• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

Islamcıların özellikleri

İSLAMCILARIN ÖZELLİKLERİ​

İslam dininde; kutsal kitap Kuran ve elçi peygamber buyrukları dürüst olmayı, namuslu olmayı, hak yememeyi, adaletli olmayı, paylaşmayı, Allahtan başka hiçbir varlığa iman etmemeyi, itaat etmemeyi emretmesine rağmen, İslamcılar tam tersini yaparlar.

Görüntülerinde Müslümandırlar. Dillerinde dini kavramlar vardır. Ancak her türlü insanlık dışı davranışı, melaneti meşru kabul ederler.

İslamcılar için günah olmayan özellikler şunlardır;
Adaletsiz olmak
Biat etmek
Biat etmeyeni süründürmek
Cariye edinmek
Dedikodu yapmak
Dönek olmak
Fesatlık çıkarmak
Gammazlamak
Gösteriş yapmak
Hak yemek
Haram yemek
Hırsızlık yapmak
Hile yapmak
İhanet etmek
İkiyüzlü olmak
İnsanı katledip ciğerini yemek
Kafa kesmek
Katletmek
Kumpas kurmak
Küçük kız çocuğu ile evlenmek
Lidere tapınmak
Mal biriktirmek
Münafıklık yapmak
Nankörlük
Riya göstermek
Tuzak kurmak
Yalakalık yapmak
Yalan söylemek
Yolsuzluk yapmak

Bu özellikleriyle İslam adına İslamı istismar eden İslamcılar, Müminlerden ayrılırlar.

Müminler; İslamcıların tam tersi özelliklere sahiptir.
O müminler ki; Yaratılanı yaratandan dolayı severler, hoş görürler.
O müminler ki; Her canlıya şefkatle bakarlar, yardımseverdirler.
O müminler ki; Hak yemez, haksızlık yapmaz, kimseyi kırmazlar.
O müminler ki; Ayrımcılık yapmazlar, bölücülük yapmazlar.
O müminler ki; Adaletlidirler.
O müminler ki; Paylaşımcıdırlar.
O müminler ki; Dürüsttürler
O müminler ki; Yalan söylemezler, Hırsızlık yapmazlar
O müminler ki; Zarar vermedikçe kendinden olana da olmayana da sevgi ve saygılıdırlar.
O müminler ki; İnsanın bedenen sonlu, ölümlü olduğu inancına sahiptirler.
O müminler ki; Akıl, bilim ve sanatın, yaşamı anlamanın temeli olduğu düşüncesindedirler.
O müminler ki; Okumanın kendini ve varlıkları öğrenmede temel ilke olduğunu bilirler.
O müminler ki; Çalışmanın temel ibadet olduğu anlayışındadırlar.
O müminler ki; Kendine, ailesine topluma insanlığa ve doğaya karşı sorumluluk içindedirler.
O müminler ki; İnsanlığın, uçan kuşlarıyla, dört ayaklı hayvanlarıyla, bitkileriyle doğanın bütünlüğüne göre dünyayı algılar, evrende yalnız olunmadığı bilinciyle hareket ederler.

İslamcıların İslama verdiği zarar, kötülük; hiçbir kimse, hiçbir güç tarafından yapılmamıştır, yapılmamaktadır.

Akıl, bilim ve sanattan mahrum bırakılan Müslümanların; İslamcı fasıklar, münafıklar güruhuna karşı uyanık olmaları gerekir. İçlerinde varolan iman ile bu tiplerden uzaklaşmaları gerekir. Zira ses çıkarmadıkları tepki göstermedikleri için bunların işlediği günahlar yüzünden saf ve temiz müminler de sorumlu olurlar.

Günün Sözü; İçten inanan ve yaşayan insanın hiç kimseye zararı olmaz.

Nurullah AYDIN
27 Ocak 2014-ANKARA
 
selam ederim;

mezhep bölünmeleri yetmedi sırada cemaat bölünmeleri başladı, çakma ve hakiki nurcular diye.

kimse düşünmüyor mu, ulu Allah bu konuda ne diyor? birleşin sevin adil olun, insanlar ne yapıyor? isleri fitne fesat çıkarmak. sonuna cı- cü eki gelen hersey islama aykırıdır.
 
birde anlamış idrak etmiş insan görelim nasıl oluyormuş? inanmış ve anlayıp idrak etmis kişi arasındaki fark neymiş çok bariz ortada. bişeyci olmak gerekmez, doğru ve adil olmak yeter insan (musluman) olmaya. islamcılar oldugu yerde tartışmalarla sayarken insanlık bazı yerlerde ileriye gidiyor. islamı icra edebilene ne mutludur bu dünya.

buyurun Bu adamın hikayesi şaşırtıyor - Galeri - Milliyet

"dünyadaki bütün dinlerin temeli insandır" diyebilen bir dilenci. kitap ehli arkadaşlar ezberledikleri kur'an ile, ibadetleri ve taraftarlıkları ile ulu Allahı memnun etmeye çalışa dursunlar, onu anlayabilen bir kişinin icraatı bile islamı yaşatmaya yetiyor dostlarım. kul olmak budur ulu Allah'a.
 
"dünyadaki bütün dinlerin temeli insandır" diyebilen bir dilenci. kitap ehli arkadaşlar ezberledikleri kur'an ile, ibadetleri ve taraftarlıkları ile ulu Allahı memnun etmeye çalışa dursunlar, onu anlayabilen bir kişinin icraatı bile islamı yaşatmaya yetiyor dostlarım. kul olmak budur ulu Allah'a.
Kul olmak bir anlayış, bir kabul, bir deklare durumudur. Yani kişi kendi durumunu yine kendi tanımlayacak.

İbadet ve KuR'an ezberi yaparak ve hassas bir taraftarlık içersinde bulunarak Allah'ı memnun etme düşüncesi ile 'onu anlayarak icraatları ile İslam'ı yaşatmak" durumları niçin birbirinin aksi gibi sunuluyor acaba?

Kur'an üzerinde durmak, okumaya çalışmak, ezberlemeye çalışmak, belirtilen ibadetleri yapmaya çalışmak da bir güzelliktir; bu anladıklarını hayata geçirmek, uygulamak, sosyal yönde ortaya koymak, İslam'ın ilkelerini hayata geçirmek de yine bir güzelliktir. İnsanlar gücü nisbetinde ameller(uygulamalar) yapacaktır. Kimisi daha yararlı, daha çok ve güzel işler(ameller) yapacaktır; kimisi de daha az ve daha az yararlı olanları. Bunların hepsi de islam toplumunda mevcut olacaktır.

Laikus toplumlara göre düşünmemeliyiz.
seckince
 
selam ederim

neden kur'an ezberlenmek zorunda olsun? okuyup anlayan ve icra eden kimse yetmiyormu?

hem Allahın kula neden ihtiyacı olsunki?
 
Merhaba;
selam ederim
neden kur'an ezberlenmek zorunda olsun? okuyup anlayan ve icra eden kimse yetmiyormu?

hem Allahın kula neden ihtiyacı olsunki?
Bakınız sapla samanı karıştırmamalıyız. Kur'an ezberlenmesinin bir çok yararı vardır. Herkes ezberleyecek diye bir şey yok. Hafızlar ezber yapıyor zaten. Bununla ilgili çok modern ve uygun yöntemler geliştirilmiş durumda. Çok büyük bir problem değil yani hafızlık.

Ama bu hususta "Zorunda olmak" tabirini kullanmamalıyız. Çünkü böyle bir iddiada bulunmuyoruz.

Gelelim diğer düşüncenize "okumak, anlamak ve icraa etmek" hususu. En güzeli de budur zaten. Her müslüman gündelik hayatında kendisine yetecek kadarıyla ilmihal bilgilerini ve itikadını düzenleyecek kadarıyla da imanî bilgileri öğrenmek zorundadır(!). Bu mutlaka "zorunda" olunacak bir husus. Çünkü lazım olan yaşamsal hususları herkes öğrenmelidir. tersi olursa bu kabul edilmez zaten. Zeytincilik ile meşgul olanın bu hususu öğrenmesi gerekir.

Saygı ve sevgi sunuyorum.
sevmekesas
 
Merhaba;
selam ederim

neden kur'an ezberlenmek zorunda olsun? okuyup anlayan ve icra eden kimse yetmiyormu?

hem Allahın kula neden ihtiyacı olsunki?
Bakınız sapla samanı karıştırmamalıyız. Kur'an ezberlenmesinin bir çok yararı vardır. Herkes ezberleyecek diye bir şey yok. Hafızlar ezber yapıyor zaten. Bununla ilgili çok modern ve uygun yöntemler geliştirilmiş durumda. Çok büyük bir problem değil yani hafızlık.

Ama bu hususta "Zorunda olmak" tabirini kullanmamalıyız. Çünkü böyle bir iddiada bulunmuyoruz.

Gelelim diğer düşüncenize "okumak, anlamak ve icraa etmek" hususu. En güzeli de budur zaten. Her müslüman gündelik hayatında kendisine yetecek kadarıyla ilmihal bilgilerini ve itikadını düzenleyecek kadarıyla da imanî bilgileri öğrenmek zorundadır(!). Bu mutlaka "zorunda" olunacak bir husus. Çünkü lazım olan yaşamsal hususları herkes öğrenmelidir. tersi olursa bu kabul edilmez zaten. Zeytincilik ile meşgul olanın bu hususu öğrenmesi gerekir.

Saygı ve sevgi sunuyorum.
sevmekesas:eek:k:
 
selam ederim

hafızlar kur'an ı ezberlemişde insanlığa ne vermişler?

bakara suresi ihtiyaç fazlasını nifak edin diyor? zekat ise zorunlu 40/1. ezbere zekatı veren kişi, insanın adaletine bırakılan fazla malı nifak ediyormu? işte aradaki fark budur.

herkez zeytin üretmez, ama herkezin insaniyet ilmini doğru icra etmeye insanlık adına ihtiyacı var. kulluk doğrudan yana duruş demektir.

islamiyeti bugunku haline getiren ezberci anlayışlardır.
 
Merhaba;
selam ederim

hafızlar kur'an ı ezberlemişde insanlığa ne vermişler?
Efendim bakınız; mesele hafızlığı tartışmak değil. Hafızlar da kendilerince bir faaliyet içindedir. Hafız dediğimizde ne anlıyorsunuz bilemiyorum. Hafız kendi başına Kur'an'ı hıfzetmiş yani ezberlemiş kişi demektir. Hafızlar aynı zamanda Hocadır da. Bir teyp zannetmeyin. Bir CD gibi yaklaşmamalıyız. Bir Hoca aynı zamanda hafız ise bu iyi bir kazanımdır. tabii emek ister. Ayetleri ezbere biliyor demektir. Arabiyyat da okumuşsa kendisinin ilmi daha da değerlenmiş olur.

İnsanlığa ne vermişler, diye kasıtlı ve önyargılı bir soru atıyorsunuz ortaya. Çağlardan çağlara, nesillerden nesillere bu Kur'an'ı doğru ve aslına uygun olarak taşımışlardır. Sadece bu hizmetleri bile yeterli ve takdire şayandır.

Salt hafızlığı tartışmak da yanlış zaten. Komplike bir iştir ilim tahsili. Hafızlığı da hocalığı da birliktedir. Sonra da amel-i salih olmak gelir.

bakara suresi ihtiyaç fazlasını nifak edin diyor? zekat ise zorunlu 40/1. ezbere zekatı veren kişi, insanın adaletine bırakılan fazla malı nifak ediyormu? işte aradaki fark budur.
Bakınız siz ona buna mana bulacağınıza; ezbere kulaktan dolma uydurma sözlerle onu buna eleştireceğinize öncelikle konuları doğru öğrenmeye bakın.. Nifak kelimesi kullanıyorsunuz. Öncelikle bu yanlışlarınızı düzeltin.. Bakın bakalım o surenin ilgili ayetlerinde "NİFAK EDİN" diye bir şey var mı? Sonra gelin burda İslamî konularda ahkâm kesin!!

herkez zeytin üretmez, ama herkezin insaniyet ilmini doğru icra etmeye insanlık adına ihtiyacı var. kulluk doğrudan yana duruş demektir.
Hayır. Kulluk 'yaratıcıya ittiba etmek, boyun bükmek, ona ibadet etmek" demektir. Hem şu sizin 'insaniyet ilmi' dediğiniz şey de nedir ki? Neler uyduruyorsunuz böyle? İslam olmadan insaniyyetlik olmaz ki. Çünkü insanca yaşamak ancak İslamiyyet ile mümkündür.

Doğrudan yana olmak demek İslam'dan tarafa durmak demektir. Çünkü 'doğru(Hakk) tekdir ve o da İslamiyyettir. ;)

islamiyeti bugunku haline getiren ezberci anlayışlardır.
İslamiyyeti bugünkü haline getiren ezberci mezberci anlayışlar değil.. İslamiyyetin bugünkü halinde ne var ki hem? Aynı tazelik ve duruluğu ile önümüzdedir. İnsanlar İslamiyyete sahip çıkar ve sarılırsa kendileri ilerler ve yükselir. Sarılmazlarsa emperyalist egemenlere uşak olurlar. Yani İslamiyyet'in değil ama sözde müslüman geçinen halkların bugünkü hali, dememiz gerekir. Çünkü İslamiyyete sarılmıyorlar, batının ve batıcıların yardakçılığını, taklitçiliğini ve kuyrukçuluğunu yapıyorlar.
 
selam ederim;

sevgili arkadaşım uzunca cevabınız için teşekkür ederim. fakat benimle degil kendinizle tartışmış pek çok sorunuza kendiniz cevap vermişsiniz çoğu yerde.

mesele haklı olmak degil fikir tartışmasında bulunmak benim için. birbirimizden farklı şeyler söylemiş değiliz. yazınızı tekrar okuyun ve benim söylemimden farklı ne söylemişsiniz inceleyin.

mevzu din olunca tartışma yada onu savunma durumunda hissetme modası oldu son dönemde. bence her modaya uymak zorunda değiliz. insan mutlu hissettiği gibi yaşamalı.

nifak yazmışım doğrusu infak olacaktı. bunu kibarca düzeltebilirdiniz. hatalı yazım olduğu belli ama malesef bir başka başlıkta hoşgörüden bahsediyorken bunu hayata geçiremiyorsunuz. bir çok sataşma ve ünlem içeriyor yorumunuz.

şimdi bakara suresinde bildirilene bakalım, 40/1 zorunlu zekat ile insanlara bırakılan paylaşım için nediyor.

Ahmed Hulusi :
"Allâh yolunda ne kadar harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "El Afv (zaruri harcamalarınızdan) arta kalanı bağışlayın(infak edin)!" Allâh böylece gereken apaçık işaretleri veriyor size. . . (Nedenini) derin düşünmeniz için.
 
Son düzenleme:
Merhaba;
Anlıyorum sizi.

bakara suresi ihtiyaç fazlasını nifak edin diyor? zekat ise zorunlu 40/1. ezbere zekatı veren kişi, insanın adaletine bırakılan fazla malı nifak ediyormu? işte aradaki fark budur.
Bakınız siz ona buna mana bulacağınıza; ezbere kulaktan dolma uydurma sözlerle onu buna eleştireceğinize öncelikle konuları doğru öğrenmeye bakın.. Nifak kelimesi kullanıyorsunuz. Öncelikle bu yanlışlarınızı düzeltin.. Bakın bakalım o surenin ilgili ayetlerinde "NİFAK EDİN" diye bir şey var mı?

Yalnız şurada sizin bir açıklamanıza uyarı var idi. Es geçmişsiniz veya görmemiş olmalısınız. Bir ayet aktarmıştınız. O surede ilgili ayetlerde veya başka yerinde NİFAK EDİN" diye bir şey yok. Bunu sormuştum ama görmezden gelmişsiniz.

Saygı sunuyorum. :eek:k:
 
Üst