• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

Bu kentte şair bir katil yaşıyor.

Bu kentte şair bir katil yaşıyor.​

Suçu susmak.Kaç kez teğet geçtim gecenden. Acının mili çekilmiş gözlerimden aktın kaç gece. Kaç gece senli düşlere uyudum, kaç gece şehri yakıp önüne koydum. Ateşler içinde yandığım oldu bir müziğin tınısıyla. O yangından kurtar demek için kaç gece sabahladım kapında, korkularımı yalnızlığıma gömdüm, ateşler içinde yanan alnıma bir el uzatmadın ve ben çok yaktım o şehri.... Yaktım ve yandım.

Külsüz bir yangının ardında kalanım şimdi. Sense "git"lere gebe bir hayatın baş rol kahramanı. Buna rağmen aynı şehrin, aynı sokağın ve aynı yolun yolcusuyuz. Bu yolculukta senden teğet geçtiğim gecelere hikayeler yazacağım. Kalpsiz birine ağlıyorum dememek için efkarımdan ağlıyorum diyeceğim. Adının geçtiği her yerde ve duyduğum her ortak şarkıda efkarımdan ağlayacağım, bu şehri bin kez yakacağım efkarımdan... Senin geçme ihtimalinin olacağı her durakta bekleyeceğim. İhanetlerini bile bile, vefasızlığına ve sana inat, kendim için ve sana duyduğum sevgiden bekleyeceğim.

Bütün sırları duvarlarımdaki tablolara asacağım, ölüler duvarda olurmuş, öldüreceğim bütün sırları. Yok sayacağım senden yana bildiklerimi. Seni yaralayan her şeyi çekmecemde saklayacağım. Ama unutmayacağım hiçbir zaman vefasızlığını. Kalpsiz oluşuna sünger çekmeyeceğim. Kırdıklarınla yaşamayı öğrendim belki ama kırıklarımla yaşayamayacak kadar çok sızım var. Sızımı deniz suyuyla yıkarken, suların sessizliğinde sana bir hikaye yazacağım, sonra kısa metrajlı bir film çekeceğim o hikayeye...

"Vefa" İstanbul'da bir semt adıymış diye başlayacak film. Terk ettiklerine dair yazdıkların filmin fragman olacak. Fonda bir ney sesi... Gecelerce geçişini beklediğim sokağının en izbe yerinde vuruluşumu izleyeceksin. Uzun saçlarımın betonu öpmesi, o gelmeyecek diye kulağıma fısıldayan rüzgarın uğultusu, seni son kez de olsa görüyor oluşumun mutluluğu.... Sokağa indiğinde umurunda olmayacağım, kanayan ellerime basarak yürüyeceksin, çoktan gittiğin benden son kez gideceksin. Son kez gidişinin ayak seslerini duyacağım, bin kez bıçaklanacağım vurulduğum yerde, bin kez yanacak şehir, sen yangınlardan teğet geçeceksin. Ardına bile bakmadan. Ve geride her şeye rağmen hala gülümseyen birinin olduğunun bile bile gideceksin. Ve bir şiir akacak adımlarının izinden: ...Gelirsen ölüm, eline mendil alma,/çiçek istemez kederim,/amin istemez./ Patlak bir acıda yorulmuşsa nabzım, göğsümün en işlek yerini dağ sessizliğiyle bıçakla.../ Gelirsen ölüm bir şairin suskunluğuyla, bin kez kurşunla bedenimi... /bin kez bıçakla vurulduğum yerde..../

Dizeler akıp gidecek sen ölü bir kenti adımlarken. Sesindeki suskunluktan intihar edenleri sayacağım bir bir... Kısa metrajlı filmin son karesi olacak bunlar. Ayaklarına bulaşmış kan izleri ile bütün kenti dolaşacaksın. Koca bir yangını arkanda bırakırken ve şehir yanarken bir gazete düşecek vurulduğum yere, üzerime. Gazetenin manşeti sen olacaksın: Bu kentte şair bir katil yaşıyor. Suçu susmak.

Lara Boyacıyan
 
Üst