• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

wikileaks belgelerinde ABD Küba Pilanları

Kübada da renkli devrim planları​

23.12.2010 - 07:30

Küba'nın başkenti Havana'nın ünlü Malecón bulvarı
Küba'nın başkenti Havana'nın ünlü Malecón bulvarı
Wikileaks tarafından açıklanan yeni bir ABD gizli belgesi, ABDnin Kübada bir renkli devrim örgütlemeye çalıştığını, bunun için Kübalı muhaliflere Yugoslavyada Milosevicin iktidardan devrilmesinde ABD destekli muhalif grupların faaliyetlerini anlatan belgeseller izlettirdiğini ortaya koydu.

Kasım 2006da ABDnin Havanada bulunan diplomatik misyonundan Vaşingtona gönderilen ve Wikileaks tarafından açıklanan bir belge, ABDnin Kübada muhalif gençlerle yaptığı toplalayarak bir renkli devrim için onları yönlendirmeye çalıştığını ortaya koydu.

Toplantılardan birinde gençlere, benzer bir hareketi Kübada yaratabilmenin yollarını tartışmak için, Yugoslavyada Slobodan Milosevicin devrilmesini anlatan bir belgesel izletildi.

Bir Diktatörü Devirmek başlıklı belgesel, doğrudan CIA, Pentagon ve ABD Dışişleri Bakanlığıyla ilişki içinde üretilmişti. Film, hem Vaşingtondaki ABD resmi kurumları, hem de aralarında Sorosun Açık Toplum Vakfının da bulunduğu birtakım uluslararası kuruluşlar tarafından finanse edilen bir grup gencin, Yugoslavyanın başkanını bir yumuşak darbe yoluyla nasıl devirdiklerini anlatıyordu.

Gençler, OTPOR (Direniş) adlı bir örgütte bir araya gelmişlerdi. Gene Sharpın Albert Einstein Enstitüsü, Uluslararası Şiddet İçermeyen Çatışmalar Merkezi (ICNC), Freedom House, USAID, NED ve Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü gibi çeşitli ABD merkezli kurumların verdiği talimatlar ve çizdiği çizgi doğrultusunda hareket eden gençler,Yugoslavyada sürekli bir istikrarsızlık durumu yaratmayı ve devlet baskısı üretmeyi hedefliyorlardı.

Yumuşak darbe ya da daha sonradan dünyada yaygınlık kazanan ismiyle renkli devrim stratejisinde gençler, önce başarılı bir pazarlama ve reklamcılık stratejisi etrafında örgütleniyor. Bu kapsamda illa ki bir logo, grubu belli edecek bir emare bulunuyor: Gül, karanfil, yeşil ve benzerleri gibi. Gençler, şiddetsizlik bayrağı altında sokak eylemlerinde iktidara karşı kullanılıyor.

Stratejinin en güçlü olduğu nokta, uluslararası medya desteği. Gençlerin bu eylemleri uluslararası medya tarafından derhal büyütülüyor ve destekleniyor. Strateji, bir sonraki adımda gençlerin çeşitli provokatif eylemlerle devletin baskı uygulamasını sağlıyor ve bu baskı, derhal uluslararası medya tarafından söz konusu iktidarın baskıcı yüzünü tüm dünyaya sergilemek üzere kullanılıyor.

Renkli devrim stratejisi, bazı ülkelerde tam anlamıyla başarıya ulaştı: 2000de Yugoslavyada, 2003te Gürcistanda, 2004'te Ukraynada ve 2005te Kırgızistanda. Bu süreç içinde birçok ülkede ABD, var olan muhalefet hareketlerini ya da etnik çatışmaları birer renkli devrime dönüştürme girişimlerinde de bulundu

Venezuelada nasıl oldu?​

2003 yılında Albert Einstein Enstitüsü, Venezuelada iki hafta süren bir atölye düzenledi. Atölyeye enstitünün kurucusu ve yumuşak darbe fikrinin yaratıcısı Gene Sharpın sağ kolu, rejim değişikliği uzmanı Albay Robert Helvey katıldı.

Ziyaretten birkaç hafta sonra gençlerden oluşan gruplar, başkent Karakas sokaklarında şiddet eylemleri düzenlemeye başladılar. Amaç, stratejiye uygun biçimde Venezuela güvenlik birimlerinin müdahalesini provoke etmek ve bu müdahaleleri, Chávez karşıtı propaganda için kullanmak, bu yolda Chávezi devirme planını devreye sokmak için meşruiyet sağlamaktı.

O dönem, plan tutmadı. 2005-2007 yılları arasında ABD kurumları, Venezuelalı gençleri Vaşington, Boston ve Belgradda düzenlenen atölyelere götürdüler. Belgraddaki atölye, Yugoslavyada 2000de Milosevicin devrilmesinde kullanılan örgütlerin şefleri tarafından veriliyordu.

Venezueladaki örgütlenme ise, ABD Dışişleri Bakanlığının her sene sadece Venezueladaki muhalif grupları desteklemek için ayırdığı milyonlarca dolarla sağlanıyordu. Venezueladaki grup, 2007den bu yana Beyaz Eller adlı bir gençlik örgütlenmesi etrafında şekilleniyor.

Wikileaks belgesinin Havanada izletildiğini ortaya koyduğu Bir Diktatörü Devirmek belgeseli, bu dönemde Venezuelada da çok izlettiriliyordu.

Kübada da aynı plan?
Dönemin misyon şefi Michael Parmly tarafından kaleme alınan ve Havanadan Vaşingtona gönderilen belge, renkli devrim girişimlerinin ABD kurum ve kuruluşları tarafından finanse edildiğini ve yönlendirildiğini teyit etmekle kalmıyor, asıl plan ve strateji merkezinin ABD elçilikleri ve diplomatik misyonları olduğunu ortaya koyuyor.

Belgede şu ifadeler yer alıyor: Kübada en etkili üç muhalif gençlik grubundan 63 demokrasi yanlısı genç aktivist, 24 Kasımda Havanada ortak bir zemin bulmak için düzenlenen bir foruma katıldılar. Etkinlik, ABD Misyonu Siyasi Meseleler Görevlisinin evinin bahçesinde yapıldı. ABD misyonundan da çeşitli görevliler toplantıda bulundu.

ABD Siyasi Meseleler Görevlisinin kısa selamlama sözlerinin ardından üç gençlik grubu orada bulunanlara konuştular ve katılımcılar, OTPOR grubundan gençlerin Yugoslav diktatör Milosevicin devrilmesinde oynadıkları rolü anlatan 70 dakikalık bir belgeseli izlediler.

Etkinliğin bir önemli yanı, Kübalılar tarafından örgütlenmiş bir taban faaliyeti olmasıydı. Mekânı ve bağlantıları ayarlayan ABD misyonunun desteği olmaksızın örgütlenemezdi.

Belge, özellikle üniversite gençliği arasında benzer faaliyetlerin artırılarak rejime karşı çalışmanın hızlandırılacağı mesajıyla son buluyor.

15 Mart 2007 tarihli bir başka belge, 14 Martta Kübalı muhaliflerle yapılan bir toplantıyı aktarıyor. Bu toplantıya katılan Oswaldo Paya dışındaki isimlerin Wikileaks belgelerini yayınlarken ABD Dışişleri Bakanlığı'yla ortak çalışan gazeteler tarafından Xxxx şeklinde sansürlendiği görülüyor. Toplantıya katılan Kübalı muhalifler, doğru zamanda 1 milyon kişiyi sokağa dökebileceklerini, Fidel Castronun ölümünün bunun için uygun bir zaman olabileceğini söylüyorlar.

Kübalı muhalifler, elbette, ABDden devrim karşıtı faaliyetleri karşılığında aldıkları para almaya devam edebilmek amacıyla kendilerini önemli göstermek için her türlü yalanı söylüyorlar. Yine son dönemde açıklanan bir belge, Kübalı muhaliflerin ABD görevlilerine, Kübada sağlık sistemiyle ilgili efsane anlattığı ve izleyecek Kübalıların bizde böyle değil ki diyecekleri için Michael Mooreun Sicko belgeselinin Kübada yasaklandığını söyledikleri Wikileaks belgelerinde açığa çıkmıştı. Oysa Michael Mooreun da teyit ettiği gibi belgesel Kübada hiçbir zaman yasaklanmamış, aksine devlet televizyonunda defalarca gösterilmişti.
haber.sol.org.tr
 
Üst