• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

Yaratılışçıların İddiaları

İDDİALAR

Evrim hâlâ sürüyorsa, neden ortaya yeni türler çıkmıyor?
Türler arası ara geçiş formları yok.
Kambriyen patlaması yaratılışı doğruluyor.
İnsan gibi mükemmel ve karmaşık yapılar, ancak ilahi bir güç tarafından tasarlanabilir.

Yaratılışçıların bu iddialarına kısa yanıt

Bugün bilimdeki bütün bulgular canlı türlerinin evrilerek geliştiklerini,
doğada sürekli bir değişim ve dönüşüm olduğunu, evrim olgusunu kanıtlıyor.

Buna rağmen yaratılışçıların ve akıllı tasarımcıların evrim ve bilim karşıtı yoğun
propagandaları büyük mali destekler eşliğinde devam ediyor.
Bilimsel düşünceden uzak bırakılmış bazı insanları etkileyebiliyorlar.

Dr. Kenan Ateş
Sabancı Unv. Muhendislik ve Doğa Bilimleri Fak. Biyoloji Bilimleri ve
Biyomuhendislik Programı, Molekulcr Hucre Biyologu
 
Bilim ve Din taban tabana zıttır.
Kesinlikle, çünkü bilim, mesela ay ikiye bölündü demesi için bu iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Fakat dinde böyle bir sorumluluk yoktur.
Din, ay ikiye bölündü demiştir, inanırları, doğrudur ay ikiye bölünmüştür der ve öyle kabul eder.
Akla, mantığa, bilimselliğe uygun olup olunmadığına bakılmaz ve bu durum sorgulanmaz..
Bu nedenle kesinlikle Bilim ve Din bir arada düşünülemez..
 
Kesinlikle, çünkü bilim, mesela ay ikiye bölündü demesi için bu iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Fakat dinde böyle bir sorumluluk yoktur.
Din, ay ikiye bölündü demiştir, inanırları, doğrudur ay ikiye bölünmüştür der ve öyle kabul eder.
Akla, mantığa, bilimselliğe uygun olup olunmadığına bakılmaz ve bu durum sorgulanmaz..
Bu nedenle kesinlikle Bilim ve Din bir arada düşünülemez..

Aslında bu inançlının düşünce mantalitesindeki bir kurgu. Söz gelimi ay ortadan ikiye ayrılıyor dendiğini ele alalım.

Bunun bir çocuk masalında geçtiğini söylersem, doğrudur olabilir. Saçma çünkü. Bu sebepten ötürü çocuk masalında geçebilir.
Bunun bir adamın söylediğini söylesem o kişiyi bilimsel olmamakla vurgulayacaktır.
Bunun İncil'de geçtiğini söylesem o da olabilir. Çünkü İncil zaten onlara göre bozulmuş ve tahrif edilmiştir.
Fakat bunun Kur'an da geçtiğini söylersem durup düşünür. Sonuç Ay'ın ortadan ikiye bölünmesi olduğu için buna göre neden arar. Açıklayamazlarsa da başlarlar ''efendim burada mecazi bir anlatım var...'' :)
 
efenim evrenin sonsuz olduğu,herşeyin kendi kendine olduğu,ahiret diye bir şey olmadığı fikri dinlere karşı yapılmış bir devrim değildir.aksine kökü çok eskidir.Şeytan eski asırlardada boş durmuyordu.o zaman adları dehrii idi şimdi ateist oldu böyle düşünenlerin.yani bu düşünce ilerici ,çağdaş,bilimsel bir düşünce değildir.taaa eski zamanlardada temsilcileri bulunan bir düşünce idi.hatta imamı azamın,şemsi tebrizinin böyle dehrilerle kıssaları anlatılır.
her asırda şeytan en zayıf tarafından yakalıyor insanı.Bu devir insanı bilimi putlaştırdığı için,bilimsellik kılıfında sunuluyor bu düşünce o kadar.
 
efenim evrenin sonsuz olduğu,herşeyin kendi kendine olduğu,ahiret diye bir şey olmadığı fikri dinlere karşı yapılmış bir devrim değildir.aksine kökü çok eskidir.Şeytan eski asırlardada boş durmuyordu.o zaman adları dehrii idi şimdi ateist oldu böyle düşünenlerin.yani bu düşünce ilerici ,çağdaş,bilimsel bir düşünce değildir.taaa eski zamanlardada temsilcileri bulunan bir düşünce idi.hatta imamı azamın,şemsi tebrizinin böyle dehrilerle kıssaları anlatılır.
her asırda şeytan en zayıf tarafından yakalıyor insanı.Bu devir insanı bilimi putlaştırdığı için,bilimsellik kılıfında sunuluyor bu düşünce o kadar.

Sevgili ümmi arkadaş,

Senin pencerenden yorumlamaya çalışalım :

Tanrı(Allah)'nın gücü sonsuzdur. Onun gücü hiçbirşekilde ölçülemez. O herşeyi bilir. O herşeyi duyar. Mutlaktır. Kadirdir, değil mi? Bildiğim kadarıyla bunlar Tanrı'nın özelliklerinden birkaçı(Yanılıyorsam düzeltiniz).
Kaderimiz baştan sona, doğuştan ölüme dek bellidir. Bir defter vardır. Sanırım ona da levhi mahfuz deniyordu. Orada herşeyimiz yazılıdır. Yolda yürürken, sağa sola bakışlarımız bile Tanrı'nın bildiği şeylerdir. O her insana belirli özellikler atfetmiştir. Fakat bunların içinde yer alan ateistlerde Tanrı'nın mahsulüdür. Hepsinin kalplerini mühürlemiştir. Dolayısıyla burada inanmadığı için ''suçlu'' olan ateist mi yoksa onu öyle yaratan Tanrı mı?

Peki mantığı daha farklı kuralım. Her insan kendi kaderini kendi mi çizer? Eğer buna evet dersek Tanrı'nın gücünü de sınırlamış oluruz. Çünkü kaderimiz kendi elimizdeyse Tanrı bazı şeyleri bizim tercihimize bırakmıştır demektir. Yani bazı kararları vermemizde ''özgür''üz. Ama Tanrı bunları da bildiği için yine de kaderimiz kendi elimizde olmuş olmuyor. Peki sizce bu çelişki nasıldır?
 
Bilim ve Din taban tabana zıttır.
Bilimde önce bir veri alınır, sorgulanır, hipotez kurulur, hipotez sağlamlaştıktan sonra teori olur, sonrasında da doğruluğu kanıtlanırsa kanun olur. Nedene göre sonuç üretilir.

Dinde ise doğrular baştan bellidir. Sorgulama yoktur. Dahası bunu sorgularsanız günahtır. Çoğunlukla sonuca göre nedenler üretilir.

selam ederim;

bilim ve din'in taban tabana zıt olması insanların DİN'e bakış açılarının eksikliğinden kaynaklanmaktadır. DİN'in içeriği insanın doğruyu icra etmesidir.doğrudan yana olmasıdır, dengede ölçülü adil olmasıdır.

bilim'de de aynı şey geçerlidir. ölçü ve doğru bir aradadır. inananlara göre ölçü ve hesap Allah'a aittir yani bilimin iliminde sahibi ulu Allah dır. inanmayanlara görede bilim evrim teorilerinin içerisinde akıl ve mantığa dayandırılan yine DOĞRU hesap gerektiren bir meseledir. her ikisininde ucu doğru hesaba dayanır.

din'in tanımı ulu Allah ve meleklerine inanmak değildir. doğrudan yana olan anlayış demektir. o anlayışın içersinde Allah'a ve meleklerine inanmakta vardır. Allah'a ve meleklerine inanmayan bir kimse din'dar olamaz demekde yanlışdır. çünkü insan Allaha ve meleklerine inanmasa bile doğruyu icra ettiğinde sonucunda hesap neyse o hesabın gereği yerini bulur. çeşitli din'lerin şartları vardır bu şartlara uymak kişinin bağlı olduğu anlayışı simgeler. çünkü islamiyete göre "KUL hakkı dısındaki yanlışlar affolunabilir" anlayışı vardır. hal böyle iken inanan inanmayanı yargılamak insana düşmez.

iman edenlere düşen "girdiğimiz her işde bismillahirrahmanirrahim" demek.
etmeyenlerede düşen "doğrunun ardında yürüyerek sonuca ulaşmaktır".

her ikiside aynıdır, birinde daha eksik bir anlayış vardır gücün kuvvetin nereden geldiği ile ilgili çünkü ortada bir doğru hesap varsa o hesabı yaratanda olmalıdır. fakat şuda bir gerçektir, her bismillahirrahmanirahim diyen sonuca ulaşabiliyormu? eğer hesap yanlışsa malesef ulaşamıyor. öyle ise burada tartışılacak ortak bir konu varsa oda din'lerin yada bilimin değil bize bahşedilen akıl ile bulmamız gereken "doğrunun üstünlüğüdür".
 
Sevgili ümmi arkadaş,

Senin pencerenden yorumlamaya çalışalım :

Tanrı(Allah)'nın gücü sonsuzdur. Onun gücü hiçbirşekilde ölçülemez. O herşeyi bilir. O herşeyi duyar. Mutlaktır. Kadirdir, değil mi? Bildiğim kadarıyla bunlar Tanrı'nın özelliklerinden birkaçı(Yanılıyorsam düzeltiniz).
Kaderimiz baştan sona, doğuştan ölüme dek bellidir. Bir defter vardır. Sanırım ona da levhi mahfuz deniyordu. Orada herşeyimiz yazılıdır. Yolda yürürken, sağa sola bakışlarımız bile Tanrı'nın bildiği şeylerdir. O her insana belirli özellikler atfetmiştir. Fakat bunların içinde yer alan ateistlerde Tanrı'nın mahsulüdür. Hepsinin kalplerini mühürlemiştir. Dolayısıyla burada inanmadığı için ''suçlu'' olan ateist mi yoksa onu öyle yaratan Tanrı mı?

sn No Pasaran öncelikle hoş geldiniz diyelim.bu soruların cevabı bu forumda defalarca verildi ama siz yeni olduğunuz için tekrarlayalım;
Allah kimsenin kalbini durup dururken mühürlemez.İnsan kendi bile bile inkarıyla kalbindeki ışığı söndürür.kendi kötülükleri sebebiyle imanından ümit kesilince mühürlenir.her kalp doğuştan Rabbini tanır.Özellikle başı sıkıştığında,darda kaldığında tüm kalbiyle onun yardımını ister.bu anlar aslında kişinin kendi kalbindeki bu bilgiyi bulması için bir fırsattır.Ateistlerin kalbininde mühürlü olup olmadığını kimse bilemez.mühürlü olsaydı hiç bir ateistin imana gelmemesi gerekirdi.oysa imana dönen pek çok ateist var.hz.Ömeri bilirsiniz peygamberi öldürmek maksadıyla yola çıkmıştı,müslüman oldu.
Ateist olmak kalbi mühürlü olmak değildir.her an imana dönme ihtimali vardır.

P
eki mantığı daha farklı kuralım. Her insan kendi kaderini kendi mi çizer? Eğer buna evet dersek Tanrı'nın gücünü de sınırlamış oluruz. Çünkü kaderimiz kendi elimizdeyse Tanrı bazı şeyleri bizim tercihimize bırakmıştır demektir. Yani bazı kararları vermemizde ''özgür''üz. Ama Tanrı bunları da bildiği için yine de kaderimiz kendi elimizde olmuş olmuyor. Peki sizce bu çelişki nasıldır?
efenim bu soruda burada daha önce uzun uzun açıklandı.ne tamamen kendi elimizdedir kaderimiz,ne de tamamen cebr vardır.ikisi ortası.
 
efenim evrenin sonsuz olduğu,herşeyin kendi kendine olduğu,ahiret diye bir şey olmadığı fikri dinlere karşı yapılmış bir devrim değildir.aksine kökü çok eskidir.Şeytan eski asırlardada boş durmuyordu.o zaman adları dehrii idi şimdi ateist oldu böyle düşünenlerin.yani bu düşünce ilerici ,çağdaş,bilimsel bir düşünce değildir.taaa eski zamanlardada temsilcileri bulunan bir düşünce idi.hatta imamı azamın,şemsi tebrizinin böyle dehrilerle kıssaları anlatılır.
her asırda şeytan en zayıf tarafından yakalıyor insanı.Bu devir insanı bilimi putlaştırdığı için,bilimsellik kılıfında sunuluyor bu düşünce o kadar.
Şeytanı şeytanlık yapması için görevlendirmek şeytan işidir, fitneciliktir.
 
Son düzenleme:
Şeytanı şeytanlık yapması için görevlendirmek şeytan işidir, fitneciliktir.

şeytan kelimesinin manası; Allahtan uzak demektir efenim.bu uzaklık kalbii bir uzaklıktır.İblislik (ondan ümit kesmek)tir.çünkü o bize şah damarfımızdan yakın olduğunu bildiriyor.
Allah insanı imtihan etmek dilemiş,Şeytansa kendi arzusuyla sapmayı tercih etmiştir.bu vazifeye kendisi talip olmuş,Allahda duasını kabul etmiştir.
insanları elemek,sapla samanı ayırmak gerekir.Şeytanın gerçek iman edenler üzerinde hiç bir tesiri yoktur.Bu gün kpss sınavını yapanları fitnecilikle itham edebilirmisiniz.ya da en tembel öğrencinin hiç bir sınava tabi olmadan tıp fakültesine kaydını yapar mısınız.
 
Allah insanı imtihan etmek dilemiş,
Kimden dilemiş şeytandan mı?

Şeytansa kendi arzusuyla sapmayı tercih etmiştir.bu vazifeye kendisi talip olmuş,Allahda duasını kabul etmiştir.
Çok hayırlı bir dua kabul etmiş gerçekten!

insanları elemek,sapla samanı ayırmak gerekir.
Ve bunun için de bir fitneci bulmak icap etmiş..

Bu gün kpss sınavını yapanları fitnecilikle itham edebilirmisiniz.
Elbette edemeyiz ama araya yanlış yönlendirmesi için birini sokarlarsa bu işte bir şeytanlık var demektir.
 
bu dünya bir sınav bu yüzden yanlız şıkta olucak doğruda bunların seçimi için akılda var ee tribiniz niye zormu geldi sınav:D
 
Üst