Bir militan neye inattır ?.. Hayata !!

Bakabilir misiniz hayata bir militanın gözleriyle; yada anlatabilir misiniz hayatı onun sözleriyle...
Yaprak sarısı son baharlarda hüzünlü sevdaları vardı; en az sizler kadar... Sevdası belki saksıdaki beyaz kardelen , belki cananında canından cok sevdiği yari; yada uğruna ölebileceği davası, kavgası olabilir. O zaten sevmek için yaşar yaşamak için öldürür...
Onun ne babasının doğum günü hediyesi olarak aldığı arabası; ne de denize nazır bir villası var. Sahip olduğu tek bir göz odada kavgasının yarınını, zaferini düşlediği yatağı, hüzün karası gecelerde sevdiğinin kara gözlerini anımsatan çayı ve çektiği her nefeste Dünya'nın tüm derdini içne attığı sigarası. tek ayağı kırık masasının üzerinde duran kitapları, mum alevinde yazdığı şiirler ve duvarda asılı duran şiirlerinin ozanı bağlaması var..
Bazen hayatı bir yarasa misali yaşadığını hisseder. Sizin için gündüz ne ise onun için gece odur. Sizin için kuş cıvıltıları içinde, yeşil ağaçların arasında gezmek ne kadar hoş ise onun için, şehrin dolunayın bile aydınlatamadığı sokaklarında dolaşmak o kadar hoştur...
Aslında o da sever gün ışığını, sever ama cıkmaz dışarı. Yüzündeki o sert mizacı atmadığı, atamadığı için. İnsanlar sorar birbirlerine Hİç mi gülmez nu adam. O da karmasık duygular içerisindedir o an, acabalar cirit atar beyninde niye güler bu insanlar niye;hayat bu kadar acı, zülum bu kadar aşina ve gözyasları bu kadar gercekken neden güler bu insanlar ??? Sonra bütün acabalar birer birer yok olur, hepsi cevabını bulmustur. Karar ortak ; ya bu gülüşler yalan yada ben !!!
Yalan olmayan tek şey ise her an ensesinde ölümün soğuk nefesi olsa gerek. Arka sokakları kan kokan bu sehirde arkasından gelen her adımı, Azrail'in ayak sesleri sanır. belindeki soğukluğu sakağında hissedeceğinden korkar ve sonra güler kendi kendine ''nerden gelir böylesi duygular aklıma.''
Aklında sadece ölüm yok aslında. Üsküdar yanarken aranan adamı, radyoların söylediği , gazetelerin yazdığı; parkesiyle uğrasılan o adamı düşünür. Bir de ülküsinin aydınlık yarınlarına olan hasretini. Bu hasreti bir nebze azaltmak için yakmaktadır kendini yaklarkenki aydınlığınınn yarınlardaki aydınlığın yanında bir mum alevi kadar kaldığını. Kendisi gibi milyonlarca mum alevinin olduğunu da bilir...
Bildikleri yasatmaktadır onu ve yasadıklarını bildiği için onun hazırladığı mutlak sonu da bilir. Bu sonu bile bile yaşar, inadına yaşar ; yaşarkende yazar:

Unutmak yok olmaktır; varoılmaksa direnmek
Aşkla, şiirle, türküyle ve bir militanın inadıyla direnmek
İnadına haykırmaksa yaşamak
ben varım sende varsan Biz varız...

Selam ''ben''i ''biz''de yok edebilenlere...

Oda yok edebilmek için beni bizde didinmiştir bir ömür ve bizde benden gayrı olan ''sen''i bulduğu gibi sormuştur:

Bir militan olduğumu bilsen beni sever miydin ?
Mahpuslara düştüğümü duysan beni aramıydın ?
Günde bin kez öldüğümü bilsen yine sever miydin?
Yaralanıp düştüğümü görsen yaram sararmıydın ?

Ne mahpuslara düştüğünde aranmış ne de yaralanıp düştüğünde yarası sarılmış. Sevilmemişti de. Sevilmediğini de anladı; korktuğunu şakağında hissettiği vakit. Bitmişti işte son sigara ile birlikte ''ben''i ''biz''de yok etme umutları, ülkesinin aydınlık yarınlarının hayali ve masasının üstünde ki son şiiri:

Otogarda cinayet var,
Ne ambulans ne polis var,
Vuruldum düştüm yerlere,
Üzerime yağmakta kar...

Akadaslar gelmediler,
Sen gel sevdiğim,
Üzerime gazete örtün,
Uyuyacağım...

Uyudu, uyumadan önce silinden bir şehadet ve bir de şu sözler döküldü:

Şakağımdaki kansa, o benim gülüşümdür,
Namert sürünmektense, mertçe ölüşümdür...
 
Yazınız çok güzel çok eskilerde kalan mert insanların duygularına benziyor..İdealist insanların duyguları salt dünyevi olsada bendenizi hep etkilemiştir.....

Ve özlerim bu duygulara gark olan adam gibi adamların cem olduğu bir dünyayı ve fakat bilirim gün gelirde yaşam tarzlarımız çatışırsa ve doğası gereği tercih durumunda kalırsak bir yol çatında,ya benim gerçek ikametgahıma yolculuğum vardır ya da adam gibi bir adamın uğurlanışı iç burukluğu ile....
Kenar mahallenin bir sokağında bir gecekondu sakininin "somalide bir suç işlense müsebbibi benim" latifesini ciddiye alıp ben emrolunduğum üzre yaşarsam somalide veya dünyanın bilmem hangi sömürü altında inim inim inleyen insanlarının ızdırapları dinecek yaşam biçimine biraz daha adımlarımı hızlandırarak yürürüm....
Müsteşriklerin nefes almayı bile çok gördükleri Irak’lı çocukları yaşarım.Dağların en derininde de avazım çıktığı kadar bağırırım biçare bir halde…Ve akabinde şehre indiğimde lüks binaların arasında nefes alamamayı yaşarken bir Filistinli çocuğun elindeki taş olabilmek daha izzetli gelir “eşrefi mahlukat” tefekküründe iken…Şehrin muhkem asfaltlarını çiğnerken ayaklarım bir Afganlı olmayı hayal ederim…
Ve yıllar önce tefekkürümün beni götürdüğü,beyin hücrelerimin tarümar edildiği yaşam biçimine bir daha dikilirim içimde hiçbir kargaşa olmaksızın….
……..
Ve bir çocuk…

Sene dokuzyüzaltmışdört ve bir çocuk
Yeni gelmiş dünyaya masum bu küçük
Seneler seneleri kovalarken büyüyor
Dünyadan bi-haber gülüp oynuyor
Bilmeden geleceği,derdi ve hicranı
Zaman gelip bunlar olunca anı
Dünyası başına yıkılıyor...
Neşeden sevinçten uzak dünya için
Kahrediyor yiyor kendini için için

Yıpratıyor sorular neden, nasıl,niçin??
Hayalleri vardı doğruluk ve dürüstlüktü şiarı
Hiçbirşey beni yıldıramaz sanırdı.
Bu düşüncelerle çıktı karanlık yola
Doğruluğu aradı bakarak sağa sola
Bu halvet içinde o bir başkası olmuştu
Bu düzen merhametsiz bir adam doğurmuştu.
Sevgi nedir bilmeyen,affetmeyi sevmeyen
Galip gibi görünüp her zaman tuşa gelen
Yalancı şampiyonum,aptal kahramanım ben
Beni benden aldınız yıllarca uyuttunuz
Zincire vurun beni bir zalim doğurdunuz
Kendim için tehlike toplun için kangren
Siz söylemediniz mi?yenilmek yok ha! hep yen.
Yeneceğim mutlaka ama artık nefsimi
Ey batıl fikir artık dinlemiyorum seni
Ne verdiniz ki bana?kul ettiniz paraya
Hepiniz sapıksınız ak dediniz karaya

şimdi gördüm gerçeği kul olacağım Hakka
Fikir istemiyorum gayri ıslamdan başka
Geri tepti silahlar olmadı düşünceniz
Gaddarım size karşı içimi bir bilseniz..... fatih..1979
 
Son düzenleme:
Üst