Kadın Emeğinin Tarihsel Evrimi

8 Mart Özel

19. yüzyılda, kadınların ‘ev’ dışında en çok çalıştırıldığı alan tekstil sektörüydü. Vasıfsız işlerde çalıştırılanların karısı kadındı, vasıflı işler ise erkeklere ayrılmıştı. Fabrikalarda kadın ve erkekler arasındaki iş ayrımı sendikaların gelişmesini de etkiledi. Fabrikalarda çalışan kadınlar kendi geçimlerini sağlayarak yeni bir statü kazanmış ve bağımsızlıklarını elde etmişlerdi.

Kadınlar, 1834 yılında radikal ve sendikal hareketler, Ulusal Birleşik Sendikalar, şapka işçileri, kadın terziler ve İrlanda kadın loncaları olarak yer aldılar. Bu dönem kadınlar çalışma süreçlerinde, toplumsal ve kamusal faaliyetlerde önemli rol oynadılar. 1830’larda kadınlar siyasal eylem biçimlerinde etkin yer almaktaydılar.

1838 haziranında Kuzey Yıldızı gazetesinde ‘Gerçek Bir Demokrat’ imzasıyla İskoçyalı kadınlara seslenen bir mektup yayımlandı.
Mektupta şöyle deniyordu:
“Kadın yurttaşlarım! Sizlere basit bir işçi olarak, Glasgowlu bir dokumacı olarak sesleniyorum. İfademin dilbilgisi kurallarına uygun olmasını beklemeyin, çünkü ben de birçok kadın arkadaşım gibi, her insanın hakkı olan eğitimden mahrum kaldım. Ülkesinin yasalarının yapılmasında her kadının oy hakkı olması gerekir, hele hükümetin başında bir kadının bulunduğu şu dönemde bu daha da geçerlidir...”

Bu mektup o yıllarda kadınlara oy hakkı talebinin özel olarak emekçi kadınlar tarafından dile getirildiği ender durumlardan biridir. Kadınların talepleri çoğunlukla daha toplumsal ve geneldir.

1864’te Uluslararası İşçi Birliği kuruldu. Genel Konsey, kadınların üyeliğe kabul edilmesini benimsedi. 1891-1906 yılları arasında istihdam eğitilim sanayiden hizmet sektörüne kaydı. Masa başında çalışanların sayısı yüzde 20 arttı. 1900 yılında kadınlar toplam işgücünün yalnızca yüzde 18’ini, 1920’de yüzde 20’sini ve 1930’da da yüzde 22’sini oluşturuyordu.

I.Dünya Savaşı yıllarında kadınlar kitlesel olarak çalışma yaşamına katılmaya başladı. Bütün büyük Avrupa ülkelerinde kapitalist sınıf, cephedeki erkeklerin yerine çalışma yaşamına kadın işçileri sürdü. Kadınlar genellikle en tehlikeli koşullarda, erkeklere verilen ücretlerden daha azını alarak cephane fabrikalarında çalışmaya teşvik edildi.

20. yüzyıl başında New York’ta konfeksiyon atölyeleri ve tekstil fabrikalarında çalışan kadınlar, insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücretlere karşı örgütlendiler, eylemler düzenlediler. Çalışma saatlerinin azaltılması, daha yüksek ücret, oy hakkı istediler, çocuk emeğinin kullanılmasına son verilmesini talep ettiler. Bu eylemlerde ‘Ekmek ve Güller’ sloganını kullandılar; ekmek, iş güvenliğinin, gül ise daha iyi bir yaşamın sembolüydü.

1910 yılında Kopenhag’da toplanan Sosyalist Enternasyonal Konferansı’nda, ABD’deki tekstil işçilerinin eyleminden etkilenen Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart, ‘Kadınların Uluslararası Birlik Dayanışma ve Mücadele Günü’ ilan edildi. Zetkin, Rosa Luxemburg’la birlikte 1915’te Bern’de ‘Savaşa Karşı Uluslararası Kadın Konferansı’ düzenledi...

Kaynak: *Eğitim Sen’in "Yaslarda Kadın" adlı kitabından.
 
Üst