Tartışmamanız gereken 10 kişi

Biriyle kapışmak veya tartışmak hakkınızı aramak için zaman zaman gerekli bir yöntem olsa da, siz siz olur bazı meslek gruplarıyla asla böyle bir münasebete girmeyin. Faturası ağır olabilir!

Eski sevgilinizle asla kapışmayın

İşte listenin ilk sırası. Eski aşkınız... Kötü de ayrılmış olsanız asla geriye dönüp bakmayın. Çünkü zaman geçtikçe daha da hırslanıp hıncını almak isteyebilir. Bu durumda da başınıza birçok şey gelebilir. Kimsenin yüzüne bakamayacak hale gelebilirsiniz. Dikkatli olmak gerekir!

Komşularınızla sakın tartışmayın!

En çok vakit geçirdiğiniz yer eviniz! O nedenle huzur sizin için en önemli şey. Tüm günün stresini evinizde atıyorsunuz. Eğer huzurunuz bozulmasın diyorsanız, asla komşunuzla kavga etmeyin. Hergün karşılaştığınız ve göz göze geldiğiniz komşunuz en değerli varlığınızdır.

Patronunuzla kapışmayın

Tabi ki de işsiz kalmak istemiyorsanız asla kapışmamanız gereken bir meslek grubu. Hatta olabildiğiniz kadar yumuşak başlı ve uyumlu davranın. BU kişi hayatınızda ileriki zamanlarda da lazım olabilir. Patronunuzu referans olarak kullanabilir veya yeni iş imkanlarını onun sayesinde yakalayabilirsiniz.

Öğretmeninizle asla kapışmayın

Öğretmenler güçlü kişilerdir. Sizin geleceğinizle oynama yetkisine bile sahiptir. Yetkilerin bu kadar geniş olduğu bir meslek grubuyla kapışmanız pek doğru bir iş değildir. Geleceğinizle oynamak istemiyorsanız sakın tartışmayın.

Hizmetçinizle asla kapışmayın

Birini evinizde tek başına bırakmanız demek, o kişiyi hayatınıza dahil ediyorsunuz demektir. Bu kişinin hayatınıza dahil olması demek de, başınıza birçok şey gelebilir anl***** gelir. Mesela diş fırçanız klozetin içinde bir süre yüzüp tekrar bulunduğu yere geri gelebilir. O nedenle siz siz olun, tartışmayın!

Postacıyla tartışmayın

Postacınızla da sakın kavga etmeyin. DÜşünün bir kere. Diyelim ki, çok önemli bir evrak bekliyorsunuz veya sevgilinizden önemli bir mektup. Böyle bir durumda hayatınız postacıya bağlı. Size öcünü alabilmek için onlarca bahane uydurabilir.

Mesela; mektubunuz posta kutusunda kaybolabilir, gönderen kişi göndermemiş olabilir...

Müşteri Hizmetleri Servisi ile asla kapışmayın

Call center görevlisi gibi müşteriyle birebir ilişkide olan kişilerle tartışmayın. Yoksa telefon başında saatlerinizi harcayabilirsiniz!

Kuaförünüzle asla tartışmayın

Güzelliğinizi sadece saçınızla ilişkilendiriyorsanız, asla kuaförünüzle tartışmamalısınız. Çünkü sizi rezil de edebilir, vezir de! Saçınız beklediğiniz modelin veya rengin çok dışında bir şekle girebilir.

Sinirli taksi şöförleriyle kapışmayın

Trafikte seyrederken laf attığınız veya tartıştığınız kişiye çok dikkat edin! Özellikle mümkünse sinirli taksi şöförlerinden uzak durun. Tüm gün trafik içinde boğuşan taksicilerin siniri her an tepesindedir. Bu nedenle sizin küçük bir sözünüze verdikleri tepki çok büyük olabilir. Dayak yiyebilirsiniz ve hatta sopayla bile dövülebilirsiniz! Aman dikkat!

Garsonlarla sakın kapışmayın

Asla kavga etmemeniz gereken kişiler listesinin son sırasında garsonlar yer alıyor. kapışmak için tehlikeli bir grup çünkü öç almayı seven bir meslek grubudur. Bütün gün insanlarla başa çıkmak zorunda kalan garsonlar, özellikle kaprisli müşterilerin nazını çekmek durumundadırlar. Zaman içinde daha vurdumduymaz hale gelebilirler. Hıncını servis ettiği yemekten alabilirler. Yani sipariş verdiğiniz yemekle ilgili kötü emelleri olabilir. Eğer gittiğiniz bir restoranda yemeğinizi sağlıklı bir şekilde ve olması gerektiği gibi yemek istiyorsanız, siz siz olun, garsonlarla veya aşçılarla fazla kapışmayın.
(e-kolay)

Tartışmak her zaman olumlu sonuçlar doğurmayabilir. Supermeydan Forum'da tartışmayacağınız kişiler kimlerdir? :))
 
bence "sizi dinler görünen, ancak sadece laf sırasının kendisine gelmesini bekleyenlerle" asla tartışmayın, hatta arkanıza bakmadan kaçın!
 
ben yeniyim arkadaslar.. tartısma konusunu cok severim.. ama seviyeli bi şekilde tatrtısıldıktan sonra bş sorun cıkmaz bence :)
 
selam ederim;

tartisilmamasi gereken denilen 3 sey futbol,siyaset,din. ucude yerlerde surunuyor. insanlar kopuk en ucta birbirinden, tartismadan anlayamazsin taniyamazsinki isteklerini karsindakinin yada eksiklerini kendinin. cok tartismaya ihtiyacimiz var herkezi herseyi.
 

İNCİ

Tartışmak her zaman olumlu sonuçlar doğurmayabilir. Supermeydan Forum'da tartışmayacağınız kişiler kimlerdir? :))

Tartışma üslubu benim için çok önemli. Bilmediğim konularla tartışmaya girmem ve bilmediği konularda ahkam kesenlerle tartışmam.
Olaylara tek bir pencereden bakan insanlarla tartışmaya girmem.Kendi fikri olmayan insanlarla kesinlikle tartışmam. Psikolojik sorunları
olan insanlarla hiç bir konuyu tartışmam. Cahil oldukları halde bunu kabul etmeyen insanlarla da asla tartışmaya girmem.Önyargılı, yargılayıcı
tarzda yazan konuşan insanlarla tartışmam. Malum supermeydanda çok var böyle üye. Tartışma üslubu alaycı olan, hakaret eden ve imalı yazan,
laf sokan kişilerle tartışmaya girmem. Supermeydanda tartışmaya girmediğim üyeler var ama isimleri bende saklı kalsın.:)
 

Venhar

1. Hikaye yarışma birincisi, 2. Avatar yarışma bir
Öğretmen , düşünsenize tek dersten çakıldığınızı offf

Kuaför , ıyyy düşünmek bile tüylerimi, diken diken ediyor.

Garson, güzelim elbise birdennnn cıx vazgeçtim :)

Forumda bazen ters düştüğüm kişiler olsa bile ben asla tartışmadan yana değilim .
 

efi

selamlar,
gerçekten anlatacak önemli şeyleriniz varsa,yılmadan karşınızdaki anlayıncaya kadar anlatmaya çalışırsınız.baktınız anlayacak gibi değil,o fikri sabit insana yaşayarak öğrenmesi için zaman veririsiniz.bazı teoriler yaşamın pratiğine yenik düşer.insan,karşısındakini insan olduğu için,yani insana insan muamelesi yapması gerektiğini bildiği için,kıymet verir,dil döker.çünkü yaratılanı sever,yaratandan ötürü.iyiliğini ister.
siz diyeceklerinizi dediyseniz,karşınızdakinin idrakine kapasitesine kalmıştır artık gerisi.herkesin takdir edeceği üzere,cahillik kötü bir vasıf.ancak yeni fikirlere açık,dediğim dedik çalıdığım düdükçülerden olmayan,ele elden üstündür ilkesine aklıyla gönlüyle inanan bir insan cahillikten kurtulmuş olur.çünkü o kişi bilir ki Ulu Allah herkesten ve herşeyden üstün...
kendi düşündüğünün dışındaki fikirlere,asla ve asla yan gözle bile bakıp,doğruluk ihtimali vermeyen kişilerle ağız münakaşasına girmenin,ısrarla tartışmanın manası ve faydası yok.baktınız anlamamakta ısrarlı,susup beklemek lazım.
mevlana cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol demiş.ne de güzel söylemiş!dikkat ederseniz "dilsiz gibi"sessiz ol dememiş,"kitap gibi" sessiz ol demiş.o kitap dediği bizim aklımızdır,Allahın izni ile bildiklerimizdir.tabi kitabın içindeki değerli bilgileri anlayabilen de oluyor anlayamayan da bazen...herkes nasibi kadar payını alır bu hayattan.
Allah herkesi doğru yola sevk etsin,doğruda durmak için herkesin aklına aydınlık,kalbine hidayet,gözüne nur versin....
şu hikayeyi de paylaşmak istiyorum:
ANLAMAK İSTEMEYENE DAVUL ZURNAYLA ATLATMAK İSTESEN BİLE YİNE ANLAMIYOR
Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister?
Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip; Oğlum der, bunu al önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonunda kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
ÖĞRENCİ elindeki nesne ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.
İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve; Şunu kaça alırsınız? diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır evirir, çevirir sonra; Buna bir tek lira veririm, bizim çocuk oynasın der.
İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncüsünde bir semerciye gider, semerci nesneye şöyle bir bakar, bu der; Benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım, buna bir on lira veririm.
En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar; Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun? diye hayretle bağırır ve hemen ilave eder; Buna kaç lira istiyorsun? Öğrenci sorar; Siz ne veriyorsunuz? Kuyumcu; Ne istiyorsan veririm. Öğrenci; Hayır veremem diye taşı almak için uzanınca, kuyumcu yalvarmaya başlar; Ne olur bunu bana satın. Dükkanımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim. Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker. Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır.
Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar; Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak bir lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler.
Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır. Bilge sorar; Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin? Öğrenci; Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık diye cevap verir.
Bilge hoca çok kısa bir cevap verir; Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir. Her insanın hayatın da varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır...
 
Üst