Yabanıl Taylar Gibiyiz

SAHARAY

YABANIL TAYLAR GİBİYİZ

Yağmur altında,sırtını yağmurun iri tanelerine teslim etmiş,dalgın,şikayetsiz yabanıl taylar gibiyiz.Rastlamışsınızdır:yağmur yağdığı zaman yabani hayvanlar arkalarını yağmura dönerek geviş getirirler.Yağmur saatlerce yağsa da onlar, tevekkül edip hayatını tanrının yazdığı kadere bırakmış bir dindar gibi, öylece yağmurun sonunu beklerler.Uzaktan bakıldığında şiddetle yağan yağmurdan keyif aldıkları sanılan bu
yabanıl hayvanlar gibiyiz.

Tepkisiz,birilerine,bir şeylere dur diyemeyecek kadar duyarsızız.

Çalıştığımız kurumda,başka bir kurumda,yolda,otobüs duraklarında,alışveriş merkezlerinde,sınıflarda sesini çoktan kaybetmiş ikinci sınıf bir sanatçı gibi sessiziz.

Birilerinin, adına “durun” demesini bekleyen milyonlarca insandan oluşmuş bir kitleden başka bir şey değiliz.Tepki verilmesi gereken bir anda, gözlerimiz yere çivilenip kalırken,kulaklarımız arkamızdan bir sesin yükselmesini bekliyor.Herkes o sesi bekliyor ama o ses,dipsiz bir kuyuya düşürülmüş değerli bir hediye gibi,bir daha hiç görünmüyor.Zaman geçiyor,bizi rahatsız etmesi gereken tüm haksızlıklar iri yağmur taneleri gibi sırtımıza vuruyor ve biz bu vuruştan rahatsız olmuyoruz,bir an önce haksızlıkların dinmesini bekliyor, kendimizi güvende hissedeceğimiz uğraşlara bırakıyoruz.

Geçenlerde,insanın içinde panik atak geçirmemek için kendini zor tuttuğu bir belediye otobüsünde,yüzümü camın sağlamlığına dayamış giderken, kulakları tırmalayan bir sesle irkildim.Biletçi adam,oturduğu koltuktan insanlardan para alıp, insanlara para vermenin sesine kattığı güven duygusuyla,kafasında köylü şapkası,orta yaşlara çoktan veda etmiş,yüzü çizgilerle kat kat olmuş yaşlı bir adama bağırıyordu.Yaşlı adam iyi bir niyetle biletçiye bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama yaşlılığın aynı zamanda güçsüzlük olduğunu bilen biletçi yaşlı adama söz hakkı bile vermiyordu.
“Parayı bozuk ver!” demiş biletçi.Yaşlı adam da, “Bozuğum yok.” demiş.”O zaman bozdur öyle bin!” demiş biletçi.O da .”O zaman sen de kasanda bozuk bulundur.” demiş.Bu lafı duyan biletçi vermiş veriştirmiş yaşlı adama.
Düşündüm,kim haklı diye.Yaşlı adam haklıydı.Ama maalesef biletçi güçlüydü.

Sonra otobüsü tıklım tıklım dolduran insan kalabalığına baktım.Hepsi kulaklarında yankılanan bu haksızlığa sırtını dönmüş,zamanın biran önce bu haksızlığı küllemesini bekliyorlardı.Hepsi sırtını yağmura vermiş,dalgın yaban tayları gibiydi.Kimseden ses çıkmıyordu.Yaşlı adam titrek sesiyle bir şeyler mırıldanarak kendi kendini teselli ediyordu.

Yavaşça ayağa katlım.Yaşlı adamın yanına gittim.Elimi, çok eskilerden kalma sadık bir dost gibi yaşlı adamın sırtına koydum.”Sen haklısın amca.”dedim.Adam, etrafı harelenmiş gözleriyle bana baktı.Kızgın bakışları tanıdık birini görmüş gibi sevinip küçüldü.Sonra benim ne yapmaya çalıştığımı anlamaya çalışan biletçiye baktım.Herkesin duyacağı bir sesle,”Sana acıyorum.”dedim.Tesadüf ki otobüs tanımadığım bir durakta durdu ve ben nerde indiğimi bilmeden indim.Biletçi belki de hayatında hiç rastlamadığı bu sözle
şaşırmış arkamdan bakıyordu.Yağmur henüz dinmemişti.Yabanıl taylar sadece göz
altından bakmışlardı bana o kadar.

Alıntı
 
Üst