İlk adım......Hatırla gelişini ...

Dünyaya gelişini hatırla...

Bu gelişin üniversiteye kaydolmak üzere memleketten ayrılıp bu şehre gelişine hiç benziyor mu?

Neci olduğunu, kimin rahminde beslendiğini, kimin evine gideceğini biliyor muydun? Annen ve baban da, seni bu ülkeye çağırmış değillerdi. Doğduğun âna kadar, her ikisi de seni tanımıyorlardı. Bir misâfir bekliyorlardı. Ama, kim gelecekti? Erkek miydi, kız mı? Sarışın mıydı, esmer mi? Sıska mıydı, dolgun mu? Bütün bunların câhiliydiler.

O halde, seni bu diyâra kim ve niçin gönderdi? Şu arz küresi, seni ve senin gibi milyarlarcasını sırtına almış nereye gidiyor? Bu geminin ve mürettebatının sahibi kim?

Hergün yüzbinlerce yolcu alıyor ve yine yüzbinlercesi onu terk ediyor. Binenler nereden geliyorlar? İnenler nereye gidiyorlar? Şu kabir tünelinin ötebaşı, hangi diyâra çıkıyor?

Evet, bunlar her insanın soruları. Cevaplarını bulmaya çalışmak ise, gerçeğe ermenin ve huzura kavuşmanın ilk adımı..

Gerçek Nedir' den....
 
gerçeğe ermeğe ve huzura kavuşmak dileğei ile.. elinize saglik
selam ve dua ile

Evet kardeşim
Dileklerinize katılıyorum. ve biliyorum ki ; Bu paylaşımlarla kendime ve kendimize marifetullaha kapı aralıyorum ve aralıyoruz Alattin BAŞAR beyin kaleminden.
Allahi bilmek....
Ne güzel bir bilgi... ve revnakdar bir lezzet.

Okuyan gözlerinize sağlık
 
Felyenzuril insanu mimme hulik
(Arapça Yazamadığımızdan Anlamsız gelebilir)
"İnsan neden yaratıldığına bir baksın" ferman-ı ilahisidir bu.
bu bir "baksın ve yaratıcısını görsün" mesajıdır.
hayata bu muvaceheden bakmayan insanın ne geliş ne de gidiş derdi vardır.
yaşar öylesine,
hayatı mutfak ve hela arasında geçen basit bir varlıktır,
eşref-i mahlukat olma vasfını,nefsaniyetinin ve enaniyetinin ardına gizleyip unutmaya çalışan bir varlık.

Emeğinize sağlık kardeşim.Allah Razı Olsun.
 
Felyenzuril insanu mimme hulik
(Arapça Yazamadığımızdan Anlamsız gelebilir)
"İnsan neden yaratıldığına bir baksın" ferman-ı ilahisidir bu.
bu bir "baksın ve yaratıcısını görsün" mesajıdır.
hayata bu muvaceheden bakmayan insanın ne geliş ne de gidiş derdi vardır.
yaşar öylesine,
hayatı mutfak ve hela arasında geçen basit bir varlıktır,
eşref-i mahlukat olma vasfını,nefsaniyetinin ve enaniyetinin ardına gizleyip unutmaya çalışan bir varlık.

Emeğinize sağlık kardeşim.Allah Razı Olsun.

Kur'an, ehli aklı muhatab kabul ettiğinde hemfikiriz akıl sahipleri olarak. Dolayısıyla Kuran bizleri düşünmeye, okumaya ve anlamaya davet eder.
Muhatab ise tabiki Ehli akıl ve fikir...

Muhatab olmaya laik olmak, ve yaratıcıyı bulmak dileğiyle..

Kaleminize sağlık.
 
İşte bu tek ve değişmez gerçeği nasıl bulacaksın?

Bu sorunun cevabına geçmeden önce, gerçeğin bulunmasını güçleştiren sebeplerden biraz söz etmek isterim:

Bunlardan birincisi, insanın ferdî kanaatı, nefsî hazları, şahsî kusurları ve özel hayatı... Gerçekte, beden hizmetçi, ruh ise efendi makamındadır.. Ruhunu bedenine hizmet ettiren ve dünyaya geliş gayelerini birtakım cismanî hazlarda arayan insanın, gerçeği bulması güçleşir.

İkincisi, aile hayatı... Aile kurmak ve nesli devam ettirmek, hayatın bir kanunu ve bu dünya imtihanının bir cephesi... Bu gerçekten gaflet ederek; evlenmeyi en büyük gaye zanneden ve bütün himmetini ve gayretini âile fertlerinin geçimine, yahut ev eşyalarının tedarik ve tanzimine sarfeden insan, gerçeği bulmakta zorluk çeker.

Üçüncüsü toplum hayatı.. Geçen mektubumda bu konuda birşeyler yazmıştım.

Şunları da ilâve etmek isterim:

Mal, rütbe ve makam; hem bir lütûf ve ihsân, hem de birer imtihan sorusu olarak değerlendirilmeli... Dün bu rolleri başkaları oynadılar. Vazifelerini hakkıyla yapıp yapmamaktan imtihan oldular. Şimdi ise sahnede biz varız.

Meseleyi böyle değerlendirmeyip, meselâ, zengin olmayı hayatın gerçek gayesi ve yaradılış hikmeti zanneden insanın gerçeği bulması çok zordur.

Gerçek Nedir ?
 
Felyenzuril insanu mimme hulik
(Arapça Yazamadığımızdan Anlamsız gelebilir)
"İnsan neden yaratıldığına bir baksın" ferman-ı ilahisidir bu.
bu bir "baksın ve yaratıcısını görsün" mesajıdır.
hayata bu muvaceheden bakmayan insanın ne geliş ne de gidiş derdi vardır.
yaşar öylesine,
hayatı mutfak ve hela arasında geçen basit bir varlıktır,
eşref-i mahlukat olma vasfını,nefsaniyetinin ve enaniyetinin ardına gizleyip unutmaya çalışan bir varlık.

Emeğinize sağlık kardeşim.Allah Razı Olsun.

İnanmayan İNSANI aşağıladıktan sonra sizin ne kadar basit olmayan bir varlık olduğunuzu anladık.
 
İnanmayan İNSANI aşağıladıktan sonra sizin ne kadar basit olmayan bir varlık olduğunuzu anladık.
Sevgili spartaküs;
Sizi ımanmayan biri olarak görmüyorum. Sadece bakış açılarımız biraz farklı, Mevcudatı ve kainatı yorumlamakta ... diye düşünüyorum.
Çünkü bakınız tatlı paylaşımlar yapabiliyoruz kulvarlarımızda...
Ne dersiniz ? Yanılıyormuyum ?
 
İnanmayan biri olarak görseniz aynı kötü muameleyi yapar mısınız mesela ? :)

Benim yaşamdan öğrendiğim, kişisel bir tercih olan inanç meselesine, kendi gibi düşünmeyenleri cahil, hayvan, pislik diye damgalamanın insanlığa sığmayacağıdır. İstediğiniz kadar övünün inancınız ne ise. Önce insan olmak önemli olan. Sizin de bildiğiniz gibi. Saygılar.
 
İnanmayan biri olarak görseniz aynı kötü muameleyi yapar mısınız mesela ? :)

Benim yaşamdan öğrendiğim, kişisel bir tercih olan inanç meselesine, kendi gibi düşünmeyenleri cahil, hayvan, pislik diye damgalamanın insanlığa sığmayacağıdır. İstediğiniz kadar övünün inancınız ne ise. Önce insan olmak önemli olan. Sizin de bildiğiniz gibi. Saygılar.

Bakınız !
Ne kadar doğru söyledim.
Birbirimizin kişisel tercihlerine saygı duymamız da bir inanç değilmi. ? Tıpkı şuan aramızdaki diyaloğ gibi....
Doğrularımız ve yanlışlarımız elbette olacak, mayemizin gereği de bu değilmi ?
Seviyeli paylaşımlarımızla beraber , seviyeli paylaşımlarınızı da bekliyorum.

saygılar
 
Üst