• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

martı....

Martı, martıgiller (Laridae) familyasını oluşturan deniz kuşlarının ortak adı. Türlerin çoğu Larus cinsinde toplanmıştır.

Martılar büyük kuşlardır, genellikle gri veya beyaz renkte çoğunlukla başlarında siyah işaretler bulunur. Cesurdurlar, uzunca bir gagası ve perdeli ayakları vardır. İri hantal gövdeli kuşlardır. Boyları 25-80 cm'dir. Kanat desenlerinin yanı sıra bacak ve gaga renklerine bakılarak tür ayrımı yapılabilir.

Besinlerini çoğunlukla yumuşakçalar, yengeçler ve küçük balıklar oluşturur ama hemen hemen her şeyi yerler. İri martılar kuş yumurtaları ve yavrularını da yer. Tipik kıyı kuşlarıdır, nadiren birkaç türü haricinde denizden uzakta yaşarlar. Büyük türlerde yavrular dört yılda erişkin bir kuş olurken bu süre küçük martılarda iki yıl kadardır.

Martılar, özellikle daha büyük türler becerikli üst düzeyde zeki kuşlardır. İletişim ve yüksek ölçüde gelişmiş sosyal bir yapının karmaşık metotlarını sergilerler. Örneğin birçok martı sömürgesi yırtıcı kuş ve diğer davetsiz misafirlere saldırma eğilimindedir, mesela ringa martı alet kullanımı davranışını sergiler. Martıların birçoğu, insanların yaşadığı yerlerde ortak bir yaşam içerisindedir. Kumsal ve liman çevrelerinde çok görülür ve dikkat çekerler.

Martılar bütün faaliyetlerinde toplumcudur. Hep birlikte avlanır, dinlenir, leş arar ve kavga ederlerler. Çoğu birlikte yuva yapmayı tercih eder. Bazen geniş koloniler kurarlar. Birkaçı alçak ağaçlara yuva yapar, deniz yosunu ve çevredeki diğer bitkilerden büyük yuva oluşturur. Dişi 2-3 kahverengi yumurta bırakır, bunların üzerinde daha koyu kahverengi ya da siyah sık benekler vardır. Erkekle dişi kulaçka görevini paylaşır. Hem erkek hem de dişi yavruları besler. Yumurtadan çıkmış yavruların üzeri grimsi hav tüylerle kaplıdır. 4-6 haftalıkken uçamaya başlarlar.

Martılar gürültücü kuşlardır. Özellikle üreme dönemlerinde şehirlerde apartman çatıları ve benzeri yerlerde yuva kurarabilirler, bu zaman zarfında cırlak sesleri ile etrafı rahatsız edebilirler.

Familya üyeleri bütün dünyada yaygındır. Yalnızca çöllerde ve kutupların donmuş kesimlerinde görülmezler.

alıntı....
 

güney

Martı sen benim kanadımsın

Martı
martı, en sevdiğim şehrin simge kuşu,
martı, çöplüklerin süsü,
martı, soframın konuğu,
martı, simitimin yarısı senin,
martı, en yüksekteki en parlak ışığın uçuşan kurdelası,
martı, hüzünlerimin komşusu,
martı, dalgaların ritmisin,
martı, gitmek istediğim yerlerin yolcusu,
martı, sen benim kanadımsın

Yasemin sungur....
 
Çekip gidiyorum bu kentten demiyorum,
Duvarlara erken ölü resimleri çiziyor bir mahkûm,
İstiridye kabuğuna sığmayan hayaller büyütüyor kendince,
Her zemheride gül düşlüyor, karlar içinde kardelen,
Her martı beni kusuyor denizlere, geçip giden gemiler hemşire,
Uzanırım dalgaların koynundaki seslere, sessizliğin içindeki seslere...
(alıntı)


İlk okuduğum kitap,ben de okuma sevdasını uyandıran ilk kitap Jonathan Levingston'un(ismini yanlış yazmış olabailirim) MARTI isimli eseridir.Küçük bir martının azmini,hayal gücünün büyüklüğünü,direnişini anlatır.Ve ömrüm boyunca unutamayacağım bir eserdir.

Paylaşım için teşekkürler.
 
denizci kuslardir.marti gorurseniz okyanus ortasinda gorulmeleri zordur.
demekki kiyilara veyahut karalara adalara yakinsinizdir. okyanus ortasinda uzak menzil calisan kuslar degildir.
---------------
martilardan nefret etmis biriyle ile calistim,adamin en buyuk zevki marti vurmakti.

onun bu davranisina engel olamadik. korfez saasinda bombalanan bir gemideymis. bir tahta parcasina tutunmus. canini kurtarmis kurtulmayi beklerken. martilar adamin ellerini yemeye calismislar. o ellerini can havliyle kurtarmaya calisirken hayvanlar didikliyorlarmis.

marti hakkinda o kadar buyuk bilgiye sahipti ki,butun familyasini hatta vurmakta oldugu martinin cinsini

hepsini dusman olarak kabullenmisti.
birkac defa av tufegine el koydular sapan yapip ta vurmaya baslamisti.

martilarin ve kuslarin en buyuk zaaflari daima ac olmasidir. kuslar daima actir. cok yiyecek verseniz de doyma hissi almazlar cunku Sindirim sistemi cok kisadir.
marti da devamli uctugu icin enerji harcar ve devamli actir. ne bulursa yer. vemen her tarafi ucarken pisletir.o kadar sindirim sistemi kisadir.
 

güney

Çekip gidiyorum bu kentten demiyorum,
Duvarlara erken ölü resimleri çiziyor bir mahkûm,
İstiridye kabuğuna sığmayan hayaller büyütüyor kendince,
Her zemheride gül düşlüyor, karlar içinde kardelen,
Her martı beni kusuyor denizlere, geçip giden gemiler hemşire,
Uzanırım dalgaların koynundaki seslere, sessizliğin içindeki seslere...
(alıntı)

İlk okuduğum kitap,ben de okuma sevdasını uyandıran ilk kitap Jonathan Levingston'un(ismini yanlış yazmış olabailirim) MARTI isimli eseridir.Küçük bir martının azmini,hayal gücünün büyüklüğünü,direnişini anlatır.Ve ömrüm boyunca unutamayacağım bir eserdir.
Paylaşım için teşekkürler.

Ben çok teşekkür ederim...

Martı benim en çok sevdiğim hayvan (bu sözcük çok irite ediyor beni fakat başka sözcük bulamadım)
Bir martı kanadına saklarım seni beni herşeyi.....
 
Martı deniz'den,
Deniz güneş'ten,
Güneş gökyüzü'nden,
Gökyüzü ay'dan,
Ay yıldız'dan........
vazgeçemiyor ve
Ruh beden'den
Beden can'dan
Vazgeçemezken ben nasıl,
Vazgeçerim senden,

alıntı

Sana gelsin martım...

güneyciğime
 

güney

denizci kuslardir.marti gorurseniz okyanus ortasinda gorulmeleri zordur.
demekki kiyilara veyahut karalara adalara yakinsinizdir. okyanus ortasinda uzak menzil calisan kuslar degildir.
---------------
martilardan nefret etmis biriyle ile calistim,adamin en buyuk zevki marti vurmakti.

onun bu davranisina engel olamadik. korfez saasinda bombalanan bir gemideymis. bir tahta parcasina tutunmus. canini kurtarmis kurtulmayi beklerken. martilar adamin ellerini yemeye calismislar. o ellerini can havliyle kurtarmaya calisirken hayvanlar didikliyorlarmis.

marti hakkinda o kadar buyuk bilgiye sahipti ki,butun familyasini hatta vurmakta oldugu martinin cinsini

hepsini dusman olarak kabullenmisti.
birkac defa av tufegine el koydular sapan yapip ta vurmaya baslamisti.

martilarin ve kuslarin en buyuk zaaflari daima ac olmasidir. kuslar daima actir. cok yiyecek verseniz de doyma hissi almazlar cunku Sindirim sistemi cok kisadir.
marti da devamli uctugu icin enerji harcar ve devamli actir. ne bulursa yer. vemen her tarafi ucarken pisletir.o kadar sindirim sistemi kisadir.

Sevgili orkun;
denizlerin adamı ,martı dostu ilan ettim seni kendimce...sakın izin verme öldürmesinler cırtlak sesli arsız martılarımı...:((
 

güney

Martı deniz'den,
Deniz güneş'ten,
Güneş gökyüzü'nden,
Gökyüzü ay'dan,
Ay yıldız'dan........
vazgeçemiyor ve
Ruh beden'den
Beden can'dan
Vazgeçemezken ben nasıl,
Vazgeçerim senden,

alıntı

Sana gelsin martım...

güneyciğime

Canım güneşim;
çok mutlu oldum...martı kanadında yüreğimi gönderdim sana....ürkek ,çığırtkan,deli,coşkulu,asabi......ama sevgi dolu.....
 

güney

Martı....

lanet olsun !!!
lanet olsun sana martı….
Nefes almalıyım nefes almalı nefes…durmalı susmalı..hiç konuşmamalı…

Bilinçsizce kapıyı kilitledi ve…
Yoruldum, yoruldum dedi…
Terk etmek istiyordu, kendini, kendisini bir terk edebilse olmayacaktı bu kadar sıkıntısı…
Terk etmeliydi kendisini… Çekip gitmeliydi kendisinden…
Kendim..ben;
Nasıl acımasızsın nasıl gaddar nasıl kötüsün sen benim deli aptal kendim..
Seni bırakmak istiyor ben..
Ben nefessiz bıraktım kendimi masada bir beyaz kağıdın ortasında kirlenmiş olarak..giderek kirlenen ellerimi ve giderek kirlenen yüreğimi temizleme şansım yok..
Çok şeyi terk ettim ben ama kendimi terk etme durumum ne kötü hiç kolay değil acısı yakan
Sana bakıyorum terk ettiğim kendim…
Neden çırpınıyorsun
Neden çaban
Hahahahahaaaa
Kötü görünüyorsun karşıdan bakınca sana..anlatayım mı sana dinle bak nasıl görünüyorsun birde dinle kendin olmaktan çıkmış ve seni terk eden benden…
saçların çok dağınık,rüzgarda yok halbuki…aralarda beyaz mı var ne …yada ışık yanılsaması mı bu..
Hayırdır; ne o elindeki hani artık kullanmayacaktın..gerçi gülmüştüm sana “hayır istemiyorum seni “diye bağırırken,gülmüştüm de söylememiştim canın daha çok yanmasın diye..
kapama öyle kulaklarını yok daha bitmedi yeni başladım ben dinleyeceksin..
Hayat acımasız bilirsin,
Hayat hep öyle şekillenmiyor ellerinde “pat” diye tokat ı yiyince yüzüne gelirsin kendine diyeceğim ama kendinde yoksun ki gelecek bir şey de yok..
Devam edeyim mi?
Acıtıyor değimli?
Sen acıdın mı terk ettiğin kendine ha söyle bakayım bu kadar hor kullanırken kendinİ
yok öyle yağma dinleyeceksin beni…
Ellerin titriyor neden?
Ayağa da kalkamıyorsun gücün mü yok? Var var mücadeleciydin hani
Lanet olsun sana ben
Lanet olsun terk ederken beni kendini acımadın ya bana,bende acımayacağım sana.
Dinle…
Dinlemelisin..
Bak dinle yoksa delireceksin dinle..

Karşıdan bakınca kocaman bir çocuk görüyorum
Gözleri şiş
Saçları dağınık
Mahzun titreyen,nefes almakta zorlanan..
Ve boşa uğraşan
Hey sen

Terk ettiğin kendin söylüyor bunları sana…kaç zaman oldu görmeyeli beni kaç zaman oldu vazgeçtin sevmekten beni seni….

Hadi hadi gel..gel de de bana bak hemen gelirim aslında çok yakınım sana karşındayım..
Hadi kaldır kafanı da bir bak gerçek sana bak..

ve bırak artık bırak martı, seni sen olmaktan alıkoyan her şeyi…


S.G..
 
Üst