Necm suresi 19.....23. Ayetlerden nasıl bir ders çıkarmalıyız?

O necme kasem ederim indiği dem ki
Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da
Ve hevadan söylemiyor
O sade bir vahiydir ancak vahyolunur
Ta'lim etti ona kuvveleri şiddetli
Bir kuvvet sahibi, hemen duruklandı
Ve o en yüksek ufukta idi
Sonra yaklaştı da tedellî etti
"kabe kavseyni ev edna" oldu da
Verdi kuluna verdiği vahyi
Gözün gördüğünü kalb tekzib etmedi*
Şimdi siz ona o görüşüne karşı
mücadele mi ediyorsunuz?
Kasem olsun ki o onu bir deha da
inişinde gördü
Sidrei müntehanın yanında
Ki Cennetül'me'vâ onun yanında
O dem ki o Sidreyi bürüyen bürüyordu
Göz, ne şaştı ne aştı
Vallahi gördü rabbının âyâtından
en büyüğünü gördü
Siz de gördünüz değilmi Lât-ü Uzzayı?
Üçüncü olarak da menatı uhrayı?
Size erkek ona dişi öyle mi?
Bu öyle ise çok hayflı bir taksim

Onlar hiç bir şey değil,
sırf sizin ve babalarınızın taktığınız kuru isimler.

Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi.
Yalnız zanna ve nefislerin sevdasına tabi' oluyorlar.

Elmalılı H. Yazır/53.1-23
HAK DİNİ-KUR'AN DİLİ
 
Allah kur’anı, sizlere bir rehber bir güneş olsun diye indirdim diye öğüt verir bizlere. Bizler ise onu yeterli görmeyip, içinde her şeyin olmadığını, onun özet bilgiler olduğunu söyleyenlere inanırız. Kur’anda olmayan onca bilgilerin, hükümlerinde Allah katından olduğunu söyleriz, çünkü bize böyle öğretilmiştir. Rehbere hiç müracaat etmediğimiz içindir ki habersiz yaşar gideriz sanılarla. Tıpkı kur’anın indirildiği dönemde olduğu gibi. O devirlerde elbette hem Allah a iman ediyorlar hem de daha önce gelen dinlerin bazı etkileri yaşanıyordu. Fakat Rabbin dini öyle bir hal almıştı ki, dinin aslı hurafenin içinde kaybolmuştu adeta. Uydurdukları hurafeler ve sanıya iman etmeleri nefislerine daha yakın gelmiş olmalılar ki, kendilerince bir din yaratmışlar adeta. İşte Rahman da bunun için ve en son bir şans daha vererek kullarına, elçisi olarak seçtiği örnek insan Hz. Muhammet aracılığıyla KURANI bizlere göndermiştir. Rabbim onlarca ayetinde bizleri kur’ana davet ederek onun ipine sarılmamız gerektiğini söyleyip, sizleri KURANDAN HESABA ÇEKECEĞİM demiş, bizlerin işini aslında çok kolaylaştırmıştır. Bakın sizlere bugün, Necm suresi 19 ve 23. ayetleri hatırlatarak o günkü toplumun yanlış inançlarına karşılık kendilerine seçtikleri şefaatçiler, yani putların ancak bir hurafe bir sanı ve nefislerinin uydurmaları olduğunu nasıl ikaz ederek söylüyor, tabi bizler bu ayetten nasıl bir ders çıkarmalıyız?

Necm 19: Gördünüz mü Uzza'yı, Lât'ı. 20 Ve ötekini, üçüncüsü olan Menât'ı. 21 Erkek size, dişi Allah'a mı? 22 İşte bu, insafsız bir bölüştürme. 23 Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka şeyler değildir. Onlar hakkında Allah bir kanıt indirmemiştir. Onlar, sadece sanıya, bir de nefislerin hoşlandığı şeylere uyuyorlar. Yemin olsun, onlara hidayet Rablerinden gelmiştir.

Yukarıdaki ayette o devrin inançları gereği şefaat umdukları putlardan bahsederken bakın Rabbim nasıl uyarıyor? (Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka şeyler değildir. Onlar hakkında Allah bir kanıt indirmemiştir. Onlar, sadece sanıya, bir de nefislerin hoşlandığı şeylere uyuyorlar.) Demek ki Rahman kanıt indirmediği hiçbir konunun iman adına benimsenmesini istemiyor, tam tersine bunu yapanlara kızıyor. Kanıtı da indirdiğim kitaplarda arayacaksınız diye de bizleri birçok kez uyarmamış mıydı? Kitaplarında kanıt indirmediği konular hakkında Rabbim ne diyor lütfen dikkat edelim. Onlar sadece sanıya, birde nefislerinin hoşlandığı şeylere uyuyorlar diyor. Hatırlayınız lütfen Rahmanın kur’anda hiç bahsetmediği hüküm vermediği onca konular, sırf nefislerimizi tatmin adına, menfaatlerimize uyacak şekilde, bunlar Allah katındandır diye bizlere sunmuyorlar mı? Allah katından olsaydı Rabbin rehberinde apaçık yazmaz mıydı diye niçin düşünen yok? Ayetin sonunda Rabbin söylediği çok önemli bir cümle var onun üzerinde sanırım çok düşünmeliyiz. (Yemin olsun, onlara hidayet Rablerinden gelmiştir.) Demek ki hidayeti yalnız KUR’ANDA aramalıyız. Peygamberimiz Rabbimden gelen hidayetin uygulayıcısı olduğuna göre, Kur’ana uymayan onun vermediği bir hüküm konusundaki sözleri, bu peygamber sözüdür diye nakledenlere karşı çok dikkatli olmalı ve onların tuzaklarına kanıp adeta putlardan şefaat bekleyenlerin durumuna düşmemeliyiz. Bildiğiniz gibi ayette bahsedilen Lat, Uzza gibi putlara tanrı diye tapılmıyor, tam tersine onlar geçmiş zamanlarda yaşamış, sevilen, değer verilen insanların putlarıydı. Bunlardan şefaat isteniyor ve Allah a aracılık yapması, günahlarının affedilmesi için yalvarılıyordu. Acaba günümüzde bunun daha değişik şekli, daha başka yöntemlerle yapılmıyor mu dersiniz? Biraz düşünün aklınıza o kadar çok örnek gelecek ki. Bununda yorumunu sizlere bırakıyorum.

Dilerim Rabbimden bizleri kur’anın ipine sarılan, onu rehber edinen onun güneşi ile aydınlanan kulları arasına, bizleri alması dileklerimle. SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜŞTABAK
 
Üst