Ütopya Sözlük anlamı

Sözlük anlamı​

Tasarlayıcısı için bir ideal ya da karşı ideali temsil eden, düşünsel ve
tutarlı bir toplum tasarısı.
Gerçekleştirilmesi olanaksız tasarı,düşsel düşünce.
Sözlük anl***** baktığımızda hep ulaşılması zor, olanaksız tasarı ya da
düşünceleri anlatan.
Ütopya, aslında insanoğlunun ülkülerinin oluşturduğu
bir sanal ortam gibi.

Peki, bizler neden "ÜTOPYA" ismini seçtik?

Malumunuz internette de bir sanal alemin içindeyiz ve en iyiye ulaşmak
için telefon kablolarının ucunda bütün insanlar çaba sarfediyoruz.
Bizler de insanların ideallerinin oluşturduğu o dünyada en azından birkaç
parçaya sahibiz.
Bizler ulaşılmaza ulaşmak ve keşfedilmemiş güzellikleri ortaya çıkartıp
onları insanlıkla paylaşma amacını taşıyoruz.
Şimdi her ne kadar profesyonel olmasakta web sayfamız ve çalışmalarımız
için "her zaman en iyiye" sloganıyla ütopyaya en yakın noktaya gelebilme
isteği ve karalılığı içindeyiz.
İnsanlık ve bu evren için hep ve her zaman en mükemmelini istiyoruz.

UZUN AÇIKLAMA

Ütopya Nedir?

Ütopyayı tanımlamadaki güçlük, bir ölçüde bu kavramın oldukça farklı biçimlerde tanımlana bilmesinden kaynaklanmaktadır. Aslında, çok yanlı kültürel ve zihinsel bir olgu söz konusu dur. Utopya kavramının, örnek olmayı amaçlayan biçimler altında, toplumların, gerek tamamlanmış ve kusursuz gerekse bitmemiş ama geleceği parlak esin ya da düşlerini dile getiren düşünsel üretimler bütününü kapsadığı gözleminden yola çıkılacaktır. Ütopyacı anlatımlar için de, dinsel izlekler toplumsal görüşlere, felsefi ya da ideolojik inançlar yenileştirmeci ve siyasal izlencelere karışır. Kaldı ki, Ütopya anlayışı ve sorunları da, ne bir parçası oldukları uygarlığın kimi anlıksal değişmezlerinden ne de az çok örgensel bir biçimde içine katıldıkları farklı bağlamlardan ayrılırlar.
Her Ütopya bir tarih felsefesi ve topluma ilişkin genel bir bakışı varsayar; öte yandan kökene ilişkin bir mutluluk durumunun çağrıştırılmasıyla, toplum yaşamı ve mutlu bir gelecek özleminin yol açtığı gereksinimlerin zamandan bağımsız çözümü arasında bocalar. Bir bakıma, ütopyalar, siyasal sistemlerin ya da geleceği söylenen yeni zamanların beklentisi kadar söylencelerin [mit] de temelini oluşturur. Son derece zengin çeşitliliğinin ötesinde, genel olarak ütopyalar, kendilerini ortak bir düşünsel bir yaratım ya da oluşturum tipi içine kolayca katabilecek anlıksal ve yazınsal biçimleri üstlenirler. Bu da, ütopyaların seyrek olarak ya da yalnızca parçasal bir biçimde de olsa kahin işi olmasına engel oluşturmaz; çünkü, çoğu zaman kendilerine çeşitli oldukları denli görece bir kesinlik içeren, hatta somut kültürel, toplumsal ya da siyasal hedefler belirlerler.
Kuşkusuz, bunları belirten sözcüğün anlamı ve ütopyaların ortak biçimde algılanmasını sağlayan ışık, ütopyaların gerçekleştirilemez projelerin eşdeğerlisi ya da varolmayan toplumların görüntüsü durumuna getirirlerdi. Burada temel ve en azından kısmen bu türden bütün üretimlere içkin bir nitelendirme söz konusudur. Ama anlamlarındaki bulanıklık, tam olarak ütopyaların dolaysız ve yerleşik gerçekliklerden ancak, bazen son derece farklı bir toplumu hedefleyen, bazen de egemen olan ütopyanın köklü bir biçimde yenilenmesini veya devrimci dönüşümünü hedefleyen eğilimleri daha belirgin bir biçimde dile getirmek için uzaklaştıkları olgusu içinde yer alır.
Utopia başlıklı ünlü yapıtın yazarı Thomas More (1478-1535) ütopik olmaktan çok, sözcüğün yaygın anlamında ütopyacı olarak nitelendirilebilecek tutumu olağanüstü bir biçimde örneklendirmiştir. More bu kavrama anlambilimci damgasını vurmuştur; bunu da, hiçbir yerde var olmayan ideal bir toplumu Ütopya gibi sunarak gerçekleştirmiştir, ama yapıtının birinci bölümü, kendisini çağının Ingiltere’sinin toplumsal sistemini köklü bir biçimde tartışma konusu yapmaya iten güdüleri geniş bir biçimde sergiler.
Demek ki ütopik yapıtların özgül niteliği, az çok açık bir biçimde, örnek bir uzgörüşle kınanabilir değerlendirilen ortak durumları törel ya da dinsel, toplumsal ya da siyasal düzlemde yan yana getirmektir. Gerçekleşebilirle gerçekleşemez arasındaki karşıtlık, bu türden düşünsel oluşturumları ancak kısmen temellendirir. Utopyacı, ideal toplumu kendi gözünde dilediğince biçimlendirdiğinde kendine pek az sınır koyacağı kesindir, ama öte yandan yaklaşımı neredeyse hiçbir zaman mantıksız ya da oyunsu değildir. Ütopyacı yaklaşımın özü, sanki önemli olan bunları en titiz ve ve kesin biçimde tasarlamakmış gibi, önerilen çözümleri köktenleştirmek ve ille de yapılabilirliklerini göz önünde; bulundurmaya çalışmamaktır. Yine de, bir meslek ahlakım öne çıkarmak ve değerlendirmek gereği hiçbir zaman gözden yitmemiştir. Ütopyacı az çok dolaysız bir biçimde güdümlü bir yazardır; bu güdümlülük gerek kültürel, dinsel ve düşünsel, gerekse toplumsal ve sözcüğün ke sin anlamında siyasal düzlemde ortaya çıkar.
Ütopyacı yaklaşımların çeşitliliği, ve bunları Öteki düşünce biçimlerinden kolayca ayırabilmenin güçlüğü de buradan kaynaklanır. Öteki düşünce biçimleri: dinsel ya da siyasal yenileştirmecilerin, yalvaçların ve hatta medyum ya da düş kuranların ya da ütopyayı zaman zaman acı olay, yergi ve çelişkiyle birleşen bir edebiyat türü olarak kullanan yazarların düşünme biçimleridir. Birçok yapıtta bu öğelerin ortaya çıktığı tartışma götürmez; ama ütopya üretiminin iki temel biçimini birbirinden ayıran şeye dikkat etmek gerekir. ilki, bir eleştiri ya da, özellikle toplumsal ve siyasal bir güdülenme işlevini kendinde somutlaştırır; bunu da, şimdiki duruma uygun ve toplumun dışına çıkan bir örneğin oluşturulması ve neredeyse dizgeli bir biçimde sunulması sayesinde gerçekleştirir. Ama bu dolaysız ve düşünsel bakımdan iyi oluşturulmuş ütopya yönteminin yanısıra bir dizi dolaylı ya da henüz tamamlanmamış, ütopyaya ancak par çasal ya da kıyısından köşesinden bağlanan yöntem vardır; bunların ütopyaya, getirdikleri sorun ya da izlckler aracılığıyla bağlanmasına karşın bu durum geçerlidir. Işte böylece, kentbilimci olarak Leonardo da Vinci, Jonathan Swift, Restif de la Bretonne, Aldous Huxley ve daha birçokları farklı niteliklerle, ütopyanın yollarıyla özdeşleştirebileceğimiz yolları benimsemiştir. Ikinci türden ütopyaların etkileri ya da sonuçları bazen ilk türden ütopyalardan daha önemli olsa bile ilk tür ütopyaların çokluğu ve ağırlığı bizi ikinci türden ütopyalara çok daha az yer ayırmaya yönlendirecektir.
alıntıdır
 
Üst