Sultan III. Murad Han

Babası: Sultan II. Selim
Annesi: Nur Banu Sultan
Doğum Tarihi: 1546
Tahta Çıkışı: 22 Aralık 1574
Ölümü: 16 Ocak 1595

Selim II ile Hasekisi Nur-Bânû Sultânın oğulları olub, babasının Saruhan Sancak Beğliği sırasında 5 Cemâziyel-evvel 953/4 Temmuz 1546 tarihinde Manisanın Bozdağ Yaylağında dünyaya gelmiştir. 966/1558 tarihinde Şehzâde Murad Akşehir Sancak Beğliğine getirilmiş ve babasıyla amcasının taht mücadelesinde Konya Muhâfızlığı görevini yürütmüştür. 1562 tarihinde Manisa Sancak Beğliğine tayin edilmiş ve padişah oluncaya kadar bu vazifede kalmıştır.

III. Murad zayıf irâdeli ve muhtelif tesirler altında kalabilen bir şahsiyete sahipti. Bu yüzden Sokullu Mehmed Paşanın sadrazamlığı süresince işler iyi gitmişse de, onun vefâtından sonra devlet idâresi Vâlide Sultânların ve bazı menfaatperestlerin tesiriyle daima kötüye gitmiş ve Osmanlı Devletinin duraklaması tam manasıyla III. Murad devri ile başlamıştır. 21 sene kapalı bir hayat yaşayan III. Murad, sarayında münzevî bir hayat yaşamış, son zamanlarına doğru Cuma namazlarını dahi Saray Camiinde edâ etmeye başlamıştır. Meşru dairede kalmakla birlikte kadına düşkün bir tabîatı vardır. Osmanlı tarihinde en fazla kadınla meşru dairede yaşayan padişah ünvanını alabilir. Hemen belirtelim ki, bu kadına düşkünlüğü gayr-i meşru hayat yaşıyor manasına alınmamalıdır. Zira aynı zamanda şair olan III. Murad bir cihetten de mutasavvıftır ve Fütûhât-ı Sıyâm ve Esrârnâme adlı iki tane tasavvufa dair eserleri de vardır.

Babası II. Selim'in ölüm haberi üzerine, Manisa Sancakbeyi bulunan oğlu Murad, İstanbula gelerek 28 yaşında 1574 yılında tahta geçti. Murad devrinde vukû bulan hadiseler şunlardır:

Fas Sultânlığının Osmanlı Hâkimiyetine Girmesi: Afrika kıt'asının bütün kuzey kısımları Osmanlı hâkimiyetinde bulunmasına rağmen sadece Fas Sultânlığı müstakil bir devlet halinde bulunuyordu. Ancak son yıllarda Fas'ta taç ve taht kavgaları baş göstermişti. Fas Sultânı Mevlây Muhammed, Portekizlilerle işbirliğine başlamış bulunuyordu. Buna karşılık Fas tahtını ele geçiremeyen Abdülmelik, Osmanlılara sığınıp, kendisinin Fas Sultânlığına getirilmesini istemişti. İsteği kabul edilerek Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa'ya emir verildi. Fas ordusu mağlûp edilerek Abdülmelik, Fas Sultânlığına getirildi (1576). Bu tarihten sonra Fas'ta Osmanlı hâkimiyeti başladı. Bu sırada saltanat iddiasından vazgeçmeyen Mevlây Muhammed Portekizlilerden yardım istedi. Portekiz Kralı Sebastian 80 bin kişilik büyük bir kuvvetle Fas'a geldi. Ramazan Paşa idaresinde Osmanlı ve Fas kuvvetleri 1578 yazında Portekizlileri Vadis-sebil Savaşı'nda fena halde bozguna uğrattılar. Kral Sebastian, muharebe meydanında öldü.

Lehistan'daki Osmanlı Hâkimiyeti (1575): Lehistan Kralı Sigismund Ogüst ölünce, memleket taht kavgasına düşmüştü. Avusturya ve Rusya kendilerinin gösterdikleri namzetlerin Leh Kralı olması için faaliyet gösteriyorlardı. Hattâ bu maksatla, Rusya kuvvet bile sokmaya kalkıştıysa da, Osmanlı kuvvetlerini karşısında bulunca geri çekilmeye mecbur kaldı. Osmanlı Devleti için Lehistan çok ehemmiyetliydi. Bu yüzden diğer devletlerden daha atik davranıp, nüfuzunu kullanarak kendisine tâbi Erdel Beyi Bathory'yi Leh Krallığına seçtirdi (1575). Lehistan bundan sonra vergiye bağlandı ve 1578 yılına kadar Osmanlı himâyesinde bir devlet olarak kaldı.

Sokullu Mehmed Paşa'nın Ölümü (1579): III. Muradın cülûsundan sonra hükümet idaresinin başında yine Sokullu Mehmed Paşa vardı. Ancak son zamanlarda saraydaki bazı şahısların tesiriyle Sokulluya olan itimad ve muhabbet azaldı ve hatta Sokullunun zevcesi İsmihan Sultân ve Vâlide Nurbânû Sultân olmasaydı belki de görevden azledilecekti. Üç padişah devrinde aralıksız sadrazamlık yapan Sokullu Mehmed Paşa, Osmanlı tarihinde ehemmiyetli yeri olan bir devlet adamıdır. Aslen Bosna'nın Sokkuloviçi köyünden alınmış bir devşirmedir. Zekâ ve kabiliyetiyle yükselmiş, kaptan-ı deryalık dâhil, devletin çeşitli hizmetlerinde bulunmuştur. Bir savaş adamı olmaktan ziyâde, onun siyasi tarafının daha büyük olduğu görülür. Sultân III. Murad devrinde, Sokullunun eski nüfuzunun kalmadığı anlaşılıyor.

İran Harpleri ( 1578 = 1590): III. Murad, padişah olduğu zaman, İran Hükümdarı Şah Tahmasb, Tokmak Han idaresinde bir elçilik heyeti yolla***** tebriklerini ve hediyelerini sunmuştu. Elçilik heyeti İstanbul'da gayet iyi karşılanmıştı. Fakat bir müddet sonra Şah Tahmasb'ın ölmesiyle İranda taht kavgaları başladı. Bir ara Tahmasb'ın oğlu İsmail, şahlığı elde etti. Bunun zamanında Osmanlı-İran dostluğu bozuldu. Osmanlı Devleti Avrupa ile sulhlar yaparak İran ile meşgul olmaya başladı. Çünkü Şah, Osmanlılarla süren barışı terk ederek, Doğudaki Kürtleri aleyhimize kışkırtıyordu. II. Şah İsmail de ölünce İranda taht kavgalarının sürüp gitmesinden Osmanlılar istifade etmek istediler. Doğudaki valilerin de durumunu müsait görüp, İrana saldırmanın vaktidir yollu haberler üzerine, Sultân III. Murad 1578 yılında İran'a harb açtı. O zaman Sokullu Mehmed Pasa daha sağdı ve İran savaşına engel olmak istedi. Sokullu Mehmed Paşa, İran'ın geniş bir ülke olduğunu, galip gelinse bile Şiî olan halkının itaat altına alınamayacağını söylüyordu ki, bunda ne kadar haklı olduğu sonradan anlaşıldı: Padişah, kendisi sefere gidecek karakterde bulunmadığından, ordunun başına Lala Mustafa Paşa'yı serdar tayin etti.

Lala Mustafa Paşa'nın asıl hedefi, Gürcistan'ı istilâ etmek olacaktı. Topladığı kuvvetlerle Gürcistan'a girip, fetihlere başlayan Lala Mustafa Paşa, Tokmak Han idaresinde bir İran ordusunun üzerine geldiğini duyunca buna karşı maiyetindeki kumandanlardan Özdemiroğlu Osman Paşa'yı yolladı. Osman Paşa, İran kuvvetleriyle Çıldır'da karşılaştı ve Tokmak Han'ı mağlûp etti (1578). Lala Mustafa Paşa, Gürcistan içinde ilerleyerek Tiflis'i ele geçirdi ve Şirvan'a doğru ilerledi. Şirvan'ın bir kısmını zapteden Lala Mustafa Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşa'yı serdar tayin ederek kendisi Erzurum'a döndü. İran kuvvetleri Osman Paşa üzerine taarruza geçtilerse de mağlûp olup çekildiler. Fakat İranlıların tecavüzü bitmiyordu. Kuvvetleri çok azalan Osman Pasa, geri çekilmek zorunda kaldı. Muharebelerin İran lehine dönmeye başlaması üzerine Lala Mustafa Paşa, azledilerek, yerine Koca Sinan Paşa serdar tayin edildiyse de kayda değer hiç bir muvaffakiyet elde edilemedi. Özdemiroğlu büyük bir gayretle İran savaşlarına devam ediyordu. Nitekim 1583 yılında Meşale Savaşı denen savaşta bir kere daha İranlıları yendi. Meş'ale Savaşı'ndan sonra İranlılar, Şirvan bölgesini boşaltmak zorunda kaldılar. Yeni serdar Ferhad Paşa, büyük kuvvetlerle İran sınırına gelip, bâzı muharebeler yaptı: Daha sonra sadrazam ve serdar tayin edilen Özdemiroğlu Osman Paşa ile beraber Tebriz'i almayı başardılar.

Osman Paşa'nın vefatından sonra Ferhad Paşa, ikinci defa olarak serdarlığa getirildi. Ferhad Paşa'nın bu ikinci serdarlığında Osmanlı orduları bazı muvaffakiyetler daha kazandılar. Ayrıca Doğuda Türkistan Hükümdarı Özbek Han, İrana saldırınca Şah Abbas, Osmanlılardan barış istedi. 1590 yılında yapılan Ferhad Paşa Antlaşmasına göre: Tebriz, Şirvan, Gürcistan, Dağıstan bölgeleri Osmanlılara verilecekti. Büyük kayıplar karşılığında alınan bu yerler, Osmanlıların elinde fazla kalmayacak, tekrar İranlılara geçecektir.

Yeniçeri ve Sipâhi İsyanları: İran'la anlaşma yapıldıktan sonra İstanbul'da Yeniçeri ve Sipahi isyanları vuku buldu. Bu isyanlar her ne kadar ulûfe (Yeniçerilere üç ayda bir verilen maaş) yüzünden çıkmışsa da, asıl sebebini devlet teşkilâtının bozulmaya yüz tutmasında aramak daha doğru olacaktır. İlk defa III. Murad devrinde Yeniçeri Ocağına rast gele kimseler alınarak kanun bozuldu. Yine ilk defa rüşvetle iş görülmeye başlandı. Askere ayarı düşük akçeler verilmek istenince Yeniçeriler, isyan ederek saraya yürüdüler. Âsiler defterdarın başını istediler. İstekleri yerine getirilince büsbütün şımardılar. 1589 yılında meydana gelen bu olaya Beylerbeyi Vakası denmektedir

III. Murad devrinde 1593 yılında da sipahilerin isyanını görüyoruz. Ulûfelerinin geri bırakılmasına kızan Sipahiler, saraya yürüyüp defterdarın kafasını istediler. Kendilerine nasihat etmek için gelenleri kovdular. İstanbul halkı da seyretmek için saraya dolmuştu. Halk dışarı çıkarılırken Urun hâ!... diye bir ses duyuldu. Saray muhafızları bunu Padişahın emri sanarak âsilerin üzerine saldırdılar ve dört yüze yakın âsiyi öldürdüler. Diğerleri kaçarak kurtuldu.

Yeni Bir Haçlı İttifakı Ve Nemçe (Avusturya) Harbleri (1593-1606): Bosna Beylerbeyi Telli Hasan Paşa, Avusturya topraklarına 1593 yılında büyük bir akın harekâtına girişmişti. Avusturya valilerinin Osmanlı sınırlarına tecâvüzlerine karşılık yapılan bu harekât, mağlûbiyetle neticelenmiş, komutanla birlikte çok şehid verilmiştir. Bu hadise Osmanlı-Nemçe harblerinin başlamasına sebep olmuştur. Nemçe savaşına Sadrazam Sinan Paşa gönderilmişti. Budin Beylerbeyi imdada giderek Nemçe ordusuyla harbe girdi ve mağlub oldu. Nemçeliler çok sayıda Macaristan kalesini ele geçirdiler. 1594 yılı baharında da Estergon Kalesini muhasara altına aldılar; ancak muvaffak olamadılar. Kırım kuvvetlerinin yardıma gelmesine rağmen tam bu sırada Osmanlı Devletinin başına bir gâile daha çıktı: Osmanlı Devletine tâbi olan Erdel, Eflak ve Boğdan Beyleri Papanın teşvikiyle isyan edip Avusturya tarafına geçtiler. Tam bu sırada yani 1595 yılında Padişah III. Murad vefât eyledi. III. Muradın saltanatının sonuna doğru Osmanlı toprakları yaklaşık 19.902.191 km2 idi. Buna Avrupada Polonya, Afrikada Fas dâhildir.

III. Murad zamanındaki sadrazamlar arasında, yılların sadrazamı Sokullu Mehmed Paşa, Koca Sinan Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşa ve Mesîh Paşayı; diğer komutan ve devlet adamlarından Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa, Damad İbrahim Paşa, Okçu-zâde Mehmed Paşa ve Muallim-zâde Nişanı Mahmûd Çelebiyi; Şeyhülislâmlar arasında Hâmid Efendi, Malûl-zâde Mehmed Efendi, Müeyyed-zâde Abdülkadir Efendi, Bostan-zâde Mehmed Efendi ve Bayram-zâde Hacı Zekeriya Efendiyi zikredebiliriz .

15.12.1574 Sultan II. Selimin vefatı.
21.12.1574 Sultan II. Selimin Manisa valisi olan veliahtı Şehzade Muradın İstanbula hareketi ve beş kardeşinin idamı.
22.12.1574 Sultan III. Muradın tahta çıkışı.Babası ve 5 erkek kardeşinin cenaze törenleri.
27.12.1574 Cenaze törenlerinde giyilen kıyafetlerin değiştirilmesi.
05.01.1575 Tahta çıkan Sultanların, Selatin Türbelerini ziyaret için Kılıç alayı töreni adeti.
22.01.1575 Feridun Bey Münşeatının, Sultan III. Murada takdimi.
08.08.1575 Osmanlı-Venedik barış antlaşmasının yenilenmesi.
13.05.1576 Cülus tebriki için gelen İran elçisi Tokmak Hanın huzura kabülü ve hediyelendirilmesi.
01.01.1577 Osmanlı Devleti ile Avusturya arasındaki barışın tekrar 8 sene için yenilenmesi.
30.07.1577 Osmanlı-Lehistan antlaşmasının imzalanması.Devletin kuzey siyaseti.
21.01.1578 İkinci Vezir Piyale Paşanın vefatı.
25.01.1578 Kanuninin kızı Mihrimah Sultanın vefatı.
05.04.1578 Şirvan ve Gürcistan Serdarlığına tayin edilen Lala Mustafa Paşanın sefer için İstanbuldan hareketi.
01.07.1578 Lala Mustafa Paşanın Cinis Konağına gelişi.Özdemiroğlu Osman Paşanın kuvvetleriyle orduya katılması.
04.08.1578 Osmanlı himayesine giren Fasda Portekizlilere karşı Vadisseyl zaferi.
09.08.1578 Özdemiroğlu Osman Paşanın Çıldır zaferi.
24.08.1578 Türk kuvvetlerince Tiflisin işgali.
09.09.1578 İran savaşı.Koyungeçidi zaferi.
12.09.1578 Ereş Kalesinin fethi ve Şırvanın işgali.Kafkasyadaki ilk Osmanlı idare teşkilatı.
08.10.1578 Ordunun Ereşten Erzuruma kışlamak üzere hareketi.
10.10.1578 Budin Beylerbeyi Sokullu Mustafa Paşanın idamı.
16.10.1578 Dağıstandaki Kumuk Şamhalının tabiyyet ve itaatı.
11.11.1578 Üç gün üç gece süren birinci Şamahı Savaşı ve Özdemiroğlu Osman Paşanın zaferi.
27.11.1578 İkinci Samahı savaşı.
07.12.1578 Nahçivan Valisi ve Şerefname yazarı Şeref Hanın Vanda törenle karşılanması.
07.01.1579 Osman Paşanın Şamahıdan Demirkapıya hareketi.Şirvanın tahliyesi.
07.03.1579 Osmanlı-İngiliz ticari ve siyasi ilişkilerinin başlaması.
30.03.1579 Safavilerin Tiflisi kuşatmaları.
11.07.1579 Mustafa Paşanın ordusunun Erzurumdan Karsa hareketi.
26.07.1579 Ordunun Karsa geri dönmesi.Kars Kalesinin temel atma töreni.
22.08.1579 Maraş Beylerbeyi Mustafa Paşa komutasındaki yardımcı kuvvetin Tiflise gelmesi.
27.08.1579 Hazar Denizinde Türk Deniz Kuvvetleri.Kars Kale inşaatının tamamlanması.
22.09.1579 Kars şehrinin inşaatının tamamlanması.
04.10.1579 Anadolu Beylerbeyi Cafer Paşanın Erivan seferi için hareketi.
11.10.1579 Kırım Hanı II. Mehmed Giray ile Özdemiroğlu Osman Paşanın Demirkapıdan Şirvana hareketi.
12.10.1579 Veziriazam Sokullu Mehmed Paşanın katledilmesi.
Veziriazamlığa ikinci vezir Ahmed Paşanın tayini.
23.10.1579 Özdemiroğlu Osman Paşanın Kırım Hanı ile birlikte Şamahıya girişi.
Şirvanın alınması.
07.01.1580 İkinci Vezir Lala Mustafa Paşanın Doğu Serdarlığından azli, Üçüncü Vezir Sinan Paşanın serdarlık görevine getirilmesi.
07.08.1580 Sultan Vekili ünvanı ile Sadaret kaymakamı olan İkinci Vezir Lala Mustafa Paşanın vefatı.
25.08.1580 Mührü Hümayunun Doğu Serdarı Sinan Paşaya verilmesi.
07.01.1581 Safevilerin barış teklifi.
06.07.1581 Osmanlı Devleti ile Fransa arasında 3. dönem kapitülasyonlar.
29.05.1582 Sultan III. Muradın şehzadesi Mehmedin Devlet tarihinde ilk defa 57 gün süren şenliklerle yapılan Sünnet Düğününün başlaması.
06.12.1582 Veziriazam Koca Sinan Paşanın azledilmesi.
24.12.1582 Veziriazamlığa İkinci Vezir Siyavuş Paşanın tayin edilmesi.
16.03.1583 Münşaat eserinin yazarı Feridun Beyin vefatı.
28.03.1583 Rumeli Beylerbeyi Ferhat Beyin vezaret payesi ile Doğu Serdarlığına tayini.
29.03.1583 İngilterenin ilk elçisinin, İstanbula gelmesi.
11.05.1583 İrana karşı Mesale Savaşı ve Özdemiroğlu Osman Paşanın en büyük zaferi.
03.06.1583 Özdemiroğlu Osman Paşanın Şamahı, Şirvana gelişi.
06.06.1583 Şamahı Kalesinin temel atma töreni.
20.07.1583 Şamahı Kalesinin yapımının tamamlanması.
21.10.1583 Şirvan ve Dağıstan Serdarı Özdemiroğlu Osman Paşanın Demirkapıdan İstanbula hareketi ve Kırım sorunu.
07.12.1583 Osmanlı tarihinde ilk defa olarak Valide Sultan ünvanı ile anılan Nur Banu Sultanın vefatı.
17.12.1583 Manisa valiliğine tayin edilen Şehzade Mehmedin İstanbuldan hareketi.
24.04.1584 Kırım Hanı II. Mehmed Girayın azli.Kırım meselesinin düzenlenmesi.
28.06.1584 Özdemiroğlu Osman Paşanın Kefeden İstanbula gelişi.
25.07.1584 Veziriazam Siyavuş Paşanın azli.Osman Paşanın sadareti.
18.12.1584 Özdemiroğlu Osman Paşanın Kastamonuya gelmesi.
07.08.1585 Sokullu Mehmed Paşanın eşi Esma Sultanın vefatı.
21.09.1585 Tebriz yakınında Abvar savaşı.
22.09.1585 Tebriz şehrinin teslim olması.Azerbaycanın Osmanlı topraklarına katılması.
Murassa saltanat tahtının, saltanatın sonuna kadar kullanılmak üzere III. Murada taktim edilmesi.
25.09.1585 Özdemiroğlu Osman Paşanın Tebrize girmesi.
29.10.1585 Veziriazam Özdemiroğlu Osman Paşanın vefatı.
01.12.1585 Sadaretin ikinci Vezir Mesih Paşaya verilmesi.
14.04.1586 Veziriazam Mesih Paşanın istifası.
21.06.1587 Kaptanı Derya Kılıç Ali Paşanın vefatı.
09.02.1588 Kandil akşamlarında cami minarelerinde ışıklandırma yapılması kararının uygulamaya başlaması.
21.07.1588 İran ile barış imzalanamadığı için Ordunun Erzurum kışlağından Genceye hareketi.
02.04.1589 Beylerbeyi vakası Osmanlı tarihinde ilk defa Yeniçerilerin kelle istemiye başlamaları. Veziriazam Siyavuş Paşanın azli.Sinan Paşanın sadareti.
28.01.1590 Safavi şehzadesi Haydar Mirzanın İstanbula gelmesi.
21.03.1590 Osmanlı Devleti ile Safavi Devleti arasında barış imzalanması.
29.10.1590 Osmanlı Devleti ile Avusturya Devletinin barış antlaşmasının 8 yıl daha uzatılması.
06.03.1591 Sakarya, Sapanca, İzmit Körfezi kanalının açılması hakkında ferman çıkışı. Bu kararın 11 Nisan tarihli ferman ile iptali.
01.08.1591 Koca Sinan Paşanın azledilmesi, Vezaret makamına ikinci Vezir Ferhat Paşanın tayin edilmesi.
08.09.1591 İran elçisi Kara Ahmed Sultanın huzura kabulü ve arzlarının reddedilmesi.
16.09.1591 Lehistan elçisinin huzura kabulü ve haraç taktimi.
04.04.1592 Veziriazam Ferhad Paşanın azli ve Kanijeli Siyavuş Paşanın üçüncü sadareti.
01.10.1592 Avusturya İmparatorunun İstanbul elçisinin barışın Türkler tarafından bozulmasından dolayı haracın kesildiğini bildirmesi.
26.01.1593 Yeniçerilere verilen tahsisatın Sipahilere ek*** verilmesi sebebiyle almazuz diye Sipahilerin isyan çıkarması, bastırılması.
28.01.1593 Veziriazam Siyavuş Paşanın uğursuzluğundan dolayı azli ve Koca Sinan Paşanın üçüncü sadareti.
29.06.1593 Kulpa bozgunu.Bosna Valisi Telli Hasan Paşa ile Sancak Beylerinden Sultanzadenin ve bazı beylerin şehit olması.
04.07.1593 Kulpa bozgunu sebebiyle Avusturyaya sefere karar verilmesi.İstanbuldaki elçinin hapsedilmesi.
19.07.1593 Koca Sinan Paşanın Avusturya seferi için hareketi.
06.10.1593 Bespiren Kalesinin teslim alınması.
14.10.1593 Polata Kalesinin teslim alınması.
04.10.1593 Istolni Belgrad bozgunu ve birçok kalenin elden çıkışı.
08.11.1593 Ordunun Budine gelişi.
05.05.1594 Ordunun Hünkar Tepesinden Sirem Sahrasına geçmesi.
01.06.1594 Avusturyalıların Estergon ve Hatwan kuşatmalarını kaldırması.
27.07.1594 Tata Kalesinin teslim alınması.
29.07.1594 Saint Marton Kalesinin teslim alınması.
11.08.1594 Kırım Hanı Gazi Girayın orduya katılması.
27.09.1594 Yanık Kalenin teslim alınması.
05.10.1594 Erdel, Eflak ve Boğdan Voyvodalarının Türklere karşı papalık makamı tarafından hazırlanan Mukaddes İttifak a katılmaları.
13.10.1594 Eflak ve Boğdanda müslümanların kılıçtan geçirilmeleri.
01.01.1595 Eflak ordusunun İbrail Kalesine taarruz edip şehri yakması.
15.01.1595 Sultan III.Muradın vefatı.
27.01.1595 Sultan III. Mehmedin tahta çıkması.
 

İçki Yasağı

Bir gün Padişah Hazretleri sandalla denizde gezerken sahi le yakın bir yerden geçiyordu. Deniz kenarında bir kahveha nede içki içmekte olan bir kaç Yeniçeri sarhoş olmuşlar, Pa dişahı görünce ellerindeki kadehleri kadırıp Padişahın'sıhhati şerefine içtiklerini bağırarak ilân etmişlerdi. Bu durumu gö ren Padişah son derece üzülüp, gazaba gelmiş ve Din-i İs lâm'ın haram kıldığı içkinin kullanılmasının yasak edildiğini ilân eden bir hattı hümâyûn çıkarmıştı. Bu hattı hümâyûn üzerine Sipahiler Askeri İstanbul Subaşı'sını aralarına alıp tartaklamaya girİşmişlerse de duruma muttali olan Sadra zam yetişmiş Subaşi'yı tartaklanmaktan kurtardıysa da nü fusunun kırılmasına sebep olacak hareketlere de maruz kal mıştı. Durumun vahim bir hal aldığını gören Hazreti Padişah, maalesef verdiği emri kimseyi rahatsız etmemek şartıyla içe bilirler kaydına çevirmekle hem dünyada hem de âhiret'te kolay cevap veremeyeceği bir tâviz vermiş oluyordu.

Portekiz İle Savaş

Yeni Padişahın tahta geçişi, bütün Avrpua devlet elçileri vasıtasiyle ve muhtelif hediyelerle tebrik olundu ve bu müna sebetle bunlarla yapılmış sulh antlaşmaları gerek dîvan ge rekse Hazreti Padişah tarafından müsait karşılandı. Fakat Portekiz Kralı Dük Sebastian türlü sebeb ve bahanelerle müslümanların idaresindeki Fas topraklarına ve oranın Emi-rine müdahalelerde bulunuyordu.

Halife-' Rûyizemin olan Osmanlı Padişahı 3. Murad Haz retleri, Fas Emirinin istimdadına bigane kalamazdı ve kalma dı Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa, müslümanlara musal lat olan bu belâyı def etmekle vazifelendirdi. Kâfi kuvvetle hareket eden Ramazan Paşa, karşısına çıkan küffârı çok şid detli bir savaştan sonra kafi bir mağiûbiyyete ve Kral Sebas-tiyani'yî se savaş alanında cansız yere serdi. Böylece müslü-manlar kâfirin zulüm ve tasallutundan halâs oldular.

1575 senesi milâdisinde Avusturya ve Almanya İmparato ru İkinci Maksimilyen ölmüş onun yerine Rudolf geçmiş ve Sultan 3. Murad Hazretlerine gönderdiği elçilerle muhtelif he diyeler sunmuştu. Avusturya topraklan üzerinde ceveSan eden Osmanlı hudut beylerini şikâyet etmeye gelen elçilerle, sekiz senelik bir sulh antlaşması kararlaştırılmıştı.

Osmanlı Devletinin Avrupa'dan Aldığı Vergiler

Avsturya Devleti Senede otuzbin duka, Erdei beşbin duka, Zantayı tasarruf eden Venedik üçbin, Raküza onikibin, Eflâk onbeşbin, Boğdan yüzellibin duka vergi vermekle mükellefti.
Bu arada Venedik elçisi, Hazreti Padişahı ve sadrazamı zi yaretle Padişaha ellibin duka, sadrazama dörtbin duka altını hediye getirdi. Dalmaçya taraflarındaki hudud anlaşılmazlık-ları hal olundu.

Soküllü Mehmed Paşanın Etrafının Temizlenmesi

Hazreti Padişah, babası merhum Selim gibi Devleti Aliy-ye>yi» müdebbir ve sadık veziriazamın eline bırakmayı dü şünmedi. Dizginleri eline almaya kararlı idi. Yalnız bu kararlı lık kendi isteği miydi yoksa uzun yıllar sadareti işgal eden zatın nüfuzundan çekinme miydi? Şunu nutmamak icab eder ki Sokullu Mehmed Paşa Padişahın eniştesi olmakla beraber dîvanın diğer vezirleri de damad idiler şöyle ki: Bu damatlık lar devlete hizmet edenleri daha yakından kontrol edebilme nin en mütekâmil bir yoluydu.
Sadrazamın etrafını temizleme metoduna başlandığında ilk hedef münşeat sahibi, devlet kâtibi aynı zamanda Sokol-lu'nun mahrem sırlar arkadaşı Feridun Beydi. Kendisini Belgrad sancak beyliğine uzaklaştirmışlar ve yerine bütün usulere aykırı biçimde, Fatih Semaniye Medresesi muallimi Mahmud Çelebi tayin buyrulmuştu. Çok kısa bir 'müddet sonra Sokollu'nun kethüdası esrarengiz şekilde öldürüldü. Az sonra Sokollu'nun amcazadesi olan Budin Beylerbeyi Musta fa Paşa; Budin cephanesine isabet eden bir yıldırım netice sinde cephanenin tutuşup yanmasından mesul tutularak kendi muhafızlarının önünde öldürülmüştü.

Sokollu'nun etrafı nisbeten temizlenmişti. Bunun yapılma sını Valde Sultan ve Şemsi Paşa ile Lala Mustafa Paşa olduğu Kâmil Paşa tarihinde sh. 281'de yer alır. Yine bu sırada Kıb rıs Beylerbeyi olan ve Sadrazam'ın çok yakını olan Arap Ah-med Paşa sert muamelesini bahane eden askeri tarafından paralanarak fecii şekilde öldürüldü. Çok geçmeden Piyaie Paşa ve Şeyhül İslâm Hamid Efendi Hazretleri vefat ettiler. Sadrazam en kıymetli arkadaşlarını arka arkaya kaybeder ken bilhassa, Piyaie Paşa, ki aynı zamanda bacanağı idi. ve Şeyhül İslâm Efendinin vefatlarından son derece müteessir oldu. Bu sırada kendi kendine Kıbrıs Kralı unvanını veren ve Sokollu'nun bu unvanı, ona hiçbir zaman kullandırtmadığı Yasef Nassi (Yahudi Josef Nassi) ölmüştü.

Sokullunun Şehid Edilişi

Sokullu Mehmed Paşa musahibine her akşam kitap okutur ve en çok sevdiği mevzuu tarih olmasından dolayı en fazia okudukları kitap Osmanlı Devleti tarihi İdi. İşte o gece musa hibi, Murad-ı evvel'in Kosova Sahrasında savaştan sonra na sıl şehid olduğunu okurken gözleri dolan Sokullu Mehmed Paşa mevzuun sonunda, ellerini kadirarak Yarabbi; bize de şehİdlik nasip et diye tazarruda bulunmuş şehid padişahın ruh'u mübarekesine Fâtiha-i Şerif hediyye eylemişti. Ertesi gün kendisi gibi Bosna'lı biri derviş kılığına bürünmüş ve Sadrazama dilekçe verir gibi elini uzatmış, dilekçeyi almak üzere eğilen Sokoilu Mehmed Paşa'nın Allah, Allah diye çar pan yüreğine kolunun yeninden çıkardığı hançeri saplamış ve Sokoilu Mehmed Paşa'yı arzuladığı şehidliğe, Devleti İslâ-miyye'yi ise istikrarsızlık devrine sokmuş oluyordu.

Bunun cezasını el ve ayaklarından dört ayrı istikâmete koşturulacak atlara bağlanmak ve dört parça haline gelmek le çeken kaatil parçalatılmadan evvel yapılan sorguda kendi sinin hakkı yendiği için bu işi yaptığını söylemiş açıklamala rında hiç kimse suçlanmamıştır. Bazı tarihler bu işte 3. Mu-rad'in eli var derken bazı tarihler de Lala Mustafa Paşa'nın marifetiyle oldu derler. Fakat kesin bir delil gösteremezler.

Yalnız, Padişahın eii var diyenlere kısaca şu cevabı ver mek isteriz: Daha evvelki bahislerde söylediğimiz gibi Os manlı Padişahları tek otoritedir. Onlar Şeyhülislâm ve ulema ile sadece istişare ederler ve kararları kendilerine verirdi. Böyie-hpş olmayan bir tertiple sadrazamını öldürtmek o zat ların ne sânına ne de mertliğine yakıştırdı. Misâl İstiyorsak hemen bir İki tane verebiliriz. Çandarl: Halil Paşa, önce Mak bul sonra Maktul İbrahim Paşa gibi fevkalâde büyük şahsiy-yetler padişahların açık emirleri ile İdam olunmuşlardır. Hele bu olayda; Subaşı'nın içki içmek isteyen ve bu hususta emre muhalif olanlarca dövülmesi sırasında sadrazamın dahi da yak tehdîdleri karşısında kaldığını göz önüne alırsak padişah sadrazamı tutan hangi güçten içtinab edip korkacak da böy le karanlık tedbir ve tertiblere baş vurmaya lüzum görecektir. Sadrazamın yakınlarının tayin ve ödürülmesi, doğrudan doğ ruya bir iktidar mücadelesinden başka bir şey değildir. Daha başka bir tabirle devlete hizmeti ancak kendi metod ve gu-ruplarıyla yapabilceklerine kanaat getirmiş olanlarla, mevkii itibarda olanların mücadelesinden başka bir şey değildir. Yal nız Padişah burada kendine ait sebeblerden dolayı sadraza mın karşısındaki gurubu tutmuş olabilir.

Fakat kimse ona bir cinayet tertibçiliği yüklemeye kalk masın o zaman iftira etmiş olur ki, dini İslâm'da, iftira edenin ne kadar dehşetli cezalara müstahak olunacağını beyan bu yurmuştur.

Sokullu Mehmed Paşa üç padişaha aralıksız ondört sene sadrazamlık yapmış ve ülkenin bir çok yerlerinde camii, medrese, imarathane ve çeşmeleri kendi parasıyla yaptır mış, vefatından sonra nâaşı Ebâ Eyyûb-el Ensârî hazretleri nin yakınında bir türbeye, serveti ise evvelki yoksulluğu göz önüne alınarak devlet hazinesine gelir olarak devredilmiştir. Allah rahmet eyleyip kabri şerifini müzeyyen kılıp nûr içinde yatmasını daim kılsın.
 
Üst