• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

Yapaylığın Kurbanı:Doğallık...

Hayat, doğumla başlar ve ölümle noktalanır. Yaşam süreci de doğal olarak doğum ile ölüm arasındaki zamanı kapsar. Doğum, başlangıç olmasından dolayı sevinçle karşılanır; ölüm ise bir bitişi çağrıştırdığı için üzüntüyle uğurlanır.



Gelişen ve modernleşen hayatla birlikte “ölüm” iyice unutulmaya yüz tuttu. Gelmiş olduğumuz bu sınırlı dünyadan, günün birinde ayrılacağımızı düşünmez olduk artık. Bu düşüncesizlik de “yapaylığın”, “doğallığın” yerini almasına yol açtı. Varolan değerler, sahip olunan özellikler ve yapılan davranışlar, her geçen gün “yapaylığın” sahte cazibesine kapıldı. Yüzlere geçirilen çeşitli maskeler; TV, sinema, spor vb. gibi alanların yaratmış olduğu şöhretler; akraba ve dostların, sahte gülücükleri; aile bireyleri arasındaki kopan bağlar; aşk ve sevdanın, maddiyata yenik düşmesi… vb…



Yukarıda sıralamış olduklarım, doğallığını ve güzelliğini “yapaylığa ve sahteliğe” kaptıran değerlerimizin birkaçıdır. (Sizler de bunlara eklemeler yapabilirsiniz.) Maalesef her geçen gün bir kurban daha veriyoruz bu uğurda. Kişisel çıkarlar, doyumsuz arzular, bitmek bilmeyen hırslar, gösteriş amaçlı davranışlar vb. gibi değersizlikler, doğallığı ve “özü” geri plana atmıştır. Çıkarlarımızın ve nefsimizin kurbanı olduğumuz sürece, bu olumsuz gidişat devam edecektir.



Sevgililer Günü, Anneler-Babalar Günü, Öğretmenler Günü, Yaşlılar Haftası vb. gibi önemli günler ve haftalar, varolan yapaylığın bir göstergesi değil mi? Çünkü kapitalist ekonomi, bu gibi etkinliklerle tüketim toplumunun sürekliliğini sağlamaktadır. İnsanları, tüketim çılgınlığıyla oyalayarak varolan krallıklarını sürdürmektedirler. Yarattıkları sahte değer ve günlerle, gerçek değerleri ve güzellikleri söndürmektedirler. Ne ana-babamızı ne de sevdalımızı, bir günlük göstermelik hatırlamalarla geçiştirebiliriz. Ne öğretmenlerimiz ne de yaşlılarımız, bir günlük yapay ilginin bıraktığıyla tatmin olurlar… İnanın, hiçbiri bir işe yaramaz. Gerçek sevda ve özlem ne bir güne ne de herhangi bir maddi hediyeye sığar. Bitmek bilmeyen ve maddiyatın yeterli olamayacağı kadar değerlidir, gerçek sevgiler.



İzlemeye tahammül edemediğim TV soytarılarının gösterileri; üç şarkı söyleyince ya da üç gol atınca veya üç dizi-filmde oynayınca kendini bir şey sanan sahte şöhretlerin iğrenç davranışları; spor, siyaset, ekonomi, magazin vb. gibi konularda yapılan “atışma” affedersiniz “dalaşma” ya özür dilerim “tartış-ma” programları; dedikodunun, nefretin, düzey-siz ilişkilerin vb. gibi sahteliklerin yutturulduğu kadın programları… vb. Bunlar da varolan yapaylıklara diğer örnekler. Tabii ki bunlara benzer nice bayağılıklar, etkisini sürdürüyor.



Sözün özü: Kendinizden ve çevrenizden başlayarak hayatınızı bir süzgeçten geçirin. Aile ortamından TV dünyasına kadar değişik alanlarda gözlemlerde bulunun. Göreceksiniz, arzu ettiğimiz “doğal ve gerçek” davranışların yerini, “yapay ve sahte” davranışların nasıl aldığını. Şöyle dikkatli bakarsanız gerçekleşen olaylara ve yapılan davranışlara, anlarsınız o zaman “doğal” görünümlü “yapay” ilişkileri.

alıntıdır.
 
Son düzenleme:

SAHARAY

Gülüm çok anlamlı ve çok şey ifade eden bir yazı paylaşmışsın...Emeğine sağlık...
 
Üst