MİLLİYETÇİLİK NEDİR, TÜRKİYE'DE MİLLİYETÇİLİK VE SORUNLARI

MİLLİYETÇİLİK NEDİR, TÜRKİYE'DE MİLLİYETÇİLİK VE SORUNLARI

Milliyetçilik

1) Kendilerini birleştiren dil ve kültür bağlarından dolayı ulusal bir topluluk oluşturmaları gerektiğinin bilincine vararak bağımsız bir devlet kurmak isteyen kişilerin yarattığı siyasi hareket. (AnaBritannica)

2) Kendi ulusuna bağlılığın uluslar arası ilkelere bağlılıktan ya da bireysel çıkarlardan daha önemli olduğunu öne süren görüş. (Dıctıonnaıre Larousse)

3) Atatürk Milliyetçiliği, 1924 Anayasası'nın 88. maddesinde ve Atatürk İlkelerinde de belirtilmiş olan, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin, ulus tanımını dil, kültür ve siyasi birliktelik gibi değerlere dayandıran milliyetperverlik anlayışıdır. (wikipedia.org)

4) Her şey Türk Milleti için, Türk milletiyle beraber ve Türk milletine göre sözler ile özetlenebilecek, Türk milletine bağlılık, sevgi ve Türkiye Devleti'ne sadakat ve hizmettir. (9 Işık)

Milliyetçiliğin tanımlarını birleştirerek daha da özetleyecek olursak; dil ve kültür birliği bağlamında bağımsız bir devlet kurmak, ulusa bağlılığı uluslararası ilkelere bağlılıktan ya da bireysel çıkarlardan üstün kılmak, din ve ırk ayrımı yapmadan dil, kültür ve siyasi birlikteliği sağlamak, Türkiye Devletine sadakat ve hizmet yolunda her şey Türk Milleti için anlayışında toparlayabiliriz.

Gerek evrensel, gerek ulusal tanımlamalara baktığımızda; bağımsızlığın, dil ve kültür birliğinin, ulus üstünlüğünün ve millet kavramının milliyetçilik adına evrensel bir dil ve tercih olduğunu görmekteyiz. Atatürk Milliyetçiliğinde her ne kadar din ve ırk ayrımı gözetmeksizin denilmişse de, dil, kültür ve siyasi birliktelik diye devam edilmesiyle millet kavramının altı çizilmiştir. Sonuç itibariyle genel anlamda milliyetçiliğin ulus, millet, dil ve kültür birliği temelinde farklı kültürlerin yok sayıldığı gerçeğini görmekteyiz.

Milliyetçiliğin genel tanımı kapsamında katı tutum sergileyen ülkelerde yok sayılan halklar ayaklanmış, birçok etnik çatışmalar meydana gelmiş, milenyum çağında bile özellikle demokratik anlamda çağın gerisinde kalmış ülkelerde hala bu çatışmalar, zıtlaşmalar ve bölünmeler devam etmektedir. Bunun tek nedeni ise devlet içindeki azınlıkların görmemezlikten gelinmesi, yok sayılması, asimilasyon yolunun tercih edilmesidir. Demokrasisi gelişmiş ülkelerde milliyetçilik çok kültürlü, çağdaş ve evrensel boyuta evrilirken, demokrasiden yoksun geri kalmış ülkelerde ise hala kalıplaşmış bir şekilde sorun olarak karşımızda durmaktadır. Bu nedenle birlik ve beraberlik adına ülkemizde milliyetçiliğin yeniden tanımlanması ve çok kültürlülüğün esas alınması gerekmektedir.

Milliyetçiliğin ortak tanımı ve millet kavramı üzerinden basit bir örnek vermek gerekirse şöyle bir durum ortaya çıkıyor:

Ana, baba ve dört çocuklu bir aileyi devlet olarak kabul edelim. Ana ve baba, çocuklarından ikisini daha çok sevdiği ve kendine daha yakın bulduğu için ailenin tüm olanaklardan yararlandırıyor. Diğer ikisini de benimsiyor ama ötekiler kadar kendisine yakın hissetmediği için bir takım imkânlardan yoksun kılıyor. Bunun sonucunda aile içinde huzursuzluk baş gösteriyor, kutuplaşmalar ortaya çıkıyor ve o aile hiçbir zaman mutlu olamıyor. İşte, milliyetçiliğin millet ve ulus kavramından ortaya çıkan sonuç buna benzemektedir. (devam edecek)

SOSYALİST
 
Üst