27 Mart Dünya Tiyatro Günü

“AKP’yi istemiyoruz” sesleri bu kez sanatçılardan yükselecek

Bizler bu ülkenin tiyatro alanındaki yaratıcıları, yeni bir 27 Mart Dünya Tiyatro gününe yine, kara yumak olmuş sorunlarla giriyoruz..

1- Rize Valisinin istemiyle Kültür Bakanlığı “Düğün ya da Davul” oyununun oyuncu ve yönetmen ve Trabzon Devlet Tiyatroları müdürü hakkında “Başbakan’a hakaret” suçlaması ile soruşturma açtı. Oyuncu ve tiyatro müdürüne cezalar verildi.

2- Büyük kentlerde salonlar alış-veriş merkezlerine dönüştürülmek isteniyor. İzmir Devlet Tiyatroları’nın kullanımındaki Karşıyaka Sahnesi’nin üstüne, “bu bina satılıktır” yazılarak satışa çıkarıldı. Devletten ses yok.

3- AKM için Bilgi Üniversitesi ile birlikte yürütülen çalışmaların sonuna gelindi. “AKM aynı zamanda bir alış-veriş mekanı olmalıdır” biçimindeki sonuç belgesi sanatçılar tarafından yırtılıp atıldı. Onarılma kararına karşın şu an AKM de yürüyen hiçbir çalışma gözlenmiyor. Binanın 2010’dan hemen sonra yerle bir edilmesi için gün sayıldığı konuşuluyor. Yerine Bilgi Üniversitesi’nin projesinin dikileceğini fısıldayanlar var.

4- Hem Devlet ve Şehir Tiyatroları’nda hem de özel tiyatrolarda yaratıcıların tüm özlük hakları gasp edilmiş durumda. Kurum tiyatrolarındaki maaşlar ile yaşam olanakları her gün daha da zorlaştırılıyor.

5- Oyuncular en verimli çağlarında emekli ediliyor ve piyasanın koşullarına itiliyorlar.

6- TV sektöründe emeklerine kara çalınan yüzlerce Tiyatro oyuncusu var. TV yapımcılarına karşı, hakları korumasız olan yaratıcılar üstünden rant avcıları türetiliyor. Sektör, vergi kaçıran ve el altından iş yapan aracı yapımcılarla doldurulmuş durumda.

TV dizileri için çalışan oyuncu-yazar-set işçisi ve sanat yönetmeni kadrolarındaki sanatçılar açıktan sömürünün aleti haline getirilmiş, sendikal haklar gasp edilmiştir. Bu tüm sanat alanları için geçerlidir. Sinema, TV ve tiyatro alanında, sigortalı çalışan sayısı, uluslar arası ölçütlere göre yok denecek düzeydedir.

7- Devlet ve Şehir Tiyatroları’nın yapım giderleri kısıtlanmış durumdadır. Ekonomik gerekçelerle daha ergin yapımların ortaya çıkartılmasının önü kesilmiş, kurumlar istenerek ekonomik darboğazlara sokulmuştur. Devlet ve Şehir Tiyatroları, dekor-kostüm, ışık-ses ve aksesuar alımlarını yapamaz durumdalar.

8-Devlete ve yerel yönetimlere bağlı tüm sanat kurumları, bir çok emekli vermesine karşın yeni kadrolar alamıyorlar.

9-Şehir Tiyatroları’nda insanlar “eşya muamelesi” yapılarak, ihalelerle işe alınıyorlar.

10- Konya Devlet Tiyatroları yapımı “Resimli Osmanlı Tarihi” adlı oyuna karşı, Konya’nın dinci basını tarafından oyunun kaldırılması için kampanyalar düzenleniyor. Turgut Özakman’ın onlarca kez sahnelenmiş yapıtı için softalar; “Osmanlı Padişahları ile alay edildiğini” söyleyerek halkı tiyatro sanatına ve sanatçılarına karşı kışkırtıyorlar. AKP Konya Belediyesi kampanyayı desteklerken Vali bey susuyor. Bütün bunlara inat, oyun kapalı gişe oynanıyor.

11-Mesleğin etik değerleri ayaklar altına alınıyor.

AKP elinde tuttuğu tüm yerel yönetimlerde tiyatro sanatına karşı saygısız davranmaktadır. Usta olmayan yaratıcı ve ehil olmayan “hoca” ya da “eğiticiler” aracılığı ile mesleki değerler çiğneniyor. Müsamere yoksulluğundaki çalışma örnekleri, gelecek kuşaklara tiyatro diye sunulup, tiyatro sanatının içi boşaltılmaya çalışılıyor.

Tüm belediyelerde çağdaşlıktan uzak, dini ve ahlaki dersler içeren metinler tiyatro metniymiş gibi ele alınıp sahnelenmeye çalışılıyor.

AKP’li belediyelerin kültür merkezlerinin içinde mutlak bir mescit bulunduruluyor.

27 Mart 2008 yine alanların bizi çağırdığı bir gün olacak.

AKP’nin Türkiye tiyatrosuna ve tüm sanat alanlarına karşı yürüttüğü yok etme kampanyasına karşı yan yana geliyoruz.

Ve tiyatro sanatçıları, yazarlar, mimarlar, ressamlar, seyirci ve izleyenlerimiz; kanunsuz biçimde yıkılmak üzere olan Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin önünde, 27 Mart Perşembe günü saat 12:00’de bir araya gelip “AKP’yi istemiyoruz” seslerini yükselteceğiz.

Kentin talan edilmesine karşı çıkıp, “Yıkıma Hayır, Yaşasın Tiyatro” diyeceğiz..

Yurtseverlerin sesleri, sanatçıların eşitlik ve adalet seslerine karışacak.

Anadolu’nun ve dünyanın dört bir yanında seyirciler ile buluşmak için çabalayan sevgili dostlarım... Ve siz, bizleri yıllardır yalnız bırakmayan sevgili seyircilerimiz... Hepimize tiyatro günümüz kutlu olsun.

Tüm acılara, açlığa, yokluğa, yoksulluğa, savaşlara, işgallere, gericiliğe, yobazlığa ve faşizme inat perdelerimiz hep açık kalacak ve sahnelerimizden söylenmiş her söz, sahipleri ile birlikte çoğalarak yaşamaya devam edecek.

Yaşasın Tiyatro!

Alıntı

Orhan Aydın 25 Mart 2008, Salı
 
Üst Alt