Düsünceyi İfade özgürlüğü nedir?

Dağılmadan önceki sscb'ne giden abd'li gazeteciler komünist parti temsilcisi ile röportaj yapmaktadırlar.bir gazeteci sorar; ülkenizin dünya ekonomisindeki yeri nedir? cevap yoldaş ıvanovun düşüncesine göre biz dünyanın 2.büyük ekonomisiyiz.diğer gazeteci sorar; sscb'de demokrasi olduğuna inanıyormusunuz.cevap yoldaş pavlovun düşüncesine göre sscb demokrasiyi güçlendirmek için yeni açılımlar içerisindedir..diğer gazeteci araya girerek hep başkalarının düşüncesini açıklıyorsunuz sizin bu konularda kendi düşünceniz yokmu? temsilci cevap verir var tabii ama ben kendi fikrime katılmıyorum
Düsünceyi İfade özgürlüğü nedir? Her düsündüklerimizi söylemelimiyiz? Nereye kadar?
 
Düsünceyi İfade özgürlüğü nedir? Her düsündüklerimizi söylemelimiyiz? Nereye kadar?
Her doğrunun her yerde söylenemeyeceği gerçeği, benim beyin kitaplığımda herzaman yerini almıştır.

İnsanların inandığı gerçekleri veya kendi fikirlerini ifade ederken, gündeme getirirken bazı komik yasaklarla karşılaşması gerçekten çok üzücü bir durumdur.

Hele hele... Fikirlere fikirle cevap vermek yerine, pervasızca saldıran, sataşan insan müsveddelerini görmek, insanı derinden sarsıyor.

İnsanlar, düşündüklerini edebince rahatlıkla dile getirebilmeli.
Bunun için bütün yasaklar kaldırılmalı!...
 
Ben sahsen aslinda herzaman dobra dobra konusan ve acik sözlü birisiyimdir.Ama Hakan'in dedigi gibi bencede Her dogru heryerde söylenmez.ifade özgürlügü baskalarinin deger ve inanclarina satasmadan olursa ne mutlu bize.fakat maalesef medya cok akilli bir sekilde ifade özgürlügünü caliyor insanlarin.mesela nasil düsünecegini sana asiliyor.sana diyor ki "kardesim ya kabul edersin yada yok olursun".ama bence bu yanlis her insan kendi fikirlerini üretmeli,ama üretirkende baska teorilere dayanabilir elbette ama baska insanlarin hangi dinden hangi miletten olursa olsun degerlerine ve hassasiyetlerine dikkat edilmeli diye düsünüyorum.
saygilarimla..
 
Düşünceyi ifade etme özgürlüğündeki DÜŞÜNCE fikir manasıda (anlamında) ise, buna sınırsız özgürlük diyenlerdenim.

Ancak Düşünce (herhangi bir konudaki akılda olan) manasında ise, onun yeri, zamanı, söyleyen kişinin konumu ve durumu gibi faktörler çok önemli, patavatsız bir komşu veya üzerine vazife olmayan yetkili vs. düşüncesini açıklama gibi bir lüksü kullanırsa allah muhafaza bir hayal edin neler olur.

Bazı söyler doğruda olsa çıkan (söyleyen kişinin kim olduğuna) ağıza, bazı sözler kötüde olsa söyleyen kişiye yakışmadığı zaman da çok olur.
 
"Dağılmadan önce SSCB'nde..." başlıklı yazıyı yazan değerli Sibel hanımla yazıdaki karekter( parti temsilcisi) tıpa tıp özdeşleşmektedir.Bu özdeşleşme -benzeşme-ideolojik anlamda değil kuşkusuz.Ancak,sözde parti temsilcisi nasıl somut verilere bakmadan,aklına geldiği gibi "ABD'li gazeteciler"e bilgi verebiliyorsa,Sibel hanımda gerçeği bilmeden,üstünkörü,konjöktürel olarak yalnızca bir sistemi kötülemek adına yukarıda belirtilen kurgulamayı yapıyor ve tartışma ortamı yaratıyor. Ayrıca,bana göre tartışmayı zenginleştirecek konu başlığına verilecek örnek bu yazı olmamalıydı. Neyse biz asıl konumuza gelelim.
Özgürlük nedeir?Düşünce ifade edilirken özgürlüğün sınırı olmalımıdır?Özgürlük isteği,kavramı 18.yy'da kıta Avrupa'sında ete kemiğe bürünmüş,onda önceki özgürlük talepleri,girişimleri ortaçağın karanlığında kaybolup gitmiştir.Başka bir anlatımla;kilise ve feodalizm özgürlük talep edenleri şiddetli bir şekilde cezalandırmışlardır.1789 Büyük Fransız Devrimi özgür düşünceye yepyeni ufuklar açmış,insanın özgürleşmesinin önündeki en büyük perdeyi yıkıp atmıştır. Peki,insanılık tarihinin bu denli zorluklarla elde ettiği bir şeyin sınırı,sınırları olmalımıdır? Değerli dostlar gelin birlikte kendi özelimize(ülkemize) de indirgiyerek bu soruya yanıt arayalım.Öncelikle kim ne giyinir giyinmez bizler onun peşinde değiliz. Ancak,türbanda başlayarak "türbanmı özgür olsun? yoksa kadınlarımızmı özgür olsun?" sorusunu sorarak tartışma ortamını biraz alevlendirelim. Eğer bir giyim tarzı benim özgürlüklerimin sınırlanmasına aracılık edecekse ,ediyorsa özgürlüğümü sınırlayacak olan bu nesneye karşı çıkmak benim endoğal refleksimdir.Bu yüzdende türban karşıtlarının yanında yer almam çok doğaldır.Kaldıki türban canlı bir organizma değilki.Bizler asıl burada "erkek eğemen toplumda"kadınlarımızı ekonomik,siyasal ve yaşamsal nasıl özgürleştiririz bu soruya, sorunlara yanıt bulmamız gerekmektedir.Gerici siyasal iktidarlar yıllardır halkın bu duygularını sömüre sömüre parlementoda çoğunluk elde etmişlerdir.Kaldı ki türban Anadolu'muzun giysisi de ğildir.Eskiler bilirler Karadeniz'den Akdeniz'e,Ege'den Doğu ve Güney Doğu'ya böyle bir giysi türü ülkemizde bulunmamaktadır.Zaten amaç türban da değildir.Cumhuriyet'le sorunları olanlar ve Cumhuriyet'e karşı gizli ajandaları bulunanlar Anayasa'nın "...değişmez,değiştirilmesi teklif dahi edilemez" maddelerini dahi değiştirerek asıl amaçlarına ulaşmaya çalışmaktadırlar.Bu yüzden;"ÖZGÜRLÜK BENİM KAREKTERİMDİR !" diyen büyük ATATÜRK'ün öğretileri doğrultusunda başı örtülü,başı açık bütün kadınlarımızı özgürlüklerine ve laik Cumhuriyet'e sahip çıkmaya çagırıyorum..!

BİR KÜÇÜK NOT:Öncelikle böyle seviyeli bir sitenin kurucularına,önceki yazılarımda şahsımı öven,eleştiren dostlara saygılarımı,sevgilerimi sunarım.
 
  • Beğendim
Tepkiler: SMN
Nedense foruma girişinizden itibaren yumuşak sözler söyler gibi yapıp, site yöneticilerinden sınırlanmış bir konuda bel altı vuruşla aldığınız (konu başlığı dışında duygu sömürüsü yaptığınız kadın ezikliği) övgüyü bile kendinize malzeme yapmaktan çekinmeden, özgürlükleri savunurken bile özgürlük sınırlama becerinize ancak şaşkın alkışı tutulur. Savınızı daha açık ve samimi savunsanız ki en az 80'leri yaşamış ve ikide bir İran örneği verecek kadar fanatik din düşmanı iseniz bunuda zehirli ok gibi kullanmak yerine yaşınıza hürmet edilecek katılımlarınızı beklesek (hayal kırıklığı yaşamak adına bile)diyorum.
 
Yukarıda arkadaş şöyle demiş ;"1789 Büyük Fransız Devrimi özgür düşünceye yepyeni ufuklar açmış,insanın özgürleşmesinin önündeki en büyük perdeyi yıkıp atmıştır.

Bu çok derin konunun bu kısmına takılı kaldım ben! nedeni:

Fransada eski bir cumhurbaşkanına ağır hakaret içeren pankartlar açılmış, hatta o cumhurbaşkanını hayvanlarla müstehcen olarak gösteren karikatürler yayınlanmış ve bu fiilere hiç bir ceza verilmemiştir. ve bu düşünce özgürlüğü olarak kabul edilmiştir.

Öte yandan yine Fransada 'sözde ermeni soykırımı yapılmamıştır, yoktur' ,demek suç teşkil etmektedir.

Öte yandan konu çok derin. Ben sadece bir kaç satırla katılacağım bu konuya.

Yasalar bana göre; vatandaş ile devlet adını verdiğimiz hizmet organizasyonu arasında, çeşitli alanlarda ortaya konulmuş toplumsal sözleşmelerdir. Anayasa ise sözleşmelerin kaynağını teşkil eder.

T.C Anayasası eksiği, yanlışı ile bu ülkede yaşayan tüm kurum ve insanları bağlayan olgudur. Anayasanın 14, 24, 25, 26. maddeleri yukarıdaki konunun sınırlarını çizen, başlık ve içeriğini oluşturur.

Devletin varlığı ve devamlılığını sıkıntıya sokmayacak, vatandaşın yaşam kalitesi ve iç barışına engel teşkil etmeyecek özgürlüklere şahsım evet der.

Ancak:

düşünce özgürlüğü konusunda, kavramın tarihsel ve sosyolojik altyapısını bilmeden, milletlerin manevi değerleri gözardı edilerek, sadece teknik hukuk bilgisiyle tespit ve tayinine kalkışmak bence doğru değildir. bu noktada düşünmek kavramını ayrı, özgürlük kavramını ayrı değerlendirip çeşitli tespit ve tahlilleri yapmak gerekir. özellikle özgürlük kavramını incelerken özgürlüğün ne olduğunu ve sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğinin tespitinde özgürlüğün ne olmadığınıda bilmemiz gerekir. bu noktada özgürlük:
herkesin istediğini istediği gibi yapabilmesi ve herkesin istediğini istediği gibi ifade edebilmesi değildir. zira herkesin istediğini istediği gibi yapabildiği bir yerde aslında hiç kimse istediğini istediği gibi yapamaz...
 
Son düzenleme:
"Düşünceyi ifade özgürlüğü nedir?" konulu cevabi yazıma birileri çok içerlemiş,olabilir."Zehirli bir ok,duygu sömürüsü ve fanatik din düşmanı iseniz..."gibi sözde yıpratıcı sözcüklerle cevap vermek bu sitenin ağırlığınamı yakışır yoksa yazanın çapınımı gösterir onu okuyucuların takdirlerine bırakıyorum.Öncelikle belirteym;Kimsenin inancı ile ilgili değilim,inançsızlığı ile de ilgili değilim. Yaşımla ilgili veya bulunduğum yerde popüler olmak gibi düşüncem,kaygım asla olmadı olamazda.İran örneğinde ise, sadece somut bir gerçeği anlattım o kadar. Anlatmakla da kalmadım,genç nesilere Atatürk'ün kurduğu laik Cumhuriyet'in en iyi rejim olduğunu, bir Atatürk'cü, bir yurtsever,bir ilerici olarak O'na sahip çıkmaları konusunda "acizane" uyardım.
Diğer bir eleştiri ise;"1789 Büyük Fransız Devrimi" ne ilişkin.Bu tarihsel olay literatür'de çoğu kez bu yazılış biçimi ile anılmaktadır. Ayrıca 1789 Devrimi sıradan halkların iktidara ortak olmasında,feodalizm'in yıkılmasında öncü rol oynamıştır.Tüm bunlara karşın bir "Fransız hayranı" olduğumuz kesinlikle düşünülmemelidir.
 
Düsünceyi İfade özgürlüğü nedir? Her düsündüklerimizi söylemelimiyiz? Nereye kadar?
Düşünce özgürlüğünde her türlü düşüncenin ifadesi serbest kılarken, düşüncenin her türlü ifade tarzı serbest değildir. Eğer düşünce, başkalarını eleştiri sınırlarını aşıp hakaret düzeyine ulaşırsa, bu ifade tarzı düşünce özgürlüğü kabul edilmez. Bir başkasına hakaret düşünce özgürlüğü değildir. Çünkü düşüncenin hakaret içermesi, bir başkasının kişilik haklarını ihlal etmesi anl***** gelir. Hiç kimsenin kendi özgürlüğü bir başkasının özgürlüğünden daha değerli değildir. Bir başkasını aşağılamak, onur ve şerefini rencide etmek ve küçük düşürmek de bir hak değil, hakkın kötüye kullanılması demektir. Hakkı kötüye kullanan kişi, hakkın sağladığı korumadan da yararlanamaz. Dolayısıyla başkasına hakaret eden kişi, düşünce özgürlüğüm var diyemez.

Başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar verecek şekilde düşüncelerimizi ifade edemeyeceğimiz gibi, beraber yaşamamızı sağlayan toplumsal düzenin bozulmasına yol açacak şekilde de düşüncelerimizi ifade edemeyiz. Toplumsal düzen, herkesin hak ve özgürlüklerden eşit bir şekilde yararlanmasının temel koşuludur.
 
Üst