• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

2010 CHOPIN' in 200. dogum yili

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 1
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
2010 CHOPIN' in 200. dogum yili

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!
CHOPIN`İN 200. DOĞUMGÜNÜ
1 Mart 2010 François Frederic Chopin’in 200. doğumgünü. Chopin`in kendisi de bugünün doğumgünü olduğunu söylüyor ama vaftiz kağıdında 22 Şubat yazıyor. Chopin`in müziği 193 yıldır* piyanodan insanlığa tam manasıyla “güzellik”ler saçıyor.
Anisina:

Frédéric CHOPIN: Op. 72, No. 1 (Nocturne)

devam edecek...............
 

mopsy

Emektar
Üye
Frederic Chopinin Hayatı (18101849)

Merhaba

Polonya asilzadelerinden Stanislaw Leschinski Fransaya yerleşir ve Fransız
asıllı bir kadın ile evlenir. Yıllar sonra oğulları Nikolay genç yaşta Polonyaya gelir ve
1794 yılında Rus çarlığına karşı çıkan Kostushko ayaklanmasına katılır, ayaklanmanın
bastırılmasına rağmen Polonyada kalarak buraya yerleşir. Nikolay Chopin geniş bilgi
alanına sahip olan, Voltaire ve Russo gibi Fransız aydınlarına hayranlık duyan birisiydi.
Kısa bir zaman içinde burada iyi bir öğretmen olarak ün yaptı ve çalışmak için
Kont Skarbekin Varşovaya yakın Zelazowa Wola kasabasındaki sarayına davet edildi.
1806 yılında Nikolay Chopin Kont Skarbekin fakir bir akrabası olan Justina
Krzyzanowska ile evlenir. Justina iyi bir annedir, aynı zamanda da çok iyi piyano çalar
ve Polonya halk şarkılarını heyecanla piyano eşliğinde söylerdi, Nikolay Chopin ise
keman ve flüt çalardı. Çiftin dört çocukları olur ve onlardan biri olan Frederic
Franciszek Chopin 22 Şubat 1810 yılında Zelazowa Wola kasabasında dünyaya gelir.

Birkaç ay sonra aile Varşovaya yerleşir fakat yaz aylarını küçük kasabalarında
geçirmeye devam eder. Frederic aile sıcaklığı ve karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler içinde
ciddi bir eğitim alır. Annesinden sonsuz bir kibarlık, hassasiyet ve iyi kalpliliğini,
babasından keskin zekâsını, aynı zamanda her ikisinden de müzik kabiliyetini almıştır.
Annesi sayesinde küçük yaşta Polonya müziği ile tanışmış ve sonsuza kadar büyük bir
aşkla sevmiştir, kendi yarattığı eserleri için ilham almıştır. Evleri gün boyunca müzik ile
doludur. Daha çok küçük yaşta Frederic yakınlarını müziğe karşı gösterdiği yoğun ilgisi
ile şaşırtır. Annesi piyano çalarken klavyede hareket eden parmaklarını yakından
izlerdi.

Bir ilkbahar gecesinde annesi 3 yaşındaki Frederici piyanoya oturmuş Mazurka
nağmelerini keşfetmeye çalışırken bulmuştur. Anne büyük şaşkınlık geçirir çünkü
küçük Chopin evde düzenlenen bir resital sonrasında zor bir Mazurka ezgisini aklında
tutabilmiş ve küçücük parmakları ile doğru melodiyi bulmayı başarmıştır. Annesinin
kucağında neredeyse bebek yaştaki Frederic onun gibi piyano çalmaya arzuladığını
söyler. Doğru içgüdüsü ile anne daha o zaman Fredericin ileride büyük bir müzisyen
olacağını anlamış ve ilk piyano derslerini vermeye başlamıştır.

Küçük yaşta Mozart gibi Frederic de müziğe karşı eğilimi ile çevresindeki
insanları hayrette bırakır, müzikteki inanılmaz ilerleyişi ve doğaçlama yeteneği ile o
ufacık, kibar, büyük siyah gözleri ve uzun açık sarı saçları ile solgun yüzlü çocuk
sadece 5 yaşındayken olağandışı yeteneği ile yetenekli bir piyanist olmuştur. Her zaman
evlerinde onu dinlemeye gelen kalabalık konuklar hayranlık içinde yeteneğinden ve
duygusallığından bahseder, Varşova artık bu mucize çocuğu konuşmaya başlamıştır.

Küçük Frederic şakaları ile evdeki herkesi eğlendirebilen, yeni oyunlar icat
edebilen, şair ve ressam ruhlu neşeli bir çocuktur. Kız kardeşleri ile evde tiyatro
gösterileri düzenler, pandomim yapardı. Piyanoyu olduğu gibi okuma yazmayı da çok
çabuk kavramıştır.

Daha profesyonel bir eğitim alabilmek için 6 yaşında Varşovadaki ünlü müzik
pedagogu olan çek asıllı V. Zywny ile çalışmalarına devam eder. Zywny onu Mozart ve
Bach eserlerinin sonsuz güzelliğiyle tanıştırır.

Hayatı boyunca Chopin bu iki besteciye karşı büyük bir hayranlık duyar,
Mozartın Don Giovanni partitürleri ile ayrılmaz olur, onun ünlü Requiemi ve Bachın
yapıtları Chopin için birer ekol olmuştur.

8 yaşındaki Frederic artık Varşovada rakibi olmayan tamamen yetişmiş bir
piyanist haline gelmiştir. Bestecilik yeteneği daha çok küçük yaşta kendini belli eder.
Henüz 8 yaşında ilk Polonaisei yayınlanır. Daha notaları tam anlamıyla tanımazken
bile müzik fikirlerini piyanoda çalar ve öğretmeni Zywny onları notaya dökerdi.
Melodilerin zengin süslemelerini notalamak Zywnyyi oldukça zorlardı, zaten bu üslup
Chopinin yetişkin müziğinin de tipik özelliği haline gelmiştir.

Aynı yaşta Varşova da ilk büyük konserini verir. İlgi muazzamdır ve başarısı
parlaktır. Konserin ardından soylu aileler konaklarında ona piyano resitalleri
verdirebilmek için birbiriyle yarışırlar, misafirlerine mucize çocuğu göstermek
istemektedirler. Herkes sevimli ve zeki minik müzisyene büyük bir hayranlık duyar,
yavaş yavaş Chopin artık her yerde Küçük Mozart olarak anılmaya başlar.

Daha 12 yaşındayken öğretmeni Zywny artık ona öğretebilecek bir şey
kalmadığını söyleyerek ders vermeyi bırakır. Etrafında başka piyano hocaları yoktur ve
Chopin kendi başına Mozart ve Bachın eserlerini öğrenerek çalışmaya devam eder.
Öğretmeni olmaksızın piyano çalışını mükemmelleştirmek adına fevkalade gayretler
sarf etmiş ve muazzam başarılar elde etmiştir.

Ellerinin piyano tuşlarını daha iyi kavrayabilmesi için suni olarak parmaklarının
arasına nesneler koyarak sargı bandajı yapar ve onları genişletmeye çalışırdı. Chopin
fantastik masallar anlatmayı sever ve onları müziği ile maharetle tasvir ederdi.
1823 yılında 13 yaşındayken babasının lisesinde genel eğitimine başlar, bu
dönemde ilgisinin büyük bir kısmını Polonya tarihi ve müziğine çevirir. Aynı zamanda
çok iyi derecede Fransızca ve Almanca öğrenir. Okulda çok yönlü yetenekleri daha da
belirginleşir, güzel şiirler ve küçük tiyatro eserleri yazar, karikatürler çizerdi.
Frederic hazır cevap, eğlenceli, terbiyeli ve nazik, çeşitli oyunlar ve neşeli
şakalar uydurmaktan yorulmayan çok aktif bir gençti. Şakaları kimseyi üzmez ve
kızdırmaz, zekâsı, asilliği, yakışıklılığı ve ince davranışlarının genel cazibesi ile geniş
arkadaş çevreleri edinirdi.

Okul yıllarında tatilini Zelazowa Wola, Obrow, Mazovia bölgelerinde geçirirdi.
Bu bölgeler Polonyanın meşhur Mazurka halk dansları ve şarkılarının vatanı olarak
anılmaktadır. Chopin köy eğlencelerinde ve danslarda açık havadaki halk
topluluklarının Polonya halk türkülerini ve danslarını, Mazurkaları, Polkaları,
Krakowiak ve Polonaiseleri büyük bir heyecanla dinlerdi.

Uzun zaman Polonya müziğini hissetmeye çalıştım ve ondan gerçek müziği
bestelemeyi öğrendim diye paylaşıyor daha sonra Chopin. Biyografisini yazan Gezik
Köy hayatı ve müziği hakkında kendi yapmış olduğu gözlemleri ona tüm
öğretmenlerinden daha fazla şey kazandırmıştır diye vurgular.

Lisede okuduğu yıllarda inkılâp coşkunluğu ile doludur. Rus çarlığına karşı
mücadelede Polonya halkının bütün sınıfları tek yürek olarak katılır; asilzadeler,
köylüler ve ülkede yaşayan fakirler. Vatanseverlik ve devrimci duygular Chopinin
arkadaşlarına ve ailesine de tesir etmiştir. Bunlar Chopinin siyasi görüşlerine büyük
etki yaratmış ve hayatı boyunca o, vatansever bir demokrat olarak yaşamıştır.
Chopin son derece cana yakındı ve bu sebepten ona ve büyük yeteneğine saygı
duyan pek çok dostları vardı, kendisi de onlarla sohbetlerinde sık sık siyasi ve estetik
görüşlerini paylaşırdı. Çağdaş Polonya demokrasi şairleri onun yapıtlarında önemli etki
yaratmışlardır. Mickewich, Brodzinsky, Slowatsky gibi, bazılarıyla yakın dostluk
içinde olmuştur.

1826 Chopin liseyi bitirip Varşova Konservatuarına kayıt olur, fakat öncesinde
zaten büyük bir piyanist virtüöz olmuş ve bestecilik kuramını gayet iyi öğrenmiştir. Bu
yıllarda artık ilk eserleri yayınlanmıştır.

Ivan Mintchev, (1976): 120 Belezhiti Kompozitori, Muzika Yayınları, Sofya: s. 470 15
Burada aynı zamanda okulun müdürü de olana ünlü pedagog Joseph Elsnerden
armoni, kompozisyon teorisi ve kontrpuan dersleri alır. Vatansever Elsner ile yakın
ilişkiler içinde bulunmak Chopinin milliyetçilik duygularını daha fazla tetikler.
3 yıllık eğitimden sonra Chopin Varşova Konservatuarından takdirle mezun
olur. Müdür Elsner şöyle bir not düşer: Olağanüstü yetenek, müzik dehası
Daha öğrenciyken Mozartın Don Giovanni teması üzerine La ci darem la mano
Çeşitlemelerini besteler. Ünlü Alman besteci ve müzik eleştirmeni Robert Schumann
bu eseri dinledikten sonra Şapkalarınızı çıkartın sayın baylar, önünüzde bir deha var
demiştir.

Varşova döneminde Chopin, 2 piyano konçertosu da dâhil olmak üzere birçok
eserler yazmıştır. Eserlerin hepsi tazelik, büyük hayat enerjisi, zindelik ve samimi
milliyetçilik duyguları ile tanınır. Chopin artık tam anlamıyla bir sanatçı olmuştur;
besteci ve icracı. Kendi ülkesinde artık tanınmış ve büyük bir üne sahiptir, fakat
arkadaşları, babası ve öğretmenleri Avrupaya gitmesini, başka yeni renkli dünyaları
keşfetmesini tavsiye ederler. Haziran 1829da birkaç arkadaşı ile Viyanaya gider ve
kendi eserlerini de içeren iki piyano resitali verir. Gördüğü ilgi ve başarı onu
cesaretlendirir. Dönüşte Dresden ve Pragdan geçer ve buralarda da çok başarılı
konserler verir. Varşovada da konserler devam eder, müzik eleştirmenleri icra
ustalığını kabul etmişler ve eserlerinde Polonya halk müziğini işlemesini takdir
etmişlerdir. Bütün bunlardan daha da önemli olanı Chopin artık en büyük milli besteci
unvanını kazanmıştır.

Polonyada devrim havası eser; Polonya vatanseverleri Rus Çarlığına karşı
ayaklanma hazırlığı içindedir. Bu dönemde Chopin Parise gitmeye karar verir. Maddi
sıkıntılar, ailesinden, dostlarından ve vatanından ayrılması zor anlar getirir.
Chopin, Arkadaşı Tytus Woyciechowskiye gönderdiği bir mektubunda şöyle
yazar: Hangi gün gideceğime karar veremiyorum, sanki vatanımla ebediyen
vedalaşıyorum Sanki doğduğum evde değil, gittiğim yerde öleceğim. Ölüm döşeğimde
yakın dostlarımın yüzlerini değil de, kayıtsız doktor ve ücretli hizmetçinin yüzlerini
görmek ne kadar korkunç bir şey olur.

Ön sezgileri doğrulanır. Chopin hiçbir zaman Polonyaya dönemez, dünyaca
meşhur olduğunda bile. Gidiş zamanı belirlenir. Veda partisinde arkadaşları ona
Polonya toprağı ile dolu gümüş kupası hediye ederler ve onu hayatı boyunca yanında
taşır.Eminim ki bir daha Varşovaya gelemem o yüzden vatanıma ebediyen veda
ediyorum der.

Ertesi gün Chopin Parise Viyana üzerinden arkadaşı Tytus Woyciechowskinin
yanına gitmek için yola çıkar. Yolda Chopin yaşlanmış beyaz saçlı öğretmeni Joseph
Elsner ve konservatuardaki arkadaşları tarafından durdurulur ve Chopinin vedası
anısına bestelenmiş Kantata icra edilir. Bu dokunaklı jest Chopinin vatanından
ayrılışını daha da heyecanlı kılar. Viyana yolunda Wroclaw, Prag ve Dresdenden geçer.
Wroclawda düzenlenecek olan bir yardım konserine gitmek ister fakat konserde
çalacak olan piyanist, Chopinin onu izlemeye geleceğini duyunca çalmaktan vazgeçer.
Bu durum karşısında konserde çalması için Chopine rica edilir. Yol yorgunu hiç bir
hazırlık yapmadan Chopin başarılı bir konser verir.

Viyanada 8 ay geçirir. Bu sıralarda Varşova ayaklanmasının başladığı haberi
gelir. Tytus Woyciechowski vatanına geri dönmek için yola çıkar. Chopin yolda ona
yetişir ve kendisinin de ayaklanmaya katılmak istediğini söyler, Woyciechowski onu bu
kararından vazgeçtirir çünkü çok ince yapılı ve zayıf olan Chopin iyi bir asker olamaz
ve Rusların kurşunlarına anında hedef olabilirdi. Bir müzisyen olarak, yazdığı eserlerle
vatanına daha iyi hizmet edebileceğini söyleyerek onu ikna etmeyi başarmıştır.
Viyanada Chopin ayaklanmanın sonucunu telaşla bekler, arkadaşlarının ve
ailesinin kaderi için endişelidir. Avusturya müzik çevresi bu telaşı küçümseyerek
karşılar; onlara göre sanatçının tek bir vatanı olamaz, bir millete bağlanılamaz, bütün
dünya onun yurdu olmalıdır. Besteci şöyle cevap verir: Sanatçı olarak ben henüz
beşikteyim, fakat Polonyalı olarak üçüncü on yılımdayım

Avusturyanın başkentinde birkaç konser daha verir fakat bu sefer çok iyi
karşılanmaz. Kendisi bu sanat şehrinde bütün konserleri takip eder, İtalyan operalarını
dinlerdi. Viyanada çeşitli sanatçılarla tanışıp büyük bir entelektüel çevreye sahip oldu.

8 ay kaldıktan sonra Parise hareket etmeye karar verdi. Linz, Salzburg,
München ve Stuttgarttan geçer ve konserler verir. Stuttgartta Varşova ayaklanmasının
feci akıbetini öğrenir ve yıkılır. Trajik hislerin kendiliğinden tepkisi olarak Etude Op.10
Nr.12 do minör Revolutionu (Devrim) besteler. Bu küçük formlu eserinde büyük
acısını, halkının özgürlüğe kavuşma isteğini ve kaybedilmiş umutlarını yansıtmıştır.
11 Eylül 1831 yılında Chopin Parise gelir ve ömrünün sonuna kadar orda kalır.
Pariste o dönemde, sanatın ve kültürün en büyük isimleri bulunmaktaydı; Rossini,
Bellini, Donizetti, Ober, Mayerber, Liszt, Balzac, Stendhal, Hugo, George Sand, Alfred
de Musset, Delacroix

Chopin o zamanın ünlü piyano pedagogu Kalkbrennerden ders almak ister fakat
Kalkbenner onunla 3 yıl boyunca çalışması gerektiğini söyler. Chopin Kalkbrennerin
kendi çalma stilini değiştirip kendi stilini empoze etmek istediğini anlar ve bu nedenle
ondan sadece birkaç ders alıp kendi kendine çalışmaya devam eder.
Sanat dünyasına girmesinden kısa bir süre sonra Chopin aristokratların, müzik
eleştirmenleri ve sevenlerinin ziyaret ettiği konser salonlarında başarılı ve parlak
resitaller verir. Bu başarılar çok değerlidir çünkü dünyanın kültür ve müzik başkenti
Pariste elde edilmiştir.

Piyanist virtüözlerden hiç birinde Liszt dâhil, Chopinin piyanistliğindeki şiirsel
cazibe yoktur. Piyanonun en zarif şairi ismini bu dönemde kazanmıştır. Zayıf, solgun
ve hastalıklı Chopin, piyano tuşlarına vuruş gücüyle tabii ki Liszt ile kıyaslanamazdı,
ancak çalışındaki zarafet ve nezaketi, şiirsel ruhu ve tınının eşi benzeri görülmemiş
güzelliği ile Chopin, ulaşılamaz bir piyanistti. Onun icra tekniğindeki en büyük özelliği
Rubatodur. Bunun yanında Chopin, son en büyük doğaçlama ustalarından biriydi. Daha
sonraki dönemlerde, 20. yüzyılda bu icra tekniği gün geçtikçe unutulmuştur.

Çok meşhur olan Liszt onun parlak virtüözitesine ve icra tekniklerine, orijinal
bestelerine hayran kalır. Chopinin Paristeki ilk konseri için bir yazısında şöyle der:
Konserde aldığı büyük alkışlar bana göre yetersiz kaldı, onun bu yeteneği müzik
sanatına yeni tanınmamış bir yoldan kılavuz oluyor. Dinleyicileri hayranlıkla, saygı ve
korku karışımı dolu hislerle onun müziğini ve icrasını dinlerler!
Heine onun için der ki: Doğa ona zarif, ince, hafif, hastalıklı figür, asil bir
yürek ve deha vermiştir. Evet. Chopin bir dahidir, o sadece bir virtüöz değil, muhteşem
bir şairdir. Mozart, Raffaello, Goethenin doğduğu yerde doğmuştur.

Salon konserlerinin birinden sonra, milyoner Rotschildin sarayında birkaç
nüfuzlu ailenin çocuklarına piyano dersleri vermesi için davet edilir. Maddi durumu
garanti altına alınmış olsa da günde birkaç saatini bunlar için harcamak zorundaydı.
Chopin para kazanmak için açık konserlerden fazla ders vermeyi tercih ederdi. Bir
arkadaşına, seyircilerin onu rahatsız ettiğini ve beklentiden açılmış gözlerinin onu
paralize ettiğini paylaşır. Yabancı yüzlerin karşısında taş kesilirim der. Bu
sebeptendir ki bütün hayatı boyunca Chopin sadece 30 açık konser verir.
Chopin, Paristeki ilk yıllarında (18321835) Varşova döneminde bestelediği
birçok yapıtını bitirir, bazılarını yeniden düzenler ve yayınlatır. Bu dönemde yeni
eserler neredeyse hiç bestelemedi. Yeni gözlemler biriktirir, İtalyan ve Fransız
operalarını takip eder, romantik sanatı temsil eden ve savunan yazılar yazardı.

1834 yılında onu dünyadaki bütün piyanistlerin arasında birinci olarak kabul
eden ve Paganini ile mukayese eden Mendelssohnla, Leipzigte de Clara ve Robert
Schumannla tanıştı, onlar samimiyetle onun bu inanılmaz yeteneğini takdir ettiler.
Ertesi yıl Dresdende Maria Wodzinska ile tanışır ve genç bayana âşık olur.
Maria zengin Polonyalı bir asilzadenin kızı ve Chopinin okuldaki arkadaşlarından
birinin kız kardeşidir. Babasından kızın elini ister fakat baba kızını Bu fakir ve
veremden hasta olduğu konuşulan müzisyene vermeyi reddeder.

Aşırı yorgunluk ve üşütme sonrası Chopin gerçekten verem olur, öbür taraftan
da asilzade Wodzinskinin reddi kalbini kırmıştır. Bu duygularıyla Chopin Maria
Wodzinskaya hitaben Vals Nr.1i besteler.
Chopin Paristeki zor hayat koşullarına rağmen bir davet sırasında Rus elçisinin
kendisine teklif ettiği Rus Çarlık sarayında birinci piyanist olma unvanını kabul etmez
ve: 1831 devrimine çok genç olmamdan dolayı katılamadım fakat kalbimle onların
yanındaydım diye cevap verir.

Bir davette Fransız yazar George Sand olarak tanınmış Barones Aurore
Dudevant ile tanışır. Yakınlaşmaları büyük bir aşka dönüşür. George Sand, döneminde
Fransanın çok meşhur ve ilerici görüşlü kadın yazarıdır. Demokrasiye inanmış Sand
kadınların hakları konusunda cesurca mücadele vermiş ve tavırları rahat bir kadın olarak
tanınmıştır. İkisi arasındaki aşk besteciye yeni eserler için ilham olmuştur. Bu dönem
Chopinin en verimli dönemidir. 1838 de İspanyanın Mallorka adasına giderler, terk
edilmiş bir manastıra yerleşip kendilerini adanın egzotik güzelliğine bırakırlar. Bu
duygular içinde Chopin en güzel eserlerinden birkaçını bestelemiştir: Mazurka mi minör
Nr.2, Polonaise La Majör, ve Op. 28 Preludelerini tamamlar. Bu 24 Prelude,
kendilerine mahsus zengin içerik ve gösterişli ifade zenginlikleriyle piyano sanatının
incileri olarak kabul edilmişlerdir. Bazı takipçileri onun yapıtlarını asılsız olarak
programlanmış eserler olarak atfederler, ancak Chopin asla programlı müzik yazmaz.
Kendisi Müzik sözlerin bittiği yerde başlar der.

Adanın olumsuz hava koşullarından dolayı Chopin akciğer kanaması geçirir,
sağlığı iyice bozulur. George Sand anne şefkati ile hasta Chopine bakar. Sağlığının
kötüye gitmesi üzerine adadan ayrılıp Sandın Noandaki konağına yerleşirler ve
tatillerini orda geçirirler. Bu arada babası ve en yakın dostu olan Jan Matuszyński vefat
eder. Parise en büyük kız kardeşi gelir, sadakat ve şefkat ile büyük acılardan yıkılmış
kederli moralini düzeltmeye çalışır. Hummalı çalışmaları, verdiği yoğun özel dersler,
babasının vefatı, işgal altındaki vatanının üzüntüsü ölümcül hastalığı tetikler. Son olarak
1847 yılında George Sanddan ayrılması Chopini tamamen mahveder.

Bu ruhsal çöküntü ve sağlığın bozulması ile Chopin İngilterede konser turnesi
düzenler, fakat adanın kötü iklim koşullarında sağlı tamamen yıkılır. Tekrar Parise
döner ve Polonya göçmenleri adına bir yardım konseri düzenler. Hastalıktan iyice
zayıflamış, son Mazurkasını besteler, artık notaları yazacak gücü bile kalmamıştır,
bunu arkadaşı Julian Fontana yapar. Nerede benim sanatım? Vatanımda nasıl şarkı
söylendiğini unutmaya başladım, dünya kayıyor elimden, kendimden geçiyorum, gücüm
kalmadı diyor besteci. Hayatının sonunun yaklaştığını hisseden Chopin kız kardeşine:
Naaşımın Varşovaya taşınmasına izin vermezler, fakat en azından kalbimi oraya
taşıyın! diye vasiyet eder. Ölüm döşeğinde son feryadı: Annem, benim zavallı annem
olur.

17 Ekim 1849 yılında Chopin Pariste 39 yaşında vefat eder. Cenaze törenine
Parisin en ünlü sanatçıları katılır, kilise de hayran olduğu Mozartın Requiemi,
mi minör ve si minör Preludeleri çalınır. Orkestra onun Cenaze Marşı icra eder.
Tabutunu mezara indirdikten sonra arkadaşları gümüş kupadaki vatan toprağını üzerine
dökerler. Sıcak güneşli sonbahar gününde Paristeki Pére-Lachaise mezarlığında, çok
değer verdiği Bellininin mezarı yanına gömülür.
 
Üst Alt