Yabancı Dilde Eğitim...

-Öncelikle yabancı dille eğitim ile yabancı dil öğrenmeyi biribirine karıştırmamak lazım.Kuzey kore gibi kendi içine kapalı dünyayla hiç bir ilişkisi olmayan bir ülke modelini savunmadık biz bu satırlarda..

Yabancı dille eğitim Gana Nijerya Tunus gibi ülkelerde var.Bu ülkelerin ortak özelliği üçüncü dünya ülkesi ve sömürge sayılabilecek bir yapıda olmaları.Öğrendiklerini,bildiklerini,fikirlerini kendi dilleriyle tartişamayan ülkeler bunlar.Düşünün sevgilinize seni seviyorumu kendi dilinizde değil başkalarının dilinde söylüyorsunuz.O sevgi sevgi olmaktan o aşk aşk olmaktan çıkmazda ne yapar?

Neden Yabancı dille eğitime karşı olmalıyız?

1-)Bugün üniversitede sınav yoluyla en yüksek puanları elde ederek girmeye can attığımız eğitim dili ingilizce olan okullar kime hizmet ediyor?Hiç düşündünüz mü?Bu okullardan mezun olan hatta bu okullarda görev yapan akademisyenleri inceleyin hepsi yabancı güdümlü.Ülkesinin menfatine tek bir cümlesi olmayan kendi alanım için konuşmam gerekirse serbest piyasa ekonomisini Avrupa Birliğini savunan ülkesinin haddini bilmesi gerektiğini düşünen bir garip yabancı hayranlığı içerisinde bulduğu her fırsatta ülkesini hor görür tavırlarla eleştiren uşaklaşmiş beyinler..

2-)Tüm yabancı dil eğitimi veren okullarda Amerikadan İngiltereden ithal edilen çok pahalı kitaplar oktulmakta bunun ülkemizin ithalatında ciddi anlamda bir yekün teşkil ettiğini görmekteyiz.Oysa bu kitaplar Ülkemizin hocaları tarafından hazırlanıp okutulabilir.Ama bunlarında önü tıkanmış durumda bir şekilde bu istenmiyor.Çünkü bu kitaplar bu ülkelerin gelir kalemlerinden biri.

3-)Bahsi geçen kitaplarda yabancı ülkelerin hayat tarzı yaşayişları sanatçıları anlatılmakta derslerde ingilizce şarkılar oyunlar oynanmakta kimi zaman cd yada kaset çalara takılan cd/kasette izlenen animasyonlarda yabancıların esprileri hayata bakış tarzları olayları değerlendiriş biçimleri ahlakları aynen küçük öğrenciye sirayet ettirilmektedir.Bir çok ilkokul öğrencisinin korolar halinde yabancı dil eğitimi veren okullarda noel şarkıları söylemesi konunun ne derece önemli bir boyut kazandiğini göstermektedir

4-)Yabancı dil eğitimi veren bir üniversite ve diyelim orada okuyan işletme yada iktisat öğrencisi düşünelim..Ülkenin en değerli en güzide en iyi olarak adledilen isim verelim Boğaziçi üniversitesinde..Acaba yeni üniversiteye başlayan arkadaşımız derece yaparak bu okulu kazanmakla aslında ne kazandı?

Ülkemizin çok değerli bir ferdi olma yolunda bir ivme mi kazandı? Yoksa Sürekli ingilizce ders anlatan sözde “Türk öğretmen”in ne dediğini anlamaya çalişmaya hak mı kazandı? Yoksa Yabancıların nasıl uşağı olunur adlı 4 senelik bir eğitim mi almaya mı hak kazandı?

5-)Okulda görülen dersler….Dersimiz Türk Ticaret hukuku..Evet başındaki Türk ibaresine dikkat.Ama ne garip ki bizim üniversitemizde eğitim dili ingilizce.Türk ticaret hukunu ingilizce görmek.Milli marşın yabancı dil olması kadar alçakça..

6-)Dersimiz işletme…Ne garip Türkiye ekonomisi üzerine kafa patlatmıyoruz.Biz buraya meğerse çok uluslu şirketlerde çalışmak için eğitim almaya gelmişiz;ülkemize faydalı olmaya değil. Amerikan şirketlerini nasıl daha çok kazandırırız onun üzerine çalişmalar yaparız güzelce.Zaten bütün öğrencilerimizde nasıl çok uluslu şirketlerde çalişirim onun peşindeler.Nasıl olsa biz işletmeci biz iktisatçıların görevi, misyonu ülkemimizin dış ticaret açığını nasıl azaltırız ülkemizin milli gelirini nasıl artırırız değil ki..Onu yapacak daha önemli kurumlar var.Mesela imf…

Biz globalizm nedir kime hizmet eder bu sistemden zarar görenler kimlerdir hiç düşünmeyelim.İyi bişey olmasaydı Amerika istermiydi(!)

Maalesef günümüzde küreselleşmeye emperyalizme serbest piyasa ekonomisine karşı olmak, anti amerikanci olmak, ilkellik; milliyetçi olmak ulusal değerleri savunmak fazlaca Türk’üm demek ise faşistlik olarak görülmekte;vatanını satmak üç paraya şahsi menfaat sağlamak için ülkenin altına oymak modernizm sayılıyor.

Bunlar yeni şeyler değil Elbette..

Tanzimat sonrasını hatırlayalım.İçimizdeki batı hayranlığını..Bizim edebiyat tarihimizde felatun bey tipi vardır.Felatun bey tipini Ahmet Mithat kullanmıştır.Batı etkisinde kalmış Türk aydın tipidir kendisi.Hüseyin Rahmi Önce “Şık” sonra “şıpsevdi” eserleriyle aynı konuya vurgu yaparken Recaizâde Mahmut Ekrem “araba sevdası” ile Ömer Seyfettin “Efruz Bey” eserinde bu batı taklitçisi kendi halkını hor gören halkına uzak kendi ulusandan kopmuş olan alafrangalık satan aslında ecnebi türküleri söyleyenleri tenkit etmişlerdir.

Yök’ün her bölümde okutulmasını zorunlu kıldığı iki ders vardır.Biri Türkçe diğeri Türk İnkilap Tarihi..

Ve ne acıdır ki yabancı dil öğrenimi yapan okulumuz Atatürk’ün devrimlerini anlatan inkilap tarihini ingilizce okutuyor.Dahası bu kitabı yazan bir ecnebi. Kendi tarihiimizi başkasının ağzından ecnebice dinlemek..

Yabancı dille eğitim yapan okulumuz bunun yanında tavsiye ve yardımcı yayınlar olarakta Batıya uşaklık eden Cengiz Çandar’ın yabancı dergilerde çıkan makalelerini okutuyor. Tabi işler bununlada kalmıyor.Peki bakalım bizim tarafsız olarak Türk tarihini yazdığını zannedilen ecnebi ne demiş?

“Atatürk’ün nutuku tarihi bir belge olarak ele alınamaz.Tamamıyle muhliflerini eleştirmek için yazılmıştır.

Atatürkçülük esasen başka fikirlerinden alıntıdır.Hiç bir zaman kendi içinde tutarlı ve geçerli olamadı.Atatürkçülük abartılmış bir tarih kimliği ve milli şövenizmi araç olarak kullanıyor.Atatürk dönemi aydınları ise hayal perest halktan kopuk ve toplum mühendisliğine soyununan küçük bir gruptur.Bu yüzden devrim anadoluda etkili olamadi.Devletçilik politikası 1929 buhranının sonucuydu.Devletin kuruluş politikası değildi.”


İşte beğenilmeyen aydınlarından birinin lafları (Falih Rıfkı)

“Türkiyede devletçiliğin iktisat kitaplarındaki eleştirisi bireyciliğin eleştirisi gibi bize uymaz.Türk insanı nice senelerden beri ecnebi ve kilise insanıyla rekabet etmekten mahrum bırakılmıştır.Türk insanının kahramanlıkta bir eksikliği olmadığına şüphe yoktur.Ancak onu silahsız olarak topun ağzına süremezsiniz.Türkiyede rekabet serbestliği demek Türk insanını ecnebiye yedirmek demektir.Ben devletçiliği böyle anlayardanım.Liberallik Türkiyeyi kapitulasyonlara ve Türk milletini köleliğe götürür.Bu dava daha uzun sürecek.Her demogog demokrasi ve liberalizm sancağına sarilacaktir.Demokrasi Ankara’ya Osmanlı hükümetini Liberalizm galatayı(ecnebi sermayesi) getirir.Ben Kuvay-ı Milliye davası içindeyim”

İşte Mustafa Kemal’in ecnebilere karşı kendi ağzından lafları

Şimdiye kadar memleketimizde iktidadi,ilmi,siyasi maksatla çalişan ecnebi müesseseler aşağıdaki gayeler peşinde koşmuşlardır.

1-)Memleketimiz dahilinde çalişmalarında insafsiz kar sağlamak.Bizim için en az zararlı olanlar bunlardır.

2-)Bir bölgede elde ettikleri iktidadi imtiyazlara dayanarak kendilerini ilerde oranın sahibi olma hakkı çıkarmak.

3-)İktisadi ilmi insani maksatlarla altında memleketimize gelip gelecekte istilalar hazırlamak için muhtelif unsurları gerek hükümete gerekse biribirine karşı kışkırtmak.Bu gibiler hem cihan harbinin hemde memleketimiz dahilindeki iç isyanların müsebbihleridir..

4-) Sırf ilmi insani gayelerle memleketimizde çalışmakla beraber ruhlarında yerleşmiş bulunan hristiyanlık güdüsüyle sırf hristiyan azınlıklarla meşgul olmak ve onlara ister kasıtlı ister kasıtsız arasında azanlıklarında yaşadığı müslüman kitlelelerden ayrılma duygusu aşılamak..

“Hiç bir hükümet kendi tebaasından olan on binlerce çocuğu kendi memleketi dahilinde bir yabancı heyeti tarafından her türlü teftişten azade olarak büyütülüp onlara istenildiği gibi telkinlerde bulunulmasına müsade edemez.Buna müsade etmek çocukları yaşadığı muhite düşman veya hiç olmazsa yabancı olarak yetiştirmek,veya onları dolayısıyla o çevreyle çarpışmaya mahkum eylemek demektir.Bu ise gerek çocukların gerekse içinde yaşayacakları halkın felaketini hazırlamak demektir.Bunu engellemek ise hükümetin vazifesidir”

sevgiadasi.com (OnuR ) alıntı kurallarına özen gösteriniz
 
Üst