TRUVA

TRUVA

Troya, M.Ö. 3. ve 2. bin yıllarda canlı bir kültür kenti, yerleşik tarım topluluklarını yöneten bir krallığın merkeziydi. M.Ö. 13. yüzyılın sonlarına doğru büyük bir yangın geçirdi. Bu yangının ünlü Troya Savaşının sonunda çıktığı düşünülmektedir. Bundan sonra yeniden imar edilen kent M.Ö. 1000 yıllarında terk edildi. M.Ö. 700 dolaylarında Yunanistan'dan gelen göçmenler Troya'ya yerleşmeye başladılar. Bu yeni yerleşim " İlion " adıyla M.S. 5. yüzyıla değin sürdü. M.Ö. 6. yüzyıl sonundan başlayarak bölgeye sırasıyla Persler, Büyük İskender, Selevkoslar, Pergamon Krallığı ve Romalılar egemen oldu. M.Ö.85'te Romalıların yağmaladığı kenti aynı yıl Romalı general Sulla yeniden kurmaya girişti. Augustus ve daha sonraki imparatorlar sağladıkları ayrıcalıklarla kentin gelişmesinde rol oynadılar. M.S. 330'da Konstantinopolis (İstanbul) başkent ilan edildikten sonra "İlion" yavaş yavaş geriledi ve unutuldu. Kazılar sonucunda Troya'da üst üste kurulmuş, yedi ayrı kültürü temsil eden 4 mimari katın oluşturduğu 9 yerleşme saptanmıştır.

Yapılan kazılar sonucu, binlerce parçadan oluşan hazinenin yalnızca en değerli 260 parçasının Moskova'daki Puşkin Muzesinde bulunduğu biliniyor. Romanlara konu olmuş Troya altınları, özellikle bayan ziyaretçilerin en çok ilgilendiği konulardan birisidir.

Modern arkeoloji biliminin hiç affedemeyeceği birçok hatalar yapmasına ve Troya'yı bir köstebek yuvasına çevirmesine rağmen yine de arkeolojinin babası kabul edilen ve kendisine Dr. Arkeolog ünvanı bile verilen Heinrich Schliemann, Troya'da bulduğu hazineleri " Priamos'un Hazineleri" olarak adlandırmıştır. Bir yazarın, "Arkeologların en bilimsel olmayanı Arkeolog ilmini kurdu" diye çok iyi tanımladığı Heinrich Schliemann, Kral Priamos'u çok zengin bir kral olarak hayal ettiği için bu hazineleri Priamos'un hazineleri, dolayısıyla kralın karısı Helen'in takıları olarak kabul etmiştir. Onları karısı Sofya'ya takarak karısına "Sen benim güzel Helen'imsin" demiştir. Bu hazinelerin, bugün, Priamos devrinden en az 1000 yıl öncesine, yani Hisarlıktaki II. yerleşmeye ait olduğu bilinmektedir. Priamos'un gerçek hazinelerine ait, şimdiye kadar hiçbir ize rastlanmamış olmasının tek açıklaması, savaş sonrası şehrin tamamen talan edilmiş olmasıdır.

Helenistik dönemde İlion olarak adı geçen efsanevi şehir Çanakkale de Biga yarımadasında (Hisarlık Höyüğü) Truva olarak bilinir. 200x150m boyutlarında ova seviyesinden 30m yüksekliğinde şehir hakkında ki bilgilere İlyada destanında, Anaksimendres, Heredots, Strabon gibi antik yazarların destanlarında rastlanır. M.Ö. XVIII. ve XIX. yüzyılda yaşamış olan araştırmacılar buranın yerini saptamaya çalışmışlar. Frank Calvert Hisarlık Höyüğünün Truva olabileceğini söylemiştir. Calvert 1865te Hisarlık Höyükte 4 sondaj çukuru açmış. Alena mabedinin kalıntılarına rastlanmıştır.

Schliemann 1868 de Troat bölgesine gelmiş ve araştırmalar yapmaya başlamıştır. Schliemann burada 1870te kazılar yapmaya başlamıştır. Böylece I.dönem kazıları başlamıştır. I.dönem Henry Schliemann II.dönem W.Darpfeld , III.dönem C.Blegen, IV. dönem M. Koorfmann kazılar yapmıştır.

Schliemann kuzey kesiminde çalışmıştır. Burada Roma Helenistik dönem ile karşılaşmış ve höyüğün güneyinde Roma çağına ait temeller bulmuştur. 1873te örenin her yerinde 20den fazla çukur açmıştır. Truva hazineleri ilk defa bu yıl ortaya çıkarılmıştır. (altın taçlar, küpeler, gümüş vazolar, silahlar, kazanlar, yassı baltalar, tavalar) Destanlarda adı geçen Priamousun hazinesini bulduğunu zanneden Schliemann alttan ikinci şehri İlion olarak ifade etmiştir. 1878de yeni bir hazine bulmuştur. Hazinenin 3/2si bize kalmıştır. 1879da şehrin sur duvarlarını çıkarırken kuzeyde bir hazine daha bulmuştur. 1882de W.Darpfeld ile çalışmışlar ve I. Truva şehri ortaya çıkarılmıştır. Schliemann Truvada bulduğu hazineyi Berlin müzesine hediye etmiştir. 1870den 1890a kadar 7 şehir saptamıştır I-V. tabakalar Prehistorik dönemlere, VI. tabaka Lidyalılara, VII. tabaka Arkaik döneme aittir. 1890da şehir sayısının 9 olduğu ortaya çıkarılmıştır.1891den itibaren Darpfeld çalışmaya başlamış 1893 -1894 te yaptığı kazılarda alttan üste doğru 9 şehir kesinleşmiştir. I.-V. tabakalar Prehistorik çağa, VI. tabaka Homerin Truvasına aittir.

III. dönem kazılara 1932-38 yılları arasında başlanmıştır. C.Blegen
Truva da 5 mevsim kazı yapmıştır. Blegenin kazıları sonucu Truva da 46 yapı evresine sahip 9 şehre ait buluntular açığa çıkarılmıştır. I. Truva da Blegenin tespitlerine göre 10 yapı evresi tespit edilmiş bunlar a-j ye kadar sıralanmış ve M.Ö. 3.binin ilk yarısına tarihlenmiştir.

a-c Erken Truva I
d-g Orta Truva I
h-j Geç Truva I

Bu evrelere ait buluntular, I. Truvanın erken evresinde yerleşik bir sur duvarı içerisinde yer almaktadır. Mimari taş temel üzerine kerpiç ve dikdörtgen planlı mimari şekilde göze çarpmaktadır. Balık kılçığı şeklinde düzenlenmiş duvarlara da rastlanılmıştır. Truva I bde megaron tipinde mimari ortaya çıkmıştır.Truva Ie ait surun bir köşesinde kulelerle takviye edilmiş anıtsal bir kapı ortaya çıkarılmıştır. Mimari yapı I. Truvanın özellikle 2 a safhasında da devam etmiştir. Sur duvarı içinde yer alan evlerin küçük bir beyliğe ait oldukları söylenmektedir. Burada yaşayan insanlar avla, tarımla ve balıkçılıkla geçinmişlerdir. Bu dönemin ege dünyasıyla kültürel ve ticari ilişkileri tespit edilmiştir. Küçük eserler arasında seramiklere, metal buluntulara, bakırtaş ve çakmak taşından aletlerin yanı sıra silahlara da rastlanmıştır. I. Truvanın orta evresine tarihlenen önemli buluntu ele geçmiştir kireç taşından yapılmış stel bulunmuştur. Bu stel üzerinde stilize insan yüzü tasviri alçak kabartma tekniğiyle işlenmiştir.

Seramikler

I. Truvanın seramik repertuarı batı Anadolu için karakteristiktir. Genel özellikleri elde yapılmış ve monokrom özellik taşımaktadır. Bu dönemin seramik yapısı renkler siyahtan griye değişen tonlarda yeşil, kahverengi ve kırmızı renktedir. Blegenin tespitlerine göre I. Truvada yaklaşık 60 adet kap formuna rastlanmıştır. Bu formlar içinde belli çanaklar vardır. Bunların bazılarının ağız kenarlarının iç kısmında ensize olarak yapılmış süslemelerin yanı sıra insan yüzleri de işlenmiş 3 ayaklı kaplar, testiler, vazolar mevcuttur.

II. Truva

Bu şehir tahrip edilen I. Truva stadelinin hemen üzerine kurulmuştur. Burada 8 ayrı yapı evresi tespit edilmiştir. II adan II g ye kadar uzanmaktadır geniş bir sur sistemi yer almaktadır. Bu sur aşağı yukarı 100m çapında yuvarlak alanı içerisine almaktadır. Şehrin güney kısmında 2 tane kapı mevcuttur. Megaron planlı büyük yapılar bulunmaktadır. II b de surlar yeniden takviye edilmiştir. Bu evrede stadelin içinde ki yapılar değişik yönlerde yapılmışlardır. II b de 3 yeni kapı daha açılmıştır. II c evresinde surlar yeniden inşa edilmiş ve ana kapılardan bir tanesine rampa inşa edilmiştir. Megaron tipi mimari de ince uzun dikdörtgen biçiminde yapılmış avlu bulunmaktadır. Kirişler söz konusudur bu megaronların en büyüğü II a megaronu, hemen iki yanında II b ve II e megaronları yer almaktadır.

II a megaronunun ölçüleri 37x14m bu megaronun önüne bir yapı kompleksinin inşa edildiği tespit edilmiştir. II d evresinde çok sayıda küplere rastlanmıştır. II g evresinde Schliemannın kralın evi olarak adlandırıldığı bir yapı tespit edilmiştir. II a yapısının işlevi; bazı araştırıcılar bu yapının kült yapısı olduğunu savunmaktadırlar. Bu yapının içinde tespit edilen buluntularda hiçbir kült objesi ele geçmemiştir. II. Truvanın zengin buluntuları bu şehrin sakinlerinin refah seviyesini göstermesi açısından önemlidir. II gde kıymetli madenlerden yapılmış objelerin büyük bölümü Truva hazinesi içinde ele geçmiştir. Truvada 16 ayrı hazine buluntusu vardır. Bunlardan bir bölümünün II g evresine ait olduğu tespit edilmiştir. Schliemannın bulduğu hazineler.

II g evresine ait buluntularda bayanlar için yapılmış süs eşyaları ve takılar ele geçmiştir. Bu hazinelerden 3 tanesi silahlarla birlikte çeşitli donanımları içermektedir, geri kalan 3 tanesinde ise silahlar mücevherat ve günlük işlerde kullanılan eşyalar yer almaktadır.

A hazinesi (Schliemannın en büyük hazinesi)

Karışık eserlerden oluşmaktadır. Bir tanesi gümüş sosluk içeren 3 tane madeni kap, 2 tane diadem, 1 tane saç bantı, 4 tane sepet biçimli, küpe çeşitli saç bağları, 6 tane bilezik, çeşitli boylarda ve tiplerde 8700 tane altın boncuk, elektrom kadeh, 2 tane gümüşten külçe, 4 tane tankart, bir gümüşten çanak ve kadeh, gümüşten 2 şişe biçimli vazo, gümüşten yapılmış bir kapak birde bakır ve bronzdan yapılanlar mevcut, 3 tane büyük madeni kap (kazan şeklinde) 20 tane hançer, 3 keski , 1 bıçak, 14 adet yassı balta ele geçmiştir.

D hazinesi

Bu hazine pişmiş topraktan bir kabın içinden ele geçmiştir, altından yapılmış süs eşyalarına rastlanmıştır. Bunlardan önemli bir grubu 4lü spiral şeklinde yapılmış altından boncuklar oluşturmaktadır.

L hazinesi

Mavi taş ve nefritten yapılmış baltalar ele geçmiştir. Dağ kristalinden yapılmış objeler mevcuttur. Hançer kılıç ve asa başı olabileceği söylenen kabzalardan 6 tane ele geçmiştir.

II. Truvanın seramik özelliği; Schliemannın kazılarında açığa çıkarılan kapları bir stratigrafiye oturtmak mümkün değildir. Blegenin buluntularına göre tarihlendiriyoruz. 65 ayrı form çeşitine rastlanmış II. Truvanın erken evresinde gri ve parlak renkte siyah renkte bir seramik var. Kap kacağın büyük bir kısmı elde yapılmış II b evresinde ilk defa çömlekçi çarkı açığa çıkarılmıştır.

II. Truvada yeni kap formları da görmeye başlıyoruz. Düz ve yayvan çanaklar, dephas amphyküpellon sepet kulplu kaplar, gövdeleri kuş biçimli sepet kapLar, çift kulplu tankartlar, geniş ve oval testiler, uzun boyunlu testiler ele geçmiştir. Bu kapların büyük çoğunluğu II g evresine aittir. Ayrıca ilk defa insan yüzlü kaplara da rastlanmıştır. Seramikler genel olarak monokrom çok az sayıda boya bezekli seramiğinde bulunduğu Blegen tarafından söyleniyor. II.Truvanın buluntuları arasında dini hayata ışık tutacak objeler mevcut hem Schliemann hem de Blegenin kazılarında pişmiş topraktan , kemikten ya da taştan yapılmış idole rastlanmıştır.

Blegenin kazılarında II Truvaya ait 2 ya da 3 adet mezara rastlanmıştır. Elektromdan başka altın, gümüş, bakır arsenli bakırdan yapılmış çok sayıda silah örneği ele geçmiştir. Çeşitli teknikler kullanmışlar, döküm, dövme, telkari, kaynak, lehim, perçinleme. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Batı Anadolu, Mezopotamya, Suriye, Kıta Yunanistan, Ege adalarıyla hem kültürel hem de siyasi ilişkiler mevcuttur

III. Truva a-d 4 evreli fakir bir köy kültürü olarak tanımlanıyor. Evler caddelerle ayrılmış bazı evler tamamen taştan inşa edilmiştir. Çok sayıda seramik buluntuları mevcuttur, bronzdan iğnelere, obsidienden yapılmış objelere, idollere burada da rastlanmaktadır. Çok sayıda pişmiş topraktan ağırşaklar mevcuttur II. Truvada da rastlanılmaktadır. Seramik form olarak II Truvadan pek farklı değildir II. Truvanın kap formaları devam etmektedir. Elde yapılmış seramik kaybolmuştur, İthal seramik formlarına da rastlanmıştır.
toplumdusmani.net
 
Fotorafların ve yazıların başka yerden aldığına dair alta bir dipnot vermen yararlı olurdu çünkü bu şekilde intihale girer ve uğraşmak isteyen bazı insanlar boşu boşuna canını sıkar.cops - paste için teşekürler...
 
Fotorafların ve yazıların başka yerden aldığına dair alta bir dipnot vermen yararlı olurdu çünkü bu şekilde intihale girer ve uğraşmak isteyen bazı insanlar boşu boşuna canını sıkar.cops - paste için teşekürler...

Çok Haklısınız , Kaynak gostermek mecburidir diye sitenin hertarafında uyarı metinleri oldugu gibi ,Sahsen de soyleye soyleye dilimde tüy bitti .Maalesef bazılarının kafası kalın oldugundan anlamıyorlar:(

Kaynak site mesajların altına eklenmiştir.
 
Üst