• Hoşgeldiniz Yayın hayatımıza turktwit.com olarak devam etme kararı aldık. Tüm uyelerimizi yeni sosyal medya sitemizTurkTwit.Com 'a bekleriz

Vekaleten hacca gidilebilir mi?

Günümüzde bizlere peygamberimizin hadisidir diye aktardıkları bazı hadisler vardır ki, biraz düşündüğünüzde ne kuran süzgecinden geçer, nede aklın mantığın süzgecinden. Sizlere bir örnekler vermek istiyorum, bizler ne yazık ki peygamberimizin sözüdür dediklerinde bu sözlerin gerçekten peygamberimizin sözü olup olmadığını, Kuran ile karşılaştırmadan kabul ediyoruz. Buda bizleri Allahın emrettiği İslam’dan uzaklaştırıyor, bazı hurafe hadisler adeta Kur’anın çizdiği yoldan bizleri saptırıyor.

Günümüzde öyle bir inanç var ki, Haç konusunda eğer paranız var fakat sağlığınız izin vermiyorsa, parasını vermek şartıyla bir başkasını kendi adınıza hac görevi yaptırabileceğinize inanılır. Bu konuda da yine her zaman olduğu gibi peygamberimiz üzerinden sözler sarf edilip, açıkça Allahın elçisine iftiralar atılmaktadır. Bakın buna inanan insanlar, bu konuda neler söylüyor?

Bedel yolu ile hac, üzerine hac farz olmuş bir kişinin bu ibadeti yerine getirmekten aciz olması ve bu acizliğinin de devamlı olması sebebi ile kendisi yerine başka birisini göndermesiyle olur.

Veda haccı sırasında bir kadın; Ya Resulullah babam haccın farz oluşuna yetişti, ihtiyar olduğu için deve üzerinde duramıyor, ona vekâleten ben haccetsem olur mu? Deyince resulullah(s.a.v) Evet olur diye buyurdu. (Buhari)

Ya Resulullah Annem hac etmeyi adamıştı, fakat bunu yapamadan öldü. Onun yerine ben haccedebilir miyim? Diye sorunca şöyle buyurdular; Evet onun yerine hac yap, ananın üzerinde bir kul borcu olsaydı, onu öderdin değil mi? Allah a olan borçlarınızı veriniz. Zira o ödenmeye daha layıktır. (Buhari)

Vekâleten hacca gidilebileceğini savunanların tek delilleri bu rivayetlerdir. İslam rivayetlere göre değil, Rabbin hükümlerine göre yaşanır. Bakalım kur'anın bütünlüğünde Allah buna müsaade ediyor mu?

Başkası adına hac görevini yapma konusunda çok daha detaylı bilgiler verilmiş, şimdi bu sözleri ve peygamberimizin söylediğini belirttikleri sözlerin, gerçekten Allahın resulüne ait olup olmadığını gelin önce kurana, daha sonrada akla mantığa uyup uymadığına bakalım.

Hac ibadeti tıpkı namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek gibi kuranın bizzat kulun bizzat yapmasını istediği ibadetlerdir. Allah hiç kimsenin bir başkasının yerine ibadet yapamayacağını söyler. Haç konusu da böyle bir ibadettir.

Aliimran 97: Açık-seçik deliller, İbrahim’in makamı vardır orada. Oraya giren, güvene ermiş olur. Yoluna gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır. Kim nankörlük ederse hiç kuşkusuz, Allah bütün âlemlere muhtaç olmayacak bir Gani’dir.

Allah ayetinde açık bir şekilde gücü yeten hac görevini yerine getirsin diyor. Burada gücü yeten sözüyle hem maddi yönden, hem de sağlık yönünden gücü yeten anlamındadır. Eğer Rahman maddi gücü olup, sağlığı yetmeyen başkasını vekâletle gönderebilir deseydi, bunu kabul edebilirdik, demediğine göre bunu söylemek apaçık Rabbin vermediği bir ruhsatı, hükmü vermek demektir, bunun cezasını düşünmek bile istemiyorum.

Bir insan düşünün oruç tutamıyor rahatsız, Allah bu konuda nasıl bir yöntem uygulamış hatırlayalım. Eğer Ramazandan sonra iyi olursanız orucunuzu tutun. Yok, oruç tutmaya sağlığınız uzun süre elvermeyecekse maddi durumunuz iyiyse, bir kişiyi doyurunuz hayır yapınız diyor. Yine hastalığınız yüzünden namaz kılamayacak kadar hastaysanız, birisine para verip kendi adınıza namaz kıldırabilir misiniz? Eğer hayır kıldıramazsınız diyorsanız, hacca gitmekte aynı şeydir. Çünkü ayakta namaz kılamıyorsanız her konumda Rabbe yönelmenin yollarını Allah kuranda açıklamıştır. Hiç kimseye kendi ibadetinizi parayla yaptıramazsınız. Kuranı anlayan onun ipine sarılmış hiçbir Müslüman, bir başkasının yerine parayla hacca gidilebileceğine inanmaz. Birileri işin kolayını bulmuş ve İslam a öyle bir nifak sokmuş ki, çık çıkabilirsen işin içinden.

Allah hac ibadetini bizlere farz kılmasının önemli bir nedeni vardır. Orada mahşeri bir kalabalığın verdiği duyguyu tatmak ve rahmana benliğimizi, ruhumuzu teslim ederek, huşu içinde yüz binlerin secde etmesinin verdiği hazı, duyguyu tatmaktır amaç. Bizim yerimize bir başkasının bu duyguyu tatmasının bizlere ne faydası olabilir? Elbette oraya gidecek parası olmayan insanları para verip göndermenin mutluluğunu tatmak ve onun sevabından faydalanmak güzeldir, doğrudur ama kendi yerimize hac yaptırmak, rabbin verdiği bir ruhsat asla değildir. Nasıl kendi yerimize parasını verip namaz kıldıramıyor, oruç tutturamıyorsak, yine parasını verip kendi yerimize kimseyi hacca gönderemeyeceğimizi bilelim.

Ne yazık ki Diyanet İşleri Başkanlığı dahi, bu yanlışa onay vermekte, parası olup ta gidemeyen birisinin, kendi yerine vekâlet vererek, bir başkasını hacca gönderebileceğini söyleyebilmektedir. Rabbin vermediği bir yetkiyi, ruhsatı kimse veremez. Dini Rabbin Kitabına göre yaşamak istiyorsak, onun verdiği ruhsatın, iznin dışına asla çıkamayacağımızı unutmayalım. Bunun tersini söyleyenlere kanmakla ancak kendimizi kandırırız bunu bilelim.

Biz Müslümanların peygamberimize karşı sevgisini ve ona karşı aşırı duygusal zaafımızı anlayanlar, onun üzerinden sözlerle, bizleri asılsız bilgilerle ne hale sokmuşlar. Tüm bu yanlış inançlardan kurtulabilmemiz için, Kuranı anlayarak birçok kez okumalıyız ve kuranı bir bütün olarak düşünmeliyiz. Rahman bu kitabı bizler için bir rehber olsun diye gönderdim diyorsa, ona danışmadan hiçbir söze inanmamalıyız. Oruç ve namaz konusunda birçok detay veren Rabbim, eğer hastalığı yüzünden gücü yetmeyenin yerine vekâletle başkasını hacca gönderebilir diye bir açıklama yapmadıysa, bunları söyleyenlere asla inanmamalıyız. Her bilgi kuran süzgecinden geçirilmelidir, geçiyorsa başımızın tacıdır. Allah ne diyor?

( Enfal sur.22. Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır-dilsizlerdir.)

SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜŞTABAK
 
arkadaşlar kuran kıme ındı resulallaha inmedimi?
resulallah hiçmi namaz kılmadı ömrö boynca hiçmi göstermedi nasıl kılınacağını hep evde gizlimi kıldı hiçmi cemaate cıkmadı?

vakitleri namazın farzlarını naöazı bozan unsurları abdestı teyemmumu kım gösterdi ?
hem kuran madem açıklayıcıda neden resul geldıkı kuranda ındırebılırdı allah dırek bır topluluğa

hem kuran ashabı kıram tarafından toplanıp derlenmıs kıtab halıne getırılmıs ashabı kıramdan gelen toplanmıs kuran ayetlerıne ınanıozda neden onlardan bıldırılen hadıslere ınanmıyoruz?

cogunlukla barız bır dusunce var hadıslerın emevı uydurması olduğu pekı emevı dıe bı devletın oldunu nerden bılıyoruz belgelerden dımı ama buna ınanıoz da belgelenmıs ayıklanmıs buharı muslum teberanı gıbı deerlı ımamlaırın belgelenmıs hadıslerıne nıe ınanmıoz bu bı celıskı deılmı?


kuran bastan sona kadar resulume ıtaat edın dıyor ona uyan bana uynuştur dıyor burdada hadısten resulullahın 5 vakıt ve 40 rekat olduğu cıkıyor

subhaneke allahumme sallı barık ettehıyatu rabbena dualarını ashabı kıram hz rasulallahtan göröp rıvayet etmışlerdır allahta resulume uyun dıyorsa neden onun gıbı namaz kılmak gume gıtmış olsun

sunuda dusunelım arkadaslar senın yuzusuyu hurmetıne alemlerı yarattım dedığı br ahırzaman peygamberı hatemul enbıya hz rasullalah bu hz allah kuranını nasıl korursa resuununda sunnetını öle muhafaza eder gerek sevgılı kullarıyla gerek evlıyalarıyla bunu gözden cıkarmayalım

aksı takdırde dın konusunda resullallahı devreden cıkarmış oluyoruz ...bıze dını öreten odur neden önder dıoruz neden peygamber dıyoruz

kısacası böle yapmakla bazılarının ekmegıne yağ suruyor ashabıkıramın toplayıp kıtab halıne getırdığı kıtaba ınanıp resullalahtan haber verdıklerı hadıslere ınanmıyor tezat yaratıoz kanısındayım

bide o bahsedilen savaş durumundaki tehlikede kılınan namazdırkı allah savas durumunda kolaylık sağlamıstır
 

bursali68

Merhaba,

Sn.kapkale...

bide o bahsedilen savaş durumundaki tehlikede kılınan namazdırkı allah savas durumunda kolaylık sağlamıstır

Öyle olduğunu kabul edelim ki ediyoruz...Tehlike anında namaz kılarken iki guruba ayrılıyoruz,ilk gurup kaç rekat kılıyor...İkinci gurup kaç rekat kılıyor...İmam toplamda kaç rekat kılmış oluyor...???

Ayrıca meseleyi hemen Hz.Peygamberi kabul etmeme veya Red etme noktasına çekmek de sanırım hem çok büyük haksızlık,hem de çok büyük yanlıştır...

Sağlıcakla kalınız...
 
Merhaba,

Sn.kapkale...



Öyle olduğunu kabul edelim ki ediyoruz...Tehlike anında namaz kılarken iki guruba ayrılıyoruz,ilk gurup kaç rekat kılıyor...İkinci gurup kaç rekat kılıyor...İmam toplamda kaç rekat kılmış oluyor...???

Ayrıca meseleyi hemen Hz.Peygamberi kabul etmeme veya Red etme noktasına çekmek de sanırım hem çok büyük haksızlık,hem de çok büyük yanlıştır...

Sağlıcakla kalınız...

syn abim ordaki maksadım size yönelik bir peygamber inançsızlığı içinde olmanızı sorgulamak deil doğal olanı sölemekti kesinlikle yanlış anlaşılması size çokta değer veren bir insanım

şimdi şunu demek istedim sizin inanç sisteminizide sorgulayacak deilim kesinlikle bir allaha ,peygamberine ,kitabına iman getirmişseniz bu benim için önemlidir gerisi kulla allah arasındadır ona kardeş olmam için bana bu kaideler yeterldir benimki konu üzerinde yorumdur sadece yetiştiğim uslubla..

şimdi bakıyoruz 5 vakıt namaz konusunda ne 4 halife ne emeviler ne abbasiler nede osmanlıda 5 vakit dışına taşan bir durum namaz hakkında görölmemiştir buda bizi bu konuda mutabık kalmaya peygamberden böle görölöp yapıldığına kanaat getirmeye muktedir kılmıştır bu rakat sayısı içinde böyledir
 
Namaz Beş Vakittir

Kur'an-ı Kerim' de beş vakit namazın bulunup bulunmadığı belirli şartları taşıyan Müslümanlara günde beş vakit namazın farziyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Beş vakit namazın eda edileceği vakitlere ve ne şekilde eda edileceğine Kur'an-ı Kerim'in bir kısım ayetlerinde mücmel olarak işaret olunmuş, bu işaretlerde Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) kavli ve fiili sünnetiyle açıklık kazanmıştır. (1)

Bilindiği üzere Kur'an-ı Kerim ' deki mücmel emir ve hükümleri açıklama yetkisi, Onu insanlara tebliğle görevli olan Peygamber (s.a.) Efendimize aittir. O namazı bizzat kılarak ve Müslümanlara imam olup kıldırarak nasıl kılınacağını öğrettiği gibi bunların vakitlerini de göstermiştir. Gerek kılınış şekli, gerek vakitleri ile ilgili bu uygulama ameli tevatür olarak, günümüze kadar devam etmiştir.(1)

Beş vakit namaz; sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları Kur'an-ı Kerim içinde değişik yerlere serpiştirilerek zikredilmektedir. Bazan ikisi, bazan üçü, bazan dördü değişik bir ifade üslupla anlatılmaktadırlar. Cenab-ı Peygamberimiz, Kur'an-ı Kerim'i hem sözü ve hem de işi ile tefsir etme hakkına sahip olduğu için bu hak kendisine Allah tarafından verilmiştir sözü ve işi namazın beş olduğunu açıklamıştır. (2)

Resulullah (s.a.v) buyuruyor:

"Cenab-ı Hak günde beş vakit namazı farz kılmıştır. Kim güzelce abdest alır, namazlarını vakti vaktinde şartlarına ve adabına dikkat ederek kılarsa, Allah'ın o kimsyi affedeceğine dair vaadi vardır. Bunları yapmayan kişiye Allah'ın bir vaadi yoktur. Dilerse affeder, dilerse de cezalndırır." (3)

Cenab-ı Hak buyuruyor:




<!--[if !vml]--><!--[endif]-->"...Güneşin doğmasından önce de, batmasın dan önce de Rabbını övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, rızaya ulaşasın."
(Taha suresi, 130)

Güneşin doğmasından ve batmasından önce, gece saatlerinde ve gündüzün iki ucunda olmak üzere beş ayrı vakitte Cenab-ı hakk' ı tesbih yani namaz kılmak emredilmiştir. (1)

Güneşin doğmasından önce sabah namazı, batmasından önce ikindi namazı, geceleyin yatsı namazı, gündüzün yanlarında akşam ve öğle namazı kılınacak. Bu ayetle beş vakit namaz sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları sabit oluyor. (2)





"Gündüzün iki ucunda ve gecenin bir kısmında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir."
(Hud suresi : 114)


Gündüzün iki ucu akşam ve sabah namazı, bir kısmında da yatsı namazı vardır. Üç vakit bu ayette. (2)

"Gündüzün iki ucunda ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl..." buyurulmaktadır. . Ayet-i celilede ''gündüze yakın saatler" anlamındaki "zülef" kelimesi, "zülfe" nin çoğuludur. Yukarıda belirtildiği üzere en az üç adedi ifade eder. Demek oluyor ki, bu ayete göre gecenin gündüze yakın saatlerinde, (akşam, yatsı ve sabah namazı olmak üzere) en az üç namaz var. Ayrıca gündüzün iki ucunda da iki vakit var. Böylece bu ayet-i kerimeden de namazın beş vakit olduğu anlaşılmaktadır. (1)





"Güneşin batıya yönelmesinden gece karanlığına kadar namazı kıl. Tanyeri ağarırken de sabah namazını kıl. Zira bu namaz görülmeye değerdir."
(İsra Suresi :78)


Güneşin batıya yönelmesinden gece olana kadar kılınan namaz ikindi namazıdır. Sabah namazı tekrar edilmiştir. (2)





"Namazları ve orta namazını (üstlerine düşerek, titizlik göstererek) koruyun ve Allah'a gönülden boyun eğiciler olarak (namaza) durun."

(Bakara Suresi, 238
Ayet-i kerimede "namazlar" anlamındaki "salâvat" kelimesi çoğuldur. Arapça da çoğul üçten başlar. "İki'' ye tesniye denir ve ''iki namaz'' sözü "salateyn'' şeklinde söylenir. Demek oluyor ki, ayetteki ''salavat'' sözünden en az üç namaz anlaşılır. (1)

Ayrıca bir de "orta namaz" var. Çünkü matuf, üzerine atıf yapılandanayrıdır. Bu sebeple "orta namaz", "namazlar'' ifadesine dahil olmadığı gibi, her iki yanında eşit sayı bulunmadığı için, üç namazın arasında yer alacak bir namaza ''orta namaz'' denilmesi de mümkün değildir. O halde, ayetteki "salavat" kelimesi, en az dört namazı ifade eder. Orta namaz buna eklendiğinde beş vakit namaz ortaya çıkar. Orta namazın ikindi namazı olduğu bazı hadislerde açıklanmıştır. (1)


Bunlardan başka :

Nisa, 4/103.; Rum, 30/17-18; Nur, 24/36; Kaf, 50/39-40; İnsan,76/25-26 ayet.-i kerimelerinde de beş vakit namaza veya vakitlerine mücmel olarak işaret eden ifadeler bulunmaktadır.





"Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Artık 'güvenliğe kavuşursanız' namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır."
(Nisa Suresi, 103)





"Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı tesbih edip (yüceltin). Hamd O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de."
(Rum Suresi, 17-18)




"(Bu nur,) Allah'ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği evlerdedir; onların içinde sabah akşam O'nu tesbih ederler."
(Nur Suresi, 36)




"Ve sabah, akşam Rabbinin adını zikret. Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et."
(İnsan Suresi, 25-26)
 

bursali68

Merhaba

HUD
114. Ve ekımıs salate tarafeyin nehari ve zülefem minel leylv innel hasenati yüzh****s seyyiat zalike zikra liz zakirın

Ve =Ve.
Ekıym=İkame edin, (kredinizi) yerine koyun.
Salat=NAMAZ (kılınan namaz),
tarafEYN =İki tarafında.( taraf = TARAF....EYN = İKİ ( İki Uç Değil...İKİ TARAF)
Nehar=Gün ışığının, gündüzün,günün.
Zülefen=Akşam surları, akşam inişi, akşamın siyahlaşması, zülüfler, saçların bırakılması, siyah saçların açılması.
minel LEYL =geceye doğru ESMERLEŞME.
LEYL = GECENİN (üçüncü vakit namazın) GİRİŞİ (Ak ve karaipliğin ayırt edilememesi anı)... Ve TA ki, aynı biçimde "ak ve kara ipliğin" ayırdedileceği SABAHa kadar olan TÜM GECE vakti.

İsra suresi ise olan Hud suresinde söylenmişin bir nevi tekrarıdır...

Ayrıca kelime " ekımıs salate " değil ise Vakit namaz,ödenecek namaz,yerine konacak namaz değildir...!!! Yani her SALAT Namaz değildir...

Sağlıcakla kalınız...
 
ya canım abım bu mana bakımından deısık sekıllerdede tercuma edılırkı salat kelımesı baska sekılde kullanılır bılıorum ama cogunlukla peygamberlerın teblığ hususlarında kullanılıyor olması namazla ılgılı bölömlerde sabıt namazı kastettığı yönöde kanım varkı buda cogu alım tarafındanda sabıttır

bıde vanım abım bende yasayan sunnet kaıdesı var yanı rastlantı olduğunu dusunmuyorum namaz vakıt ve rekat sayıları hakkında tabıkı yasama tarzlarına sonsuz saygım var yeterkı allaha bağlanalım temız kalple ıstekle husu ıle fazla eksık önemlı deıl ama yaparken hakkını vererek namazı seccadeye sıkıstırmadan önemlı olanda bu

saygılar
 

bursali68

ya canım abım bu mana bakımından deısık sekıllerdede tercuma edılırkı salat kelımesı baska sekılde kullanılır bılıorum ama cogunlukla peygamberlerın teblığ hususlarında kullanılıyor olması namazla ılgılı bölömlerde sabıt namazı kastettığı yönöde kanım varkı buda cogu alım tarafındanda sabıttır

bıde vanım abım bende yasayan sunnet kaıdesı var yanı rastlantı olduğunu dusunmuyorum namaz vakıt ve rekat sayıları hakkında tabıkı yasama tarzlarına sonsuz saygım var yeterkı allaha bağlanalım temız kalple ıstekle husu ıle fazla eksık önemlı deıl ama yaparken hakkını vererek namazı seccadeye sıkıstırmadan önemlı olanda bu

saygılar

Merhaba,

Aynen,sonuçta ne ben böyle dedim diye böyle olacaktır,ne de din öyle diyor diye her inanan aynı şekilde kabul edecektir...Önemli olan ibadeti Allah için yaparken aslında neye hizmet ettiğinin bilincinde olabilmek...

Sağlıcakla kalınız...
 
Merhaba,

Aynen,sonuçta ne ben böyle dedim diye böyle olacaktır,ne de din öyle diyor diye her inanan aynı şekilde kabul edecektir...Önemli olan ibadeti Allah için yaparken aslında neye hizmet ettiğinin bilincinde olabilmek...

Sağlıcakla kalınız...

olay budur canımın içi abim istemek ve isteğe allahın cevap vermesi gerisi kendiliğinden oluyor bi şekilde
 
Üst