Sonra ölüm gelsin...

gözlerim sonsuzlaşır göklerin eteğinde

ve

içimin rengi olur kırmızı

kanarım

hakikatin vuslatına kanarım

Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes...

"Üşüme" diye seslenmeni isterdim...

Bir el olmanı isterdim, bir kol...

"Özledim" deyip sarılmanı...

En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim...

Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı
olmanı isterdim hayatıma...

Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ...

Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum...

Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak ve serin soluğundan içmek, isterdim…

Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı...

Bütün dallar kesik...

Sen hep kaçan inadına...

Hiç dinlemeyen...

Ben hep ardında kalan...

Yokluğun buz gibi soğuk...

Üşüyorum...


Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi...

Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi...

Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda...

Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…

Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım…

Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara…

Bakakalıyorum ardından çaresiz…

Bir gül olsaydın bahçemde, gülseydin gül halinle, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin...

Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü...

Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...

Susuyorum artık derin derin...

Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi...

Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya...

Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla...

Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...

Gel. Yüreğim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki bütün canlı cansız varlıklara, ne kadar çok sevdiğimi ...

Önce sen gel...

Biliyorum gelmeyeceksin...

Sonra ölüm gelsin...

Hoşgelsin...

Tez gelsin...

alıntı
şairi kim bilmiyorum arkadaşlar tesadüfen buldum gezinirken ve çok beğendim
herdemece.blogcu.com
 
Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi...

Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi...

Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda...

Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…



Emeğine sağlık arkdaşım...Çok güzel...
 
Üst