Müsait Bir Yürek Acısında İndirir Misin Beni?

Elveda..
Yol ayrımı çoktan gelmiş de geçmiş bile. İneceğim son durak gelmiş de ben uyumuş kalmışım. Camın ardındaki renkli dünyalara daldım. Kaçırdım ineceğim yeri..

Şimdi müsait bir yürek acısında indirir misin beni? Yolculuk çok güzeldi sağ ol. Hiç ağlamadım (Yalan.) Hiç üzmedin beni (Yalan.). Hiç yakmadın canımı (Yalan…). Çok ama çok sevdin beni (YALAN… Söyleyebileceğin, üstelik utanmadan söylediğin bir yalan.). Merak etme ben buradan sonrasını biliyorum. Yürürüm evime kadar. Ben bu yollardaki cam kırıklarını tanıyorum. Yolara dökülmüş acıtan dikenleri biliyorum. Daha önceki parçalanmış ayaklarımdan kalan kanlar kurumuş ama izleri kalmış. Ben o çizgileri takip ederim. Sen sakın üzülme.

Müsait bir yürek acısında inebilir miyim?
Gerçekten çok sıkıldım. Gitmeye hiçbir zaman cesaret edemedim. Korktum... Düşmekten, yalnız kalmaktan, saplantılı düşlerimden korktum. Seni kaçıp sığınacağım günahlarımdan af dileyeceğim mabet bildim. Nedense tüm günahlarımı da seninle işledim. Utanıyorum.Yalnızlığımdan... Korkuyorum, hem de daha fazla tüm korkularımdan.
Kandım. Kandırıldım. Üstelik sen kandırmak için de hiç çaba sarfetmedin ki… Tüm suç benim. Ben tüm yalnızlığımı hak ettim. Renkli gözlerinde renkli hayallere daldım. Oysaki senin bir suçun yoktu. Ben kendi uydurduğum aşk masalına inanmıştım. Hani masal olacaktık seninle? Şimdi koca bir yalan olduk...

Müsait bir yürek acısında inebilir miyim?
İnanmıyorum artık mutluluklara. İnandığım tek şey su rengi tuzlu gözyaşlarım. Gözyaşlarımla yıkayacağım kalbimi. Başka bir çarem de kalmadı. Direnmelerim boşuna. Sen çok sevmiştin ya beni (YALAN.), simdi canın acıyacak ya (yalan), için parça parça olacak ya (yalan) sakın üzülme. Ben senden önceki yoluma devam edeceğim. Emin adımlarla yürüyeceğim. Sonra uzun yolculuklardan sonra kendime varacağım. O vakte kadar yalın ayak yürüyeceğim. Sen beni indir müsait bir yürek acısında. Ben kendi derdime ortak olacağım. Bomboş çocuksuz bir parkta bırak beni. Ben biraz geleceğin yalnızlığını seyredeceğim. Biraz çocukluğuma ağlayacağım. Biraz yitirdiklerime... Biraz karanlık gecelerime... Biraz güneşleri batmış günlerime ağlayacağım. Sana hiç ağlamayacağım (yalan), seni bundan sonra hiç düşünmüyeceğim. Gömeceğim kalbimi gömdüğüm yere. Seni unutacağım (Yalan... Yok hayır gerçek.). Zamanımı alacak ama unutulacaksın. Senden bana bir tek yalanlar miras kalacak.

Müsait bir yürek acısında inebilir miyim?
Keşke, sevdim bir zamanlar seni ama bitti şimdi deseydin… Keşke bu kadar değersiz görmeseydin önünde dağlar gibi duran yürekli sevgimi. Şimdi sevgin bir kambur sırtımda. Taşıyacağım ömrümce yalandan sevgini. İnsanlardan gizlemeye çalışacağım. Kahretsin ki herkes görecek o kamburu. Ben ardımda saklıyorum sanarken görünecek. Gözyaşlarım içime akıyor. Hiçbir melhem çare olmuyor yüreğimin acısına. Seninle de yalnızdım ama bu yalnızlık zor geldi bana. Tüm zorları başardım ya hayatta, şizofren sevdam terk etmiyor içimden beni. Dönüşü olmayacak bir yola girdim. Zaten sevgimiz asla kesişmeyen paralel yollardı birbirine. Ve biz hiçbir zaman kavuşamadık bize. İstemiyorum artık renkli gözlerni. Söylemeyeceğim artık sana en güzel aşk sözlerini. Yalvarmayacağım bu sefer ardından. Bu sefer gurur yapacak bir durum yok. Bıçak gibi kesildi sevda bağları. Bu sefer başka bir tenin kokusu bulaştı bize. Kaldıramaz bu aşk bu lekeyi. Kaldıramaz bu sefer bu kalp başka kalbin kırıntılarını. Üstelik seni kandıran o tene nefret bile duymuyorsun. Üstelik saçma bir tek şeyi bana tercih ediyorsun…

Bu sefer dur demeyeceğim sana. Bu sefer kapattım kapılarımı, açmayacağım sana. Bu sefer yoksun gözümde. Müsait bir yerde indir beni. Ben bundan sonraki yolculuklarımı kaçak yapacağım. Bir trenin kompartımanlarda kaçak bir yolcu olacağım. Hiçbir biletçi bulamayacak bu kaçak sevdalı yolcuyu. Hiçbir yolcu görmeyecek bu kaçak yolcunun yüzünü, hiçbir zaman duyamayacak bu yolcunun kokusunu kimse...

Hadi şimdi indir beni müsait olmayan bir yerde
ALINTI.
 
Üst