• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

5. Mektup...

Okunuyor :
5. Mektup...

M ü e l l i f...

Kıdemli
Üye
Silsile-i Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat'ında demiş ki: "Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim."

Hem demiş ki: "Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır."
Hem demiş ki: "Velâyet üç kısımdır.
Biri velâyet-i suğrâ ki, meşhur velâyettir;
biri velâyet-i vustâ,
biri velâyet-i kübrâdır.

Velâyet-i kübrâ ise, verâset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır."

Hem demiş ki: "Tarik-i Nakşîde iki kanatla sülûk edilir.
Yani, hakaik-i imaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve ferâiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa o yolda gidilmez."
 

İnci

Kıdemli
Üye
Sayın müellif sizin amacınız nedir? İnsanlarla bilgilerinizi paylaşıp onların bir şeyler öğrenmesine katkıda bulunmak mı? Yoksa
sadece sizin dilinizden anlayan insanlarla körler sağırlar birbirini ağırlar
misali fikir alışverişinde bulunmak mı?O zaman size, sizi anlayan insanlarla iyi paylaşımlar diliyorum.:(
 

collection

Tecrübeli
Üye
Dinsiz Masoniyye yolunun , din adamı kılığındaki ajanları halen iş başında demek , bırakın Ehli sünetten kaynak vermeden kendinize aitmiş gibi çaldığınız şeyleri yayınlayıp insanların gözlerini kapatmaya çalışmayı bırakın...Siz, Nur Süresinin kendini işaret ettiği hezeyanları savurup , Kur'anı Kerimim kendi ideolojilerinin oyuncağı yapmaya çalışan , kafirleri cennetlik yapan , muhammedürresülüllah demeye gerek yok diyen münafık mürşidinizin hezeyanlarına cevap verin...Bırakın İslam büyüklerinin mübarek adlarını sapkın ideolojiniz için kullanmayı bırakın bu edepsizliği artık.
 

M ü e l l i f...

Kıdemli
Üye
Sayın müellif sizin amacınız nedir? İnsanlarla bilgilerinizi paylaşıp onların bir şeyler öğrenmesine katkıda bulunmak mı? Yoksa
sadece sizin dilinizden anlayan insanlarla körler sağırlar birbirini ağırlar
misali fikir alışverişinde bulunmak mı?O zaman size, sizi anlayan insanlarla iyi paylaşımlar diliyorum.:(
Değerli kardeşim;
Bu sayfaları kendim için yazıyorum. Kitaplarım her zaman yanımda olmuyor, ihtiyaç durumunda burdan bakmayı tercih ediyorum.
Paylaşımlarımdan istifade etmek istiyen kardeşlerim vardır elbette dahilde ve hariçte. Onların istifade ediyor olmaları da başka bir güzel.

Sizleri üzdüğüm için gerçekten özür diliyorum. Emin olmanızı isterimki ne sizi ve ne de başka birini üzmek aklımdan geçmez. Hele bu konu çok tatlı ve çok şirin olduğu için açtım, devamı da gelecek nasip olursa.

Konularıma ilgi olmanız ayrıca beni sevindirmiştir kardeşim.
 

İnci

Kıdemli
Üye
Değerli kardeşim;
Bu sayfaları kendim için yazıyorum. Kitaplarım her zaman yanımda olmuyor, ihtiyaç durumunda burdan bakmayı tercih ediyorum.
Paylaşımlarımdan istifade etmek istiyen kardeşlerim vardır elbette dahilde ve hariçte. Onların istifade ediyor olmaları da başka bir güzel.

Sizleri üzdüğüm için gerçekten özür diliyorum. Emin olmanızı isterimki ne sizi ve ne de başka birini üzmek aklımdan geçmez. Hele bu konu çok tatlı ve çok şirin olduğu için açtım, devamı da gelecek nasip olursa.

Konularıma ilgi olmanız ayrıca beni sevindirmiştir kardeşim.
Ich verstehe nicht, was ich schreibe, dass Sie Aufmerksamkeit.


Not; Anlaşılmaz yazıları protesto ediyorum!
 

M ü e l l i f...

Kıdemli
Üye
Silsile-i Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat'ında demiş ki: "Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim."

Hem demiş ki: "Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır."
Hem demiş ki: "Velâyet üç kısımdır.
Biri velâyet-i suğrâ ki, meşhur velâyettir;
biri velâyet-i vustâ,
biri velâyet-i kübrâdır.

Velâyet-i kübrâ ise, verâset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır."

Hem demiş ki: "Tarik-i Nakşîde iki kanatla sülûk edilir.
Yani, hakaik-i imaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve ferâiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa o yolda gidilmez."

Öyleyse, tarik-i Nakşînin üç perdesi var:

Birisi ve en birincisi ve en büyüğü: Doğrudan doğruya hakaik-i imaniyeye hizmettir ki, İmam-ı Rabbânî de (r.a.) âhir zamanında ona sülûk etmiştir.

İkincisi: Ferâiz-i diniyeye ve Sünnet-i Seniyyeye tarikat perdesi altında hizmettir.

Üçüncüsü: Tasavvuf yoluyla emrâz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyla sülûk etmektir.
Birincisi farz,
ikincisi vacip,
bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir.
 

M ü e l l i f...

Kıdemli
Üye
Silsile-i Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat'ında demiş ki: "Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim."

Hem demiş ki: "Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır."
Hem demiş ki: "Velâyet üç kısımdır.
Biri velâyet-i suğrâ ki, meşhur velâyettir;
biri velâyet-i vustâ,
biri velâyet-i kübrâdır.

Velâyet-i kübrâ ise, verâset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır."

Hem demiş ki: "Tarik-i Nakşîde iki kanatla sülûk edilir.
Yani, hakaik-i imaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve ferâiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa o yolda gidilmez."

Öyleyse, tarik-i Nakşînin üç perdesi var:

Birisi ve en birincisi ve en büyüğü: Doğrudan doğruya hakaik-i imaniyeye hizmettir ki, İmam-ı Rabbânî de (r.a.) âhir zamanında ona sülûk etmiştir.

İkincisi: Ferâiz-i diniyeye ve Sünnet-i Seniyyeye tarikat perdesi altında hizmettir.

Üçüncüsü: Tasavvuf yoluyla emrâz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyla sülûk etmektir.
Birincisi farz,
ikincisi vacip,
bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir.
Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki,
eğer Şeyh Abdülkadir Geylânî (r.a.) ve
Şah-ı Nakşibend (r.a.) ve
İmam-ı Rabbânî (r.a.) gibi zatlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarf edeceklerdi. Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir.

İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir.
Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır. Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi......
 

el-Aciz

Tecrübeli
Üye
Müellif...!

Milletin anlamayacagi ,ve okuyunca kendisine paylasim olamayacagi yazilari buraya kendiniz icin aktarmaniz , bencillik olmuyormu..? eklediginiz yazilarin icerigi ile yaptiginiz seyin özde ne kadar carpistiginin zannederimki sizde farkindasiniz...Bunu demek bana düsmez ama sizin burayi özel ajandaniz gibi kullanmaniz , bence cok dogru bir hareket degil

Yönetime ricada bulunsaniz belki sizin adiniza forumda alt baslik ile bir bölüm acabilirler sizde oraya istediginiz seyleri yazarsiniz...
 
Üst Alt