Müslümanliginiz fiili mi, nazari mi?

İçinde yaşadığımız toplumda Müslüman nüfus için istatistiki hesaplamalarda “% 95’i Müslüman” ifadesi kullanılır. Ülkemizde sıralamada hakı Müslüman ülkeler arasında yer almaktadır. Halkı Müslüman ancak Müslümanlıkla pek alakası görülmeyen bir manzara arz eder ülkemizdeki görüntü. Hatta şöyle de diyebiliriz: İslâm ile islâmî değerlerle çatışan bir konumumuz vardır. En ufak islâmî bir görüntü, önce basın ile sonra da resmî mercilerle sindirilir. “Ben namazımı kılarım. Mütesettir hanımımla istediğim yere girip çıkarım. Böyle olduğum için bürokrasideki mevkimi kaybetmem ve kaybetmekten de korkmam” diyebilen bir tek delikanlıya rastlayabilir misiniz?

“-Asla!” diyorsanız delikanlıca cevap vermiş olursunuz.

Bizde, Müslüman görünmek korkusundan dolayı ibadetler, gizli ve görünmeyelim telâşıyla yapılır. Resmî zevat şu sözü çok sıklıkla söyler: “Dünyada lâiklikle yaşayan, lâkliği özümseyen tek Müslüman ülke bizim ülkemizdir” derler.

Hangi lâiklik diye sorsanız, ceberrut birileri “Bize ait, bize özel lâiklik” diye izahatta bulunurlar...Mayınlı bir mesele, konuya girebilirseniz girin bakalım.

Şimdi bunu bırakalım, asıl konumuza girelim:

Günümüzde Müslümanları iki madde ile mütlaaa edebiliriz:

1-Fiiliyat Müslümanları,

2-Nazariyat Müslümanları.
Sizi işitiyor gibiyim; konuyu biraz aç diyorsunuz. Hay hay hemen biraz açayım:

Fiiliyat Müslümanları: Bu gruba girenler iman ettikleri, Allah indinde makbul olduğu bildirilen, İslâm’ın yaşamasından yana olan, haramı haram bilip ondan kaçışan; helâli de helâl bilip ona da yapışan, hasılı, yaşayabildiği kadarıyla Müslümanca yaşayan Müslümanlardır.Bunlara saygı duyar hürmet ve hizmetlerinde bulunuruz.

Nazariyat Müslümanları: Bu gruba girenler Müslüman olduklarını bilmenin ötesinde İslâm ile hiçbir alâkası olmayanlardır.Böylelerinin görevi, yeri gelince sadece “Ben de Müslümanım” demekten ibarettir.

Böyle “Müslüman”lar, içinde yaşadıkları cahiliyenin biyolojik bir unsuru, bir uzvu durumundadırlar. Böyleleri şuursuzluklarından dolayı cahiliyyeyi dışarıdan gelebilecek “tehlike”lere karşı şiddetle korurlar. Gayretlerini bu yolda harcarlar.

“Nazari Müslüman”lıkla halledilebilecek hiçbir mesele yoktur.Fiiliyat Müslümanı olmadıkça Müslümanım diyenler hep kendilerini aldatmış olurlar.

Fiiliyat Müslümanı olmayan herkes, hangi kılıkta görünürse görünsün, o cahiliyyenin eli, ayağı, gözü, kulağı ve hatta kanı durumunda olur. Onu tanır, ona hizmet eder, onu fiilen ve tamamen takviye etmiş olur.

Hatta diyebilirsiniz ki, nazariyat “Müslüman”ları İslâm için en büyük tehlikedir. Görülmeyen zararlılardır. Bunlar küfrün besin kaynağıdırlar.

İslâm’a küfreden, mukaddeslerimize saldıran, Müslümanları sindirmeye kalkışan gazeteleri ayakta tutanlar günümüzün nazariyat “Müslüman”larıdır.

Son zamanlarda televizyonlardaki göbek havası programlarında şıkıdım şıkıdım oynayan “başları kapalı” zenne bayanlar çok ciddi birer nazariyatlı “Müslüman”dırlar. Bilmem ne parkındaki bankta oturmuş halkın gelip geçmesine aldırış bile etmeyen ve açıkca icra-i zina eden nazariyatcıları hangi kefeye yerleştirebileceksiniz?

Haramları, “Günümüzün şartları bunu gerektiriyor” diye pervasızca işleyenleri, “aydın olmamız lâzım canım, hangi devirde yaşıyoruz?” havalarını oynayanları, İslâm ile hangi usullerrle çatıştıklarını anlamayacak kadar basiretsiz misiniz?Hey gidi “Bende Müslümanım” diyen nazariyat “Müslüman”ları hey. Yarın mahşerde görüşeceğiz, “Müslümanım” demenin ne demek olduğunu. Orada ödeyeceksiniz keyfemayeşa yaşamanın bedelini.

Dileriz ki, oraya varmadan hab,ı gafletten uyanmış olasınız.

Son sorumuz: Siz Müslümanlığın hangi kategorisindensiniz?

Cevabınız merak konusu!
Mevlüt Özcan
ÇİLEWEB
 
Üst