4üncü Sınıf, sayılmayan canlılar

İnsan beyni acaba hep hareket eden canlıları mı canlı sınıfına sokuyor.
Bir evde kadın erkek çocuklar bir kedi olsun ve evin çiçekleri. Çiçek sevgisinden bahsederiz , Bitkilerin canlı olduklarını biliriz ama çimenlerin üstüne basarız.

Biz İnsanoğlu Hayvanların eziyet edilmesini , kurban bayramlarında akıtılan kanı. hatta kutuplardaki telef edilen hayvanları sokak köpeklerini görürüz. Bazen aşırı hassas oluruz.

Hatta , sırf Hayvansal diye Vejeteryan oluruz ama bitkileri yerken belki acı çektiriyoruz. Bitkilerin düşünmediğini ,Kesilen bir ağacın ağlamadığını bilmiyoruz.
Elektrikli bir testere ile kesilen bir ağacın bağırdığını duyamıyoruz, belkide algılayamıyoruz.

Vejeteryan şeklinde beslenmekle, aslında bitkisel beslenmeye dönüyoruz. Hayvanları koruyoruz. Başka bir değişle bitkileri hiç farketmiyoruz.

Bitkilerin sinir sistemi olmadığını kim söyledi , Yeşil fasülye sinirli ise lezzeti kötüdür. Körpe olanların peşine düşeriz. hatta bitkileri kavururuz.

insan beyninin algılayabilmesi için, hareket etmesi 5 duyuya hitap etmesi gerekir ama bitkilerin algı sistemi bizimkinden farklı.
belkide haksızlık burada. Çiçeklerinizle konuşun , kimseler duymadan
 
Haklısın orkun bunları bende düşünmüşümdür Fakat ne yazıkki yaşamak için bunları yememiz gerekiyor.Her canlı yaşaması için başka bir canlıyı yiyerek hayatta kalıyor.Yaşamsal ve sağlık açısından da her tür besini almamız gerekiyor elbetteki...

Çiceklere gelince ...Sevginin gücünü burda da görüyoruz ne mukaddestir ki onunla açılmıyacak kapı yoktur sanırım.Biliyormusun mutlu ve huzurlu bir evde yetişen çiceğin yaprakları daha yeşil ,çiçekleri daha canlıdır onlar öyle güzel büyürler ki..Sormuşlar adamın birine bu güllerin ne kadar güzel diye 'ben onlarla konuşuyorum ,her sabah hatırlarını soruyorum ,okşuyorum budarken de özür diliyorum ' demiş...

Bazı ev hanımlarının yaptığı yemekler daha lezzetli olur aynı tariftir aynı şekildir...Sevgi katarak yaparlar...Sevgi katılarak yapılan herşey daha iyi sonuç verir.İçten ve yürekten...
 

Eftelya

İnsan beyni acaba hep hareket eden canlıları mı canlı sınıfına sokuyor.
Bir evde kadın erkek çocuklar bir kedi olsun ve evin çiçekleri. Çiçek sevgisinden bahsederiz , Bitkilerin canlı olduklarını biliriz ama çimenlerin üstüne basarız.

Biz İnsanoğlu Hayvanların eziyet edilmesini , kurban bayramlarında akıtılan kanı. hatta kutuplardaki telef edilen hayvanları sokak köpeklerini görürüz. Bazen aşırı hassas oluruz.

Hatta , sırf Hayvansal diye Vejeteryan oluruz ama bitkileri yerken belki acı çektiriyoruz. Bitkilerin düşünmediğini ,Kesilen bir ağacın ağlamadığını bilmiyoruz.
Elektrikli bir testere ile kesilen bir ağacın bağırdığını duyamıyoruz, belkide algılayamıyoruz.

Vejeteryan şeklinde beslenmekle, aslında bitkisel beslenmeye dönüyoruz. Hayvanları koruyoruz. Başka bir değişle bitkileri hiç farketmiyoruz.

Bitkilerin sinir sistemi olmadığını kim söyledi , Yeşil fasülye sinirli ise lezzeti kötüdür. Körpe olanların peşine düşeriz. hatta bitkileri kavururuz.

insan beyninin algılayabilmesi için, hareket etmesi 5 duyuya hitap etmesi gerekir ama bitkilerin algı sistemi bizimkinden farklı.
belkide haksızlık burada. Çiçeklerinizle konuşun , kimseler duymadan
Onların ne gözleri,ne ellerı,ne mımıklerı ne de dilleri var..
Çiçekler, diğer canlılarda olduğu gibi bilinen bir beyin ve sinir sistemi mevcut değil.
Nasıl bizler ana karnında gelişerek dünyaya geliyorsak, çiçekler de toprak içinde gelişerek büyüyorlar, çiçek açıyorlar ve zamanı geldiğinde solup ölüyorlar.
O halde onlarda canlı varlıklar.
Onların da bizde olduğu hücreleri var, kökleri sayesinde aldığı gıdalarla besleniyorlar. Bütün bunlara rağmen, bitkiler, çiçekler insanlar ve hayvanlar gibi anladığımız anlamda hissetmıyor demek değildir..
Bence bütün bitkilerin hatta ben bıraz daha ilerıye gıderek cansız varlıkların bile bir enerjılerı olduğuna inanıyorum..
 
Üst