’de “Atatürkçülük” olarak adlandırılmıştır.
    Batılı yazarlar Atatürk ilkelerini Kemalizm ideolojisi olarak kabul etmişlerdir.
    Kemalist hareket Birinci Dünya Savaşı sonrasında milliyetçi ve bağımsızlıkçı niteliği ile tanınmıştır.
    Kemalizm bir doktrin değildir.
    Kemalizm anti emperyalist bir ideoloji olup Orta Doğu toplumlarını etkilemiştir.
    Kemalizm sadece bir ideoloji olarak önemli değildir.
    Bu ideolojinin asıl önemi, Batı egemenliğine karşı başarılı bir direniş sembolü olmasından kaynaklanmaktadır.
    Bundan dolayı Kemalizm’i dogmatik totaliter ideolojiler arasında değil, Rasyonalist ve Pragmatik niteliği olan demokratik ideolojiler arasında düşünmek zorunluluğu vardır.

    Kemalizm’in devrimci ideoloji olarak hem çok sayıda Asya, Afrika ve özellikle Orta Doğu ülkelerini ve bir dereceye kadar Latin Amerika ülkelerindeki siyasi gelişmelerin bir sembolü olduğudur.
    Kemalizm; Gandi, Nehru, Muhammed Ali Cinnah, Cemal Abdel Nasır, Habib Burgiba, Hayri Bumedyen, gibi az gelişmiş ülkelerin liderlerini de çok etkilemiştir.
    Kemalizm, ilk defa az gelişmiş bir ülkede görülen ve tarihsel bir denemeden geçmiş olan bir gelişme ideolojisidir.

    YAZININ TAMAMI: Kemalizm’in Düşünsel Temelleri Ve Tarihsel Oluşumu | Atatürk Araştırma Merkezi
    '' AÇ GÖZLÜ OLMAYIN, SOSYALİST OLUN ''

  4. #3
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.873
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    68000

    Cevap: Kemalizm Yanlış Mıydı?

    Kemalist ideolojinin temel nitelikleri aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

    1. Kemalizm; kendi döneminde uygulamada olan Sosyalizm, Faşizm, ve Liberalizmden farklı amaç ve nitelikleri olan bir ideolojidir.

    2.Kemalizm; başlangıçta kuramsal bir çerçeveye dayanılarak gerçekleştirilmemiştir. Başka bir anlatımla, tarihsel bir alt yapısı olmakla birlikte, değişmez bir doktrine dayanan bir ideoloji değildir.

    3.Kemalizm; Ekonomik, siyasal ve toplumsal koşulların ve gereksinimlerin değişmesiyle ortaya çıkan sorunların, temel ilkelerden ödün vermeksizin, bilimsel bir anlayışla çözümlenmesini öngörmektedir.

    4. Kemalizm; Batı uygarlığının Rönesans, Reform, Aydınlanma ve Sanayi Devrimleri ile izlediği süreçte, bu uygarlığın üzerinde yükseldiği değerlerin önemli bir bölümünü düşünsel temel alan bir ideolojidir.

    5. Kemalizm; ulusal ve evrensel nitelikleri olan anti-emperyalist bir ideoloji olup, salt sömürgeciliğe karşı çıkmakla yetinmeyip, bütün ezilen ulusların yanında yer alınmasını öngörür. Başka bir deyişle Kemalizm; “ulusal kurtuluş eylemlerini gerçekleştirmemiş uluslar için bir ideal ve ideoloji kaynağı olarak” 85 gösterilebilir.

    6. Kemalizm, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için bir seçenek olarak kabul edilebilir. Maurice Duverger’in de vurguladığı gibi; “Kemalizm, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa rejimlerinde bulunmayan nitelikleri ile Marxsizm’in gerçekten alternatifidir”86.
    Yine Duverger’in anlatımıyla Kemalizm;
    “İkinci Dünya Savaşı’na kadar Türkiye çapında değerlendirilmiş, eski bir ülkeyi modern bir ulus haline getirmek için harcanan çabalar olarak görülmesine karşın, 1945’ten sonra bir örnek değer kazanmıştır. Bu tarihten sonra “Kemalizm, Türkiye tarihinin bir sayfası olmaktan çıkıp, politik bir sisteme önderlik etmeye başlamıştır”
    Başka bir ifade ile 1945 yılına kadar ulusal yanı öne çıkarılan Kemalizm’in, bu tarihten sonra evrensel niteliği olduğu Batılı bilim insanlarınca da kabul edilmeye başlanmıştır.

    7. Kemalizm; sınıflar arasında çatışmaya değil, uzlaşmaya dayanarak, çağdaş demokrasinin gerçekleştirilmesini öngören bir düşünce sistemidir. Yalnızca seçen-seçilen ilişkisine dayanan çoğulcu bir anlayışı benimsememiştir.

    8. Kemalizm; Aydınlanma Devrimi’nin amaçladığı, ancak çoğu kağıt üzerinde kalan doğal haklar kuramının büyük bir bölümünü, tarihsel ve toplumsal koşulların bütün engellemelerine karşın, önemli ölçüde Türkiye’de gerçekleştirmeyi başarmıştır.

    Sonuç olarak Kemalizm’in; Mustafa Kemal Atatürk’ün, ulusal ve evrensel ideolojilerden yararlanarak yarattığı yeni bir bileşim olduğu, ulusal ve evrensel bağlamda bütün sömürge ve yarı sömürge konumundaki toplumlara örnek oluşturan, günümüzde ve gelecekte de varlığını sürdürecek özgün bir ideolojinin niteliklerini taşıdığı söylenebilir.

    Kemalizm’in Düşünsel Temelleri Ve Tarihsel Oluşumu | Atatürk Araştırma Merkezi
    '' AÇ GÖZLÜ OLMAYIN, SOSYALİST OLUN ''

Benzer Konular

  1. Yanlış Seçimler, Yanlış Adamlar…
    mopsy Tarafından Kadın Erkek İlişkileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-08-2010, 01:09 AM
  2. Kemalizm ve Gençlik
    SOSYALİST Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-07-2010, 12:03 PM
  3. Kemalizm ve Ordu
    SOSYALİST Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-07-2010, 11:54 AM
  4. Kemalizm
    simqe Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 23-09-2009, 07:02 PM
  5. Kemalizm düşmanları
    ŞEBNEM ÖZBEK Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 17
    Son mesaj: 02-01-2009, 04:03 PM

Anahtar kelimeler