kendilerini bulunmaz sananlar zor değilsiniz

güney

Zor İnsanlarla Mücadele Etmenin Yolları​

Ortak noktaları inat, hırs ve kapris. Ancak unutmayın ki, insanları değil ama davranışlarını değiştirmek elinizde.

Pek çok kişi çevresindeki zor insanlardan şikayet eder. Evde, işte, okulda kısacası her ortamda bir zor insan bulunur. Oysa aslında “zor insan” diye bir şey yok. Zorlayıcı davranışlar var. Ve maalesef bazı insanlar sürekli bu şekilde bir davranış içinde bulunuyorlar. ‘Coping With Difficult People / Zor İnsanlarla Başa Çıkmak’ kitabının yazarı Robert M. Bramson bazı insanların neden farklı tavırlar sergilediklerini şöyle açıklıyor: “Bazı insanlar karşılarındakinin performansını düşürmek ve onların şevkini kırmak için bilerek ‘zor’ tavırlar sergiler.”

DAVRANIŞLARINI ÖĞRENİN

Her zor insan birbiriyle aynı davranışları sergilemez. Bazı zor insanlar sürekli konuşup hiç dinlemezken, diğerleri de hep son sözü söylemeyi tercih eder. Kimisi sürekli sizi eleştirir. Bazısı sessiz, bazısı agresif olabilir. Acıbadem Sağlık Grubu Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Kültegin Ögel zor insanların davranışlarını şu şekilde belirtiyor: n Eğitimi, bilgisi ve deneyimi yetersiz olmasına rağmen kendisini çok iyi sananlar
Öncelikleri belirlemede beceri sahibi olamayanlar
Hatasını olgunlukla kabul edemeyen, sürekli açıklama yapıp kendisini temize çıkarmak isteyenler
Yavaş düşünen ve hareket edenler
İşleri karıştıranlar
Yanlış anlamakta ısrar edenler
Karşısındakinin söylediklerine önem vermeyenler
Konum farklılıkları nedeniyle görüşürken o farkı hissettiren kişiler
Karşılarındakine saygı göstermeyenler
Yavaş hareket eden ve birçok defa tekrar edilmesi zorunda kalınan insanlar
Sadece kendi yaptığı şeyin önemli olduğunu düşünenler
Empati kuramayanlar
Her zaman ‘ben haklıyım’ diyenler

YAKLAŞIM NASIL OLMALI?

Zor insanları ve onlara 5 ana başlık altında toplamak mümkün. Agresif İnsanlar: Saldırgan davranışlar içinde bulunana sakin bir şekilde kendinizi ifade edin ve saldırgan tavırlara emin bir şekilde karşılık verin. Her Şeyi Bilenler: Bu kişilerle mücadele ederken iyi hazırlanmak gerekir. Asla meydan okumayın. Aksine yeteneklerini övün. Gerektiğinde hatalarını ortaya çıkaracak sorular sormaktan çekinmeyin. Şikayetçiler: Karşılarındakine güvenmezler. Kendilerine olan güvenleri de çok değildir. Bu insanlara ‘Başkalarının göremediklerini görüyorsun’ şeklinde onların güvenlerini arttıracak cümlelerle yaklaşın. Dinleyin ama asla tartışmaya girmeyin. Ona karşı savunmacı davranmayın. Mağdurlar: İyi dinleyin ve onu anladığınızı gösterin. Soruna odaklanarak onu değişim için motive edin. Gizlice Saldıranlar: Bu insanlara karşı ne kadar geri çekilirseniz o kadar üstünüze gelmeyi severler. Geri çekilmeyin. Şakaya vurun.
KAYNAK: BUGÜN
 

Y.E.K.

Altın Üye (Haziran 2008)
Herşeyin başı mütevazilikten geçiyor,bu mevzuya daha önce de alıntı yaptığım bir makaleyle katkıda bulunmak istiyorum.Zira ben bu yazıyı çok seviyor,önemsiyor,forumların bir nevi anayasası olarak görüyorum.

Dil Ve Nezaket
Yusuf ALAN

Ruhun, iradenin, tevazunun ve üslubun hakkını vermeyenler nazik olamazlar. Çoğu kalpler, dil kullanımında hassas olamayan kişiler tarafından kırılır. Mevzu, makam ve muhataba göre nasıl bir üslup kullanılması gerektiğinden habersiz olan insanlar, gönül çamlarını ard arda devirdiklerini farkedemezler.
Sözlü veya yazılı dilde nezaketin ihlali, daha çok her akla gelen şeyi beyan etme sathîliğinden kaynaklanır. İç-dış bütünlüğü, samimiyet önemsizdir demiyoruz, ancak pervasız bir üslubun da samimiyetle alâkası yoktur. Gelişigüzel beyanlarda bulunmaya alışmış bir insan, fıtratı bahane edemez. Dobra dobra konuşmak için muhatabı tahkir etmeye gerek yoktur. Kılı kırk yararcasına üsluba dikkat etmek ise, tam bir irade meselesidir. Evet, “ahmağın kalbi dilinin ucunda, akıllının dili sinesinin en uç burcundadır” (Şahin, 1992:69).
Demek ki kalp dilin ucunda olmamalı, dil kalbin gerisinde olmalıdır. Her doğruyu her yerde söylememek için dil, kafadan büyük ve uzun olmamalı, kalbin emrine girmelidir. Gıybetten kaçınmak için de bu gereklidir. Çünkü bazen ağza gelen kusmuk gibi ifadeler yutulmazsa, iradenin hakkı verilmemiş olur. Zehir zemberek gibi bu ifadeleri yutmak, gerçekten yiğitlik ister. “Dilin kemiği yoktur” denir, ama dizginlerin kalbin eline nasıl verildiği öğrenilebilir. Ancak bundan sonra, dil şahlandıkça kalp dizginleri çeker. Zaten bir süre sonra dil yatışır, irade ellerini beline koyar ve bir matador edasıyla başını sallayarak bu manzarayı seyreder.
Sohbetlerde münakaşa tuzağına düşmemek için de nezakete dikkat edilmelidir. Muhatabımızın düşünceleri farklı olduğu için gereksiz tartışmalara girmenin hiç kimseye faydası olmaz. Zihnî modeller münakaşayla değil, müzakere ve musahebeyle değişir. Önemli olan, aklı ilzam etmek değil, gönlü tatmin etmektir, Bu da ancak halis bir niyetle diyalogu, başarılı ve zekice kontrol edip yönlendirmeye bağlıdır (Fairciough, 1992:218). Karşımızdakinin kalbine girmek istiyorsak, ihtilaflı noktaları öne çıkararak enaniyetini tahrik etmemeli, ortak noktalardan hareket etmenin yollarını aramalıyız. “Sana katılmıyorum” demektense, “Şu görüşünüze katılıyorum. Bu hususta ise şöyle düşünüyorum” demek daha makul değil midir?
Tabii her insan nezaket gösterilmeye layık değildir. İma ve ironilerle, en azından sükûtla, nezaketten anlamayanların ağızlarının payını vermek de bir inceliktir.
Nezaketsizliğin muhtemelen iki sebebi vardır. Birincisi tecrübesizliktir. Kime, neyi, nasıl beyan edeceğini bilmeyen insanlar, çoğu zaman nazik olamazlar. Bunun izalesi kolaydır. Sağlıklı bir eğitim ve medya yoluyla, insanlarda iletişim ve nezaket şuurunu geliştirmek mümkündür. Sosyal münasebetlerde, örnek şahsiyetlerin davranış ve beyanlarına da dikkat çekmek, bu tecrübe ve hassasiyeti kazandırmaya yardımcı olabilir.
İkinci sebep gururdur. Her diyalogda kendisini “buyurma”, karşısındakini de “arz etme” makamında gören bir kişideki gariplik hemen sezilir. Bu hiyerarşiyi kurmasını beceremeyince kullandığı tevazu taktiği de sakil kaçar, zira tevazuya niyet edilmez, mütevazi olunur. Olmadan görünmeye çalışılırsa yapmacıklık doğar.
Başkalarını hor görme müptelası olan bir insan ise ne mütevazı olabilir ne de nazik. Bu hastalıktan kurtulmak pek kolay değildir, zira gururun madeni kalp zaafıdır.
Kaynaklar:

—Fairclough, Norman (1992). Discourse and Social Change. Cambridge : Polity Press.

—M. Abdülfettah (1992). Ölçü veya Yoldaki Işıklar 4. İzmir: Töv Yayınevi.
 

güney

öncelikle yeni görevinizde sonsuz sabırlar dilerim....vede yürekten başarılar...

Açmış olduğum konuya olan ilginize teşekkür ederken her daim doğru ve net gözlemleriniz ve önyargısız muhakemelerinizin devamı dileğimdir..

önyargısız....sağolun
 
Bizim yerimiz asla dolmaz diyerek, kendilerini bulunmaz Hint kumaşı sananlar supermeydan forum sayesinde çevre edindiklerini asla unutmasınlar; ve yine unutmasınlar ki: isimleri bu forumda kendilerinden öncekiler gibi çok çabuk unutulacaktır.

Güzel Konu Teşekkürler..
 

Y.E.K.

Altın Üye (Haziran 2008)
Hepimiz faniyiz,hepimiz sanalız bu alemde.Yani bir nevi Matriks'te yaşıyoruz:)Kalp kırmamak çok önemli,gereksiz tartışmalar başka mecralara taşınmaya yüz tuttuğunda bir yönetici olarak anında duruma hakim olmaya çalışacağım.Ee ne de olsa Süpermeydan'ın Süpermoderatör'üyüm artık.Gidenlerin de geri gelmesini temenni ediyor,hepimizin bir ve eşit olduğu ilkesinden hareketle herkesi fikirlerini dikte etmeye çalışmamaya velhasılı mütevazi olmaya bir kez daha davet ediyorum.
 

güney

Bizim yerimiz asla dolmaz diyerek, kendilerini bulunmaz Hint kumaşı sananlar supermeydan forum sayesinde çevre edindiklerini asla unutmasınlar; ve yine unutmasınlar ki: isimleri bu forumda kendilerinden öncekiler gibi çok çabuk unutulacaktır.

Güzel Konu Teşekkürler..
sayın Süpermeydan Admini Yüksel bey;
teşekkürünüz çok kıymetli....
sadece konunun güzelliğine ve anl***** dair değil bizzat kendi hisleriminde tercumanı...

Elbette kimsenin yeri dolmaz değil ve elbette hayatın kendiside bu değil ama insanların acımasızca sergiledikleri asıl olan kendilerini görmek garip belki ama çok acı...belkide görmek istemediğimiz itina ile "hayır bu kadar da değil" dediğimiz gerçeklerin gün gibi aşikarlığı çok acı...
Belki tecrübesizlik
belkide herkesi kendin gibi sanmak
belkide üzgünüm ama düzeyleri doğru hesaplayamamak
adı ne olursa olsun her an dan her yaşanılandan ders almak...
dersler çıkarmak belkide en güzeli...
umarım herkes kendi vicdan hesabını doğru yapar..
kendi şahsıma vicdanımla kaldığım anlarda yaşadığım huzur zenginliğim ,acısı ise tecrübesizliğim...
tekrar teşekkür ederim...sağolun hep olun...ri
 
Bizim yerimiz asla dolmaz diyerek, kendilerini bulunmaz Hint kumaşı sananlar supermeydan forum sayesinde çevre edindiklerini asla unutmasınlar; ve yine unutmasınlar ki: isimleri bu forumda kendilerinden öncekiler gibi çok çabuk unutulacaktır.

Güzel Konu Teşekkürler..
Doğangüneş,Destina,Blueice dan bahsediyorsak, kolay unutulacaklarını zannetmiyorum.Zira siteye katkıları büyüktür.Emeklerini yadsımak olmaz...

Ne meydana haksızlık edelim, ne de meydandakilere...Biz birbirimizi bu meydan sayesinde tanıdık.Yine meydanı kaliteli insanlar kaliteli yaptılar
 
Doğangüneş,Destina,Blueice dan bahsediyorsak, kolay unutulacaklarını zannetmiyorum.Zira siteye katkıları büyüktür.Emeklerini yadsımak olmaz...

Ne meydana haksızlık edelim, ne de meydandakilere...Biz birbirimizi bu meydan sayesinde tanıdık.Yine meydanı kaliteli insanlar kaliteli yaptılar
Biz kimsenin emeğini inkar etmiyoruz Ayrıca dikkat ederseniz isim de vermedik , Forumlar bilgi paylaşım, siteleridir onun için bir uyenin siteye verdiklerimi fazla siteden diğer uyelerin yazdığı mesajlardan aldıklarımı fazla (gerçi uyeler hep yazdığı mesajları hesaplar,okuyup oğrendiklerini hiç hesaba katmazlar) bunu ancak Allah bilir. Biz bu siteye emek veren herkezin emekleri için teşekkür ediyoruz, Bu siteden aldıkları içinde kimse nankörlük yapmasın:(
 
Aslına bakarsanız kişiler bu tarz mevzulara girmemeli diye düşünüyorum, çünkü her şeyin yeri ayrı, burası hepimizin keyifli zamanlar geçirebileceği bir forum olarak kurulmuş bunu bu tarz konularla germenin manası yok, çünkü dürüst olmak gerekirse kimse birbirine esneklik göstermiyor, olaylara objektif bakamıyor bu nedenle tartışma kavgaya dönüşebiliyor, lütfen arkadaşlar bunlar lüzumsuz bırakın kim nasıl isterse öyle yaşasın, biz de burada amaç neyse onu yaşayalım, supermeydan.net aşıklar atışması meydanı olmasın..

son birşey.......
"Yeter ki kendimizi kusursuz kabul etmeyelim. Basma iken ipek zannetmeyelim."
ANLAYANA!!! :icon_idea:
 

Kadim

Kendilerine olan güvenleri de çok değildir. Bu insanlara ‘Başkalarının göremediklerini görüyorsun’ şeklinde onların güvenlerini arttıracak cümlelerle yaklaşın. Dinleyin ama asla tartışmaya girmeyin. Ona karşı savunmacı davranmayın. Mağdurlar: İyi dinleyin ve onu anladığınızı gösterin. Soruna odaklanarak onu değişim için motive edin. Gizlice Saldıranlar: Bu insanlara karşı ne kadar geri çekilirseniz o kadar üstünüze gelmeyi severler. Geri çekilmeyin. Şakaya vurun.
Paylaşım için teşekkürler.....
 
Üst