• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

Türk Resminde Peyzaj

Türk görünü resminin ta rihteki en eski örneklerini, Türk-İslam kültürünü 14. yüzyılda Doğu ülkelerinde egemen kılan ilhanlılar dö nemi minyatürlerinde bulu yoruz, ilhanlılar sarayında resim yasağı kaldırılmış, natüralist tarzda işlenen öteki konular arasında doğa görünümlerine de yer veril mişti. Moğol ve Uygar boy lan Orta Asyadan, İrana göçtükleri zaman minyatür tekniğini de yaymışlardı. On altıncı yüzyılda Kanu ni Sultan Süleymanın Bağ dat seferine katılan Mat rakçı Nasuhun İstanbuldan, Tebrize kadar bir çok kent ve geçitlerin pers pektif kurallarına göre yapılmış kroki ve suluboyala rım içeren Beyan-ı Mena-zil-i Seferi Irakeyn adlı al bümünü yoğun gözlem gücü, gerçekçi ve belgeleyici özellikleriyle minyatür nakış geleneğinde ilginç bir aşama olarak anmalıyız. Bu arada Topkapı Sarayı kitaplığında bulunan 19. yüzyıl başlarından kalma Divan-ı İlhami adlı el yazması ile 1811′de Bozoklu Osman Şakirin yazıp re simlediği Sefaretname-i İranda yer alan kent ve ka saba görünümleri de ışık-gölge ve perspektif uygula ması yönünden yeni teknik ler araştırmasıyla kitap res minde bir gelişmeyi belir ler. On sekizinci yüzyıl son larına değin Selçuk ve Os manlı Türklerinde geçerliği ni sürdüren minyatür res samlığında, Batı resmine yaklaşma belirtileri görül*müştü. 19. yüzyıl sonlan ve 19. yüzyılın ilk yansında özellikle saray çevresinde oluşan sanat ürünlerinde Batıdan giderek etkilenen minyatür geleneği yerini duvar resimlerine bıraktı. Bu dönemde Topkapı Sara yı harem daireleri, Boğazi çinin konak ve yalıları ile Rumeli ve Anadoluda bazı konaklarda Osmanlı mimari süslemeleri arasında görü len duvar ve tavan resimle ri, ince kalem işleri arasında Boğaziçi ve kırsal görü nümler bulunmaktadır.

TÜRK RESMİNDE BATI ETKİSİ

18. yüzyılın ikinci yarı sında Avrupa ile artan iliş kilerin sonucu Doğu nak kaşlığından Batı tekniğinde yağlıboya resme geçiş çaba ları başladı. Üçüncü Ahmet zamanında Batılılaşma özentisi hızlanınca Avru padan Türkiyeye birçok ressam, yazar ve mimar getirildi. Çoğunlukla İtalyan ve Fransız ressamları nın yaptığı İstanbul, Bur sa, İzmir gibi büyük kentle rimizin görünümleri ile Doğu yaşamını tasvir eden resimler Türk resmim de etkilemekten geri kalma dı. 19. yüzyıl peyzaj resmimizin ilk Örnekleri kesinlikle ve bütünüyle saptanama mıştır. 1850′den sonra Pa riste öğrenim gören Şeker Ahmet Paşa, Osman Hamdi ve Süleyman Seyyit ku şağı Batıda edindikleri akademik eğitim yanında yeteneklerini yerel duyar lıkta doğa görünümlerinde de geliştirmekten geri kal*madılar. Aynı dönemde ürün veren, ama yetişme koşullarından gelen ayrım lar yüzünden Primitifler diye nitelenen kimi ressam larımız ise safyürek bir yaklaşımla duru, ilkel ve mistik çağrışımlı peyzaj şe malarına yönelmişti. Hüse yin Giritli, Ahmet Bedri, Fahri Kaptan, Salih Molla Aşkî. Kaymakam Mustafa, Münip gibi adları bilinen ve bilinmeyen primitif res samlarımızın bir bölümü fotoğraf ve gravürden de yararlanarak dağa tutkusu nu ilkel ama yerel ve özgün bir duyarlıkla birleştiren çabalarını yirminci yüzyıl başlarına kadar sürdürdü ler. Başlangıçta doğa tutkusundan kaynaklanan bir betimleme eğilimi, nesnel bir yansıtmacıktan çıkış yapan peyzaj türü, günü müze kadar resmin sanat sal sorunlarını, kişisel üslup çözümlerini ve çağdaş akımların yorumlayıcı, oluşumcu özelliklerini de içeren çok güçlü bir resim teması olarak günümüze değin et-kinliğini duyurdu.

"İstanbul, 1980" Devrim Erbil
"Fırtına, 1957" Nurullah Berk

TÜRK RESMİNDE PEYZAJ SERGİSİ

Bugünlerde Kurtuluş Baraz Galerisinde açılan 1886′dan Günümüze Ka dar Türk Resminde Pey zaj konulu sergide öteden beri resmimizin çok yaygın bir teması üzerinde oldukça sınırlı bir toplam bir araya getirildi. Galeri nin kendi koleksiyonundan düzenlenen ve elli dolayında yağlıboyadan oluşan bu sergide, bir bölümü asker kökenli, kimilerinin adları bilinmeyen ve Türk Pri mitifleri olarak nitelenen ressamlarımızın yapıtları genişçe bir yer tutuyor. Süleyman Sami Kulları im zalı ve 1886 yapımlı Ihla mur Kasrı konulu tablo, İstanbul Resim ve Heykel Müzesinde bulunan İbrahim imzalı aynı konudaki resimle oldukça yakınlık gösteriyor. 1905′te Darüşşafakada resim öğretmenli ği yapan Fahri Kaptanın Kız Kulesi, Galata Köp*rüsü gibi görünümleri ya nında Jean Brindisinin bir gravüründen yağlıboya ya uyarladığı Rumelihisa rı Önünde Dolmuş Kayığı adlı tablosu kimi primitif ressamlarımızın gravür ve fotoğraftan yararlandıkları nı doğruluyor. Kaymakam Ali Saminin (1867-1937)Kâğıthanede Sünnet Köprüsü, Selahattinin Malta Köşkü, Yazmacıyanın Beyazıd Meydanı konulu tablolarında primi tiflerimizin peyzaj gelene*ğinde figür ilişkilerine de yer verdikleri görülüyor. Adlan bilinmeyen imza sız sanatçıların tablola rında ise Anadolukavağı, Yıldız Sarayı Köşkü, Malta Köşkü, Eyüp Sırtlarından Haliç, Saray burnu, Ihla mur Kasrı gibi İstanbulun pitoresk görünümleri yoğun bir duruluk, sadelik, içten lik, doğaya saygı ve titiz bir işçilik gibi ortak yorum özellikleriyle işlenmiştir. Bunların arasında Arnavutköy sırtlarından Boğaza açılan ve perspektif kuralla rıyla derinlik etkisini duyuran bir yağlıboya da Fahri Kaptanın olduğu sanılan aynı konulu bir tablo ile bü yük bir benzerlik taşıyor. Şeker Ahmet, Hüseyin Zekai, Halil Paşalarla, Sü leyman Seyyit, Hoca Ali Rıza, Osman Hamdi gibi Batı anlayışına yönelen ilk kuşak ressamlarımızın ya pıtları Courbet, Corot, Geröme gibi Fransız sanat çılarını çağrıştırmakla bir likte bizde yağlıboya tekni ğinde yerel görünü duyarlı ğım kutsal denebilecek bir doğa sevgisiyle birleştir mişlerdi. Türk Resminde Peyzaj konulu sergide ne yazık ki bu dönemden hiçbir örnek bulunmuyor.

Balıkçılar Şükriye Dikmen

1908-1910 yıllarında Sanayi-i Nefiseyi bitirerek eğitimlerini Avrupada pe kiştiren İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Hikmet Onat, Nazmi Ziya, Namık ismail, H. Avni Lifij, Sami Yetik kuşağı kendilerinden öncekileri çok gerçekçi bir objektif bularak dolaylı bir izlenimcilikle peyzaj res minde etkinlik göstermişti. Sergide bu dönem ressam*larımızdan Hikmet Onatın 1946 ve 1954 yapımlı iki Haliç peyzajı, Sami Yetik-in Ankara Sırtlarından bir görünümü ile Ruhi Arelin Galata Köprüsü (1921) konulu bir tablosu dışında hiç örnek verilme miş. Hamit Görelenin izle nimleri renk beğenisiyle geometrik düzen etkilerini uzlaştırmak isteyen kırsal bir görünümü, Mehmet Ali Laganın Bursadan, Elif Nacinin İzmitten, Cihat Burakın Paristen manzaraları yanı sıra Bed ri Rahminin son dönem çalışmalarından bir Gecekonduları yanında Sabri Berkel, Hulusi Mercan, İbrahim Safi, Selahattin Teo man, Nihat Akyunak deği şik üslup doğrultularındaki tablolarıyla serginin top lamında yer alıyorlar. Edip Hakkı Köseoğlunun Tar laya Gidiş, Nurullah Berkin Fırtına- (1957), Naci Kalmıkoğlunun Göksu Eğlenceleri, Şük riye Dikmenin Balıkçılar (1947), Nedim Günsürün Pazar Yeri (1948) konulu düzenlemelerinde kişisel üs lup ayrımları içinde doğal görünümden çok figüre öncelik verilmiş.

Milliyet Sanat Dergisi / 15 Nisan 1981
Ahmet Köksal
galeribaraz.com
 
Üst