• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

Madem.....

Maedem...
......
Sefâhet ve dalâleti temsil eden bir şahs-ı ma’nevî, insî bir şeytan gibi karşıma dikildi ve dedi:
“Biz hayatın herbir çeşit lezzetini ve keyiflerini tatmak ve tattırmak istiyoruz, bize karışma.”

Ben de cevaben dedim: Mâdem lezzet ve zevk için ölümü hatıra getirmeyip dalâlet ve sefâhete atılıyorsun,
kat’iyyen bil ki; senin dalâletin hükmüyle bütün geçmiş zaman-ı mazi ölmüş ve mâdumdur ve içinde cenazeleri çürümüş bir vahşetli mezaristandır.

İnsaniyet alâkadarlığiyle ve dalâlet yoluyla senin başına ve varsa ve ölmemiş ise kalbine, o hadsiz firaklardan ve o nihayetsiz dostlarının ebedî ölümlerinden gelen elemler, senin şimdiki sarhoşça, pek kısa bir zamandaki cüz’î lezzetini imha ettiği gibi; gelecek istikbâl zamanı dahi itikadsızlığın cihetiyle yine mâdum ve karanlıklı ve ölü ve dehşetli bir vahşetgâhtır.
Ve oradan gelen ve başını vücûda çıkaran ve zaman-ı hazıra uğrayan biçârelerin başları, ecel cellâdının satırıyla kesilip hiçliğe atıldığından, mütemadiyen akıl alâkadarlığıyla senin îmansız başına hadsiz elîm endişeler yağdırıyor.

Senin sefihâne cüz’î lezzetini zîr ü zeber eder. Eğer dalâleti ve sefâheti bırakıp îman-ı tahkikî ve istikamet dâiresine girsen îman nuruyla göreceksin ki;

o geçmiş zaman-ı mâzi mâdum ve herşeyi çürüten bir mezaristan değil, belki mevcûd ve istikbâle inkılâb eden nurânî bir âlem ve bâki ruhların istikbâldeki saadet saraylarına girmelerine bir intizar salonu görünmesi haysiyetiyle değil elem,
belki îmanın kuvvetine göre
Cennet’in bir nevi ma’nevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi;
gelecek istikbâl zamanı,
değil vahşetgâh ve karanlık,
belki îman gözüyle görünür ki; saadet-i ebediye saraylarında hadsiz rahmeti ve keremi bulunan ve her bahar ve yazı birer sofra yapan ve ni’metlerle dolduran bir Rahman-ı Rahîm-i Zülcelâli Ve’l-ikramın ziyafetleri kurulmuş ve ihsânlarının sergileri açılmış, oraya sevkiyat var diye
îman sinemasıyla müşâhede ettiğinden,
derecesine göre bâki âlemin bir nevi lezzetini hissedebilir.

Demek hakîki ve elemsiz lezzet, yalnız îmanda ve îman ile olabilir.
Îmanın bu dünyada dahi verdiği binler faide ve neticelerinden yalnız birtek faide ve lezzetini, -bu mezkûr bahsimiz münâsebetiyle Gençlik Rehberi’nde bir hâşiye olarak yazılan- bir temsil ile beyân edeceğiz. Şöyle ki:

Meselâ senin gâyet sevdiğin birtek evlâdın sekeratta ölmek üzere iken ve me’yusane elîm ebedî firakını düşünürken;

birden Hazret-i Hızır ve Hakîm-i Lokman gibi bir doktor geldi, tiryak gibi bir mâcun içirdi,
O sevimli ve güzel evlâdın gözünü açtı,
ölümden kurtuldu.
Ne kadar sevinç ve ferah veriyor anlarsın.

R.N.K
 
Ne için bizim kullandığımız dili kelimeleri kullanmıyorsunuz çok merak ediyorum. Böyle yazınca yukardamı oluyorsunuz yada kendinizi muhterem mi hissediyorsunuz. Yazdıklarınızı paylaştırlarınızı biz anlayamadıktan sonra ne gereği var ki ? Değilmi efendim. ? Madem siz böyle yazıyorsunuz bizlerde sizin eklentilerinize ingilizce cevaplar verelim kimse birbirini anlamasın o zaman gül gibi geçinir gideriz :)

Madem gidecektin niye geldin ki ( konuya ilişik gibi dursun)
 
Ne için bizim kullandığımız dili kelimeleri kullanmıyorsunuz çok merak ediyorum. Böyle yazınca yukardamı oluyorsunuz yada kendinizi muhterem mi hissediyorsunuz. Yazdıklarınızı paylaştırlarınızı biz anlayamadıktan sonra ne gereği var ki ? Değilmi efendim. ? Madem siz böyle yazıyorsunuz bizlerde sizin eklentilerinize ingilizce cevaplar verelim kimse birbirini anlamasın o zaman gül gibi geçinir gideriz :)

Madem gidecektin niye geldin ki ( konuya ilişik gibi dursun)

Sevgili montekarlo

Şunu öncelikle bilmenizi isterim kı;

Ben, Kendimi en gönahkar ve hürmete laik olmadığımı her defasında söylemişim ve söylüyorum.

Yanı tabirinizle , kendimi yukarda görmek yada göstermek hissim ne oldu ve nede olacak.

Kastınız Üslübüm ise;

Evet gerçekten biraz ağır... Yanı birikim ister.

Konulardan tam olarak istifade edebilmek için; ilim ve marıfet ve kemalat bilimlerine gereksinim vardır .

Dert etmeyin efendim... illede anlama gayretinde olduğunuz an , sizin için , tek tek... lif lif...ve satır satır ... Açacağımdan emin olabilirsiniz.

Yeterkı siz o azimde olun efendim.

Yine özetlıyeyim konuyu isterseniz.

Ölüm denilen gerçeğin; idamı ebedi için kurulan bir dar ağacı olmadığını...

Belki ; Ebedi aleme açılan bir kapı olduğunu müjdeleyen, marifet ilmi olarak anlasak yeterlidir sanırım. Konumuzun özet şekli bu.

Meyvesi ise; İman ehline , bu dünyada da cennet hayatını yaşata bilmesidir.

İşte '' AHİRETE ve ALLAHA İMAN '' ın binler faidelerinden bir faide......

Unutmiyalım ki ; Dünya ve dünyanın içindeki nimetlerle beraber, insanın istifadelerine sunulmuş birer ikramdır.

Ayrıca konularıma ilgi duymanıza sevindim.
değerli katkılarınızı beklerim her daim.
 
Üst