• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

Bır Arsıv Yagmasının Hıkayesı..

BIR ARSIV YAGMASININ HIKAYESI..

Bu arsivler EKSIKSIZ olarak topraklarina teslim edilmeden, Turk Tarihi TAMAMLANMIS ve DOGRU olabilir mi? Gercekten sadece askeri arsivler mi gitti, yoksa tarihimizi ilgilendiren baska belgeler de gitmis olabilir mi?

Okumanizi tavsiye ediyorum, oldukca ilginc.
Saygilarimla
Caglayan
BIR ARSIV YAGMASININ HIKAYESI
Hayrullah GOK
Mesut UYAR

Liman von Sanders baskanligindaki Alman Askeri Yardim Heyeti ve bu heyetin Birinci Dunya Savasi sirasindaki faaliyetleri, yakin donem Turk tarihinin hic suphesiz en onemli konularindan birini teskil eder. Bu donemle ilgili son zamanlarda ciddi arastirmalar yapilmis olmasina ragmen hala aydinlatilmasi ve cevaplanmasi gereken bircok giz ve karanlik hususlar mevcuttur. Kanaatimizce bu cok onemli devreyi aydinlatmak icin Turk ve Alman arsivlerine dayanan kapsamli ve ciddi calismalara siddetle ihtiyac duyulmaktadir.

Turk askeri tarihi ile ilgili olarak surdurdugumuz arastirmalar sirasinda saygideger hocamiz Ord.Prof.Dr. Vakur Versan ve Doc.Dr. Rauf Versan’in yardimlari ve hosgoruleri sayesinde kendilerinin aile arsivlerinde bulunan bir belgeye ulastik. Asagida muhteviyatini ayrintili olarak inceleyecegimiz bu belge, 1. Dunya Savasi’nin sonunda Alman Generali Hans von Seeckt’in Osmanli Erkan-i Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nden (Genelkurmay Baskanligi) cok onemli belgeleri Almanya’ya goturdugunu kanitlamaktadir.

Bu makalemizde oncelikle Alman subaylarinin 1. Dunya Savasi’nin baslangicinda Osmanli Genelkurmayi’ni denetimleri altina almalari ve savas boyunca Osmanli harekat planlarinin hazirlanmasindaki rolleri ortaya konacaktir. Muteakiben tamami cok onemli belgelerin savas sonunda Almanya’ya kacirilmasi hususu aciklanacaktir…

Liman von Sanders Alman Askeri Yardim Heyeti

Kasim 1835’te Turkiye’ye gelen Helmuth von Moltke ile beraber neredeyse araliksiz olarak Osmanli Imparatorlugu’nda gorev yapan Alman Askeri Yardim Heyetleri’nin amaci, ordunun yeni bastan islahi ve teskilatlandirilmasiydi. Bu heyetler, salt modern askeri sistemi Osmanli ordusuna kazandirmak maksadiyla sayica az, daha cok egitim kurum ve birliklerinde gorev yapan danisman-ogretmen misyonu ile calismaktaydi. Herhangi komuta gorev ve sorumluluklari olmadigi gibi danismanlik ve ogretmenlikleri de yaptirimlarla guclendirilmemisti. Etkinlikleri ise tamamen Osmanli ordusuna mensup diger komutanlarla kurduklari iliskiye bagliydi (1). Ancak, Liman von Sanders baskanligindaki heyet, seleflerinden cok farkli olacakti…

Balkan Savasi ve ugranilan agir yenilgi imparatorluktaki butun dengeleri bozdu. Sadece Rumeli gibi cok onemli bir bolge kaybedilmedi, Osmanli devleti ve ordusu her bakimdan ciddi bir sekilde sarsildi. Bu sarsici donemi, Ittihat ve Terakki Partisi’nin iktidari ele gecirerek siyasi ve askeri kadrolari tasfiye etmesiyle birlikte yogun bir guc mucadelesinin yasandigi ara donem izledi (2). Bu donemde, 3. Selim iktidarindan beri kafalari kurcalayan ve bircok islahat girisimine konu olan “Osmanli Ordusu’nu modernize etme” sorunu da hic olmadigi kadar onem kazandi. Ordu acilen modernize edilmeli, ona yepyeni bir ruh ve canlilik verilmeliydi (3). Aksi takdirde imparatorlugun geride kalan topraklarini bile elde tutmak mumkun gorunmuyordu.

Harbiye Nezareti ve Genelkurmay Baskanligi bu sorunun oncekilerden cok daha kapsamli islahatlar yapilmasiyla cozulebilecegini, bunun da ancak Alman subaylarinin fiili komuta ve rehberligiyle gerceklestirilebilecegini dusunmekteydi. Sadrazam ve Harbiye Naziri Mahmud Sevket Pasa doneminde ortaya atilan bu fikir, Sadrazam Said Halim Pasa ve Harbiye Naziri Ahmed Izzet Pasa doneminde uygulamaya konuldu. General Liman von Sanders komutasindaki Alman Askeri Yardim Heyeti’nin Hizmet Sozlesmesi 27 Ekim 1913 tarihinde, Bahriye Naziri ve Harbiye Naziri Vekili Curuksulu Mahmud Pasa tarafindan 5 yillik bir sureyi kapsayacak sekilde imzalandi (4).

1913 Hizmet Sozlesmesi’yle Liman von Sanders ve emrindeki heyete, seleflerinden farkli olarak, butun kritik birlik, kurum ve okullarin komuta ve kurucu baskanliklari terk edildi. Von Sanders ve heyeti, Turk subaylarinin atanmasi ve Almanya’ya egitime gonderilmesinde tek soz sahibi haline geliyordu. Liman von Sanders’in ordunun ikinci veya ucuncu kidemli komutani olmasi kararlastirildi ve boylelikle Alman denetiminde yeni bir ordu kurulmasi icin ilk adim atildi (5).

Genelkurmay Baskanliginin Yeniden Yapilandirilmasi

Alman Genelkurmay Baskanligi, yeni Osmanli ordusunun teskili safhasinda asil onemi, dogal olarak, Osmanli Genelkurmay Baskanligi’na (Erkan-i Harbiye-i Umumiye Dairesi) verdi. Cunku, Alman-Prusya askeri sisteminde ordunun can damari, asil karar verici, denetim organi genelkurmaydi (6) ve bu sebeple Alman Genelkurmayi’nin bir benzerinin kurulmasi dusunulmekteydi. Bu amacla, baslangicta tumen komutani olmasi planlanan Prusya Albayi Bronsart von Schellendorf (7), Erkan-i Harbiye-i Umumiye Dairesi Erkan-i Harbiye Reis-i Saniligi (Genelkurmay Birinci Yarbaskanligi: Genelkurmay Karargahi Kidemli Baskanligi) gorevine getirildi (8).

Genelkurmay reformunda asil onemli adim, Harbiye Naziri ve Genelkurmay Baskani Ahmed Izzet Pasa’nin istifa ettirilip yerine 3 Ocak 1914 tarihinde Enver pasa’nin atanmasi ile atildi. Bronsart von Schellendorf ismi degisse de makamini korudu ve onun onderliginde genc ve yetenekli kurmay subaylardan olusan yepyeni bir Genelkurmay teskil edildi (9).

Yeni Genelkurmay’in ilk gorevi, Balkan Savasi’nda yoklugu buyuk sorun yaratan seferberlik planlarini hazirlamakti. Ancak planlar, Turk kurmay subaylar dislanarak, Bronsart von Schellendorf ve 1.nci Sube Muduru (Harekat, Egitim, Harp Tarihi) Yarbay Kress von Kressenstein tarafindan hazirlandi. Soz konusu hazirlik sirasinda Alman Genelkurmayi ile yogun yazismalar yapilarak koordinasyon saglandi. Ayrica, bu planlarin hazirlanmasi esnasinda yepyeni bir uygulama baslatilarak butun hazirlik calismalari (taslak ve musveddeler), onay belgeleri (ust komutanlik ve koordine makamlarin paraflari) ve Alman Genelkurmayi ile yapilan yazismalar, von Schellendorf’un Alman Basyaveri tarafindan diger evraklardan ayri olarak arsivlenmeye baslandi. Turk subaylarin bu belgelere nufuz etmesi onlendi ve bu uygulamaya savas boyunca devam edildi(10) .

03 Agustos 1914 tarihli irade ile hazirlanan Seferberlik planlari dogrultusunda 1. Dunya Savasi seferberligi uygulanmaya baslandi. Harbiye Nezareti ise Baskomutanlik Vekaleti’ne donusturuldu. Bu son duzenleme ile von Schellendorf fiilen Genelkurmay Baskanligi gorevine getirildi (11). Boylelikle orduda Enver Pasa’nin sinirli etkinligi de sona erdi. Hatta bu tarihten sonra bazi belgelerde von Schellendorf’tan “Erkan-i Harbiye-i Umumiye Reisi” seklinde bahsedilmeye baslandi. Ayni iradeyle Genelkurmay teskilati yeniden degistirildi ve Kritik Merkez Sube Mudurlugu dogrudan von Schellendorf’a baglandi. Artik butun onemli yazismalar Almanlar’in denetiminde yapilacakti. Tabii ki, bu evraklarin asillari ve taslaklarinin ayri olarak Almanlar’in denetiminde arsivlenmesi islemine devam edildi.

20 Agustos 1914 tarihinden itibaren von Schellendorf olasi savas durumunda acilacak cephelerle ilgili planlari hazirlamaya basladi. Bu planlama calismasiyla ilgili elimizde yeterli bilgi bulunmamaktadir. Ancak, Kanal Seferi hazirliklarini von Kressenstein’in, Dogu Cephesi hazirliklarini ise Yarbay Hafiz Hakki’nin von Schellendorf ile beraber hazirladigi anlasilmaktadir (12).
Von Schellendorf’un Osmanli Genelkurmayi’ni idare tarzi ve Enver Pasa’nin Almanlar’a destegi Turk subaylarinda yavas yavas infiale ve muhalefete yol acmaya basladi. Artik rahatsizlik ve tepkiler acikca ifade edilmekte, Alman planlari elestirilmekteydi (13). Bu gelismeler uzerine muhalif gorulen subaylar birer birer tayin edilerek Genelkurmay’dan uzaklastirildi veya pasif gorevlere atandi. Hatta, sube sayisi arttirilarak onemli subeler etkisizlestirildi (14). Savas basladiginda artik denetim mutlak olarak von Schellendorf’un, dolayisiyla Alman Genelkurmayi’nin elindeydi.

Enver Pasa Faktoru

Enver Pasa, Cemal Pasa ve Bronsart von Schellendorf, Kudus'te, Selahaddin Eyyubi Medresesi'nin acilisinda...
Liman von Sanders baskanligindaki Alman Askeri Yardim Heyeti’nin ulkeye gelisinde, Berlin Askeri Atasesi olarak onemli rolu olan Enver Pasa, savas oncesi ve sirasinda da Almanlar’la iliskileri asil belirleyen kisi oldu. Enver Pasa, Osmanli Imparatorlugu ve ordusunun kurtulusunu Alman askeri yardimi ve ittifakinda gorerek, ozellikle Osmanli Genelkurmayi’nin Alman denetimine birakilmasi icin var gucuyle calisti. Harbiye Nezareti (muteakiben Baskomutanlik Vekaleti) ve Genelkurmay Baskanligi’ni uzerine almasi, onun bu konudaki ilk onemli adimi oldu. Ancak siyasi meseleler ve Ittihat Terakki’nin is yuku onun Genelkurmay Baskanligi ile ilgilenmesini engelledi. Zaman icinde von Schellendorf’a duydugu guvenin artmasi ve eskiden beri Alman sistemine hayranligi, Genelkurmay’i tamamen von Schellendorf’a birakmasina yol acti (15).

Savasin baslamasi ve buyuk umutlarla cikilan Sarikamis Seferi’nin buyuk bir felaketle sonuclanmasi, Enver Pasa’nin ordu ve savasin denetimini gittikce artan duzeyde Alman subaylarina terk etmesine sebep oldu(16). Osmanli Imparatorlugu ise artik buyuk Avrupa savasinin bir yan cephesi olarak gorulmekteydi. Osmanli Ordusu, Alman Yuksek Komutanligi’na bagli bir ordu, Osmanli Genelkurmayi ise Alman Genelkurmayi’na bagli bir ordu karargahi olarak(17) muamele goruyordu. von Schellendorf’un Alman Genelkurmay Baskanligi’na yazdigi 15 Aralik 1917 tarihli raporu bunun kanitidir:
"Turkiye, cografi durumu, askeri ve ekonomik kudreti itibariyle bu savasta ancak ikinci derecedeki bir cephe onemindedir; ayni zamanda Turkiye esas neticenin alinacagi esas savas cephesinin (yani Avrupa’daki cephenin) yukunu hafifletmek gibi fedakarliklarla dolu bir gorevi de uzerine cekmeli idi..." (18).
Ayrica Turkiye’nin Alman Genelkurmayi, Osmanli Imparatorlugu’nun bazi cephelere kuvvet ayirmadiginin ve bu bolgelerin kaybedileceginin de bilincindeydi.

Ancak, her seye ragmen Alman Genelkurmayi’nin plan ve emirlerine sadik kalinmaliydi:
"Kullanilmasi mumkun gorulen kuvvetlerden bazilari esas muharebe cephelerine gonderilmis ve orada kat’i neticeleri alinan savaslarda carpismislardir (Galicya kastolunuyor). Bu yapilirken Turk sinir bolgesinin bazi kisimlari ve orada bulunan, fakat askeri bakimdan onemli olmayan, “mukaddes yerler”in birakilmasi pahasina olsa dahi boyle hareket edilmistir. Sayet Avrupa’da kat’i netice alinirsa, elden giden ulkelerin geri alinmasi mumkun olacaktir (….) Benim butun istegim, Yuksek Kumandanligin arzularini burada (Turkiye’de) tatbik etmektir..." (19).

Isin ilginc tarafi, Enver Pasa’nin da ayni fikri paylasmasiydi ve tam bir isbirligi mevcuttu. Bu isbirlikci tutuma en iyi ornek ise Sadrazam Said Halim Pasa ile Enver Pasa ve Kabine uyelerinin imzasini tasiyan ve Padisah tarafindan da onaylanan 29 Ekim 1916 tarihli “Harekat-i Harbiye-i Umumiye” baslikli iradedir. Bu iradeyle acik bir sekilde zafere ulasmanin yolunun askeri komuta ve savas idaresinin Almanya’ya terk edilmesi geregi kabul edilmektedir:
"Bugunku harpte isbirligi ettigimiz, emel ve kaderimizi bagladigimiz muttefiklerimizle fikir ve harekat bakimindan anlasmis olmamiz bir zorunluluktur. En son ve kesin basarinin elde edilmesi icin, fikir ve harekatta birlesIk olma ve yardimlasma lazimdir. (….) Muharebenin cereyan ettigi alanlarin tek cephe sayilmasi ve onemli askeri harekat icin genel karargahlar arasinda muzakere yapilmasi lazimdir. Harp harekatinin genel sevk ve idaresinin birlestirilmesi ile bunun Alman Imparatoru tarafindan deruhte edilmesi, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan hukumetlerince kabul olundugu, Alman Genel Karargahi Kurmay Baskanligi’nin yazilarinda da anlasilmistir. Osmanli Devleti’nin de bu kararlara uyarak hareket etmesi istenmekte oldugundan ve bu hususta duzenlenen esaslar Devlet-i Aliyelerine sunulmustur. Vekiller Heyetimizce de uygun gorulen bu esaslarin Irade-i Seniyyeleriyle onaylanmasini arz ederiz..." (20).

Alman denetimindeki Osmanli Genelkurmayi butun onemli kararlari, sefer planlarini ve her tur yiginagi zaten Alman Genelkurmayi’nin emir ve denetimi altinda yapmaktaydi. Bu irade ile yapilanlara yasallik kazandirilmis ve son engeller de ortadan kaldirilmis oldu. Butun bu onemli yazismalar ve hazirlik calismalarinin Alman subaylar denetiminde ayri bir sekilde arsivlenmesi islemine de devam edildi. En ust duzey komutanlar dahil, hicbir Turk subayi plan ve yazismalara ulasamiyordu (21).Bu uygulama savasin son donemine kadar titizlikle devam ettirildi(22)..

Savasin ilk donemindeki yogun tempo ve Genelkurmay’dan Turk subaylarin uzaklastirilmasi nedeniyle Alman denetimine yonelik muhalefet zayiflamisti. Ancak ugranilan yenilgiler ve bunda Genelkurmay’in yanlis degerlendirme ve emirlerin etkisi Alman komutanlara karsi muhalefeti siddetlendirdi. Bu konuda en dikkat cekici tavir ve uyari 7. Ordu Komutani Mustafa Kemal Pasa’dan geldi. Mustafa Kemal Pasa, Enver Pasa ve Talat Pasa’ya gonderdigi 20 Eylul 1917 tarihli raporda, Suriye-Filistin cephesindeki kotu durumu vurgulayarak acilen Almanlar’dan bagimsiz, milli cikarlara uygun davranilmasi gerektigini belirtiyor, aksi takdirde ise cok buyuk bir felaketin kacinilmaz oldugunu yaziyordu:
"Icinde bulundugumuz batakliktan Almanlar’la beraber bulunarak kurtulmak zaruri ise de, Almanlar’in bu zaruretten imdadi ve harpten istifade ederek bizi mustemleke sekline sokmak ve memleketimizin butun menabiini (kaynaklarini) kendi ellerine almak siyasetine muarizim (karsiyim) ve rical-i devletin bu hususta hic olmazsa Bulgarlar kadar mustakil ve kiskanc olmalarini luzumlu gorurum..." (23).

Liman von Sanders, Yildirim Ordulari komutanligini Mustafa Kemal Pasa'ya biraktigi gunlerde...
Aslinda kit’alarda gorev yapan Alman subaylarin buyuk bir kismi da Alman denetim ve gudumundeki Osmanli Genelkurmayi’ndan rahatsizdi. Alman Askeri Yardim Heyeti Baskani Liman von Sanders, oldukca agir elestirilerle dolu raporlar yazarak Alman Genelkurmayi’ni ikaz etmeye calisti. Ozellikle savasin sonunda yazdigi 27 Mart 1919 tarihli rapor konumuz acisindan oldukca anlamlidir:
"Enver, Almanya icin cok elverisli biri idi; fakat bu hal ise Almanya’nin aleyhine oldu. Cunku Enver, askeri hareketler hakkinda umumi gorus ve sarahat sahibi degildi ve zararli Alman tesirlerine kendini kaptirmisti. Daha az uysal, fakat kendi vataninin menfaatlerini candan benimsemis olan (baska bir) Turk Harbiye Naziri, Turkiye ve bununla birlikte Almanya icin cok daha baska turlu faydali olabilecekti. Bu husus Almanya’da bir turlu anlasilmak istenmemistir..." (24)

Hans von Seeckt’in Osmanli Ordusu’nda gorevlendirilmesi
Genelkurmayin harbin idaresine yonelik olarak aldigi agir elestiriler ve Liman ile Bronsart arasindaki anlasmazlik(25) sonucu von Schellendorf’un Almanya’ya geri cagrilmasina karar verildi (26) . Von Schellendorf’un yerine uzun gorusme ve arastirmalar sonrasinda Tuggeneral Hans von Seeckt atandi (27).

Hans von Seeckt

17 Aralik 1917 tarihinde Istanbul’a gelen (28) Hans von Seeckt’in ilk izlenimleri pek olumlu degildi. Alman subaylarini “Turklesmis” olmakla sucladi, karargahin isleyisini yozlasmis ve amacsiz buldu. Ancak, bir sure sonra kendisi de elestirdigi sisteme uydu. Cunku, Genelkurmay Baskanligi’ni fiilen ustlenmesinin yolunun Enver Pasa ile iyi gecinmekten gectigini anlamisti. Gorev suresi boyunca da Enver Pasa ile cok iyi iliskiler kurdu. Von Seeckt, selefi von Schellendorf gibi Alman ordusunun yukunu Osmanli ordusunun hafifletmesi gerektigine inaniyor ve bu islevin surmesi gerektigini dusunuyordu. Genelkurmay’i da bu anlayisla idare etti(29). Ustelik selefinden farkli olarak von Seeckt, sahsi karargahina uzak ve soguk duran bir yapidaydi (30).

Enver Pasa, von Seeckt’in Genelkurmay’i idare tarzindan cok hosnuttu ve onu tamamen bagimsiz birakti. Hatta Enver Pasa o derece memnundu ki, savas sonrasinda yapilacak yeniden teskilatlanmada von Seeckt’in goreve devam etmesini istiyordu:
"Harpten sonra da ben Harbiye Naziri ve Erkan-i Harbiye Umumiye Reisi vazifelerini deruhte edecegim. Bana Erkan-i Harbiye islerinde mustakilen yardim etmek uzere Erkan-i Harbiye Ikinci Reisligi icin gene bes sene muddetle Alman Erkan-i Harbiye umerasindan birisini istiyorum. Bunun icin de ordumuzu yakindan taniyan ve halihazirda Erkan-i Harbiyem Reisliginde bulunan Zekt Pasa olmasi, bence en muvafiktir. (……) Hindenburg ve Ludendorf’un da muvafakat edeceklerine emin isem de, alelusul gorusulerek bu tayinden, gerek Zat-i Sahane, gerek benim pek ziyade memnun kalacagimi bildirmenizi rica eder ve muvafik cevap beklerim..." (31)

Ancak Liman von Sanders, Enver Pasa ile ayni fikirde degildi ve Osmanli Genelkurmayi’ndaki Alman subaylari ugranilan yenilginin asil sorumlulari olarak gormekteydi:
"Turk Baskarargahinda Turkiye’yi ve Turk ordusunu yeter derecede tanimayan Alman subaylari is gormekte idiler; tecrubeli ve denenmis Turk kurmay subaylarinin isbirligi temini yerine oyle kararlar alinmis ve oyle hareketlere girisilmisti ki, bunlarin basarisizligi ta bastan asIkardi..." (32)

Mondros Anlasmasi ve Alman Heyeti’nin Turkiye’den ayrilmasi..

Enver Pasa ile Alman karargahinin beklentileri ve gelecek icin yaptiklari planlara ragmen 1. Dunya Savasi agir bir yenilgiyle sonuclandi. Bulgaristan’in ayri bir anlasma yapip savastan ayrilmasi ve Suriye-Irak cephelerinin cokmesi yenilginin kabullenilerek acilen ateskes antlasmasini yapilmasini zorunlu kildi. Limni adasindaki Mondros limaninda yapilan gorusmelerde Osmanli Imparatorlugu’nda bulunan Alman subay ve birliklerin Muttefiklerce tutuklanmamasi icin Osmanli heyeti bircok muzakere yapmak durumunda kaldi. Sonuc olarak Alman ve Avusturya-Macaristan askeri personeli ile ilgili 19. madde degistirilerek kabul edildi. Tahliye merkezlerine yakin personelin bir ay icinde, uzak olanlarin ise bir aydan sonra en kisa zamanda imparatorlugu terk etmesi kararlastirildi (33)
Antlasma oncesi baslayan panik, antlasmanin imzalanmasina ragmen daha da buyudu. Enver Pasa ve Ittihat Terakki’nin onde gelen liderleri kacis hazirliklarina ve yurda tekrar donusleri icin uygun girisimleri simdiden yapmaya, Osmanli Genelkurmayi’nda gorevli Alman subaylar ise Askeri Heyet’ten bagimsiz olarak gidis hazirliklarina basladilar.

Bu olaganustu karmasa ortamindan istifade ile von Seeckt, 1915 yilindan bu yana Alman subaylarinin denetiminde ayri olarak arsivlenmis olan seferberlik, sefer cepheleri, savas ve sonrasiyla ilgili onemli planlarin asillari ve hazirlik calismalari ile Alman Genelkurmay Baskanligi’yla yapilmis onemli yazisma evraklarini iceren sandiklari kendilerine tahsis edilen gemilere yukletmeye baslatti. Oysa 31 Ekim 1918 gun ve 6083 sayili tamim geregince bu evraklarin Merkez Subesi’nde veya Riyaset Yaverligi makaminda bulundurulmasi gerekiyordu. Ustelik von Seeckt, Genelkurmay ile ilgili butun sorumlulugunu 1 Kasim 1918 tarihinde devretmisti(34).

Bnb. Abdurrauf Bey'in konu hakkinda yaptigi tutanak...
Von Schellendorf’un Genelkurmay’da gorevlendirilmesinden bu yana Genelkurmay Karargahi Kidemli Baskani Turk Basyaveri olarak gorev yapan ve von Seeckt’in, emirler hilafina, Genelkurmay arsivini Almanya’ya goturme cabasini fark eden Binbasi Abdurrauf Bey (35) ayni zamanda Merkez Sube Mudurlugu’ne de vekalet ettiginden once kendi yetkisi dahilinde arsivi tasimakla gorevlendirilmis olan Alman Basyaver Binbasi Rohrscheidt’i (36) durdurmaya calisti. Basarili olamayinca durumu sadrazama ve Genelkurmay Baskanligi’na yeni atanan Cevad Pasa’ya bildirmesi icin yaver Binbasi Muzaffer Bey’e iletti. Ancak, herhangi bir mudahale gelmedi. Bunun uzerine resmi bir tutanakla durumu Genelkurmay Baskanligi’na bildirdi.

Alman personeli tasiyacak geminin 5 Kasim 1918 gunu sabah saatlerinde Istanbul’dan ayrilacagini ogrenmesi uzerine Binbasi Abdurrauf Bey ayni gun, saat 10’00’dan once bizzat Genelkurmay Baskani Cevad Pasa’nin huzuruna cikarak durumu arz etti. Ancak, yine herhangi bir islem yapilmadi veya yapilamadi. Gemiler, cok degerli yuku ile Istanbul’dan ayrildi(37).

Liman von Sanders, 4 Kasim 1918 gunu Istanbul’a geldiginde ilk grup Alman subay ve birlikler von Seeckt komutasinda coktan ayrilmisti. Gemiler Odessa limanina vardiktan sonra bu grup Ukrayna uzerinden Almanya’ya varacakti. Liman von Sanders ise, son grupla beraber 27-29 Ocak 1919’da Istanbul’dan ayrildi(38).
Herkesin kendini kurtarmaya calistigi bu karmasa ve anarsinin hakim oldugu gunlerde, Bnb. Abdurrauf Bey’in Genelkurmay arsivini kurtarma cabasi ancak gecikmeli olarak etkisini gosterdi. Yeni Sadrazam Ahmet Izzet Pasa, Berlin Buyukelcisi Rifat Pasa’ya 5 Kasim 1918 tarihinde cektigi telgrafla General von Seeckt’in onemli belgeleri kacirdigini belirterek derhal Alman Hukumeti nezdinde girisimde bulunmasini istedi(39). Ancak bir sonuc alinamadi.

Osmanli Genelkurmayi’ni Alman subaylara birakan, burada Almanlar tarafindan ayri bir arsiv tutulmasina ve bunun da yurt disina kacirilmasina uygun kosullar yaratan Enver Pasa bir kisim Ittihat Terakki ileri gelenleriyle birlikte, 8/9 Kasim 1918 gecesi U-67 numarali Alman denizatlisi ile Istanbul’dan kacti. Isin ilginc tarafi, bu grubun Turkiye’den kacmadan once Ittihat Terakki arsivinin onemli bir kismini yok etmesidir(40).

Sonuc
Genelkurmay Baskanligi arsivinin Istanbul’dan goturuldukten sonraki akibetini bilmiyoruz. Bu konudan bahseden tek kisi, Turkiye’de gorev yapmis olan ve makalemizde adi gecen Alman subayi Kress von Kressenstein’dir. Von Kressenstein, anilarini yazarken Genelkurmay dosyalarindan istifade etmek istedigini, ancak bu dosyalara ulasamadigini belirtmekte ve “bu vak’alara ait dosyalarin hemen kaffesi Alman Heyet-i Islahiyesi’nin Istanbul’dan gocu esnasinda kaybolmustu” demektedir(41) .
Arsivler, bir milletin hafizasidir. Mondros Ateskes Antlasmasi’ndan sonra Osmanli Erkan-i Harbiye-i Umumiye Riyaseti’ne (Genelkurmay Baskanligi) ait sandiklar dolusu plan ve yazismalarin Almanya’ya goturulmesiyle birlikte milli hafizamizin cok onemli bir kismi yok edilmistir.


Bu makaleden amac, Alman subaylar denetiminde ayri bir sekilde arsivlenen ve en ust duzey komutanlar dahil hicbir Turk subayinin ulasmasina izin verilmeyen Osmanli Erkan-i Harbiye-i Umumiye Riyaseti’ne ait sandiklar dolusu plan ve yazismalarin 1. Dunya Savasi sonrasinda Almanya’ya goturulmesi konusuna dikkat cekmektir.

Biz, Ord.Prof. Vakur Versan ve Doc.Dr. Rauf Versan’in yardimlari ve yol gostermeleri sayesinde bu onemli hadiseyi gun isigina cikarmakla tarihi bir gorevi az da olsa yerine getirdigimize inaniyoruz. Bu arsivin akibeti arastirilmali ve tekrar gercek sahibine, yani Turkiye Cumhuriyeti’ne kazandirilmalidir. Belgelerin asillari kazanilamazsa birer suretinin saglanmasinin askeri tarih arastirmalari acisindan tasidigi onem stratejik boyuttadir. Boylelikle, Bnb. Abdurrauf Bey’in en kotu kosullar altinda baslattigi caba da sonuclandirilmis olacaktir…
kaynak:
Hayrullah GOK Kara Harp Okulu, Ataturk Ilkeleri ve Inkilap Tarihi Dersi Ogretim Elemani
Mesut UYAR Kara Harp Okulu Uluslararasi Iliskiler Dersi Ogretim Elemani
 
Üst